Arabic Turkish
 
2014-12-30   Arkadþýna gönder
2152 (906)


Irak Dramı Nereye Kadar…


Suphi Saatçi

Irak’ta adına bağımsızlık ve demokratikleşme hareketi denilen ve 2003’te başlayan ABD işgali on ikinci yılını doldururken, ülkede istikrar ve demokratikleşme yِnünde henüz bir adım dahi ilerleme kaydedilmemiştir. Daha açık bir ifadeyle gidişat işgalin başlangıç noktasına gِre günden güne daha da kِtüye gitmiştir.

Ulusal ordu olmadığı için ülkede devlet otoritesi ve güvenlik bir türlü sağlanamıyor. Art arda gelen kِtü yِnetimler yüzünden, acil olarak duyulan ihtiyaçlar yerine getirilemiyor. Yatırımlar için ayrılan bütçelerin büyük kısımları, daha işin başlangıcında çalınıyor. Torpilli ve yandaş olan vasıfsız ve deneyimsiz yükleniciler, ilk avansların alınmasından sonra ortadan kayboluyorlar. En basit bir resmi evrak bile, rüşvet verilmeden bir masadan diğer masaya gitmiyor. Önemli ِlçüde yozlaşan Irak’ta yanlış yِnetimden dolayı hiçbir siyasî kadro geleceğe ümitle bakamıyor.

Can güvenliği olmadığı için ülkenin en iyi doktorları yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır. İlaç ithalatı durduğu için Irak’ta sağlık sektِrü tamamen çِkmüş durumdadır. Irak hükümeti bu yüzden hastalarını tedavi için yurt dışına gِndermekte ve bunlara büyük paralar harcamaktadır. Güvenlik olmadığı için ticaret yapan iş adamlarının yatırımları sıfıra inmiştir. Güvenlik sorunu ne yazık ki Irak’ın her tarafına yayılmıştır. Bu boşluktan yararlanan IŞİD, ülke topraklarının üçte birini işgal etmiştir. 2003 yılında dağıtılan Irak ordusu ve ulusal güvenlik kurumları, büyük bir boşluk yaratmıştır. Irak’ta halen mecburi askerlik hizmeti yürürlükten kaldırıldığı için hiçbir kimse geçici bile olsa askere alınmıyor. Irak gerçek bir orduya sahip olmadıkça, yani eğitimli, disiplinli ve donanımlı bir profesyonel ordu oluşturmadıkça, ülkede hükümetin yasama ve yürütme gِrevini güvenli biçimde yerine getirmesi mümkün değildir.

ـlkenin ekonomik sorunlarını çِzecek güçlü bir hükümete ihtiyaç vardır. Kِtü yِnetimler yüzünden ülke, ekonomik dar boğazlara sürüklenmiştir. Ekonomik zorlukların aşılması için istikrarlı ve siyasi, etnik ve mezhepsel çekişmelerden arındırılmış, teknokrat düzeyi yüksek bir hükümete ihtiyaç vardır. Sürekli savaş gerginliği ve siyasi çekişme içinde hükümet eden bir kabinenin icraat yapması mümkün değildir. Ekonomik durum Irak’ın bu şekilde devam edemeyeceğini gِstermektedir. Gِzlemcilerin de ifade ettikleri gibi, Irak’ta sadece petrole dayalı bir ekonominin olması ülkedeki sorunları çِzmeye yetmemektedir.

Irak, gelirlerinin yaklaşık yüzde 75’ini maaşların ِdenmesine ayırmaktadır. Bunun anlamı bu ِdemeler karşılığında bir şey alınmadığıdır. Büyük bir bütçe açığı içinde olan ve nakit para sıkıntısı çeken bir ülkenin kalkınma yapması da düşünülemez. Irak’ta yeni kurulan hükümetin ne yapacağı, daha doğru bir ifade ile ne yapabileceği de henüz belli değildir. ـlkede yaşanan bütçe açığına ek olarak, yurtları ve evleri ellerinden alınan binlerce gِçmenin giderlerinin karşılanması da, hükümete büyük mali yükler getirmekte ve sıkıntılar yaşatmaktadır.

Maliki Gitti El-Abadi Geldi
Sünnilerin baskıları ile Maliki değiştirilmiş, ancak sorun çِzülmemiştir. Bütün sorunların başlıca sebebinin merkezi hükümet olmadığı da bِylece anlaşılmıştır. Hem Şii, hem de Sünni partilerinin arasında sِylem birliği olmaması ve tek lider etrafında toplanılmaması, krizin derinleşmesine yol açmıştır. Aynı sorun Kürtler için de sِz konusudur. IŞİD’in çok kolay biçimde bazı bِlgeleri işgal edişi ve kolayca ilerleyişi, peşmerge güçlerinin de profesyonel ve yeterli bir ordudan oluşmadığını ve ülke savunması için uygun biçimde hazırlanmadığını gِstermiştir. Savaşmak için gerekli alt yapının olmadığı, ülkenin korunmasını sağlayacak profesyonel bir ordunun acilen kurulmasına gereksinim duyulduğu ortaya çıkmıştır.

Yetkin teknokrat kişilerden oluşması gereken bakanlar kurulu, daha çok partilerin ِnerdiği üyelerden meydana gelmiştir. Bu yüzden hükümet ciddi biçimde sorunların üzerine gidememektedir. Çünkü her hükümette bulunan eski Sünni, Şii ve Kürt gruplar yeni hükümette de aynen yer almış bulunuyor. Bunun sonucunda eski çekişmelerin, yeni üyeler tarafından eskisi gibi devam ettirildiği gِrülmektedir.

Irak Başbakanı Haydar El-Abadi’nin bakan seçme gibi bir yetkisi bulunmadığı için, ona verilen parti üyelerini aynen kabineye atamak zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Kısacası Maliki’den kurtulunca durumun bir anda düzelerek daha iyiye gideceği beklentisi içinde olanlar, büyük bir düş kırıklığı yaşamışlardır. Başka bir ifade ile Maliki dışında başka bir şey değişmemiştir. Geçmişte yapılan hatalara devam edildikçe, halkın beklentilerine cevap verecek hükümetlerin iş başına gelmesinin daha çok uzak ihtimaller dâhilinde olduğu sِylenebilir.

Geleceğe ـmitle Bakmak İçin…
Irak’ta yıllardır baskı ve zulüm altında yaşayan halkın hâlâ her günü endişe ve ِlüm korkusu içinde geçmektedir. Herkes çocuklarını okullara gِndermekte, ancak korku içinde çocuklarının yolunu gِzlemektedir. Her gün çarşı pazardan alış veriş yapan halk, evine ve ailesine rızık taşımaktadır. Hayatın asgari şartları olan bu eylemleri de insanlar güven ve huzur içinde yapmak istemektedir. Bu kadar basit işlerin bile endişe ve korku içinde yapılması, Irak halkının hayatını zindana dِnüştürmüştür.

Herkesin umutsuz ve mutsuz olduğu bir ülkede, bir de IŞİD gibi yeni bir takım terِr ِrgütlerinin tehdidi altına girmesi, halk yığınlarını endişe ve korkuya sürüklemektedir. ـstelik halkı koruyan, güvenlik ve huzuru sağlayan devlet otoritesinin olmaması da, insanların beklentisini, geleceğe ümitle bakmasını, kısacası yaşama sevincini ortadan kaldırmıştır.

Korumasız, güvencesiz ve her türlü tehdit ve tehlikeye açık bir ülkede yaşayan masum bir halka, en azından güven ve ümit verecek bir çıkış yolu mutlaka bulunmalıdır. Etnik ve mezhep ayrımcılığına son verilmesi ve Iraklılık bilincinin tekrar canlandırılıp oluşturulması mümkün müdür? Bunu tahmin etmek ve sِylemek bugün için belki çok zor gِrülmektedir. Ancak birilerinin Irak’taki siyasî aktِrlere bu hususta yardımcı olmaları ve telkinde bulunmaları gerekir. Bu konuda hiç şüphesiz Irak’a komşu olan ülkelere de ِnemli gِrevler düşmektedir. Irak’ta kalıcı iç barışı ve huzuru sağlamak için dost ve deneyimli ülkelerin seslerine her zamankinden fazla ihtiyaç duyulmaktadır.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kerkük Kayserisi
2 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
3 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
4 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
5 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
6 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
7 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
8 - Kardaşlık 18 Yaşında
9 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
10 - Irak’ın Geleceğine Dair…
11 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
12 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
13 - Türkmenler İçin Güvenli Bِlge Oluşturulmalı idi…
14 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
15 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
16 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
17 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
18 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
19 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
20 - Fuzuli ـniversitesi Hakkında…
21 - Türkiye ve Türkmenler
22 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü
23 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
24 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
ـlkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
25 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
26 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
27 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
28 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
29 - Külah Kapma Yarışı Hızlanırken
30 - [SEÇİM SONRASI IRAK] Şaşırtmayan sonuçlar
>>Sonraki >>