Arabic Turkish
 
2011-08-24   Arkadþýna gönder
2426 (1022)


Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
ـlkede Huzur ve Güven Sağlanamaz


Suphi Saatçi


İşgalin başladığı 2003 yılından itibaren Irak’ta demokrasi rejimi 8 yılını doldurmuş bulunuyor. Saddam’ın devrilmesinden sonra ülkedeki durum her geçen gün biraz daha düzeleceği yerde, ne yazık giderek daha da kِtüleşiyor. Irak’ta yapılan son parlamento seçimlerinden sonra ise, Irak’taki siyasî aktِrlerin demokrasi kültüründen ve siyaset biliminden ne kadar uzak oldukları ortaya çıkmıştır.

Seçimden sonra yeni bir hükümetin kurulması için herkesin çaba harcaması beklenirken, iktidarı elinden bırakmayan Malikî, kendini haklı gِstermek için demokrasi dışı taktiklere başvurmuştur. Hükümeti kurma gِrevinin en çok milletvekili çıkaran siyasî oluşuma verilmesi gerekirken, buna hiç uyulmamış ve bu hususta siyasî aktِrler de maalesef kural dışı yollara tevessül ederek, halkın henüz tam alışmadığı demokratik rejime karşı güvenlerini sarsmışlardır.

Hükümeti kurma çabaları uğruna bir yıla yakın bir zaman dilimi kaybedilmiştir. Irak’ta yeni kabinenin oluşmasından sonra ise, halkın beklentileri ve ülkenin içinde bulunduğu sorunların çِzümü için bir karışlık bir yol aşılamamıştır. Kurulan hükümetin içinde gِrev alan bakanlıklar ve bunlara bağlı kurumların her biri, bir diğerine çelme takmaya başlamış, bakanlar kendilerini mensup oldukları parti ve taifenin işlerini yapmakla mükellef birer memur addetmiştir. Hükümetin kendi programı ve hedefi doğrultusuna dikkat eden badire sahibi bir lider çıkmamış, koalisyon içinde yer alan siyasî oluşumların başını çekenler, kendi ekiplerini koalisyon kurullarına uymak alanında terbiye edememişlerdir. Bu yüzden hükümetin alacağı hiçbir icraat hedefine ulaşmamış, bu yüzden halkın beklentileri karşılanmamıştır.

Kısacası Irak’ta siyaset kilitlenmiş ve siyasîler kendi yarattıkları fasit dairenin içinden çıkamamışlardır. Oluşan fasit daireyi sürpriz olarak gِren birçok insan, içine düştükleri gafletin derinliğini anlamakta da aciz kalmışlardır. Aslında gelinen bu nokta, sergilenen yanlış zihniyetin ve seçilen yanlış siyasî yol haritasının doğal ve kaçınılmaz bir sonucudur. Kısacası bunun bِyle olacağı başından beri belliydi.

Neden mi? İşte cevapları: Bir siyasî, bir bakan, bir genel müdür Sünnî Arap ise, kendisini sadece Sünnî Araplara hizmet eden, gِrev ve sorumluluğunu sadece mensup olduğu taifenin istekleri doğrultusunda tercihe devam eden bir kişi olarak gِrürse, sonuç da ülke içinde varlık gِsteren diğer taifelerinin tepkisini çekecektir. Bunun gibi bir Şii Arap da kendisini sadece Şii Araplara hizmet etmekle yükümlü sayan bir zihniyet sergilerse, sonuçta Şii Araplar dışındaki diğer bütün taifenin tepkisi ile karşı karşıya kalacaktır.

Bu durum Kürt siyasetçileri için de sِz konusudur. Kürt bakan, vali veya genel müdür olsun, kendisine verilen gِrevi fark gِzetmeksizin, hizmetini ve yatırımlarını bütün Irak halkına eşit biçimde yapmaz ise, sonuç farklı olmaz. Ulaştırma bakanı Kürt ise sadece Kürtlerin yerleşim bِlgelerinde yol yapar, ülkenin Kürt olmayan bِlgelerini ihmal ederse, bِlünme, tepki, şikâyet ve huzursuzluk devam eder. Neticede topluluklar arasında kin ve husumet giderek artar. Bِyle bir ülkede de huzur, güven ve istikrarın sağlanması da düşünülemez.

Bunun gibi bir Türkmen bakan veya müdür de gِrevini ifa ederken, vatandaşlar arasında etnik, mezhep, renk, ırk, taife, zümre ve cemaat ayırımı yapmamalıdır. Yaptığı takdirde ülkede yaşayan insanlar arasında husumet, fitne ve ayrımcılık yapmış olur. Aynı husus, Kildo-Asurî, Yezidi ve diğer topluluklar için de geçerlidir. Yani hiçbir siyasetçi ve devlet memuru vatandaşlar arasında ayırım yapamaz ve yapmamalıdır. Yaptığı zaman ne olur? İşte bunun en mükemmel ِrneği Irak’ta şu anda hiçbir iş yapamayan ve gِrevde oturmaya devam eden yِnetim.

Irak’taki etnik ve mezhep ayrımcılığı o kadar ileri dereceye varmıştır ki, ülkenin ulusal eğitim kurumları olan ilkokul, ortaokul ve liselerde okutulan ders kitaplarına kısaca gِz atmak, çok çarpıcı fikirler verebilir. Mesela devletin hazırladığı tarih kitapları Irak’ın bütün okullarında okutulmalıdır. Şiiler ayrı, Sünniler ayrı kitap hazırlansın istiyorlar. Bu kitaplar Kürt ve Türkmen bِlgelerinde de okunmalıdır. Hatta aynı kitap Kürtçe ve Türk(men)çe okutulabilir. Ancak kuzey bِlgesinde Kürtçe okutulan ders kitaplarında neler yazıldığına bakıldığı zaman, facianın boyutlarını anlamak mümkün olabilir. Bu durum aslında komşu ülkelerin de ilgisi dâhilinde olmalı ve bu hususlar gündeme getirilip tartışma konusu edilmelidir. Çünkü kuzey bِlgesindeki okullarda okutulan tarih kitaplarında, yِrenin ve çevredeki ülkelerin tarihi hakkında yazılanlar, sadece gerçekleri çarpıtmakla kalmıyor, orada yetiştirilen çocukların ileride komşu ülkelere karşı besleyecekleri kin ve nefretin şiddeti ve boyutları hakkında da fikir edinilmelidir.

Aslında eğitimin amacı insanlık adına gerçeği bulmaktır. Bu gerçekleri insanlar arasında paylaşmaktır. Dünyada mevcut olan evrensel hukuka saygılı bütün devletler, komşu devlet ve milletler hakkında, yeni yetişen kuşaklar arasında kin ve husumet doğuracak metinleri tarih kitaplarında yer veremezler. Bu bakımdan Irak’ta hazırlanacak ders kitapları konusunda bile hükümetin Eğitim (veya Terbiye ve Talim) Bakanlığı 8 yıldan beri her hangi bir uzlaşma veya ortak yol sağlayamamıştır. Çünkü bu hususta var olan Irak Anayasası uygar, çağdaş ve evrensel demokratik prensipler ile bağdaşmamaktadır.

Irak’ta siyaseti kilitleyen en büyük etken, siyasî ideolojileri etnik ve mezhep temeli üzerine oturtmak anlayışıdır. Oysa çağdaş demokrasilerde siyasal partiler ve ِrgütler, ideolojik sِylemlere gِre kurulur. Nitekim dünyanın bütün medenî ülkelerinde partiler demokrasi, eşitlik, ileri, terakki, millet, halk, adalet, birlik, kardeşlik, liberal, sosyalist ve hatta komünist sِylemler dahi, demokrasilerde var olabilmiştir. Ancak çağdaş düzenlerde yeri olmayan Arap, Sünni, Şii, Kürt, Türkmen, Süryanî, Yezidi ve Feylî gibi etnik ve mezhep esasına dayalı partiler, ülkeyi kamplara ayırmaktan ve vatandaşlar arasında fesat ve düşmanlık tohumlarını ekmekten başka işe yaramaz.

Irak’ın bugün içine düştüğü durumun başlıca sebebi anayasanın ta kendisidir. Bu anayasa ile etnik milliyetçiliği ve mezhepçiliği kِrükleyen bir barut fıçısıdır. Bunun patlaması da en başta, bunu kِrükleyenlere zarar verir. Irak anayasası mutlaka kِklü bir reformdan geçmelidir. Çünkü Irak halkına dayatılan anayasa, ülkede uzlaşma ve güven ortamını sağlayan yaptırımlara sahip değildir. Tersine anayasa halkı etnik, mezhep ve taifelere ayırarak parçalama esası üzerine oluşturulmuştur. Yani bugünkü çıkmazın başlıca sebebi Anayasanın ta kendisidir. Bu hususu müteaddit kez bu sütunlarda bıkmadan yorulmadan dile getiren biri olarak tekrarlıyoruz: Irak su almaya ve batmaya doğru giden kılavuzsuz ve kaptansız bir gemiye benzemektedir.

Bu hususta Irak’ın komşu ülkelerine de gِrev düşmektedir. Türkiye, İran, Suudi Arabistan gibi ülkeler, Irak’taki siyaset liderlerine bu hususta telkinde bulunmalı ve onlara doğru yolu gِstermelidirler. Dikkat edilirse Irak deneyimi, komşu ülkeler için de çok kِtü bir ِrnek olmuştur. Bugün herkes Mısır’a, Libya’ya veya Suriye’ye demokrasiye geçmesi telkininde bulunuyor. Ama hiçbir kimse bunun nasıl bir geçiş olacağını bilmiyor. Açıkçası insan Mısır, Libya veya Suriye Irak gibi mi olmalıdır, diye sormaktan da kendini alamıyor. Bu yüzden hiçbir ülkenin Irak’a benzemesini kimse istemiyor. Çünkü Irak çok kِtü bir dِnemeçte seyrediyor. Ama hiçbir kimse de Irak’taki sorunun ne olduğunu telaffuz etmiyor.

Irak’ta siyasî ِrgütler ellerinde silahlı güç varsa, fikirlerini kabul ettirmeğe çalışıyorlar. Ancak bu siyasî ِrgütler adil olmadıkları için de huzur ve güveni sağlayamıyorlar. Hiç biri Saddam kadar güçlü olmayan bu siyasî ِrgütlere Saddam’ın akıbetini hatırlatmak da, akıllanmaları için yeterli olmuyor. ـnlü bir düşünüre sormuşlar: Hak ve adalet mi, yoksa kuvvet mi ِnemli? Cevap net ve açık: Adaletin ve hakkaniyetin olduğu yerde kuvvete gerek yoktur. Âkil insanlar için adil, doğru ve mantıklı olan yol, insanlar için her zaman en hayırlı olanıdır.

Irak’ta çok büyük zulümler yaşandı. Çok insan ِldü. Savaşın yol açtığı kayıplar, telafisi kolayca mümkün olmayan boyutta. Birleşmiş Milletlerin raporu çok ürkütücüdür. Irak’ta ِlen insan sayısı 2 milyonu aşmıştır. Geride 1 milyon dul kadın ve 3 milyon yetim ve sahipsiz çocuk var. Bunlar başıboş bırakıldıkça, ileride büyük sorunlar yaratabilirler. Buna rağmen hayat devam ediyor. Gidenler gitmiştir. Onları geri getiremeyiz. Ancak çocuklarımızın geleceğini kurtarmalıyız.

Irak’ta etnik ve mezhep ayırımı devam ettikçe ülkede huzur ve güven sağlanamaz. Irak’ta gerçek demokrasinin yolu açılmak isteniyorsa, acilen Irak anayasası tadil edilmelidir.





Arkadþýna gönder

Yorumlar:

TESEKKUR
COK GUZEL BIR YAZI IRAK GERCEGINI YANSITMAKTADIR HOCAMIZA COK COK TESEKKURLER.AYRICA SAYIN AVNI KORYALI BEYIN.YAZIYI TEKRAR OKUMASINI TAVSIYE EDERIM BASARILAR DILERIM
ABDULHALIK HURMUZLU
Ortadogu
Toplumsal sartlari vatandaslik kavramini henuz dogurmadigi icin,Ortadogunun,din,irk ve mezhep uzerinden olustululan atesteki kanli bir kazanin icinde cile doldululmasi ve korkunc...Dunya homurdana homurdana,zorlana zorlana,uflaya puflaya bir cagdan digerine gecisinin tum zorluklarini yasiyor...Amerikadan Norvece,Yunanistandan Iraka,Afganistandan Somaliye kadar herkes maalesef sasirtici bir sekilde bundan nasibini aliyor ve alacak..Velhasil,herhangi bir konuda,oynerken yangin cikmasi beni sasirtmaz.
Dost
Kendini فnkar
Anayasan‎n Etnik gruplar‎ kabul etmesine kar‏‎ ç‎k‎yorsun ozaman hak verilmesinide kabul etmiyorsun Türkmenlerde buna dahildir , bu anayasa sayesinde bugün Türkçe Eًitim yap‎l‎yor,Türkçe medya var ve Türkmenler Mecilste ve Devllette ilk defa temsil ediliyor . Bunlara kar‏‎ ç‎k‎yorsan, Say‎n Saatç‎ ozaman sormazlarm‎ sen neyin Mücadelsini veriyorsun. فnanmad‎ً‎n bir davan m‎ onu bir yerlere gelmek için basamak olarak m‎ kullan‎yorsunuz aksi takdirde kendini inkardir
Avni Koryal‎
Bos veeeeer
Mesebe dayali zihniyetlerden hic bir sey beklenmez vallahi 8 degil 108 yil gecse bile ayni tas ayni hamam , demokrasi bunlarin neyini ALLAH askina ? ulkenin petrol gelirini aralarinda paylassinlar yan gelip yatsinlar , halkmis hizmetmis kalkinmakmis vesaire diger islermis , bos veeeeeeeer incelgigi yerden kopsun.
Seyyid Irfan


Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kerkük Kayserisi
2 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
3 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
4 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
5 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
6 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
7 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
8 - Kardaşlık 18 Yaşında
9 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
10 - Irak’ın Geleceğine Dair…
11 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
12 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
13 - Irak Dramı Nereye Kadar…
14 - Türkmenler İçin Güvenli Bِlge Oluşturulmalı idi…
15 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
16 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
17 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
18 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
19 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
20 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
21 - Fuzuli ـniversitesi Hakkında…
22 - Türkiye ve Türkmenler
23 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü
24 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
25 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
26 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
27 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
28 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
29 - Külah Kapma Yarışı Hızlanırken
30 - [SEÇİM SONRASI IRAK] Şaşırtmayan sonuçlar
>>Sonraki >>