Arabic Turkish
 
2013-10-07   Arkadþýna gönder
2499 (845)


MAHİR NAKİP İLE SÖYLEŞİ


Abbas AHMET

Türkmeneli dergisinin bir önceki sayısında tanınmış mücadeleci Nefi Demirciyle yapmış olduğum mülakati neşr etmiştim.

Elinizde bulunan bu sayıda ise yine çok değerli bir türkmen mücadelecisi ve bilim adamı olan profesor Mahir Nakip beyle yapmiş olduğum mülakatı sunuyorum .

Bilindiği gibi mahir nakip daha genç yaşta iken gittiği türkiyede hem tahsil görmüş hemde türkmen davasına hizmet gösterip ve bu uğurda elinden geleni yapmaya gayret göstermiştir . bugün Mahir Nakip bilim dünyasında başarılı bir akademisyen olarak bir şahsiyet olarak tanınmiş olup aynı zamanda da türkmen kültürüyle ve davasıyla ilgilenip bu uğurda takdire şayan bir sürü eser bırakmıştır .

Abbas Ahmet : Hiç kimse sizi sizin kadar doğru dürüst tanıtamaz , o zaman siz kimsiniz ? .



Mahir Nakip : Ben Kimim?

1952 yılında Zaho’da anamdan doğmuşum. Ancak babam beni Kerkük’te nüfusa kaydetmek için uzun zaman beklemiş. Babam Nüfus Dairesi’nde memur olarak çalışmış ve çeşitli Türkçülük hareketlerine katıldığı için sürekli Kuzey illerine sürgün yemiştir. Onun için bütün ağabeylerim ve ablam Irak’ın Kuzey illerinde doğmuştur.Babam 1955 yılında emekli olduktan sonar tekrar Kerkük’e dönebilmiştir. 1957 yılında da Kerkük’te vefat etmiştir.

Ortaokulu Kerkük’te bitirdikten sonra 1968 yılında Bağdat’a taşındık ve 1970 yılında da liseyi Bağdat’ta tamamladım. Bağdat’ta kaldığım yıllarda Türkmen Kardaşlık Ocağı’nda çeşitli gençlik faaliyetlerine katıldım. O yıllarda bize yol gösterenler Rahmetli Rıza Demirci ve Rahmetli Saygın Hürmüzlü idi. Bağdat’ta üniversiteyi kazandığım halde Türkiye’ye gelmeyi tercih ettim. Bizi Türkmen davası yönüne yönlendiren Değerli insan Erşat Hürmüzlü olmuştur. Bir grup genç olarak Türkiye’ye geldik ve bir taraftan çeşitli fakültelerde okuduk, diğer taraftan da köklü Türk kültürünü öğrenmeye çalışarak, Türkmen davası uğruna kendimizi yetiştirmeye gayret ettik.

Türkmen davasında bize ufuk gösteren ve kendisini liderimiz kabul ettiğimiz Rahmetli Nejdet Koçak’ı Türkiye’de tanıdım. İşte o zaman dünyaya ve davamıza farklı bir gözle bakmaya aşladım. Daha doğrusu Türkmen davasının ne olduğunu o zaman idrak ettim ve kendimi buldum. Bu bağlamda kendimi kısaca tarif etmem gerekirse, “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti” ülküsü yolunda kendisini Türkmen davası içinde bir nefer olarak gören Türkmen eriyim diyebilirim.

Abbas Ahmet : Biz şuna inanıyoruz ki ister kerkük´ten ve ister tüm Türkmeneliden uzak düşmenize rağmen ama birgün olsun buraları unutmadınız , bu soruya karşı yanıtınız nasıl olcaktır ? .




Mahir Nakip : 1970-1980 yılları arasında Ankara’da tahsilimize devam ederken, iki davranışı davaya hıyanet sayardım. Biri Türkiye’de keyif için vatandaş olmak ikincisi de Türkmen olmayan bir kızla evlenmekti. 1980 yılında Nejdet Ağabeyimiz idam edilince büyük bir depresyon geçirdik. Birkaç yıl kendimize gelemedik. Hüzün, elem, keder ve moral bozukluğu içerinde Türkiye’de dolaştık. Daha doğrusu kendimizi kaybettik. Sonra ağabeyimiz Erşat Hürmüzlü Türkiye’ye gelince yeniden moral bulduk, çok şeyin bittiğini ama her şeyin bitmediğini idrak. Yeniden moral bulduk, uyandık ve faaliyetlerimize başladık. Şuna inanmaya başladık: Bu şartlar altında Türkiye’de kalmalıyız ve mücadelemize burada devam etmeliyiz. Bunun içi de en uygun zemin Türkiye’dir.

Bir an bile olsun, ne Irak’ı ne Türkmeneli’ni ne de Kerkük’ü unuttum. Evet Irak’a ve özellikle Kerkük’e gidemedik ama Allah’a şükür Kerküklü bir Türkmen kızıyla evlenerek en azından ahdimin yarısını yerine getirebildim. Eşim Müzeyyen Hanım’a baktıkça kafamda Türkmen davası yenileniyordu. Çünkü o da bir şehit kızıydı. Eşimin Türkmen şehidi Selahattin Terzi’nin kızı olması bana ek bir sorumluluk yüklemişti. Dolayısıyla davam her zaman ve her yerde yanımda olmuş ve benden ayrı düşmemiştir.

Abbas Ahmet : lütfen kısada olsa bile fikir ürünü olup ve büyük değer taşıyan yazılarınız hakkında bilgi verip bizi aydınlatırmısınız ? .

Mahir Nakip : İlk yazım daha ortaokulda öğrenci iken Kerkük Gazetesinde çıkmıştır. Arapça bir yazıydı ama konusunu hatırlamıyorum. İkinci yazım derleme bir yazı olup, lise yıllarımda Kardaşlık Dergisinde yayımlanmıştır. 1980 yılında Rahmetli Nejdet Koçak idam edilince Ankara’da Hergün Gazetesinde çıkmıştır. Gürgür Baba takma adıyla yazdığım beş köşe yazısında daha çok Nejdet Koçak’ın idamını, Türkmenlerin sorunlarını ve Türkiye’den Türkmenlerin beklentilerini işlemiştim. O yıllarda bu gazetenin Genel Yayın Müdür olan değerli gazeteci Taha Akyol düzeltirdi. Yine 1980’li yıllarda Türk Kültürü Dergisinde M.N. Müftüoğlu takma ismiyle bir dizi kültür yazıları yazdım. 1985 yılında bana yazmayı öğreten değerli ağabeyim Suphi Saatçi ile Fuzuli Dergisini çıkardık. Her sayıda bir yazım çıkardı.

1990’lı yıllarda Türk Yurdu, Türkiye Gazetesi ve Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğimizin çıkarmakta olduğu Kerkük Dergisine çok yazılar yazdım. 1991 yılında Türkiye Kültür Bakanlığı’nın açtığı bir yarışmada “Kerkük Türk Halk Müziğinin Tasnif ve Tahlili” ödül aldı ve Bakanlık tarafından yayınlandı. 1998 yılında Kerkük Vakfı’nı kurduğumuzda yayınladığımız ilk kitap, Azerbaycan’ın tanınmış Türkmen dostu araştırmacı Gazanfer Paşayev’in Irak Türkmen Folkloru kitabı oldu. Bu kitabı Azerbaycan (Kiril alfabeli) Türkçesinden Türkiye Türkçesine çevirip editörlüğünü yapmıştım.

1999 yılında Kardaşlık Dergisini İstanbul’da yayımlamaya başladık. Bütün sayılarda birer yazım çıkmıştır. 2007 yılında Kerkük’ün Kimliği isimli kitabımı neşrettim. İngilizcesini de hazırladım, Arapçasını ise değerli büyüğümüz Habib Hürmüzlü tercüme etmiştir. Ayrıca Türkiye’nin çok farklı dergilerinde onlarca bilimsel ve siyasi yazılarım yayımlanmıştır.

Abbas Ahmet : Bir sürü girişmelere uğrayan kerkük sorununa nasıl bie çözüm düşünüyorsunuz . Buna ilaveten Erbil ve diğer Türkmeneli bölgeleri için düşünüyorsunuz ?.

Mahir Nakip : Kerkük meselesi sanırım sadece Türkmenlerin meselesi değildir. Irak’ın, Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve hatta dünyanın meselesidir. Bir şehir ki Dünyanın %4 Irak’ın ise %42 petrolünü üretiyorsa o şehir büyük bir sorundur. Aslında sorun Kerkük şehrinin kimin olduğu değildir. Sorun Kerkük kimin olacaktır. Irak’ın mı Kürt’ün mü? Her ne kadar tarih olarak Kerkük tartışmasız bir Türkmen şehri ise debugün Türkmenler bu şehrin sadece üçte birini oluşturuyor. Bence bu şehir Irak’ın şehri olmalı ve her üç kesim de her şeyde üçte bir hakka sahip olmalıdır. Sorunun çözümü bundan daha fazla uzamamalıdır. Ancak bu çözümün sürecinde Türkmenlerin mağdur edilme ihtimali çok yüksektir. Çünkü güçleri çözüme yön verecek kadar değildir. O halde bu çözümün sürecinde Türkiye gibi güçlü bir devletin olması gerekir ki adalet sağlansın. Büyük bir ihtimalle şehir ne Kürtlerin olacak ne de bu haliyle Bağdat’a bağlı kalacak. Kerkük büyük bir ihtimalle özel statülü bir şehir olacak. Ne Kürtlere verilecek ne de Bağdat’a bağlı kalacak. Uluslararası güçler de bunu destekleyeceklerdir. Onun için Türkmenler buna göre siyasetlerini çizmeleri ve oluşturmaları gerekmektedir.

Abbas Ahmet : Türekmenler arasında bir parçalanma , bir bölünme gibi bir şeyler sezdiniz mi , bunun çözümü nasıl olacak ? .

Mahir Nakip : Türkmen siyasetinde bölünme ve parçalanma var. Ancak bu parçalanma Irak’ta siyaset yapan bütün gruplarda var. En mütecanis olan Kürtlerde bile bölünme var. Belki de bölünmenin en az olduğu kimse Türkmenlerdir. Ancak Türkmenlerin sürekli kaybeden taraf olmasının sebebi bölünmüşlükleri değildir. Türkmenlerin beş temel dezavantajları var

1. Kendilerine özgü ve birbiriyle bağlantılı bir bölgelerinin olmaması,

2. İyi yetişmiş siyasi kadrolarının eksik olması

3. Askeri güçlerinin olmaması

4. Mali kaynaklarının olmaması

5. Nüfus artış hızlarının diğer kesimlere göre düşük olması

Türkmenler topyekun olarak bu beş temel sorunlarına kısa, orta ve uzun vadede çözüm aramaları gerekmektedir.

Abbas Ahmet : Çerçeve dışı Türkmene ve şimdiki durumuna karşı söyleyeceiniz nelerdir ?

Mahir Nakip : Dışarıdan Türkmenlere bakıldığında tabi ki ferah ve iç açıcı bir görüntü yoktur. Bazı anayasal haklar elde ettikleri halde sürekli hedef olmaktadırlar ve erimektedirler. Türkmenleri hiç tenkit etmiyorum çünkü neticede onlar da Irak toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ülke 1980 yılında bu yana yani 33 yıldır savaş halinde olup istikrara kavuşmamıştır.

Türkmenlerin ezeli bazı hastalıkları var. Buna biz özeleştiri diyelim. Kimse de alınganlık göstermesin. Kimse kimseyi beğenmez, kimse elini taşın altına koymak istemez. Herkes öğüt verir. Herkes şikayet eder. Dedi kodu had safhada. Kimse başkasının iyiliğini ya da üstün tarafını görmez. Hep eksik tarafları görür. Kolektif hareket etmesini becermez. Tekrar ifade etmek gerekirse, bu toplumsal hastalıklar sadece Türkmenlere mahsus değildir. Bu hastalıklar 33 yıllık belki de daha uzun bir sürenin getirdiği rahatsızlıklardır. Ama önemli olan toplumun topyekun bu hastalığın farkında olup olmadığıdır. Bir hasta, hastalığını bilmedikçe ve tedavisi için gayret göstermedikçe ıslah olmaz ve o hastalıktan kurtulamaz.

Abbas Ahmet : Irak´ta Türkmen milletinin geleceğinde görüşünü alabilirimiyim ? .


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Vatanda Yabancılık
2 - Hatıra : yabanı çiçek
3 - kuş , Avcı ve Şeyh