Arabic Turkish
 
2011-03-29   Arkadþýna gönder
5280 (1780)


Diktatörlerin Sonu ve Yeni Bekleyişler


Sadun KÖPRÜLÜ

(Araştırma)

Amerika, İsrail, İngilizlerin yürütmüş oldukları uzun yıllardan beri haritalarla çizmiş planlamış olduğu politikaya dayanarak ve kendi çıkarlarını, gelirlerini daha fazla elde etmek amacıyla, bu defa
Ortadoğuda anı, anıdan gelişmeler hızla yürüterek sanki doğrudan tek onlarla ilgilenmelerini göstermekle yoksun, aç kalan halka yönelik yardım etmek sinsi vurucu, yakıcı politikası ile birçok devletlerin halkını ayaklandırarak direndirerek, sokaklara, caddelere, alanlara dökmektedir.

Dünyada olan birçok devletler Uzun yıllardan Kendi elleri ile haklarına, yolsuzluk, soysuzlukları haksız yere işkence, baskı yapan ve büyük devletlerin desteğini kazanan Kıyıcılar, Diktatörler birer, birer düşerek, arka be arka ortadan
Kalkarak, yok olmaktadırlar.

Uzun yıllar bu acılara dayanan milletler diş güçlerin planları ile ve çıkarlarının gereği olmasına rağmen nasıl olursa dünya tüm milletler kendilerini, topraklarını sömürenlere baş kaldırarak dikta kıyıcı rejimlerinin ortadan kalkmasına karşı varlığını, gücünü kullanarak iktidarları, rejimleri koltokten indirmeyi başarmaktadır.


Bugün çoğunluk dillerde dolaşarak ve konuşmakta olan Diktatörlüğün
Anlamına gelince bir devletinin İdaresini kendi yönetimiyle şartsız olarak yönetilen bir politikayı amaçlayarak bu söze
Latince dictator söylenir bu dikta yönetim devlet çağdaş anlamıyla belli bir ülkede yaşayan insan topluluğunda egemenlik ile bağımsızlık temelinde oluşturulan politika, örgütlenme ulusal devletlerin özdeşleşen kurumlarının tanıtımı niteliği ve toplumla olan
İlişkileri, bu söz ilk olarak Roma döneminde kullanılmıştır.

Ve devletinin güvenliğini ilgilendirmekle bir özel durum karşısında devlet parlamentosu tarafından yedi yıl süreli olarak Diktatör olarak atanmak millet, ülke bunun yönetimi altında şartsız olarak bulunarak bu süreden sonra iktidar dikta rejim eline geçince acıların çekilmemesi de halk tarafından istenilmez duruma gelecektir, böylece diktatörlük rejimi zorla olursa bile yok olmaya gerekmektedir.

Sonradan İktidarı bırakmayan diktatörlükler değişik olarak ülkeyi işkence, baskıyla, acıyla milleti yok etmek ile yönetmeye kalkarak devleti ve halkı kıyıcılıkla, işkenceyle, korkuyla diktatörlüğü sürdürecekler.


Günümüzde tüm ülkelerde olduğu gibi Diktatörler servetlerine servet katarak devletin altını, üstünün kendi yararlarına kullanarak yüz binlerce dolarlar para altınlara el koyarak, dünya yüzünde en varlı en zengin kendileri olarak, yönetmiş oldukları halk ise açıktan, yoksuzluktan ölüm halı bir duruma gelerek, baskı, korkulu anlarda yaşayacaklardır.

Bu kıyıcı diktatörler her zaman olduğu gibi insanlar arasında ırk, Mezhep, Dil, renk ayrımı yapmakla, sürekli soykırım, asimilasyon, katliamlar uygulamaya konulacaklardır, bunların binlerce örnekleri tüm dünya devletlerde görünmektedir.

Özellikle Türklere Müslümanlara karşı bu tür dikta rejimler haksızlığı ve baskısı sürerek, örneği Ortadoğu’yu uzun yıllardır yöneten diktatörlerin para servetleri, zenginlikleri tüm Batı medyasında tartışma konusu olmaktadır.

Politikacıların, devlet başkanlarının normal bir bakan, milletvekilli, parti, kuruluş başkanlarının, sorumlularının zengin olmaları sadece ekonomisi az gelişen doğu ülkeleri değil, çıkar üzerine kurulu burjuva politikasının yönetmiş olduğu her yöneticinin her ülkede bir kural olarak yürümektedir, alt tabakadan gelenler dünyanın en zengin varlısı olarak devletin serveti halk millet için kullanmadan dünya bankalarında biriktirerek, sanki dedelerinden kalan kendi serveti diye mal ederek köşeye dönmüştür.

Millete acı gösterenler biran önce devirmelidir, toplum, haklar kendi iktidarını, yöneticisini severek, beğenerek seçmelidir.

Günümüzde Ortadoğu’da ayaklanan millet, halk rolü olarak birçok proplam tartışmayı gündeme getirmektedir.:

Ortadoğu’nun uzun yıllardır yöneten diktatörlerin para servetleri. Batı devletlerini ayağa kaldırarak tüm medyada yer almıştır.

Haklarına karşı acımasız kıyıcı diktatör olan Saddam, Kaddafi, Binali, Mübarek, Esat ve ötekiler, ellerinde olan kendi ailelerinin servetleri akılları durulmuştur

Temel olarak bu halkın, bu milletin düşmanları diktatörler kurmuş oldukları kişisel servetlerini emperyalizmle paylaştıklarına dayanarak, artık bu dikta rejimler dünyanı yürüten kendilerini iş devlet başına getiren Emperyalist güçlere borçludalar. Çünkü onların elleri ile bu varlı duruma düşmüşlerdir ve tekrar onlar dikta rejimleri bu acı duruma getirerek, tahtan düşürecekler.

Dünyanın birçok ülkelerinde bu diktatörlerden günümüzde örnekleri çoktur bunlardan

İtalya'nın Medya Baronu Başbakanı: Silvio Berlusconi
Dünyanın en zengin politikaçiları arasında tanınmaktadır.
Kişisel servetinin 25 milyar doları bulduğu söyleniyor. İtalya'nın en büyük medya şirketi Mondadori ve finans hizmetleri veren Mediolanum da Berlusconi ailesinindir devletinin para olmasa bu servet nerden gelmiştir..

ABD Eski Başkanı Bush'un serveti tam olarak bilinmese de, ailenin zenginliği iyi biliniyor. Bush, bu servetini, bir zamanlar 605 bin dolara satın aldığı Texas Rangers kulübüne ait hisse senetlerini satarak elde etti.
Ancak Bush ailesiyle ilgili büyük servetinin devletin olduğu bellidir.

Ayrıca John F. Kennedy ve ilk başkan George Washington'un dünyada süper zengin' kişiler olduğu belirtiliyor.

Diktatör Saddam ve eşi ile birlikte dünyanın önde gelen zenginlerinden sayılırdılar bu para nasıl ve ne yol ile devletin bütçesinden elde etikleri bellidir. Ayrıca İran Şahı gibileri

Bu dikta rejimler düştükten sonra tüm dünyada ve tüm millet içinde Bu yeni dönemde iyi sağlam, çalışkan, kahraman yiğit mücadeleci davasına halklarına hizmet eden hiçbir zaman kendi çıkarını, koltuğunu, parayı düşünmeyen milletin içinden ve milletin desteği ile seçilen liderlere, vatanını, toprak, bayrağını halkını doğru sever ve sevilen tutulan hükümete, sağlam güçlü iktidara, halk içinden bir yönetime ihtiyaç duyulmaktadır.

Artık bununda tüm dünyada gerçekleşmesi için milletinin caddeye, sokağa, alana inmesi ile mücadelesi bağırması, çağırmasıyla olacaktır.
Artık her yerde bu geçerli olmalıdır uzun yıllardan beri birkaç kişi tarafından alınan bu koltuklar milletin istek, iradesiyle baskısıyla bırakılmadır ve yeni liderler, mücadeleci insanlar ortalıkta olmalıdırlar.

Irak başına eskiden günümüze kadar yönetimi ele alan iktidarlar özellikle diktatör Saddam Hüseyin Irak halkı yanında, Irak Türklerine karşı her türlü acılar, soykırım, asimilasyon, katliamlar, haksızlıklar yaşatmıştır. bunun Irak Türklerinin yanında dillerini yasaklayarak Altunköprü katliamında yüzlerce Türkleri suçsuz yere kurşuna dizmiştir, ve birçok köyleri yıkarak yüzlerce Türkleri yerinden, yurdundan Irak’ın güneyine uzaklaştırmıştır.

Saddam Diktatörünün idam edilmesi suçsuz, günahsız milletimizin nasıl olursa yüzü gülmuştur, mutlu olmuştur, bu kıyıcı rejim Irak Türk milletine ve kendi halklarına ve başka uluslara her türlü acılar yaşatmıştır, Saddam gibi diktatörlerin sonu gelmiştir bu gün Irak’ta Saddam benzeri kopyaları bulunan bu tür rejimlerin Irak halkı tarafından yok olma kararları verilerek tarihe kavuşacaktır.

İnsanlara her türlü
Çile, acıyı katliamı, asimilasyon politikasını yaşatmaktan kaçınmayan ve ülkelerini cehenneme çeviren Saddam gibi diktatörlerin sonları idam, intihar veya hapiste ölüm olacaktır.

Saddam gibi diktatörlerden nasıl olursa millet kurtardı ama yene gözyaşı ve Irak’ın çıkarı Petrol, para gömütü bütçesi bugünde birkaç kişinin elinde olarak kendileri yararlanmaktadırlar.

Artık yeni bir düzen yeni demokrasiyi seven mezhep, ırk, millet, ıklım ayrımı yapmayan tüm toplumu ve Iraklıları seven ve eşit olarak tüm millete siyasi, idari, bir sağlam, güçlü iktidarın, hükümetinin olmasını millet beklemektedir, yoksa tüm Iraklılar Tunus, Cezayir, Yemen, Suriye, Mısır, Libya, Uman, Bahrin, İran ve birçok ülkelerde olduğu gibi millet caddede, alana, sokaklara inecektir ve dikta rejimleri düşecektir.

Diktatörler tüm dünyada kendi milletlerine düşmanlık yaparak devletinin tüm varlığını altını üstünü kendileri için kullanarak, haklarını yoksul bırakarak, dünyanın en varlı, zengini kendileri olmuştur, tüm dünya banklarında devletinin paraların, altınlarını adlarına yazdırarak hesaplar açmışlardır.

Tarih boyunca tanınan daktatörlardan

Hitler 1934'te Hindenburg'un ölümü ile Almanya’da devlet başkanlığı, başbakanlığı birleştirerek diktatörlüğünü sürdürmüştür Hitler, 2. Dünya Savaşı'nda insanlar yanında tüm dünyaya büyük acılar yaşatarak. 2. Dünya Savaşı'nı kaybedecek, ile kalmış olduğu sığınaktaki yaşamının son günlerinde evlendiği Eva Braun ile birlikte intihar etmiştir.

Hitler başka Avrupa'nın en kıyıcı korkunç diktatörlerinden önde olan Benito Mussolini aşırı faşist biri olarak her türlü acı baskılarla halkına ve öteki işgale kalkan ülkelerin halklarına her türlü acı, baskı, çile uygulayarak, hapislere atmıştır.

Yayın, basın Kitap ve gazetelere sansür getiren ve birçok işkence, baskı uygulayan ve tarihte acı, işkence yapan diktatörlüğüyle tanınan Mussolini ile sevgilisi Clara Petacci, 28 Nisan 1945'te İtalyan savaşçılar tarafından öldürülmüştü.

Mussolini, sevgilisi ve birkaç yandaşı ile birlikte cesetleri ertesi gün Milano'nun Loreto Meydanı'nda sallanırken bulunmuştur.

Ayrıca
Siyah bir tarihi olan Avrupa'nın en korkunç, kıyıcı, kendi, yandaşlarına, milletine işkence yapan diktatör Nikolay Çavuşesku, halkının açlık sınırında yaşar iken kendisi ve ailesi lüks güzel, varlı yaşam yaşamaktaydı, Macarlılar tarafından Timaşvar'da gösteri yapan suçsuz halka ateş açılmasıyla yüzlerce insanlarının ölmesine neden olmuştur.

Çavuşesku, 25 Aralık 1989'da karısıyla birlikte kaçmaya çalıştığı sırada kurşuna dizilmiştir.

Ön sıralardan gelen dünya diktatörlerinden Balkanları kan gölüne çeviren eski Yugoslavya'nın, savaş suçu işleyen
Lahey'deki yargı evi tarafından yargılanan eski devlet başkanı diktatör Slobodan Miloseviç 11 Mart'ta kalmış olduğu hücresinde kalp krizi geçirerek ölmüştür.

Tarihte iz bırakan acımayan çok kıyıcı ve dünya Türklerinin büyük diktatörü olan tüm Türkleri yok etmeye çalışan Dünyanın en kanlı kıyıcı diktatörlerinin ön sırasında gelen ve tümeski Sovyet iyeletlerinde yüz milyonlarca sayıları olan dünya Türklerine karşı büyük katliamlar, asimilasyon, soykırım uygulayan Türk düşmanı olan yüz binlerce Türk’ü suçsuz yere idam eden öldüren Joseph Stalin, Stalin ölümü Türk milletine yapmış olduğu işkence, acı, baskılardan dolayı yere düşmüş, tüm belden aşağısı ve sağ tarafı felç olmuştur ve kendi pisliği içinde yatarak. Ölüm ızdırabı korkunç seviyedeydi. Boğularak çok acı bir durumda ölmüştür.

Tarihte tanınan zalim Diktatörden Antَnio Oliveira Salazar
, Lizbon) Portekiz Bakanlar Konseyinin başkanı olarak 1932 yılından 1968 yılına kadar Portekiz diktatörü. Portekiz'in sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi hayatını kontrol ederek milliyetçi, muhafazakar kimliğiyle tanınarak en çok İspanya'nın faşist diktatörü General Francisco Franco'ya benzeyen otoriter aşırı rejim Dönemin faşist diktatörleridir Salazar Faşizm' olarak Franco gibi Salazar'da,tam bir Mussolini hayranı, Nazi yanlısıdır.

Beyin kanamasından ölerek Portekiz'e kan kusturan diktatör Salazar İspanyol diktatörü Franco ise kalp sorunları nedeniyle çok acı çekerek, iktidarını kanlı bir biçimde devirerek yıllarca Şili'yi baskı altında yöneten, binlerce kişinin yargısız infazından sorumlu tutulan Pinoşet de yıllarca yargılanma
Korkusu çektikten sonra kalp krizi geçirerek ölmüştür.

Millet öfkesiyle diktatörler birbirinin arkasınca düşerek, millet tüm emperyalist, Amerika, İngiliz, İsrail gücüne karşı milletin iradesiyle, birliğiyle tüm diktatörler yok olmaktadır.

Bu planlar çoğunluk olarak bu devletler kendi çıkarları için Ortadoğu devletlerinin zengin petrol yataklarına, gelirlerine el koyarak, birde Müslümanlara karşı sinsi bir politika sayılmaktadır. ortalıkta yalnız Müslüman milletler ölmektedir, kaypatmaktadırlar.

Diktatörler yine kendi diktatörleri olarak, büyük devletlerin yoluyla atanarak, birer, birer giderek, yerlerine onlar tarafından yeni seçilenler geleceklerdir.

Diktatörlere karşı eylemler, ayaklanmalar önce Tunus, Mısırsa milletin protesto hareketi karşısında Ali Zeynelabdin ve Hüsni Mübarek rejimi çökebildi.

Diktatörler her dönemde olduğu gibi emir vermezler, emirlere baş eğerler, emiri yerine getirirler.

Bu söz, Mısır, Tunus, Suriye Cezayir, Libya, Irak için ve tüm dikta rejimler, ikili ilişkileri kuranlar, işbirlikçiler casuslar içinde geçerlidir de.

Tüm Diktatörler hepsi birden siyasî kuklalardır. Diktatörler karar vermez.
Emir alırlar ve yerine getirirler böylece kıyıcılar tarafından kıyıcı olarak insanlar devletine, milletine halkına karşı her yerde kullanırlar söz sahibi olmazlar boyun, baş eğerler yok demezler her zaman yanlışlığa bile evet diyarlar çünkü onlar satılmışlar ve alınmışlardır- ve görev başına getirilmişlerdir.

Başka güç tarafından kullanmaktadırlar.

Diktatörlere baktığımızda örnek olarak Başkan Hüsnü Mübarek, Batı ekonomik çıkarlarının sadık bir uşağıydı, Ben Ali de, Saddam ve tümü de hep öyle sayılır.

Günümüzde Protesto hareketinin hedefi diktatör rejimler olarak, ama ölenlerse halktır, millettir özellikle Türk’tür Müslümanlardır.

Tek hedef, kukla-oynatıcısından çok, kuklayı koltuğundan devirmektir.

Milletin desteği ile seçtiği bir liderin doğması iş başına gelmesidir, ortadan dikatörlarin devrilmesiyle

Gösterişlerde atılan sloganlar, ise Kahrolsun, Kahrolsun dikta Rejimler, özgürlük istiyoruz, iyi yaşamak istiyoruz, haksızlık, yolsuzluk son bulsun Ve bu Protesto ABD’nin, tüm Ortadoğu üzerinde, egemenliğini göstermektedir ve tahribatının etkisi, açıkça bütün ağırlığıyla görünmektedir. Ama yene nasıl olursa millet için rejimden bir kurtuluş olmaktadır, birçok ülkelerde insanlar yok oldu, yıkıldı, öldü, ezilmektedir. Azda olsa demokrasi olmasıyla insanlar nefes alınmalıdır.

Ama planının
Sahnenin arkasında eylem, faaliyet gösteren yabancı güçler, Amerika, İngiliz ve Avrupa konulmaktadır.

Çoğunluk dikta rejim yanında Protesto devlette yaşanan acılar yanında özellikle
Mısır halkının yoksullaşması ve ekonomisinin istikrarsızlaştırılması olmuştur, millet sesiz kalamadan Mübarek hükümeti ile “IMF’a karşı durdu, sesini yükselterek, bağırarak rejimi düşürdüler
Aynı zamanda
Ben Ali hükümetinin rolü de, IMF’nin Tunus halkına, ekonomisini istikrarsızlaştırdı ve Tunus halkını yoksulluk uçurumuna atmaya başladı, tüm servet bütçe kendi eline geçerek, millet en acı günlerini yaşayarak, sabırsızlığından caddelere, alan sokaklara döküldü.

Hem Hüsnü Mübarek hem de Ben Ali, hükümetleri IMF emirlerine itaat ettiği ve bu emirleri etkili bir şekilde hayata geçirip halklarına dayattıkları için iktidarda kalabildiler.

Pinoşe ve Videla’dan, Baby Doc, Saddam, Ben Ali ve Mübarek’e kadar tüm diktatörler yönetime göreve Washington tarafından getirildiler ve yene onların tarafından alınmaktadırlar.

Diktatörler, Latin Amerika tarihinde, başka, ABD tarafından desteklenen bir dizi askeri darbeyle yerleştirildiler.

Bugün benzeri az bile olsa yene dünyada Uluslararası topluluğun gözetimi altında yapılan özgür ve adil seçimler yoluyla bir bölüm yöneticiler iktidara getiriliyorlar.

Çoğunluk Gerçek kararlar, Washington’daki Dışişleri Bakanlığı’nda, Pentagon’da, Langley’deki CIA karargâhında, H Sokağı NW’deki Dünya Bankası ve IMF karargâhlarında alınmaktadır.

Diktatörler ne kadar hüküm sürerseler de gün gelir milletin tek iradesi ile düşerler halkın öfkesine uğrayarak, geldikleri gibi ve giderler. Politik olarak halkın gözünden düştüklerinde ve ABD’li destekçilerinden çıkarılacaklar, ve daha fazla hizmet edemeyecek duruma gelecekler yerlerine, genellikle siyasî muhalefet yanlılarından seçilen yeni bir lider yerleştirecekler.

böylece dizi zincirleri gibi işlenerek milletin karşısına sunulan birçok diktatörlere bakarsak birinin büyük güçler tarafından bir liderin göreve atanması çoğunlukla
Ve Otoriter bir kukla rejim idaresinin çökeceğini önceden gerçekleşerek özellikle muhalefet partilerinin ve sivil toplum örgütlerinin liderlerinin göreve atanması, Washington’un plânının bir parçasıdır, ve Washington tarafından dünyanın değişik bölgelerinde tam olarak tüm baskılara rağmen uygulanarak, istenilen birini getirmeye tek karar onların yolları ile desteği ile olmaktadır, ve topluma halkın isteğine bağlı olmadan tek güçlerinin çıkarı göz önüne alınarak, görev verilerek karar çıkarları için uygulanmaktadır.

ABD, son otuz
Yıldır Mübarek hükümetini desteklerken, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’a bağlı ABD kuruluşları da, sivil toplum hareketi dâhil, politik muhalefeti aktif olarak onları da destekledi.

Mısır sivil toplumu hem enerjik, canlı, hem de oluşumu zorlanmış ve yapmacık. Ülkede, kendini sivil ve politik hakları genişletme amacına adamış ve yüksek bir gerekçeyle istek karşısında düzenlemiş olduğu bir çevrede faaliyet gösteren yüzlerce sivil toplum kuruluşlarıyla amacını gerçekleşmeye koyunmuştur.

Şimdiki protesto hareketinin önemli rol oynamasını gelince muhalif sivil toplum grupları, ABD tarafından desteklenerek ve finanse edilmektedir.

Sürekli olarak ABD yalnız çıkarlarına hizmet etmek için her bir alanda destek yardımını karşı tarafa vermektedir.

2004 yıllarının sonlarında, Mübarek rejimine karşı alınan ve düzenlenen ilk protestolardan örgütlenen Kifaya hareketi, ABD tarafından kurulan ve Uluslararası Şiddet tehlike baskı İçermeyen çatışma Merkezi (tarafından desteklenmektedir. Kifaya hareketi Filistin için ve ayrıca bölgedeki ABD müdahaleciliğine karşı da duruş sergileyen geniş tabanlıdır.

Bu konular bu gösterişler
Wikileaks’in son aylarda yayınlamış olduğu belgeler dayanmaktadır.

Hüsnü Mübarek’in ortadan kalkması düşmesi devrilmesi, birkaç yıldan beri, ABD dış politikasının ön planında yer almaktadır ve günü gelerek halkı harekete geçirilerek ışığa hemen basılmıştır.

Washington’un görüşüne göre, istediği ülkelerde rejimleri değiştirmek artık ABD emperyalizminin otoriter bir askerî rejimin başa geçirilmesini gerekmeden Rejimin değişilmesiyle partiler dâhil parti üyelerini atamakla, sivil toplum gruplarını finanse etmekle, protesto hareketlerini güçlendirmektir.
ve ulusal seçimleri kendisinin istediği gibi gerçekleştirilebilmesidir.


Washington’dan gelen askerî yardımlar Mısır güçleri ve polis güçleri bugün tepeden tırnağa silahla donatılmışlardır…

ABD, Mısır’ı, resmî olarak, önemli bir müttefik’ olarak görmekle ABD’nin Ortadoğu’da ve aynı bölgede yürüttüğü kirli savaş taktiklerini uygulamasında sağladığı kolaylıklardan ötürüdür.

Mısır, ABD kamuoyu gözünden uygun bir şekilde saklanmış ve insan haklarının yasal ayrıntılarından arındırılmış olan Ortadoğu’nun dev ‘Guantanamo’ üssü olarak hizmet vermektedir.

Amerika’nın düşündüğü Mısır’da, iktidara yeni bir rejim getirmek amacıyla protesto hareketlerini öteki orta doğu devletlerinde bile kullanmaktadır.
Ayrıca tüm desteği ile Halk hareketin, enerjisini yeniden tam uygun bir biçimde yönlendirmelidir: Amerika ve diktatörler arasında olan ilişkileri tüm Ortadoğu ve dünyaya tanıtmalıdır.

Gösterişler tüm hızıyla sürerek, Mısırdan sonra Öfke Ateşi tüm Orta doğuya, dünyaya sıçrayarak, yayılmaktadır. bugünde Libya, Yemen’de olduğu gibi her bir ülkede Diktatörler Paniktedirler! Korkmaktadırlar.
Eylemleler prostoler dünyanın birçok yerinde sürerek, Tunus’ta bir kişinin işsizlik nedenden hükümetin baskıcı politikalarını protesto etmek için kendini yakması ile başlayarak, diktatör Zeynelabidin Bin Ali’nin Suudi Arabistan’a kaçması ile sonuçlanmıştır tüm dünyada öfke ateşi giderek diğer baskıcı dikta rejimlere halktan uzak liderlerin işbaşında olduğu Batı İngiliz, Amerika yanlısı Arap ülkelerine de yayılmaktadır.

Bu yeni gelişmeler ile dünya değişmektedir milletler uyanmaktadır Diktatörler uykusuz kalarak, korku içinde yaşıyorlar ne kadar millete baskıları işkenceleri uyguladılar ama onların cezaları verildi, onları hiçbir güç hiçbir büyük devletlerde milletin öfkesinden kurtulamazlar ve kurtarmadır.

Bir ay içinde bir kaç ülkede diktatörler devrildi, düştü gözler Arap dünyasının diğer ülkelerinde. gözler tüm dünya diktatörlerinde Arap liderleri tüm ülkelerde sabaha kadar toplantılar yaptılar, olaylar Cezayir’de, Mısır, Tunusi Libya, Irak, İran, Bahrinde, Suriye, Yemen ve dehada başka devletlerde, ülkelerde patlayacaktır.

Tunus ve Mısır’da halkın birden ayaklanması ardından bir ay içinde iki diktatörün yönetimi düştü yok oldu, diğer Arap ülkelerinde halka cesaret, yiğitlik doğdu birçok yerde yönetimler tehlikede halkı harekete geçtiler.
Bahreyn Kralı Hamad Bin İsa Âl Halifa karşı gösterişler sürerek, halk cadde, alana, sokaklara indiler bağırdılar, çağırdılar, Suriye’de Başkan Beşar Esat, ülkesinde olan baskılarından dolayı halkın yararına bir önemli kararlar almaya başlandı Esat önümüzdeki günlerde yeni reform paketleri açıklayacak artık milyonlarca Suriye’de yaşayan Türkmenler haklarına kavuşmalıdır, kendi dilleriyle okumalıdırlar Hafız Esat çok sayıda Türkmenleri Saddam rejimi gibi Suriye’de idam ederek uzun yıllar hapishaneye atmıştır, onların şehirlerini, köylerini yıkarak toplar, roketlerle vurmuştur, günümüze kadar hiç bir anayasal, siyasi hakları olmayan Suriye Türklerinin radyo, televizyon, denekleri bile bulunmamaktadır, çok baskı, işkence, acı durumlarda yaşayarak asimilasyon olmaktadırlar.

Ürdün’de ise Kral Abdullah gösterişlere karşı kabineyi görevden alarak ve yeni görevler verilmiştir artık Ürdün Türkleri de haklarına kavuşmalıdır uzun yıllardan sonra.

İran’da gergin bekleyişlerden sonra millet gösterişlere katılarak yeni bir hükümetin kurulmasını istemektedir, gizli belgelere göre İran devletinde 55 milyon Türk’ün olduğunu günümüze kadar hiçbir ana yasal, kültürel haklarının olmadığını Iran Türkleri dile getirerek Şah döneminde olduğu baskı, diktatörlük günümüzde tüm yönüyle İran Türklerine karşı bugünkü iktidar tarafından uygulanmaktadır.

İran’da ilk millet Türkler olarak sayı bakımından hiçbir anayasal hakları bulunmamaktadır Türkçe okumadan, dergi, gazeteden, kitaptan, Radyo, Televizyon ve birçok haklardan yoksun kalan İran Türkleri bir an önce haklarını savunmalıdırlar kendi kimliklerini dillerini korumalıdırlar.

Artık dikta rejimlere son vermelidir.

İran Türkleri yanında 4 milyonun üstünde sayıları olan Irak Türklerine karşı her türlü baskı, Saddam döneminde olduğu gibi günümüzde başka bir yönüyle uygulanmaktadır. Irak Türklerine karşı Araplaştırma, ve Kürtleşme politikası kullanarak bir milyonun üstün Türk oymaklarından Karakol / (Karağol) kendilerini Arap yazmaktadırlar, ayrıca birçok Bayatlar ve Bacalan, Salihı, Haydarı, Zengene, Şebekler, Kakailar Kürt yazmaktadır bir doğru seçim olursa Irak Türklerinin sayıları daha fazla görünecektir.


Artık millet bunu iyice fark etmelidirler şehitlerin kanları yerde korumadan birlikte temiz, sağlam milli mücadeleci Irak Türkleri ile tüm haklarımıza öteki milletler gibi kavuşmalıyız.
Milli Mücadele davamızı kanımızla, canımızla sürdürmeliyiz.
Yiğit, atılgan, kahraman dava adamlarımızı, gençlerimizi seçmeliyiz bu davada hakları olanları iş başına getirmeliyiz.

Dünya Türkleri yanında
Suriye Türklerine bile günümüze kadar hiçbir haklar Hafız Esat döneminde ve Başar döneminde tanınmamıştır.

Yüz binlerce Türk’ün yaşamış olduğu Mısır, Cezayir, Tunus, Filistin, Libya, Irak, Lübnan, Ürdün ve öteki Arap devletlerinde hiçbir Haklarınızın olmadığı bellidir

Artık tüm Ortadoğu devletlerinde ve tüm dünyada bu gelişmeler, değişmeler istenilirse, istenilmese de uygulanacaktır, patlak verecektir.

Yıllardır baskıcı rejimlerin altında yaşayan tüm halkı sakinleştirmeye hiçbir güç yetmeyecektir.
Tüm ülkelerde protestolar gösteriverişler düzenlenmeye başlayacaktır.

Arap ülkesi olmamasına rağmen bölgedeki gerginlikten etkilenen İran’da başlayarak. İran yönetimi gösteriyi yasaklamasına rağmen millet bağırarak, protestolar, gösterişler sürecektir yeni bir yönetim kurulacaktır.

Ve baskıyla yaşayan hiçbir ana hakkı olmayan İran Türkleri bu defa uyanacaktır haklarını alarak, çalışarak, yorularak alacaktır.

Ortadoğu dünyadaki olaylar gösteriş, ayaklamalar

Irak’ta Kerkük, Süleymaniye ve tüm şehirlerde rejime işsizliğe, yolsuzluğa karşı gösterişler, protestolar başlayarak sürmektedir.

Halkların tüm milletlerin daha iyi yaşaması için iyi koşulların uygulanması için yürüyüşler tüm dünya özelliklere Türklere karş yapılan baskı tüm ülkelerde kalkması için ve hakların tanınması için her bir yerde düzenlenmelidir.


Artık kıyıcı diktatörlere yol göründü! Bugün olmazsa yarın hepsi gidicidir! Ortadan yok olacaklardır
Umarız kıyıcı diktatörlerin yerine halk, toprak, Vatan, bayrak insan sevgisi düşünceleri benimsemiş iyi, temiz, Mücadeleci insanlar ve kadrolar işbaşına geçerler!

Artık Bu ülkeler İslam'ın nuru ile milletin sevgisiyle aydınlanacaktır, ve yıllardan beri süren işkence, baskı zulüm dönemleri sona erecektir dünyanın her yerinde tüm insanlar, Türk milleti ile birlikte mutlu olacak, gülecektir, yeter bu gözyaşları, işkenceler, acılar.

Örnek alırsak Çin tarafından Uygur Türklerine uygulanan baskı, işkenceler haddini aşarak çok sayıda Uygur Türkistan Türkleri şehit edildiler hiçbir hakları olmadan ÇİN Yönetimi tarafından günümüze kadar milyonlarca doğu Türkistan, uygu Türkleri baskı, işkence altında inleyerek,
Bizler Müslüman Türkler olarak bu diktatör Çin rejimine karşı dur demeliyiz, Türklük birliğini kurmalıyız tüm Dünya Türklerinin haklarını savunmalıyız, kanla, canla almalıyız. Artık tüm Türklerin ve tüm hakların yüzleri gülecektir ayrımcılık kalmayacaktır.
Kıyıcı diktatörlerin gidişi bir nimet haline gelecektir.
Artık dünya güzelleşecek her kes sevinçli mutlu olacaktır.

İyice biliyoruz kıyıcı diktatörler sırtlarını ABD'ye ve Batı dünyasına dayayarak zulümlerini, baskılarını, işkencelerini sürdürüyorlardır
ABD'nin ve Batı dünyasının kuklası haline gelmiş bu yönetimler kendi halklarına akıl almaz zulümleri yaptılar, uyguladılar
Kendi halklarına kan kusturdular!

Ama bir bakın nasıl oldu onların sonları Allah’a inananların hiçbir zaman hakkı gedmeyecektir.

Zalim diktatörlerin bu zulümlerine ABD ve Batı dünyası, İsrail’e bile hep sessiz ve seyirci kaldılar! Zalim diktatörlere kendi çıkarlarına hizmet etme şartıyla sürekli arka çıktılar! Yanlarında oldular, devletin tüm servetini, Petrolunu, parasını sömürdüler silah satarak, insanları öldürdüler yavruları öksüz bıraktılar.


Artık öyle bir noktaya gelindi ki zalim diktatörleri bulundukları yerlerde kaldıkları makam ve mevkilerde tutmak tamamen imkânsız hale dönüştü!
Halklar ayağa kalktı! Milletler uyandı, her kes hakkını almalıdır, savunmalıdır.

Bir bölüm Diktatörler korkudan Ayağa kalkan halkları, milletleri sakinleştire bilmek için zalim diktatörler bugüne kadar göstermedikleri incelikleri, değişmeleri, kalkınmaları göstermeye başladılar!

Birçok şeyleri değiştirdiler!
Hükümetlerini değiştirmeye kalktılar,
Bir daha aday olmayacaklarını ilan ettiler para, maaş dağıttılar!
Ve Ailelerinden birinin de aday olmayacağını bildirdiler, yalnız tahta kalmak için halkın her türlü isteğine baş boyun eğdiler

Uyanmak, çalışmak anı geldi Halklar uyanmalıdır tüm rejimleri de, işbirlikçileri, düşmanların tanıyarak, ayakta durarak, büyük değişimler yapmalıdırlar
Değişimden iş başına iyiler sağlam temiz insan toprak, milletseverler gelmelidirler Yıllardır zulüm altında inleyen Türk milletiyle tüm halklar artık bu diktatörler tarafından yürütülen sistem bu ülkelerde bir an önce son bulmalıdır, tek umudumuz yeniden bu ülkelerde tüm insanlar aydınlanmalıdır, ve huzura kavuşmalıdırlar
Millet, toplum tarafından sevilen bir temiz, başarılı, sağlam iş başına çıkarak, kendisini milletine adamalıdır.

Bu durumda bunu iyice düşünmeliyiz bilmeliyiz ki Siyonist çevrelerin bu gelişme, değişmelere karşı nasıl rolü olduğunu düşünerek ve onlarının insanları genellikle İslamlara ne tür durum sergileyeceğini anlamalıyız.

Devrilen diktatörlerin yerine başka kuklaları geçirmelerinden kaygımız büyüktür
İnşallah Siyonist çevreleri bu dönemde dileriz hiçte başarılı olamazlar

Tüm Türk İslam ülkelerinde iyi bir dönemin güzel yarınların, mutlu günlerin doğmasının, umutla beklemekteyiz.
Artık tüm insanlar haklarını almalıdır, ve parlak günlerin yeni ışıkların parlamasını ve bu aydınlık kalıcı olarak tüm dünyanı aydınlatmasını Allah’tan diliyoruz.

Ama ne yazık günümüzde üzülerek görüyoruz Siyonistler, Amerika, İngilizler bu değişmeler süresiyle sesiz olarak çalışarak Kendi ajanların, istediklerini iş başına geçirmek için hızlı çalışmalarını sürdürmektedirler.

İnsanların tüm doğal ve siyasi haklarına kavuşarak işkence, baskı altında yok olmamalıdırlar artık özgürlüklerine kavuşmalıdırlar.
Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün, Yemen, Libya ve Körfez, Çin, İran öteki rejimler iyice düşünerek, kendi milletlerinin haklarına ses vermelidir, isteklerini yerine getirmelidirler.


Demokrasiyi tam olarak uygulamalıdırlar.

Amerikan dış politikası ise milletleri kendi geleceklerine ışık tutarak özgürce yaşamazına girişmemelidir sağlam yasal bir dönem bağımsız bir sistemin millet tarafından seçilmelidir, desteklemelidir.

Diktatörler dünyanın Birçok yerlerinde baskıcı olarak insanlara her türlü işkenceler, haksızlık yapmaktadırlar

Çoklar Amerika ile iş yaparak arkadaş olmuşlardır.

Artık Zorbalar, işkenceciler, katiller ve muhtelif diktatörler ve yozlaşmış kukla devlet başkanlarını hep iş başındadırlar ve destekli olarak destek ve ilgi ABD'ye bağlılıklarından dolayı ödüllendirilmektedirler.

Diktatörler anayasal süre ele geçirmeyerek kontrol aracılığıyla güç, baskı dolandırıcılık, hiçbiri seçimler yapılmadan açık ve adil olmayarak çoğunluk toplum tarafından istenilmeyen doğru olmakla demokratik olarak seçilmiş tarafı olmayarak devletinin tüm servetini kendi çıkarları için kullanmaktadır.


Amerika büyük Diktatörlüğünü Türk ırkından olan Kızılderililer den değişik tarihlerde onlara baskı işkence yaparak ilk millet olan kızılderilere tam olarak işkence, baskı uygulanarak, sayısız insanlar gözaltına alınmıştır ve yargısız işkence.
Yerli Kızılderililer kendi topraklarından alarak başka bölgelere uzaklaştırılarak sonu gelmeyen katliamlar, soykırım onlara karşı yürütülmüştür

Diktatörlükle tanınan ülkelerde en iyisi, seçim yapılmalıdır,
Demokrasi uygulanarak liderlerini millet toplum tarafından seçilmelidir millet tarafından seçilmeyenler çoğunluk Amerika ve İngiliz’in elemanları, uşakları olarak ülkeyi yönetmektedirler
Libya diktatörü Kaddafi 41 yıldır onun konumunu korudu ise bugün halkını ateş aylında öldürerek Uçaklarda bombalarla halkı öldürmektedir bugün önce Kadafi yönetimi bırakmalıdır yüzlerce sivil insanlar canını kayıp ederek ateş ambarı içinde Amerika’nın yanında duran devletlerinin toplarla, roketleri can vermektedir orda ölenler yalnız Müslümanlardır, artık bu hareketin durdurulması ve diktatörün düşmesidir.


Mısır Tunus'un son devirip Zine El Abidine Ben Ali-ve Hüsnü Mübarek, sırasıyla, yaklaşık 30 yıl ve 23 için büyük güç olmuşlardır, bunlar bugün ortada yok oldular.

Bu durum İran'ın Mahmud Ahmedinecad yene her bir türlü baskısını artarak milyonlarca İran Türklerine hiçbir hak tanımadan dillerini unutmaya yönelik Fars (pers) politikası uygulayarak asimilasyon, ırk soykırımı sürdürmektedir. Kendi dilleriyle günümüze kadar eğitim okuma, görmeyen
Milyonlarca İran Türkleri asimilasyon maruz kalarak yüzlerce Türkler hapishanelerde yatmaktadır artık İran Türkleri uyanmalıdır, haklarını Ana dilleri Türkçeni savunmalıdırlar.

Bu dikta rejimlerin ne kadar baskıları artarsa bile millet umutsuz hiç olamaz, rejimler kendi koltuklarının korumak için daha fazla baskılar işkenceler uygularsalar da artık millet ayaklanmalı uykusundan uyanmalıdır.

Milletin ayaklanmaları arkasında ne kadar başka güçler varsa bile millet artık bıktı Arap diktatörler başarısızlığı yüzünden protestocular Hükümetlere karşı cevap vererek korkuya, ölüme aldırış vermediler.

Ülkelere dikta rejimler baskısıyla çoğunluk
Yüksek işsizlik oranı ve daha yüksek işsizlik, özellikle genç erkeklerde görünerek diploması olanlar atanmamış ayni zamanda gıda ve enerji fiyatları yükselerek, küresel ekonomik krizi yaşanılmaktadır.

Günümüzde her büyük Arap ülkeleri karaktersiz, güvensizlik, huzursuzluk arasında milleti. Yaşatmaktadır.

Diktatörler için
Durum hep öyle kalmayarak, patlak veren bu gösterişler daha yeni başlangıç ile bir sinyal olarak, tüm dünya ülkelerine ve Arap devletlerine yayılacaktır, dinlenmeden tüm dikta rejimler çökecektir.

Protestolar da rejim değişikliğine neden olabileceğini günümüzde her bir ülkede yangısını gösterecektir.


Kendi koltuk aşkı olanlar sonsuza kadar iktidarda kalmayarak en sonunda doğruya, hakka, demokrasiye teslim olacaklardır.

Ve sonrasında kaosa boğularak her nasıl olursa ülkeyi bırakarak kaçacaklar

Önümüzdeki günlerde birkaç gün içinde diktatörlüğün sonu Arap ve birçok devletler için olabilirdi kritik, Yaşam koşulları hala Arap ülkelerinin çoğunda bozulacaktır ve milletin, halkın iradesi hüküm ederek üst olacaktır.

Rejimlerin çöküşü ışığında, Arap diktatörlüklerin gelecekte söz konusu olmayarak yerine yeni demokrasi gelmesi umudu yükselmektedir.

Protestocular
Dünyanın her yerinde diktatörlere karşı devam ederek ister zorlukla ister kendileri bırakıp başka devletlere barınacaklar, ve milletin, halkın iradesine ses vermelidirler
Artık demokrasiye inanacaklar.
Ve milletin iyi sağlam temiz, mücadelecileri ön planda olacaklar.

Artı Rusya, Çin, İran, Arnavutluk, Kahire, Irak, Tunus, Bahrin, Yemen, Cezayir'den Kazakistan'a kadar yiğit milletlerin ayaklanmasıyla Demokrasi, değişim yayılacaktır ve birçok devletler parçalanacak, bölünecektir, yıllar çizilmiş olan haritaları ortaya atılarak, yeni devletler kurulacaktır buda güçlü devletlerinin planları ile gerçekleşmektedir.
Yeni devletler kurulacak bu planlar yıllar öncelerin çizilen ve uygulanmaya koyulan bir projeye dönmüştür.
20 yıl önce Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana en önemli uluslararası gelişme yola çıkmıştır.

Yeni devletler görünecekler belli olacaklar
Baskı, acı yaşayan ezilen milyonlarca insanlar, dünya çapında ayakta durarak kurtuluş dileyecekler,
ilk kez, dünyanın her yerinde acımasız diktatörlerin gözle düşmelerini görerek halktan, demokrasiden korkuyorlar. Onlar kendi halklarına değişim sunmalıdırlar.

Çünkü özgürlük ateşi dünyada yayılmaktadır yalnız Ortadoğu'da değil
Çin, Kahire, İran, Avrupa, Irak birçok yerde ayaklanma, gösteriler başladığı gibi kısa sürede, diktatörler hükümetler düşecekler eylemler her yere sıçradı, televizyon, radyo, web siteleri, bloglar ve diğer çevrimiçi tartışma, mitingler gruplarında günlük yer aldı millet
Sokaklara döküldü umutlu, mutlu yarınlarla bir bekleyiştedir.

Artık bu değişimde, gösteriş, ayaklanmada tüm devletlerden İran rejimide bir ders almalıdır 55 Milyon İran Türklerine özel olarak anayasal haklar tanımalı, İran Türkleri kendi ane dilleri ile okumalı ve Televizyon, radyo, basını olmalıdır Şah döneminde sayısız katliam, soykırım gören İran Türkleri bugünde bu acı durumu, baskıyı yaşamaktadır, İran’da çoğunluk Türk olan millet her türlü haklardan yoksun
Yaşamaktadırlar.

Artık İran demokrasiyle yönetilmelidir, İran Türkleri yönetimde yer almalıdır, Türk Siyasal partileri olmalıdır, Basın, yayın özgür olmalıdır. 1979 İran devriminden sonra baştaki Hizbullah Partisi şah yerine bir grup molla diktatörlüğünü kurarak özellikle Türklere baskı, işkence uygulamaktadır, Burada tek parti diktatörlüğü vardır. Bunlarda Şiiliğe dayalı bir ulus devlettir. Tek parti sultası ve ordunun, istihbaratın borusu İran’da yönetimi eline almaktadır

İran, Çini Libya, Suriye diktatörlüğü ve tek parti yönetimi hala bu devletlerde varlığını sürmektedir.

Millet susmamalıdır hakkını istemelidir.
Suriye’de 50 yıllık bir diktatörlük, İran'daki 32 yıllık bir diktatörlük neden bu kadar düşmemelidir neden iktidarı çoğunluk olarak demokrasiyi savunanlar ele geçirmesinler.

Bu devletlerde göstermelik parlamenter sistem bile bulunmamaktadır.

İran’da Türk İnsan haklarının izini bile
rastgelmiyoruz ne demek 55 Milyonu 7 Milyon Pars yönetmektedir.

Demokrasi ve insan hakları ile hiçbir ilgisi olmayan rejimler gitmelidir, yıkılmalıdır, diktatörler düşmelidirler en başta İran rejiminin değişmesi Türklere hak tanıması çok önemlidir.

Suriye her zaman tek partiyle yönetilerek Saddam diktatöründen hiçbir farkı olmadan binlerce Suriye Türkleri idam olarak hapishanelere atıldı katliamlar oldu 3 Milyon Suriye Türk’ünün İran 55 Milyon Türkleri gibi hiçbir okuma anne dillerine yasal hakları bulunmamaktadır, bir Web sitesi bir derneği, televizyonu, radyosu bile Türkçe olmayan bir millet yok olup kayıp olmaktadır.

Amerika, Avrupa Ortadoğu rejimleriyle bir yandan ilişkisin sürdürmekle desteklemektedir öte yandan işbirlikçilerle, hakla diktatörlerin değişmesini istemektedirler.

Kendi çıkarlarını düşünerek dünya ilişkilerini koruyarak her kese uygun görmemektedirler.

Bu günün birçok yöneticileri özellikle büyük devletler
bir diktatörün gidişini alkışlarken, halka destek verirken devrilmesine diğer yandan başa bir diktatörlere kardeş olarak görünüyorlar.

Gösterişler Tunus, Mısır, Libya’dan sonra birçok Arap ülkesi halkı başlarında bulunan yöneticilerine karşı isyan bayrağını çekti. Yemen, Ürdün, Libya ve Bahreyn’de meydanlara inen binlerce kişi, dikta rejimler yıkılana kadar meydanları bırakmayacaklarını belirtiyorlar
Halk ayaklanmalarından ve rejimin devrilmesinden sonra birçok Arap ülkesinde yönetimlere karşı başlatılan gösteriler, ayaklamalar sürmektedir,

Batı’nın stratejik yandaşı olan Bahreyn’de halktan binlerce kişi, rejimin yıkılmasını isteyerek Meydanları bırakmadılar.

Yemen’de de binlerce kişi Rejim yıkılmasına kadar eylemlerini sürdürmektedir

Libya’da da ise diktatör yönetime karşı gösteriler başlayarak protestocular Kaddafi’nin bir an önce devrilmesini isteyerek, birçok şehirleri ele geçirilmiştir. Bu ayaklama protesto Özellikle Facebook üzerinden yapılarak milleti bir araya getirmektedir.


İran rejimi ne kadar sesiz olmasına rağmen milletin sesi hiçbir zaman susmayacaktır uzun yıllardan beri İran Türkleri çok sayıda İmparatorluklar kurarak, birinci millet olan Türkler Şah döneminde ve tüm İran başına gelen Pars yönetimleri tarafından her baskı , işkencelere karşı bu gün özgür sesini tüm dünyaya yayarak haklarına dikta rejime karşı savunarak meydanlar dökülerek protestocular

Tebriz, Urmiye, Zengan, Erdebil

Bölgelerinde Türk Topluluklarından Azeri, Karapapaklar , Kaşkaylar , Türkmenler , Hamseler , Karapapalılar, Geymikler , Şahsevenler , Karadağlılar , Şatrunlu, Delikanlılar ,Beybağlılar , Bocağcılatlar , Halaçlar , Karaylar , Timurtaşlar ve Avşarlar.kaşgarlar,tüm İran Türkleri
milli haklarını istemeye bağırdılar, çağırdılar
Siyasi ve İdari ana yasal dillerini korumak için bulundukları ülkenin idari, siyasi yapısında yerlerinin olmasını isteyerek. Farsça’nın yanında, Türkçeni etkin olmasını Türk bölgelerinde dile getirdiler Tahran, Erdebil, Tebriz'de ve İran’ın birçok yerinde yaşayan
İran Türklerinin milli benliklerini korumak için sunsuze dek milli mücadele edeceklerini beli ederek meydanlara, caddalere döküldüler.
Eskiden olduğu gibi İran Türkleri acımasız asimilasyon hareketlerinden nasibrini alarak çok sayıda idam vererek, hapishaneye atıldılar.
İran bir Türk toprağı olarak yüzlerden beri burayı Türkler yöneterek çok sayıda devletler kurmuşlardır
Bölgedeki Türk varlığı gelince
11. yy'ın ilk yarısından (Yıva) boyundan kalabalık büyük Türkmen grubu İran'a yerleşerek 12. yy'da ise Solgurlarla birlikte Avşarlar, Huzistan'ı yurt edinmişlerdir. 10 yy'dan sonra yoğun olarak Türk savaşçıları (Gazneliler, Selçuklular) ve sayısız Türk boyları Orta Asya'dan Ortadoğu'ya ayrıca İran'a akın, akın gelerek Güney Azerbaycan'a yerleşmişlerdir.

İran Türklerinin dilleri ise Batı Oğuz Türkçesi'ni seçmişlerdir ve Arap alfabesiyle yazmışlardır. Ancak 1925-1979 yıllarında Pehleviler döneminde Türklere zorla Farsça öğretmeye kalkarak Azerbaycan Türkçesi yasaklanmıştır.

Türklerin yoğun olduğu Tebriz önemli. Bir ticaret merkezi ve İran'ın dördüncü büyük kentidir. İran Türkleri tüm şehirde yaşamaktadırlar İran, tarih boyunca Doğu Türklüğü ile Batı Türklüğü arasında bir duvar örülerek birbirlerinden onları ayırmaya düşmanlar çalışmışlardır.

Eskiden olduğu gibi günümüzde politikalar karşısında İran Türklerinin durumu, her dönemde sıkıntılı baskılı, acı olmuştur ve tüm haklardan yoksun kalmışlardır.

Artık gün ışığı umutlarla doğarak diktadırlar tahtan, koltuğundan düşmektedir, umarız tüm dünyada acılarla, baskılarla yaşayan Müslümanlar, Türkler haklarına kavuşarak güzel, mutlu anlarda yaşayacaklar.









Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Irak Türklerinin Eski dönemin acısı, yeni dönemde daha artmaktadır
2 - Milli Mücadele Yolunda: Şehit Münir Burhan KÂFİLİ - Türkmen Diye Şehit edildi.
3 - Diktatör Saddam döneminde TİSİN Türkleri yaşanılmayan acı, çiler yaşadılar.
4 - 24 Ocak 1970 Irak Türklerine verilen Kültürel Haklar, Diktatör rejim, Geri alınmıştır
5 - Irak Türklerinin, yiğit, kahraman şehitleri
6 - 16 Ocak 1980 Tarihinde Milli Mücadele Yolunda Şehit olan Türkmen Liderlerimizden
7 - Irak Türkleri, Dünya Türklerinden bir parçadırlar
8 - Irak Türkleri Özgür bir Basın, yayını, İzlemelidir
9 - Irak Türklerin bugünkü durumları
10 - ACI GÜNLERDE YAŞAYAN DÜNYA TÜRKLERİNE DUA
11 - Irak Türkleri baskılara karşı direnmektedirler
12 - Irak Türkleri Susmayacaktır
13 - Milli Mücadele Yolunda Özveriye var mısınız?
14 - Bu Topraklar Irak Türklerinin Varlığıdır
15 - Bu Yolu Seçtik bu Yolda sonsuza dek yürüyeceğiz
16 - Sabri TARABYA Kerkük’le yaşıyordu
17 - Adıyla, Sanıyla Milli Tarihiyle, Varlığıyla Tanınan Cüneyt MENGÜ
18 - Molla Mustafa Barzani tarafından uygulanan 14 Temmuz katliamının acı olayları
19 - 2 Kasım 1971 tarihinde Irak Türk Öğrencilerinin Saddam rejimine karşı İlk boykot Silkinme Hareketi
20 - Milli Mücadele yolunda (28)Yiğit Selahattin Tenekeci
21 - (TELAFER) Irak Türklerine Karşı Katliamlar, Soykırımlar
22 - Türklüğün Simgesi Kerkük
23 - Siyasi Abu Garip hapishanesin acıları
24 - Şehit Mustafa Kemal Yaycılıya Hapishaneden yazmış olduğum Mektup.
25 - Altunköprü Katliamı
26 - ALTUNKÖPRÜ TÜRKLERİ
27 - Hocalı Soykırım, Katliamı Azerbaycan Türklerine Kıyıcı Ermeniler Tarafından planlanmıştır.
28 - Sevgililer gününde Kerkük
29 - Osmanlı İmparatorluğunu Kuran KARAKEÇİLİ Türkmen Aşireti, Oymağıdır.
30 - ACIMIZ ÇOK BÜYÜK
>>Sonraki >>