Arabic Turkish
 
2007-02-16   Arkadþýna gönder
2535 (1108)


BÜYÜKLERE MASAL…(II)


Ziyat Köprülü


Günlük yaşamın monotonluğundan sıkılan bir Kral, hoşça vakit geçireceği ilginç olaylar arıyormuş. Aklına parlak bir fikir gelmiş. Bir karar vermiş; Haftada iki gün, yalan söyleyenleri dinleyecekmiş. Anlatana ‘Yalan söylüyorsun’ derse, yalan söyleyen kişi bir sandık dolusu altın kazanacakmış.

Duyuru yapılmış. Yalancılar, sarayın önünde sıraya girmişler ve yalanlarını tek tek Kral’a anlatmaya başlamışlar….

“Kralım, geçenlerde o kadar susadım, o kadar susadım ki, göl kenarına gelip, susuzluğumu giderirken gölün bütün sularını içivermişim…”

“Kralım, geçen yıl ormanda giderken karşına 20 tane aslan, 30 tane vahşi kaplan çıktı. Bir yumrukta hepsini öldürdüm….”

Vs… Vs…

“Yalancılar” teker teker hikayelerini anlatmışlar. Kral ise kendisine anlatılan her şeye “Olabilir” diyormuş. Derken bir gün huzura, üstü başı perişan biri gelmiş.

Kral; “Hadi anlat bakalım.” demiş. “Bakalım, sen ne yalan söyleyeceksin?”

Gelen kişi hemen söze başlamış; “Kralım. Ben sizin huzurunuza yalan söylemek için değil, “alacak tahsil etmek için” geldim. Yıllar önce, sizin babanızın babasının babası, savaş sırasında babamın babasının babasından, büyük bir küp dolusu altını ödünç almış. O zamandan bu zamana kadar da ödememiş. Ben şimdi sizden borcunuzu ödemenizi istemeye geldim…” demiş.

Bu sözleri duyan Kral aniden hiddetlenmiş ve etrafındaki askerlere; “Atın şu sefil adamı dışarı! Bu adam düpedüz yalan söylüyor…” diye bağırmış.

Adam hemen söze karışmış; “Padişahım, ben yalan mı söylüyorum?”

Kral; “Evet! Yalan söylüyorsun. Benim dedelerimin, senin gibi bir çulsuzun dedelerinden borç almış olması imkansız. Bu hem yalan hem de iftiradır” demiş.

Adam bu defa; “Kralım; Eğer yalan söylüyorsam bana ‘yalan söyleyene vereceğinizi vaad ettiğiniz’ bir sandık altını verin. Yok, eğer doğru söylediğimi kabul ediyorsanız, o zaman da ‘dedelerimin sizden alacağı olan’ bir küp altın borcunuzu ödeyin” diye cevap vermiş.

Aldığı cevap karşısında bir süre düşünen Kral, bakmış ki çıkış yok… Yalanı kabul edip, bir sandık altını adama vermiş….”

Masal böyle… Şimdi, halk arasında, ağızdan ağza dolaşan bu anonim masalı “2007 Yılının Irakı”na adapte edelim. Bakalım ne göreceğiz? Sizce, bugün Kerkük üzerinde yapılan tüm hesaplar, masaldaki ‘profesyonel yalancının’ söylediği yalana benzemiyor mu? Irak Yüzyıllardır bir Türk yurdu olan Kerkük’ün, Anayasası’nın kabulü ile başlayan ve bu şehrin geleceğine dair son noktayı koyacak olan Referandum, bu yalanın son bölümü değil mi?

Tüm dünyaya haykırmak istiyorum: Zaten Türkmenlere ait olan ‘o bir sandık altını’ elde etmek için söylenen yalanlar nasıl böyle görmezden geliniyor? Nasıl profesyonel yalancılar bu kadar büyük bir ödülü elde edebiliyor?

Sözlerime ünlü düşünür Voltaire’in bir deyişi ile son vermek istiyorum ve halkıma sesleniyorum…
“Kendilerini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler, yalnızca kölelerdir.”



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

31 - TÜRKMENLER YİNE GÖRMEZLİKTEN GELİNDİ
32 - "Yeni Anayasasına Giden Yolda Irak" Panelinin Sonuçları
33 - KIM TÜRKMENLERIN ROLÜNÜ BERTARAF ETME ÇABASINDA ?
34 - Bindiğiniz Dalı Kesmeyin…
35 - TÜRKMENLER VE IRAK’TAKİ HAKLARININ ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMASI
<< Önceki <<