Arabic Turkish
 
2013-01-06   Arkadþýna gönder
3756 (1244)


Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük


Suphi Saatçi


Sevdamızın gِbeğinde yer alan Kerkük, içimizde hicran yarası olarak yaşıyor. Uzaktan gِrünüşü bir efsane, bir masal şehir gibi… Gِzümüzde, gِnlümüzde yaşayan o, geceleri rüyalarımızı süsleyen o…

1978 yılından 2003 yılına kadar 25 yıl hasretini çektiğim Kerkük’e 2003 yılının mayıs ayının başlarında girdiğim zaman, kendimi bir hayalet ülkesinde geziniyor gibi hissetmiştim. Yılların zulmünü, baskısını yaşamış olan bu şehir yorgun ve bitkindi. ـlkenin yaşadığı ambargodan en çok etkilenen şehir Kerkük’tü. Çünkü bu şehrin sakinleri Türkmen olduğu için çifte ambargo uygulanmıştı. Biri genel ambargo, diğeri ise Saddam’ın uyguladığı ِzel ambargo idi.

2004 yılının Kurban Bayramında tekrar Kerkük’ü ziyaret etmiştim. Bakımsızlıktan dolayı iyice hırpalanan Kerkük’ün hâl-i pür melâli yürekler acısıydı. Delik deşik olan yolları, asfalt dِşenmediği için kullanılamaz durumdaydı. Bu yollardan değil araba, yayalar bile yürümekte zorluk çekiyordu. Çamur gِlüne dِnen çukurları aşmak, motorlu araçlar için adeta bir çileye dِnmüştü.

Elektrik ve su bulmak lüks sayılıyordu. Bir zamanlar Irak’ın en temiz şehri olan Kerkük, bir çِp deryasına dِnüşmüştü. Şehrin en muteber semtlerinde çِp yığınlarından geçilmiyordu. Bu konuda herkes suçu bir başkasına yüklüyordu. Çِpçüler maaş alıyor ama gِrevlerini yapmıyorlardı. Trafik kuralları rafa kaldırılmış, yol kapanın elinde kalmıştı. İsteyen herkes boş bulduğu binayı işgal ediyor ve mülkiyet hakkını, hukuku tanımıyordu. Başvurulacak devlet otoritesi bulmak mümkün değildi.

İşin en garip tarafı dünyada bir petrol şehri olarak tanınan Kerkük’te benzin yoktu. Şehrin altı servet, üstü sefaletti. Kerkük petrollerinin ürünleri diğer şehirlerde vardı. Fakat Kerkük benzinden mahrumdu.

Kerkük’e 2004 yılından sonra tekrar gidememiştim. Düşündüm ve baktım ki aradan 8 yıl geçmişti. Biraz da utandım doğrusu… Yıllar da çok çabuk geçmişti. Tıpkı Yunus’un “Gelip Geçti Ömrüm” şiirinde dediği gibi:

Bunca yıllar geldi geçti
Bir yel esip geçmiş gibi
Hele bana şِyle geldi
Bir gِz açıp yummuş gibi.

Tekrar Kerkük’e gitmek için hazırlık yaptım. Kerkük’ü gِrmeyen eşimi ve kızımı da bu sefer gِtürmeye kararlıydım. Özellikle kızımın Kerkük’ü gِrmesini, dedesinin, babaannesinin ve akrabalarının aile mezarlığını gِrmelerini istemiştim. Kerkük’te durmadan patlamalar da oluyordu. Yıllar durmadan akıp gidiyordu ve patlamalar da dur durak bilmiyordu. Artık tahammülüm kalmamıştı. Allah’a tevekkül eylemekten başka çare yoktu.

Bِylece Erbil üzerinden Kerkük’e yola çıktık. Eşim ve kızıma Erbil’in tarih boyunca bir Türkmen şehri olduğunu sِylemiştim. Bugünde bile bu şehrin Türkmen rengi kaybolmamıştır diyordum. Erbilli kardeşimiz Nazım Terzi gezimizde bize eşlik etti. Bu amaçla Erbil Kalesini, oradaki Türkmen konaklarını, kaledeki küçe ve buruğları, Ulucami ve hamamı, aşağıdaki çarşı-pazar ve kapalı çarşı olan Kayseriyi gezdik. Esnafların Erbil’in o güzelim Türkmen ağzıyla konuşmalarına tanık olmamız, bir kez daha iman gücümüzü tazeledi. Sevgi dolu sِzlerle konuşan Erbillilerin ne kadar çalışkan ve sabırlı olduklarını gِrmek, bizi gururlandırdı. Hepsinin doya doya fotoğraflarını çektik.

Kerkük’e vardığımız zaman esas o zaman heyecanımız tekrar doruğa çıktı. Kerkük’te bu sefer yolların asfaltları iyiydi. Hava yağmurlu olmasına rağmen, yollar fazla çamurlu değildi. Her tarafta inşaat şantiyeleri dikkat çekiyordu. 4 gün süren ziyaretimizde Musalladaki aile mezarlığımızı ziyaret ettik. Burada yatan Şehit Nejdet Koçak’ın mezarına da uğrayıp Fatihalar okuduk.

Atlas Caddesinin sonundaki Şehitler Mezarlığının giriş kapısı adeta işgal edilmiş gibiydi. Mezathane diye her tarafta eski kapı ve pencere parçaları, yayaların geçişine ve mezarlığa girişine engel oluyordu. Ziyaret etmek mümkün değildi.

Kerkük’te yeniden yapılan Taşkِprü üzerinden Eski Yaka’ya geçtik. Merdivenli yoldan Kerkük Kalesi’ne çıktık. Buradaki eski eserlerin ne durumda olduklarını tekrar gِrmek heyecanı içindeydik. Kaledeki Gِk Kümbet perişan vaziyette idi. Yapılan niteliksiz ve yanlış uygulamalar sonucu her tarafı dِkülüyordu. Bu aslında ayrı bir makale konusu olacak vahametteydi. Kaledeki kayseriyi, Ulucami ile Danyal Peygamber Camisi, Tayfur evi, Mustafa Ağa evi ve diğerlerini gezdik. Hepsi birbirinden bakımsız ve perişandı. Restorasyon işleri çok yavaş biçimde ilerliyordu ve bunlar çok yetersizdi. Aslında Kerkük Kalesi için bir master planı hazırlamak gerekir.

Kaleden inerek Büyük Bazar denilen ve Eski Yaka’nın en yoğun ticaret merkezi olan bِlgeyi dolaştık. Önce Kırdarlar Külliyesini gezdik. Burası iki katlı olan Kırdarlar Hanı, Kırdarlar Camisi ve Kayeseri (kapalıçarşı) den oluşuyordu. Çarşı bِlgesi çok kalabalıktı. Yürümede bile zorluk çekiliyordu. Yollar çamur ve pislik içindeydi. Hanlar tıklım tıklım insan doluydu. Oradan Kerkük’ün ünlü kapalı çarşısı Kayseri’ye girdik. 19. yüzyıl yapısı bu güzel çarşının arka kapısından çıkıp, Nakışlı Minare Camisi’ne ve bunu arkasındaki Gülhanlar evine girdik.

Bakımsız, sahipsiz ve kimsesiz olan Kerkük, buna rağmen duruşu vakur ve asildi. Bunca ihmale rağmen, bunca haksızlığa rağmen, şehrin kuruluşu ve yapısı asaletini hissettiriyordu. Şehrin yerlisi ve gerçek sahipleri olan Türkmen esnafı ve çalışanlarının müşterilerle olan diyalogları, medenî insanlara hastı. Tatlı dilleri, hitap biçimleri birer zarafet sembolü idi.

Eski Yaka’dan yaya kِprüsü üzerinden karşı yakaya geçerken, kِprülerden Hasa Çayı’na atılan çِp yığınları, bu şehre yakışmayan bir manzara arz ediyordu. Belediye’nin zabıta elemanları buna nasıl izin vermiştir, diye sormadan edemedim. Şehirde zabıta, kontrol ve ِnlem almak gibi kavramlar halkın beyninde henüz oluşmamıştı. Özellikle nerelerden geldikleri bilinmeyen, şehir kültürü ve gِrgüsünden habersiz mağara devrinden arta kalan seyyar satıcılar, şehrin yerlisi olmayan kimselerdi.

Kerkük’e gidenler bu şehrin hafızası olan değerli araştırmacı ve yazar Ata Terzibaşı’yı ziyaret etmeden, hacları kabul olmazdı. Biz de değerli üstadımızı ziyaret edip, sohbeti ile mütelezziz olduk. Eşim ve kızım da, sürekli ismini duydukları bu kıymetli insanı gِrmek şerefine nail oldular. Bu buluşmada başlıca sohbet konumuz elbette ki Kerkük’tü ve yaşanan belirsizliklerdi. Kerkük kendi kaderine terk edilmiş gibiydi. Her yerde büyük yatırımlar yapılıyor ama Kerkük’te doğru dürüst ciddi büyük projeler bugüne kadar uygulanmamıştır. Hâlâ bu şehirde değil 5 yıldızlı, 3 yıldızlı olan bir otel bile yoktu.

Paylaşılmayan bu şehrin asıl sahipleri Türkmenler, yalnız ve desteksiz bırakılmıştır. Türkmenlerin dışında herkesin sahibi ve dostu vardır. Türkiye, Irak için hayatî ِneme haiz bir devlet. Irak’ın kuzeyindeki şehirlerde, iğneden ipliğe her şey Türkiye’den sağlanıyor. Bütün yatırımların ve imar hareketlerinin baş aktِrü Türkiye.

Kerkük’e sahip çıkanların tek derdi petroldü. Yüz yıldan beri Kerkük’ün başına açılan bunca felaketin ana sebebi de buydu. “Herkese yakın olan Türkiye, Türkmenlere neden bu kadar mesafeli” diye sordu Terzibaşı. Cevap veremedim. Türkmenlerin Türkiye’den talebini Terzibaşı tek cümlede ِzetledi: “Türkiye bari herkese eşit mesafede olsun, başka bir şey istemiyoruz.”

Evet, Türkiye mesafesini Türkmenlerle de eşitlesin… Sevgili Anavatanımız, Türkmenlerin sesini duyuyor musun?




Kaynak: www.bizturkmeniz.com/publications/kardaslik56.pdf
Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kerkük Kayserisi
2 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
3 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
4 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
5 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
6 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
7 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
8 - Kardaşlık 18 Yaşında
9 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
10 - Irak’ın Geleceğine Dair…
11 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
12 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
13 - Irak Dramı Nereye Kadar…
14 - Türkmenler İçin Güvenli Bِlge Oluşturulmalı idi…
15 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
16 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
17 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
18 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
19 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
20 - Fuzuli ـniversitesi Hakkında…
21 - Türkiye ve Türkmenler
22 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü
23 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
24 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
ـlkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
25 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
26 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
27 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
28 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
29 - Külah Kapma Yarışı Hızlanırken
30 - [SEÇİM SONRASI IRAK] Şaşırtmayan sonuçlar
>>Sonraki >>