Arabic Turkish
 
2005-12-09   Arkadþýna gönder
2714 (1099)


“Irak Türk’ü, Türkmenem” Diyene 15 Aralık 2005 Hesaplaşma Günü Olacak Mı?


Cengiz Bayraktar

( Bölüm -1 )ve ( Tamamı )
Dört yılık parlamenter seçimine birkaç gün kala, Türkmeneli’n de, Irak’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi seçim propagandası yoğun bir şekilde devam yaşanmaktadır. Her kesiminden çok, Irak Türkmenleri açısından bu seçimin ne ifade ettiğini iyice kavramak, paha biçilmez Türkmen oylarının getirisini götürüsünü irdelemek için en az iki yıl geriye, Saddam sonrası sürece ciddi, samimi, tarafsız göz atmamız gerekir.
Amerika ve güçlü ortağı İngiltere, ilkin kurtarıcı palavrasıyla, sonrası ihtilalci kuvvetler olarak Irak’ı işgal ederken, Irak’ta çıkarları doğrultusunda en uzun süre kalabilmek için beraberinde getirdikler çift vatandaşlı, bakımlı, sözde aydın demokrat Irak’lı bir zümreyi kağıt üzerinde, geçici Irak hükümetinin başına getirmişlerdi.
Amerika, özellikle İkinci Bush Hükümeti döneminde kendini dev aynasında görerek dünya jandarmalığına soyunurken, yanlış & doğru attığı her adımı adeta “kabul edin, etmeyin ben tek süper devletim, her istediğimi yaparım” yanımda, yada karşımda size ….yemek düşer demeye getirir. Bu ayrımcılığı kesinkes kabul etmeyen, dünya egemenliğinde sözü geçen akıllı, ağırbaşlı devletler Irak’ın işgal sonrası sürecinde sessizliklerini bozarak her yönden gayrı meşru görünen kukla Irak hükümetini kaile almaz, demokrasiyle alakası olmayan bu zoraki atanmış hükümeti tanımayacağını ima eder. Çıkarı gereği de olsa Avrupa’nın bu ciddi duruşuna, vatanperver Iraklıların sert, kanlı arkası kesilmeyen ve giderek artan direniş hareketleri güç katar. Amerika, itiraf etmese de, zoru görmür, yavaş yavaş ta olsa ısrarcı kaba sözlerini yumuşatır, gizli, için için yenilgiye boyun eğmek zorunda kalır. Nitekim bir müddet sonra, ilgili ağızlardan Irak’ta demokratik bir seçim yapılacağına dair duyurular gelir. Bu duyurulardan sonra taraflar bekle gör taktiğine girer. ( Bu süreçte Bush’a muarız devletler Allawi kabinesine az alakayla birlikte göz yumar)
Allawi Hükümetinin patronları, Türkmenlere sadece Bilim ve Teknoloji bakanlığını verirken, bunun Türkmen nüfusuna göre yeterli olmadığını gelecekte bakanlık sayılarının ikiye, dörde katlanacağı sözünü verse de lafta kalır.
Bu dönem için genel olarak Irak’a baktığımızda, başta kanlı Fellüce olaylarını görürüz. Fellüce şehri havadan, karadan Amerikan kuvvetlerince abluka altına alınmış haftalarca bombardıman edilmişti. Çoluk çocuk binlerce suçsuz insan katledilmişti. Bu olay bütün Irak’ı yasa boğmuş, başta Bush ve Amerikan Askeri güçleri, barış sever,sağ duyulu insanların haklı tepkisine uğramış, kınanmıştır. bu dönem, dünya gündeminde geniş yer tutmuş, dramatik zor, ağır şartlarda da olsa atlatılmıştı. Fellüce’ye şapka çıkartan diğer bir olay meşhur Abu Garip hapishane menşeli ibret, utanç verici malum işkencelerin fotoğraflardır. Oldukça yüz kızartıcı bu fotoğraflar, bütün dünyaya dudak ısırtmış, bomba etkisi yaratmıştı. Irak’a demokrasi için geldik diyen süper devletin subaylarının, erlerinin namahrem tecavüz anı fotoğrafları elden ele, siteden siteye bütün dünyayı kasıp kavurmuştu. Amerika’nın sağ duyulu insanları dahil dünya uluslarını hayrete düşürmüş, hangi yetkiliye uzanırsa uzansın bu rezaletin sorumlularının ağır cezalara çarptırılmalarını istemişti. Ne diyeceğini, nasıl savunma yapacağını bilmeyen Amerikanın üst yetkilileri, uyduruk bir mahkemeyle, adları karışanlar cezalandırılacaklar sözüyle konuyu hasır altı etmek için azami para ve çaba harcamıştı. Yine seçim gündemine bürünerek, Allawi hükümetinin itirazlarına rağmen Irak’ta seçimin zamanında yapılacağını en üst düzeyde ballandırılarak basın toplantılarıyla papağan misali tekrar eder .
Irak’tan kolay kolay çekilmeyi de düşünmeyen Amerika bir yandan sinsi planlar yapmakta, diğer yandan türlü entrikalarla, dalavereyle, sahte gündemlerle ilgili devletleri oyalar. Irak’ın ilk sözde demokratik olan seçiminde hiçbir devlete söz hakkı tanımaz. Kendi isteği ve çıkarı çerçevesinde yapar, civar ülkelerden özellikle Türkiye’den bu seçime kesin kes karışmamsını telkin, talep ederken İran’a göz kırpar, bunu yaparak bir taşla birden fazla kuş vurur. Birincisi ve en önemlisi, malum 1 Mart teskeresinin acısını çıkartmak. İkincisi, Türkiye’nin başını çektiği Irak’a civar ülkelerin dışişleri seviyesindeki toplantılarına ayak koymak.. Üçüncüsü de Türkiye ile eylem birliğine giden, her fırsatta Irak’ın bütünlüğünden söz eden İran’ı yanına çekmek, Türkiye’yi yalnız bırakmak, Irak ve kuzey konusunda elini zayıflatmak.
Tabii Türkiye gibi köklü, güçlü bir devlete gözdağı vermek kimsenin haddi, kârı değildir. Ancak Türkiyesiz bir Irak denildiğinde bunun en büyük handikabı Türkmenler için söz konusudur. Her türlü varlıkları didik, didik edilerek ayaklar altına alınan, zengin petrol yataklarına rağmen yokluğa, açlığa mahkum, üvey evlat gibi göz ardı edilen, kendi toprağında yabancı, üçüncü sınıf muameleye tabii tutulan Türkmenleri birde uluslararası arenadan soyutlamak sahipsiz bırakılmak istenmektedir.
Seçim arifesinde, bombalar altında günümüze kadar geçen sürecin muhakemesinin bu kadarına yer vermek, Irak’a özelliklede Türkmeneli’ye, demokrasiye inanan, umut bağlayan Türkmen milletine haksızlığın en büyüğünü yapmaktan farksızdır. Irak Türkmenleri, Demokras-i Amerikan-i naralar-i eşliğinde, asgari siyasi haklarını almaya dursun başlarına gelmeyen kalmadı.
Seçim sürecinden önce Türkmen partileri, siyasi şahsiyetler, sıkça beraberlikten, söylem birliğinden söz etseler de malum nedenlerden uygulamada zorlanarak değişik parti ve oluşumlarda yer almanın avantajlı olacağına kanaat getirdiler. Demokrasi gereği de karışık listelerde yer almalarına rağmen Türkmenler, Irak genelinde yine haksızlıklara maruz kaldılar. Türkmeneli’nin başkenti Kerkük’’ün güney ve güneydoğu bölgelerinde aslı faslı belli ol(may)an Şii fetvalarla, Türkmen nüfusunun yarısına yakın olan Türkmen Şii kesiminin şuurunu allak bullak eden milletle, akideleri arasına nifak sokarak, birinden birini tercihe zorlamışlardı. Kerkük’ün, Kuzey ve Kuzey batısında, dikta Kürt rejimleri egemenliğinde Türkmenlerin durumu can çekişmekte desek yeridir. Başta tarihi Türkmen şehri Erbil’de, varlıklarına dahi tahammül edilmeyerek medeni kültürel merkezlerine el koyaraktan Erbil Türkmenlerini kıskaç altına almışlardı. Söz konusu seçimde, kimin nerede ne zaman oy kullandığı meçhul. Her fırsatta sözde 13 yıllık demokrasi süreçlerinin, Demokratik Federal Irak’a örnek olabileceğine işaret edenler, 250 bin nüfuslu Erbil’li Türkmen’inin bir önceki seçimde, referandum da aleyhte tek bir oyun çıkmamasına ne buyururlar? Erbil, Kerkük yetmezmiş gibi, Irak’ın en büyük ikinci şehri Musul’u da etki alanlarına almak özellikle anti demokrasi eylem ve sinsi meşgalelerle, silah tehditleriyle girişimde bulunsalar da Musul’da sert direnişle karşılaşarak püskürtülmüşlerdi.
Musul’un Arap milliyetçilerinden dayak yiyen Kürtler bunun açısını zayıf, güçsüz , sahipsiz sanan yarım milyon nüfuslu %100 Türkmen olan Telafer halkından çıkartmak istemişlerdir. Telafer’in güçlü feodal yapısı sayesinde, beklenenin tersi yaşanmış , Kürt peşmergeler Musul benzeri, Telafer dayağı yemişlerdi. Hatırlanacağı gibi Kürtler, Amerikan ordusunun öncülüğünde ikinci Telafer çıkartmasında önceki dayağın acısını Telaflerli Türkmen çoluk çocuktan vahşice çıkarmıştı. Daha sonra abluka altına alınan Telafer ve civar ilçeleri, asayiş yok bahanesiyle de seçim ve referandum sürecinden uzak tutulmuşlardı.
Amerikan destekli Kürtler, Altın köprü’ye, Kerkük’e günü birlik yüz binlerce Kürdü getirerek oy kullandırırken, Kerkük’ün şanlı Altın köprü’nün ve de bir çok Türkmen yoğunlu bölgelerin seçim sandıklarına silah zoruyla el koymuştu.
Cefakâr Türkmen milletine gelince, toplam seçmen sayısının en az %70’ının katılmaktan yana görünse de yukarıda hatırlattığımız nedenler neticesinde bunun sadece yüzde 15-20 sandığına yansıtabilmiştir. Buna rağmen Irak Cumhuriyeti tarihinde ilk defa 12 Milletvekili gibi bir sayıyla ismen de temsil edilmişti. Tabii Bunlardan sadece bir kaçı Türkmen cephesinden olup, ekserisi diğer listelerdendi. Ama hepsi özbeöz etten kemikten Türkmen’di, Türkmen olduklarını da inkar etmiyorlardı. Ancak Irak’ın siyasi arenasında özellikle Türkmen meselesinde çoğunun ses sedaları çıkmıyordu. ( Türkmen hesabına yazılmaktan başka siyasi, teknokrat gibi hiçbir meziyeti olmayan birinin Türkmen adına rakip liste de boy göstermesi ne gün içindir?) Çıkaranların bir kısmı, alt yapılarının olmadığından, kanlı Telafer örneğinde olduğu gibi kısık sesleri duyulmuyordu, yüksek seslilrin ise Türkmen meselesine vakıf olmadığı aşıkardı, zaten olup bitene de anlam veremiyor, önayak olmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Tabii bunun böyle olmasında Türkmeneli topraklarına göz dikenlerin de rolü büyüktü. Ne diyelim siyaset sahnesi bu, her işin hesabı önceden, yapılmalıydı, rakiplerimiz yapılmıştı.
Birde doğru olana Türkmen cephesi milletvekillerinin meclisteki duruşlarına, bir yıllık karnelerine bakalım. Sakın 230 milletvekili karşın, bu bir, iki Türkmen milletvekilinin lafı mı olur demeyin. Zira bu milletvekillerinin arkasında yüce Türkmen milleti vardı. Özellikle Irak daimi anayasası hazırlanırken bu milletvekillerinin yoğun çalışma içerisinde ter dökerken Türkmen milletinin gücünü, desteğini amışlardır. O günlerde her yaştan binlerce Türkmen Bağdat’a akın ederek, toplu yuruyuşler düzenleyerek isyan tehdidinde bulunarak, geçici Irak meclisinden, Irak'ın daimi anayasasının hazırlık aşamasında görev alanlardan Türkmen milletvekillerine kulak asmasını yüksek sesle talep etmeleri hala akıllardadır. Buna rağmen Daimi Irak anayasasında Türkmen kelimesine üç kez yer verilmesinin neyin nesiydi, Türkmen Milletvekilleri gerçekten neyi başardılar neyi başaramadılar sorularınızda tabii ki haklı payınız var ? bu meselenin cevabı şimdilik meçhul olsa da tarih, hiç bir soruyu yanıtsız bırakmaz, er geç bu sorunun da cevabını verir.


( Tamamı )

Dört yıllık parlamenter seçimine birkaç gün kala, Türkmeneli’n de, Irak’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi seçim propagandası yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Her kesiminden çok, Irak Türkmenleri açısından bu seçimin ne ifade ettiğini iyice kavramak, paha biçilmez Türkmen oylarının getirisini götürüsünü irdelemek için en az iki yıl geriye, Saddam sonrası sürece ciddi, samimi, tarafsız göz atmamız gerekir.
Amerika ve güçlü ortağı İngiltere, ilkin kurtarıcı palavrasıyla, sonrası ihtilalci kuvvetler olarak Irak’ı işgal ederken, Irak’ta çıkarları doğrultusunda en uzun süre kalabilmek için beraberinde getirdikler çift vatandaşlı, bakımlı, sözde aydın demokrat Irak’lı bir zümreyi kağıt üzerinde, geçici Irak hükümetinin başına getirmişlerdi.
Amerika, özellikle İkinci Bush Hükümeti döneminde kendini dev aynasında görerek dünya jandarmalığına soyunurken, yanlış & doğru attığı her adımı adeta “kabul edin, etmeyin ben tek süper devletim, her istediğimi yaparım” yanımda, yada karşımda size ….yemek düşer demeye getirir. Bu ayrımcılığı kesinkes kabul etmeyen, dünya egemenliğinde sözü geçen akıllı, ağırbaşlı devletler Irak’ın işgal sonrası sürecinde sessizliklerini bozarak her yönden gayrı meşru görünen kukla Irak hükümetini kaile almaz, demokrasiyle alakası olmayan bu zoraki atanmış hükümeti tanımayacağını ima eder. Çıkarı gereği de olsa Avrupa’nın bu ciddi duruşuna, vatanperver Iraklıların sert, kanlı arkası kesilmeyen ve giderek artan direniş hareketleri güç katar. Amerika, itiraf etmese de, zoru görür, yavaş yavaş ta olsa israrci kaba sözlerini yumuşatir, gizli, için için yenilgiye boyun egmek zorunda kalir. Nitekim bir müddet sonra, ilgili agizlardan Irak’ta demokratik bir seçim yapilacagina dair duyurular gelir. Bu duyurulardan sonra taraflar bekle gör taktigine girer. ( Bu süreçte Bush’a muariz devletler, Allawi kabinesine az alakayla birlikte göz yumar)
Allawi Hükümetinin patronları, Türkmenlere sadece Bilim ve Teknoloji bakanlığını verirken, bunun Türkmen nüfusuna göre yeterli olmadığını gelecekte bakanlık sayılarının ikiye, dörde katlanacağı sözünü verse de lafta kalır.
Bu dönem için genel olarak Irak’a baktığımızda, başta kanlı Fellüce olaylarını görürüz. Fellüce şehri havadan, karadan Amerikan kuvvetlerince abluka altına alınmış haftalarca bombardıman edilmişti. Çoluk çocuk binlerce suçsuz insan katledilmişti. Bu olay bütün Irak’ı yasa boğmuş, başta Bush ve Amerikan Askeri güçleri, barış sever,sağ duyulu insanların haklı tepkisine uğramış, kınanmıştır. Bu dönem, dünya gündeminde geniş yer tutmuş, dramatik, zor, ağır şartlarda da olsa atlatılmıştı. Fellüce’ye şapka çıkartan diğer bir olay meşhur Abu Garip hapishane menşeli ibret, utanç verici malum işkencelerin fotoğraflardır. Oldukça yüz kızartıcı bu fotoğraflar, bütün dünyaya dudak ısırtmış, bomba etkisi yaratmıştı. Irak’a demokrasi için geldik diyen süper devletin subaylarının, erlerinin namahrem tecavüz anı fotoğrafları elden ele, siteden siteye bütün dünyayı kasıp kavurmuştu. Amerika’nın sağ duyulu insanları dahil dünya uluslarını hayrete düşürmüş, hangi yetkiliye uzanırsa uzansın bu rezaletin sorumlularının ağır cezalara çarptırılmalarını istemişti. Ne diyeceğini, nasıl savunma yapacağını bilmeyen Amerikanın üst düzey yetkilileri, uyduruk bir mahkemeyle, adları karışanlar cezalandırılacaklar sözüyle konuyu hasır altı etmek için azami para ve çaba harcamıştı.
Amerika, seçim gündemine bürünerek, Allawi hükümetinin itirazlarına rağmen Irak’ta seçimin zamanında yapılacağını ballandırılarak basın toplantılarıyla papağan misali tekrar eder .
Irak’tan kolay kolay çekilmeyi de düşünmeyen Amerika bir yandan sinsi planlar yapmakta, diger yandan türlü entrikalarla, dalavereyle, sahte gündemlerle, ilgili devletleri oyalar. Irak’ın ilk sözde demokratik olan seçiminde hiçbir devlete söz hakkı tanımaz. Kendi isteği ve çıkarı çerçevesinde yapar, civar ülkelerden özellikle Türkiye’den bu seçime kesin kes karışmamsını telkin, talep ederken İran’a göz kırpar, bunu yaparak bir taşla birden fazla kuş vurur. Birincisi ve en önemlisi, malum 1 Mart teskeresinin acısını çıkartmak. İkincisi, Türkiye’nin başını çektiği Irak’a civar ülkelerin dışişleri seviyesindeki toplantılarına ayak koymak.. Üçüncüsü de Türkiye ile eylem birliğine giden, her fırsatta Irak’ın bütünlüğünden söz eden İran’ı yanına çekmek, Türkiye’yi yalnız bırakmak, Irak ve kuzey konusunda elini zayıflatmak.
Tabii Türkiye gibi köklü, güçlü bir devlete gözdağı vermek kimsenin haddi, kârı değildir. Ancak Türkiyesiz bir Irak denildiğinde bunun en büyük handikabı Türkmenler için söz konusudur. Her türlü varlıkları didik, didik edilerek ayaklar altına alınan, zengin petrol yataklarına rağmen yokluğa, açlığa mahkum, üvey evlat gibi göz ardı edilen, kendi toprağında yabancı, üçüncü sınıf muameleye tabii tutulan Türkmenleri birde uluslararası arenadan soyutlamak sahipsiz bırakılmak istenmektedir.
Seçim arifesinde, bombalar altında günümüze kadar geçen sürecin muhakemesinin bu kadarına yer vermek, Irak’a özelliklede Türkmeneli’ye, demokrasiye inanan, umut bağlayan Türkmen milletine haksızlığın en büyüğünü yapmaktan farksızdır. Irak Türkmenleri, Demokras-i Amerikan-i naralar-i eşliğinde, asgari siyasi haklarını almaya dursun başlarına gelmeyen kalmadı. Seçim sürecinden önce Türkmen partileri, siyasi şahsiyetler, sıkça beraberlikten, söylem birliğinden söz etseler de malum nedenlerden dolayı uygulamada zorlanarak değişik parti ve oluşumlarda yer almanın avantajlı olacağına kanaat getirdiler. Demokrasi gereği de karışık listelerde yer almalarına rağmen Türkmenler, Irak genelinde yine haksızlıklara maruz kaldılar. Türkmeneli’nin başkenti Kerkük’ün Güney ve Güneydoğu bölgelerinde aslı faslı belli ol(may)an Şii fetvalarla, Türkmen nüfusunun yarısına yakın olan Türkmen Şii kesiminin şuurunu allak bullak eden milletle, akideleri arasına nifak sokarak, birinden birini tercihe zorlamışlardı. Kerkük’ün, Kuzey ve Kuzey batısında, dikta Kürt rejimleri egemenliğinde Türkmenlerin durumu can çekişmekte desek yeridir. Başta tarihi Türkmen şehri Erbil’de, varlıklarına dahi tahammül edilmeyerek medeni kültürel merkezlerine el koyaraktan Erbil Türkmenlerini kıskaç altına almışlardı. Söz konusu seçimde, kimin nerede ne zaman oy kullandığı meçhul. Her fırsatta sözde 13 yıllık demokrasi süreçlerinin, Demokratik Federal Irak’a örnek olabileceğine işaret edenler, 250 bin nüfuslu Erbil’li Türkmen’inin bir önceki seçimde, referandumda da aleyhte tek bir oyun çıkmamasına ne buyururlar? Erbil, Kerkük yetmezmiş gibi, Irak’ın en büyük ikinci şehri Musul’u da etki alanlarına almak, özellikle anti demokrasi eylem ve sinsi meşgalelerle, silah tehditleriyle girişimde bulunsalar da Musul’da sert direnişle karşilaşarak püskürtülmüşlerdi. Musul’un Arap milliyetçilerinden dayak yiyen Kürtler bunun açisini zayif, güçsüz , sahipsiz sandıkları yarım milyon nüfuslu %100 Türkmen olan Telafer halkından çıkartmak istemişlerdir. Telafer’in güçlü feodal yapısı sayesinde, beklenenin tersi yaşanmış , Kürt peşmergeler Musul benzeri, Telafer dayağı yemişlerdi. Hatırlanacağı gibi Kürtler, Amerikan ordusunun öncülüğünde ikinci Telafer çıkartmasında önceki dayağın acısını Telaflerli Türkmen çoluk çocuktan vahşice çıkarmıştı. Daha sonra abluka altına alınan Telafer ve civar ilçeleri, asayiş yok bahanesiyle de seçim ve referandum sürecinden uzak tutulmuşlardı.
Amerikan destekli Kürtler, Altın köprü’ye, Kerkük’e günü birlik yüz binlerce Kürdü getirerek oy kullandırırken, Kerkük’ün şanlı Altın köprü’nün ve de bir çok Türkmen yoğunlu bölgelerin seçim sandıklarına silah zoruyla el koymuştu.
Cefakâr Türkmen milletine gelince, toplam seçmen sayısının en az %70’inin katılmaktan yana görünse de yukarıda hatırlattığımız nedenler neticesinde, bunun sadece %15-20’sini sandığa yansıtabilmiştir. Buna rağmen Irak Cumhuriyeti tarihinde ilk defa 12 Milletvekili gibi bir sayıyla ismen de olsa temsil edilmişti. Tabii Bunlardan sadece bir kaçi Türkmen cephesinden olup, ekserisi diger listelerdendi. Ama hepsi özbeöz etten kemikten Türkmen’di, Türkmen olduklarini da inkar etmiyorlardi. Ancak Irak’in siyasi arenasinda özellikle Türkmen meselesinde çogunun ses sedalari çikmiyordu. ( Türkmen hesabina yazilmaktan başka siyasi, teknokrat gibi hiçbir meziyeti olmayan birinin Türkmen adina rakip liste de boy göstermesi ne gün içindir?) Çikaranlarin bir kismi, alt yapilarinin olmadigindan, kanli Telafer örneginde oldugu gibi kisik sesleri duyulmuyordu, yüksek seslilerin ise Türkmen meselesine vakıf olmadığı aşikardı, zaten olup bitene de anlam veremiyor, önayak olmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Tabii bunun böyle olmasında Türkmeneli topraklarına göz dikenlerin de rolü büyüktü. Ne diyelim siyaset sahnesi bu, her işin hesabı önceden yapılmalıydı, rakiplerimiz yapmıştı.
Bir de doğru olana, Türkmen cephesi milletvekillerinin meclisteki duruşlarina, bir yillik karnelerine bakalim. Sakin 230 milletvekiline karşin, bu bir iki Türkmen milletvekilinin lafı mı olur demeyin. Zira bu milletvekillerinin arkasında yüce Türkmen milleti vardı. Özellikle Irak daimi anayasası hazırlanırken bu milletvekilleri yoğun çalışma içerisinde ter dökerken Türkmen milletinin gücünü, desteğini almışlardır. O günlerde her yaştan binlerce Türkmen Bağdat’a akın ederek, toplu yürüyüşler düzenleyerek, isyan tehdidinde bulunarak, geçici Irak meclisinden, Irak'ın daimi anayasasının hazırlık aşamasında görev alanlardan, Türkmen milletvekillerine kulak asmasını yüksek sesle talep etmeleri hala akıllardadır. Buna rağmen Daimi Irak anayasasında Türkmen kelimesine üç kez yer verilmesi neyin nesiydi? Türkmen Milletvekilleri gerçekten neyi başardilar neyi başaramadilar sorularinizda tabii ki hakli payiniz var . Bu meselenin cevabı şimdilik meçhul olsa da tarih, hiç bir soruyu yanıtsız bırakmaz, er geç bu sorunun da cevabını verir.
Yine Türkmen milletinin cefakâr dinamik aydınları, kurum ve kuruluşlari, özellikle Türkmeneli televizyonu (bu günde olduğu gibi) geçen süreç içerisindeki verimli programlarıyla Türkmen halkını her konuda bilgilendirmeye çalıştı. Bizzat seçim konusunda Türkmen Cephesi lehine propaganda sürecinde bütün tehdit ve silahlı saldırılara maruz kalmasına rağmen görevini başariyla ifa etti. Propaganda yayınını kesintiye uğratmadı, büyük azim ve iradeyle sürdürdü. Bunu yaparken başta Türkmen milletinin takdirini, alkışını ve güvenini kazandı. Türkmen halkı bu gibi başarilarla umutlandi, Türkmeneli televizyonunun, Kerkük’ten sorumlu, üst düzey Amerikalı asker ve diplomatları Türkmeneli ile ilgili mülakatlarının ekrana yansıtılması başarili programlarından biri oldu. Ancak ihtilalcilerin içi boş vaatlerine bir kez daha ekrandan duydular, tanık oldular. Haksızlıklara izin vermeyecekleri palavrasında sükuti hayale uğradılar. Bu İhtilalci Yöneticilere yeri gelmişken içimde ukde kalan Kerküklü bir Türkmen olarak bir birkaç soru sormak istiyorum.
“Irak bütünlüğünden, Irak halkının tümünü kucaklayan, kardeşlikten söz açan, demokrasi düzenini savunan, adeta misyon edinen, silahlı milislere hayır diyen Türkmen toplumunun, parti, kurum ve kuruluşlarinin, demokrasi bayraktarı ihtilal güçlerin ilgisini alakasını çekmemenin nedenleri ne olabilir?
Göz ardı edinmelerinin sebebi sırf Türk olmaları mı? Türkiye ile soy bağları olduğu için mi? Şayet 1 Mart tezkeresi geçse idi Türkmenlerin bugünkü durumu farklı olur muydu? Birilerin lehine taraf olması, antidemokratik uygulamalara göz yuması Dünyanın süper donanımlı gücü, Vietnam da olduğu gibi Irak’ta da batağa saplandığı için mi?Amerikanın orta doğu projesine, demokrasi ihracatına ne oldu?
Geçmişe mazi derler biz yine önümüze bakalim. Kim ne derse desin bugün, dünyanın gözü önünde, Amerikan güçlerinin gözetiminde haksız, mesnetsiz iddialarla Türkmenlere ait evlere, parklara, arazilere, bostanlara silah zoruyla el konulmaktadır. Gözetiminde demek birazda abes olur, zira daha düne kadar Amerikanın askeri hava filosu, Türkiye’nin arka bahçesi Türkmeneli’nin gözbebeği, yüzde yüz Türkmen nüfuslu Telafer’in üstüne günlerce bomba yağdırmıyor muydu? Toplu katliamlar yaşanmadi mi? Sağ kalanlar güç bela evlerini, yurtlarını yalınayak terk ederek civar köylere sığınmadı mı? Dağlık arazilerde aç susuz derme çatma çadır kentlerde yaşamaya mahkum olmadılar mı? Peki bu soruların nedenleri ne olabilir? Sakın“ Daimi Anayasa” referandumunun hayır oylarının engelleme girişimi olmasın.
Hal bundan ibaretken Ey mağdur, mazlum Irak Türkmen’i, boş vaatlere, tutulmayan gündelik sözlere daha ne kadar tutunabilirsin?
Barut kokusuyla büyüyen, başarisizliktan bugün için endişesi olmayan, tek duyuruda meydanlari yüz binlerle dolduran 9 babalilar bile seçim sandiklarina koşar adımlarla giderek nüfusunun % 90’ını sandığa yansıtırken, geçen seçimde olduğu gibi üç milyondan fazla Türkmen’in nüfusunun % 15-20’si ile yetinecek misin?
“Benim bir oyumdan ne çıkar, bana mı kalmış!” diyenler atalarından duydukları “damla damla göl olur” sözüne ters düşecek misin?
Parmağını evdeki yalancı mürekkebe batırıp, yalandan oy kulandım diyebilir misin? Yarın mahşerde Allah’ın huzurunda şehitlerimizin önünde bunun vebalını nasıl ödersin? Ben Şii’yim Havza, İmamlar böyle istedi ben de oyumu imam Ali’ye, Mehdiye veririm diyenler geçen seçimi hatırlayın. Tüm Irak’ın sözde cumhurbaşkanı Talabani’yi dünya medyasının önünde işte gördünüz “Irak Türk’ü, Türkmenem” diyenlerin nüfusu 73 bindir!. Talabani’nin bu alaylı sözü, Hazret Ali’nin on iki İmamının manevi huzurunda söz açılırsa ne buyurursunuz? “Aslını inkar eden benden değildir” diyen birine, cahil cüretiyle Şah Mardanim sizin için aslımı inkar ettim diye bilir misiniz ?
Şii Başbakan Caferi’nin bir türlü gerçekleşmeyen başbakan yardimcilarindan biri Türkmen olacak sözüne yine aldanacak misiniz? İkinci bir seçimin günü altı ay öncesinden bile belliyken, senin reyine adeta ihtiyacım yokmuş gibi virana halindeki Türkmen şehir ve kasabalarına, beldene asgarî ihtimam göstermeyen birilerine, sırf aynı mezhepten olduğunuz için oyunu heba etmeyi bir kez daha göze alacak mısın?
Virane Tis’in şehrini ve onun %100 Türkmen olan Şii şehitlerini belgelemek istemeyen ve 1991 Altın köprü katliamında, Türkmen Sünni kardeşleriyle birlikte Tazehurmatı’lı, Tis’in’li Şii Şehit Türkmenleri yok sayanlara bir kez daha oyunuzu mu vereceksiniz?
Ey Sünni’siyle Şii’siyle Türkmen kardeşlerim, bu seçim dört yıl içindir, bu fırsat ancak dört yılda bir eline geçer, bu seçimde asil bir Türkmen olarak meydana çıkıp, bende varım, ilelebet de var olacağım diyebilecek misin?
Ey gururlu Türkmen kardeşim sana Türkmeneli’yi, çilekeş Kerkük’ü dar edenlere yeter diyecek misin, var gücünle karşi koyacak misin? Ulu atan ne güzel demiş “sen Türksün Türk oğlusun damarında asil Türk kanı mevcut ona güven, hakkını kimseye yedirtme buna gücün, iraden yeter” bu ulu söze kulak asmayacak mısın?
Ey Türkmen Kardeşlerim, bacılarım, ablalarım ağabeylerim, haydi seçime haydi hesaplaşma gününe, söz hakki sana gelmiştir, hakkın olanı sandığa yansıt. Eli herkesle hesaplaşacak misin?
Ey İmanlı dini bütün Türkmen kardeşlerim, sakın ha demeyesin, ben ne ona ne buna oyumu veremem? ihtilal var, fetvalar var şeran caiz değildir?
Ey Türkmen kardeşim sakin bir daha sakın, ben filanı, fiskanı hiç beğenmem oyumu Türkmen cephesinden başkanina, şuna buna veririm demeyesin. Biliniz ,emin olunuz özellikle bu seçimde 630 numara senin numarandır, Türkmen’in numarasıdır, 630 sadece ve sadece seni “Irak Türk’ü ,Türkmenem” diyeni temsil eder. Hesaplaşma günün gelmiştir hesaplaşmaya, hakkını almaya var mısın?

Gündoğdu- İzmit


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmeneli’nin Basın Tarihinden Yıldızlar
( Nadide Kültür Adamı: İhsan S. Vasfi )
2 - Eleştiri Dozu Hangi Ölçüde Olmalı?
3 - Türkmeneli’nin Öncü Tiyatrocularından Merhum Enver Mehmet Ramazan'ın Biyografisi
4 - Abant Toplantısı, Barışı Aramak mı, Yoksa Kürdistan’ı Afişe Etmek mi?
5 - Irak'taki Yerel Seçimlerin Kesin Sonuçlarý Ne Zaman Açýklanacak?
6 - “Seçime Doğru” Türkmeneli TV’nin En Etkin En Başarılı Programı…
7 - Kemal Çapraz: Türk Dünyasının Sesi Kulağı…
8 - Lider Nejdet Koçak’ın Ardından
9 - Türkmeneli Liderinin Ölüm Yürüyüşü
10 - Irak Türkmen Partilerinden Yerinde Bir Karar Ama…
11 - Kerkük Valiliği Tabelasına Türkçe ilave Edilmesinin Perde Arkası
12 - Kerkük Hem Türkmen Şehri, Hem Azınlıklar Şehri olabilir mi?
13 - İbni Haldun’un Mukaddimesi ve Payımıza Düşenler
14 - Türkmeneli Tarihinden Yapraklar
15 - Mavilerin Kerkük’üm
16 - Türkmeneli’nin Siyasi Tarihinden Yapraklar
17 - Türkmeneli’nin Siyasi Tarihinden Yapraklar
18 - Güneş Harekatı Dosta, Düşmana Dudak Isırttı
19 - Abdüllatif Benderoğlu ve Yalancının Mumu...
20 - Irak Türkmenleri Bağdat’ta Şahlandı
21 - “2 Şubat 1970”
22 - “24 Ocak 1971” Irak’ta Türkmen Varlığının Dünyaya Haykırıldığı Tarih
23 - Kerküklü büyük şair Kabil
24 - Milli Sohbetler ( 3) Mavi urbalılar çizgisi Bölüm - 2 -
25 - Milli Sohbetler ( 3) Mavi urbalılar çizgisi Bölüm - 1 -
26 - Türkmeneli Bayrağı
27 - Yeni Irak, İkinci Cumhurbaşkanını Görecek Mi?
28 - Muhteşem Kerkük Mitingi Perde Arkası (Son)
29 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası Bölüm -5-
30 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası / Bölüm - 4 -
>>Sonraki >>