Arabic Turkish
 
2012-08-06   Arkadþýna gönder
4472 (1507)


Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ve düşündürdükleri...


Ziyat Köprülü


Irak Devleti’nin Bağımsızlığını kazandığı 1932 yılından beri Kerkük’e muhtelif üst düzey ziyaretler gerçekleşmiştir. Bunların sonuncuları 1976 yılında Cumhurbaşkanı Fahri KORUTÜRK ve 1977 yılında Kerkük-Ceyhan petrol boru hattının açılış törenine katılan Başbakan Süleyman DEMİREL tarafından yapılmıştır. Biz Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyindeki bu ziyaretleri bir yana bırakacak olursak ve ziyareti dış politikanın üretilip uygulandığı Dışişleri Bakanlığı açısından ele aldığımızda Kerkük'e ilk ziyaret 21-22 Haziran 1937 tarihinde zamanın Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras tarafından gerçekleştiğini tarih yapraklarından görebiliriz. Daha sonra 6 Kasım 1955’te başlayıp 12 Kasım’da sona eren dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve refakatindeki Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ile bazı bakanların bulunduğu heyet, 9 Kasım 1955 tarihinde Kerkük'e bir ziyaret yapıp, oradaki petrol tesislerini incelediklerini görürüz. Dolayısıyla yarım asrı aşkın uzun bir bekleyişten sonra Kerkük bir Türk Dışişleri Bakanını ağırladı. Bu ziyaret de Sayın Ahmet Davutoğlu'na nasip oldu. Bir iki defa belirli ve belirsiz çeşitli nedenlerle ertelenen veya gerçekleşemeyen bu ziyaret sonunda 02 Ağustos 2012 sabahı gerçekleşti.
Ziyaret normalde Erbil diye görünse de bir de Kerkük aygının olduğu son anda ortaya çıktı. Bunu Sayın Bakan bizzat ifade ettiler. Erbil'de kaldıkları akşam Sayın Başbakanla yapmış oldukları telefon görüşmesinde Kerkük ziyaretine karar verdiklerini beyan ettiler.
Davutoğlu, Türkiye’nin endişelerini içeren bir takım mesajların Erbil ziyareti sırasında Irak Bölgesel Kürt Yönetimi yetkililerine net bir şekilde aktardığını bizzat ifade ettiler. Bu mesajlar, Kuzey Irak’taki PKK varlığı ve son dönemde Suriye’de meydana gelen gelişmelerle ortaya çıkan otorite boşluğunun şiddet kullanan bir gurup tarafından istismar edilmesinden kaynaklanan Türkiye’nin kaygılarıyla alakalı idi. Görüşmeler sonrası yayınlanan ortak bildiride ise bu tür bir girişimin ortak tehdit olarak algılanacağı ifade edilmiştir. Bakan, verdiği bir demeçte Bölgesel Kürt yönetiminin mesajı aldığını beyan ettiler. Peki bu mesajlar karşı tarafça iyi anlaşıldı mı? Sanırım evet, bu husus Erbil'de teravih namazı çıkışında Sayın Bakan tarafından bizzat ifade edildi. Bana göre dünya siyasetinde ve bütün ikili ilişkilerde tabiri caizse bir kural ortaya çıkmaktadır. İlettiğiniz mesajı karşı taraf dinler ve itiraz etmezse, yani amiyane bir tabirle bunu "yutarsa" verilen mesaj %50 amacını bulmuştur. Diğer yarısının gerçekleşmesi uygulamalarda görülür. Şahsen, geriye kalan ikinci yarının tamamen gerçekleşmesi hususunda karşı tarafça yıllardan beri yerine getirilmediği gibi şimdi de getirilmeyeceğini düşünüyorum. Umarım yanılıyorum.!
Hal böyleyken, Sayın Davutoğlu’nun Saddam sonrası Türk-Irak ilişkilerinin en hassas ve kritik bir döneminde bölgeye gerçekleştirdiği bu ziyareti okumaya ve analiz etmeye çalıştığımızda yapılanların ve söylenenlerin bir takım açık ve gizli mesajlar içerdiğini görmemek mümkün değildir. Bir kere, Bakanın gerek Erbil'de gerekse Kerkük'te programını çok rahat sürdürmesi ve gece gündüz demeden çeşitli mekanları ziyaret etmesi, gerektiğinde güven ortamının sağlanabileceğini ortaya koymuştur. Dışişleri Bakanının ve beraberindeki heyetin gerek Bölgesel Kürt Yönetimi yetkilileri gerekse Suriye’nin Kürt ve Sünni Arap muhalefetiyle Erbil’de bir araya gelmeleri, Türkiye’nin Kürtlere karşı değil sadece teröre karşı olduğu mesajını net bir şekilde vermiştir.
Ziyaretin Kerkük ayağına gelince burada çok ciddi mesajlar verilmiştir. Bunları sıralamadan önce Kerkük ziyaretinin gerek Irak'ta gerekse İran'da ve hatta Türkiye'de bile birçok yönden zülfü yara dokunduğunu unutmamamız gerekir. İşin ilginç tarafı yapılan itiraz ziyaretin sadece Kerkük ayağınadır. Bu biraz tuhaf değil midir? Aslında bu çıkışlar bile Kerkük’ün nedenli hassas bir konumda olduğunu ve bunun neticesinde yıllardan beri Türkmenlerin iki ateşin arasında kaldığını ve neler çektiğini açıkça ortaya koymuyor mu?
Aslında, bir süreden beri Türkmenleri dışlayan Türkiye’nin Bölgesel Kürt Yönetimi ile geliştirdiği ilişkiler birçoğumuzu rahatsız etmekteydi. Gecikmeli de olsa bu yanlışlığı görüp Kerkük’e bir ziyaret gerçekleştirmek, Türkmenlere bir moral kaynağı olmuştur. Onlara, anavatan sizleri unutmamıştır. İşte bakın sizin yardımınıza, şehrinizde kardeşliği, barışı ve güveni tesis etmeye geldi ve bunun için çaba harcıyor hissini uyandırmıştır.
Bakınız nerede olursa olsun vicdan sahibi her yazar eğri oturup doğru yazmalıdır. Eğer Davutoğlu bu ziyareti petrol tesislerini inceleyen ve açılış törenlerine katılan yarım asır öncekiler gibi sadece Valilik binasında sona erdirip geri gitseydi, burada yazacaklarımız çok farklı olurdu. Ancak böyle olmadı. Sayın Davutoğlu’nun Kerkük ziyareti, kısa olmasına rağmen kapsam bakımından aşağıdaki mesajları net bir şekilde vermiştir:
1- Valilikte yapmış olduğu konuşmada selamlamayı üç dille yapmış olması ve Türk halkının ırak, mezhep ve din ayırımı yapmaksızın Irak'ın bütün kesimleriyle kardeş olduğunu beyan etmesiyle, bu ziyaretin hiç kimseyi gocundurmaması gerektiği mesajı verilmiştir.

2- Türkiye, bundan böyle Kerkük’ün kalkınması için bütün imkanları sağlayacağını Dışişleri Bakanının ağzından ilan etmiştir. Valilikteki basın toplantısında Sayın Davutoğlu ‘’Ben Kerkük valisi ve Meclis üyelerine boş kağıt imzaladım. Her konuda yardımcı olacağız’’ tabirini net bir şekilde kullanmıştır.

3- Basın Toplantısı sırasında Valilikteki manzaraya (Kürt vali, Arap yardımcısı ve Türkmen Meclis Başkanının kendileriyle bir arada duruşlarına) işaret ederek ve bunu Mevlana’nın hoşgörüsü ile bağlayıp Kerkük ve Konya’nın kardeş şehir ilan edilmelerine değinerek, ancak bu gibi ortamlarda ortak çözümlerin üretilebileceği işaretini vermişlerdir. Böylece de Kerkük'ün bir barış şehri olmasını sağlayacakları kararlığını ortaya koymuştur.

4- Irak Türkmen Cephesini ziyaret ederek Türkmen davasına sahip çıktığını ortaya koymuştur. Türkmenlere hitaben oradaki konuşmasında ITC’ye sahip çıkmalarını istemesi, aslında Irak siyasi arenasına verilmiş önemli bir mesajdır.

5- ITC ziyareti sırasında yapılan tezahüratlara karşı, Davutoğlu'nun "Türkmensiz Kerkük olmaz" ifadesini kullanması manidar olup, Kerkük'ün demografik yapısını değiştirmeye kalkışanlara bir mesaj mahiyetindedir.

6- Kerkük’ün sembolü olan Kerkük kalesine gidip, oradaki Osmanlı şehit subayların mezarlarını ziyaret etmeleri, daha sonra Saddam rejimi tarafından idam edilen Şehit Türkmen Lideri Doç. Dr. Nejdet KOÇAK’ın mezarını ziyaret edip özel itina göstermeleri, aslında Türkmenlerin uğradığı asimilasyonun ve haksızlığın bir tevsiki olmuş ve ahde vefanın güzel bir örneği olarak telaki edilmiştir.
Özetle bu tür ziyaretlerin Türk Devleti’nin gücünü ve bölgedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Türk Devleti’nin asırlar boyunca yaptığı gibi şimdi de ezilen halkların hamiliğini üstlenebileceğinin bir işaretidir. Irak Merkezi Hükümetini asıl kızdıran da budur. Yoksa Bakan ve heyeti Irak’ın Ankara Büyükelçiliğinden vizelerini ve uçuş izinlerini alarak Irak’a gitmişlerdir. Vizeler de belli bir bölge veya şehre giriş için değildir. Irak’ın kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna seyahat edebileceğiniz bir izin belgesidir.
Son olarak, temennimiz odur ki rüyalarımın şehri Kerkük dediği ve ‘’Kerkük’e bağlandım’’ ifadesini kullandığı bu güzelim şehri sadece Sayın Davutoğlu değil, siyasi parti gözetmeksizin Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm bakanları, milletvekilleri ve siyasi partileri sahiplenir, şehrin kalkınmasında ve barışın tesisinde katkılarını esirgemezler. Tıpkı MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin almış olduğu karar gibi…



Arkadþýna gönder

Yorumlar:

Analiz yoksunluًu
Deًerli arkada‏lar ben Davutoًlu´nun ziyaretinden bu yana Türkmen sitelerindeki okuduًum tüm yaz‎lar‎n ayn‎ olduًunu gِrüyorum. Biz Türkmenler, Davutoًlu´nun Kerkük ziyareti konusunda yine tak‎ld‎ً‎m‎z tek ‏ey var okuduًu horyatlar. Peki ya bu ziyaretin nedeni nedir ve biz Türkmenlere neler kazand‎racaً‎n‎ hiç dü‏ündük mü? Lütfen yaz‎lar‎m‎z‎n içeriًine birac‎k da olsa analiz katal‎m. Yaz‎lar‎m‎z Selmalad‎ ve horyat okudu ‏ekilinde olmamal‎d‎r karde‏lerim. Buradan ziyad beye de te‏ekkür ederim. yaz‎n‎z‎n analiz k‎sm‎ daha fazla olsayd‎, daha faydal‎ olabilirdi. Sayg‎lar‎mla
Yusuf Ali


Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Papa’nın Irak Ziyareti ve Düşündürdükleri
2 - Büyükelçi Fatih Yıldız’ın Kerkük Ziyareti Hakkında Düşünceler..
3 - Sayın Cumhurbaşkanıma Açık Mektup
4 - BÜYÜKLERE MASAL-10
5 - Anayasal Açıdan Kerkük Sorunu
6 - TÜRKMEN TOPLUMUNUN HEDEFİ ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ…
7 - UNUTULMAYAN KATLİAMIN GETİRDİKLERİ
8 - BM GÜVENİRLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE…
9 - Telafer Neden İl Olmasın ?
10 - BÜYÜKLERE MASAL (8)
11 - BÜYÜKLERE MASAL (VII)
12 - BÜYÜKLERE MASAL (VI)
13 - Rice’ın Kerkük Ziyareti… Mesajlar ve Yapılması Gerekenler
14 - BÜYÜKLERE MASAL (V)
15 - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN IRAK’A DÖNÜŞÜ VE KERKÜK
16 - BÜYÜKLERE MASAL (4)
17 - BÜYÜKLERE MASAL (III)
18 - Birlik ve beraberliğin örneği olalım..
19 - ALLAH'A ŞİKAYETÇİYİM.. BAŞKA KİMİM VAR..?
20 - BÜYÜKLERE MASAL…(II)
21 - BİR TÜRKMEN GÖZÜYLE KERKÜK…
22 - SADDAM… TÜRKMENLER… VE DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ'NİN İNSAFI
23 - KERKÜK'ÜN IRAKLILIĞINI SAVUNMAK
24 - MADEM Kİ KADERİ PAYLAŞIYORUZ.. O ZAMAN YÖNETİMİ DE PAYLAŞMALIYIZ.
25 - SEÇİMLERİN DÜRÜSTLÜĞÜNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SEÇİM YÜKSEK KOMİSERLİĞİ SORUMLUDUR
26 - BÜYÜKLERE MASAL…
27 - IRAK ANAYASA TASLAĞI, “ETNİK TEMİZLİK” İÇİN BİR DAVETİYEDİR.
28 - ULUSLAR ARASI KRİZ GRUBU
29 - Irak Seçimleri Hakkında Düşünceler
30 - SAYIN GAZİ AJAİL AL-YAVER’E AÇIK MEKTUP
>>Sonraki >>