Arabic Turkish
 
2007-12-05   Arkadþýna gönder
2676 (1190)


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN IRAK’A DÖNÜŞÜ VE KERKÜK


Ziyat Köprülü

1991 yılından itibaren Irak'ın kuzeyinde muhtelif yardım kampanyaları sürdürmekte olan Birleşmiş Milletler, 2003 yılında Bağdat'taki merkezinin bombalanması ardından tüm Irak'tan çekilme kararı almıştı. Irak'tan tamamen çekildikten sonra başta Türkmenler olmak üzere ülkede bulunan birçok kesimin çabalarına rağmen Birleşmiş Milletler, Irak'a tekrar geri dönme eğilimi göstermemiştir.

Irak'ta yaşayan Türkmenler ve onların çeşitli siyasi kuruluşları Saddam yönetiminin ortadan kaldırılmasından bu yana, Kerkük'ün sadece Irak veya Türkmenler açısından değil, bölge barışı açısından da stratejik bir önem arz ettiğini anlatmaya çalışmış ve Birleşmiş Milletler’in bu şehirde mutlaka bir büro açmasını talep etmişlerdir. Ancak, bugüne dek bu taleplere ne icabet edilmiş ne de bir cevap verilmiştir. Hatta ve hatta Kerkük'te inceleme yapmak üzere uluslar arası bir ekip bile bölgeye gönderilmemiştir. Malumlarınız Birleşmiş Milletler, Irak'ta yapılan seçimlerde bile herhangi bir rol üstlenmemiştir.

Oysa, Irak'ın toprak bütünlüğü, egemenliği ile hiç bir ayrım gözetmeden bu ülkede yaşayan her kesimin barış ve güvenliğinin sağlanması, Birleşmiş Milletler’in başta gelen hedefleri ve dolayısıyla da görevleri arasında yer almaktadır. Bu kuruluş, Irak'tan uzak durmakla ve ülkede yaşanan gelişmeleri karşıdan izlemekle ve/veya arada bir toplanıp kararlar almakla Irak sorununu çözemez. İşgal sonrası geçen ve neredeyse beş yıla yaklaşan bu sürede yaşananlara bakıldığında, özellikle Birleşmiş Milletler’in Irak'ın her yönden yeniden yapılanmasıyla direkt olarak ilgilenilmesi gerektiğini bilmesi gerekirdi. Tarafsız ve güçlü bir örgütün kendilerine yön vermesi ihtiyacından hareketle Birleşmiş Milletler Örgütü’ne üye olan ve bu teşkilata bir şekilde katkı sağlayan dünya ülkeleri, başlarının dara girdiği ve en muhtaç oldukları dönemlerde elbette ki, Birleşmiş Milletler’in yardımını beklemektedir. Üye ülkelerin bu örgütten beklediği son şey ise; teşkilatın kendilerini sıkıntılarıyla baş başa bırakıp kaçmasıdır.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı, başka milletlerin güvenliğini sağlarken doğal olarak kendi çalışanlarının da güvenliğini düşünmek zorundadır ama unutulmamalıdır ki; bu örgüt, herhangi bir örgüt değildir! Gücünü 192 ülkeden alan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, tıpkı ismi gibi bütün milletlerin birleştiği bir gücü temsil etmektedir. Dolayısıyla buna layık olmalıdır. Ezilen ve haksızlıklara uğrayan halkların umutla baktığı dünyanın bu en büyük örgütü, sorunlardan kaçmamalı aksine, tam içinde olmalıdır. İnsanların en muhtaç olduğu bölgelerde ve en hassas yerlerde bulunamadığı takdirde, kendisine umutla bağlanan tüm mazlum, yoksul ve muhtaç halkları hayal kırıklığına uğrattığı gibi, örgüt olarak büyük bir prestij kaybına da uğrar. Bu durum ise sadece ve sadece yıkıcı, çıkarcı ve insanlığa karşı kötü emeller besleyen tarafların yararına olur.

Gelişmelere olumlu yönden bakacak olursak, Birleşmiş Milletler’in, Irak'a yeniden dönmesi fikri memnuniyet verici bir gelişmedir. Ancak, Irak'ta birçok hassas ve yardıma muhtaç bölge varken, Birleşmiş Milletler’in 28 Kasım 2007 günü Erbil'de bir ofis açması aslında yadırganacak bir durumdur. Bu tavrımız ofisin Erbil'de açılmasına karşı olma anlamına gelmemelidir. Ancak, ülkede bir takım öncelikler varken, Kerkük, Musul ve Al-Anbar gibi hassas yerler böyle bir ofisin açılmasını beklerken, Erbil’de bir ofis açılma hadisesi yadırganmaktadır. Umarız Örgütün Irak Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Bölgesel Yönetim yetkilisinin ofisin açılış töreninde Kerkük ile ilgili olarak yaptığı konuşmalarını dikkatle dinlemiştir. Umarız Özel Temsilci bu ofisin neden bir an önce Kerkük'te açılması gerektiğini fark edip, dönüşünde Genel Sekreter’e sunacağı rapora bu saptamalarını da dahil etmiştir. Zira Özel Temsilci Erbil'de yapmış olduğu konuşmasında Basra ve Al-Anbar kentlerinde ofis açılmasının gündeme gelebileceğini belirtmişlerdi.

Her halükarda Uluslar arası Örgüt'ün yeniden Irak'a dönme kararını olumlu bir gelişme olarak telakki eder, Irak'ın önceliklerini göz önünde bulundurmasını umarız.

Bu arzumuzu dünya kamuoyuna yeniden duyururken, yazımızı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Ban Ki Moon'un dikkatlerine de sunarız.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Papa’nın Irak Ziyareti ve Düşündürdükleri
2 - Büyükelçi Fatih Yıldız’ın Kerkük Ziyareti Hakkında Düşünceler..
3 - Sayın Cumhurbaşkanıma Açık Mektup
4 - BÜYÜKLERE MASAL-10
5 - Anayasal Açıdan Kerkük Sorunu
6 - Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ve düşündürdükleri...
7 - TÜRKMEN TOPLUMUNUN HEDEFİ ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ…
8 - UNUTULMAYAN KATLİAMIN GETİRDİKLERİ
9 - BM GÜVENİRLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE…
10 - Telafer Neden İl Olmasın ?
11 - BÜYÜKLERE MASAL (8)
12 - BÜYÜKLERE MASAL (VII)
13 - BÜYÜKLERE MASAL (VI)
14 - Rice’ın Kerkük Ziyareti… Mesajlar ve Yapılması Gerekenler
15 - BÜYÜKLERE MASAL (V)
16 - BÜYÜKLERE MASAL (4)
17 - BÜYÜKLERE MASAL (III)
18 - Birlik ve beraberliğin örneği olalım..
19 - ALLAH'A ŞİKAYETÇİYİM.. BAŞKA KİMİM VAR..?
20 - BÜYÜKLERE MASAL…(II)
21 - BİR TÜRKMEN GÖZÜYLE KERKÜK…
22 - SADDAM… TÜRKMENLER… VE DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ'NİN İNSAFI
23 - KERKÜK'ÜN IRAKLILIĞINI SAVUNMAK
24 - MADEM Kİ KADERİ PAYLAŞIYORUZ.. O ZAMAN YÖNETİMİ DE PAYLAŞMALIYIZ.
25 - SEÇİMLERİN DÜRÜSTLÜĞÜNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SEÇİM YÜKSEK KOMİSERLİĞİ SORUMLUDUR
26 - BÜYÜKLERE MASAL…
27 - IRAK ANAYASA TASLAĞI, “ETNİK TEMİZLİK” İÇİN BİR DAVETİYEDİR.
28 - ULUSLAR ARASI KRİZ GRUBU
29 - Irak Seçimleri Hakkında Düşünceler
30 - SAYIN GAZİ AJAİL AL-YAVER’E AÇIK MEKTUP
>>Sonraki >>