Arabic Turkish
 
2010-12-15   Arkadþýna gönder
2622 (1079)


Yirmi yıl sonra Şafak şiiri


Nusret Merdan


Şafak’ta toplanan üç dosttuk .
Şiir ve edebiyat her yanımızı sarmıştı. Tutsağı olmuştuk adeta. Günlük ekemek kadar aziz ve değerliydi bizler için . Yani ben , Mehmet Ömer Kazancı ve kardeş kadar aziz , dostların en güzel olan rahmetli İsmet Özcan için .
Üçümüzünde şiir ve edebiyat yaşamımızın bir yol haritası idi adeta. Kültür hayatımızın ortasındaydık . Dilimiz bizler için dillerin en güzeliydi.
Üçümüzde Erbil’de yaşıyorduk . Yazdığımız metinlerin ilk dinleyzcisidik. Dostluk ortamı içinde değerlendiyorduk yazdıklarımızı. Dostluk kapımız herkese açıktı.
Kazancı ile komuş idik. Birbirmizi görmek için zaman ,gece veya gündüz oluşuna zerre kadar önemsemezdik. Kaç şiir bizleri gece yarsında birleştirmedi ki. Kaç hikayenin yüzü hürmeti için birlekte olmadık ki . Dostluğumuzda saat ve zaman kavramı yoktu . sbahlara kadar kültürel konularda tartışmadan hiç
üşenmezdik.
İsmet Özcan’la her hafta en az dört veya beş defa görümemiz adet haline gelmişti. Özcan’ı görenler ondan bizleri sorarlardi . Erbil’de karşlatığmız dostlar , bizden onu sorarlardı . ‘’ İsmet görünmürü, Düz’dadı yoxa Erbildedi ? ‘’ diye.
İsmet bana geldiğinde , hangi saata olursa olsun , ilk işim kızım Sümer’i , kazancı’nın evine göndermek olurdu. Her defasında bir solukta Kazancı gelirdi.
Sürekli Türkmen edebiyatının bir adım ileriye gitmesi için projeler üretirdik. Dostuğumuzun yanında ortak bir şiir akımı yaratmak için çok kafa yorduk. Çok defa sabahın ilk saatların sınırında solduk. Ve böylece Türkmen şiir tarihinde ilk kez şiir akımın kurduk ve yine bir ilk olarak bir şiir bildirisi yayımladık. Bizleri cadırı altına alan şiirin adınıda ŞAFAK koyduk.
Bildirinin ilk taslağını ben hazırladıktan sonra , iki dostuma verdim ve her ikisi de bildiriye kendi yorumlarına katarak , bildiriye nihai şeklini verdik.

Şafak Şiir Bildirisi

Şiir her zaman , her yerde çağına göre gelimiş ve kişilik kaazanmıştır. Damgasını yazın yaşamına göre vurmuştur.
Şafak’da toplanan ozanlar şiirin etkinliğine inanmakta ve bu inanç ile şiirimizi yaşadığımız çağın, yani yirmici yüzyılın son çeyreğinin şiiri kılmaya uğramaktadırlar.

Şafak’çılar olarak şiirlerinde , söylev hevesine kapılmadan, süs ve söz sanatlarından yardım beklemeden , ölçü ne uyak tutsaklığına sıyrılmadan, nazım kolaylıklarının tuzağına düşmeden , içten geldiği geldiği gibi bir dili mümkün olduğu kadar enine boyuna kulanarak ,hata boyutlarının sınırlarını sürekli zorluyarak denemektedirler.

Gerçek ozanlar, çağlarını en iyi yansıtırlardır. Ölüm ,sevgi, yalnızlık, acı, umut , çağlar boyu insan oğlunu ilgilendiren ve üzerine hep eğildiği ve eğilebileceği konılar olmuştur.

Çağdaş ozan göre yüz değiştiren , bu konuları en derin duyarlık ,en bilinçli coşku ile kendine özgü bir şiirin sınırları , koşulları içinde işler.

Ozan çağının nabzı ve saatıdır. Çağının nabzı ve saatı olmayı başaramayan ozan çağdışı kalır. Çağ , durmadan akan bir ırmaksa , ozan bu ırmağı besleyen bir pınar, bu ırmaktan beslenen bir göldür. Sürekli olarak çağdan aldığı gibi ,sürekli olarakda çağla hesaplaşma zorundadır.

Çağın kalıcı olmayı isteyen isteyen ozan bir eliyle yaşadığı günü yoklar, bir eliyle degeleceği dener. Geleceğin denemesi , düşlemle , ve özlem gücü ile belirler. Ozan düşlemesi geleceğin uzantısıdır. Düşlemeyen ozan kendini aşamaz, çevresindeki insanlar için yeni dünyalar düşünemez.

Şafak şairleri (Türkmen şiirine) bu doğruluklarını boyutlar kazandırmaya çalışmaktadırlar. Şiirlerini halk ekininden beslemeyi de halkımızın dilinden düşmeyen Horyatlardan yaralanarak zenginleştirmeyi de unutmamaktadılar. Böylece Şafak bir yandan çağdaş dünya şiirini kavrama , öte yandan Türkmen toplumunun bir öz ürünü olma bilinci içindedeir.

Şafak , acı ,sevinç,bunalım, umut, öfke , isyan , dostluk duygularını getiren yeni bir günün başlangıcıdır. Şafak şiiri de tüm bu duyguları şiirimize getiren yaşamın şiirleri , yaşamın atar nabzıdır.

Şafak şiiri gerçekle- düşün , soyutla – somutun buluştuğu noktadır. Kalıplaşmışın ,alışmışın ötesindedir hep. Hazır kalıplar içindeen değil ,özgürlüklerden yola çıkan sözcüklerin seslerle kaynaşmasından oluşan hiç bir sözcüğün rastgele yer almadığı , hiç bir şeyin raslantıya bırklmadığı şiirdir..duyğuları kalıplaşma tehlikesinden kurtarıp yepyeni teptaze bir şiir diline ulaşarak ,çoğu kez ilk okuyuşta kendini kolay ele vermeyen şiirdir Şafak şiiri.

Şafak , şiiri genç ozanların eski örnekle uyup ,yalnız kalsiklerden öğrenmek yalnız kalsiklerden öğrenmek zorunda olmak düşüncesini red ederek , gerçek ozanlar kendi biçimlerini kendileri yaratır ilkesine inanıp , günümüzün sanat tekniği dünkü tekniklerden üstündür gerçeğini kavrayan duygudaşların ortak yapıtıdır.

Dilde özleşmek akımının önemini ilk plandan tutan ,anlatımda açıklğı kurallaştırmayı uğraşan ozanlar , Şafak şiiri , Türkmen toplumunun öz bağrından yükselen sesidir. Şiirde neler yaptıklarını bilen , çağdan neler alıp neleri almayacaklarını kavrayan , nelere karşı çıkacaklarının bilincinde olan ozanların şiiridir .
1990

Şafak kitabının basımı ve diğer olaylar

Uzun bir uğraş ve bir çok hayal kırıklığından sonra kendi çabamazıla ortak şiir kitabı bin bir zorlukla basıldı. ( O zaman Türkemen yazarlarıın tek yetkili organı olan Türkmen kültür Müdürlüğü , kitabımızı bir grubu temsil ettiğinden dolayı bahanesiyle basılmasını onay vermedi).
Kimileri Şafaka karşı tavır almasına rağmen , kültür ortamıızda çok iyi karşılandı . O sıra bizlerden daha sık Kerkük’e giden İsmet Özcan , her gelişinde adeta senivçten kuşlar gibi pır pır uçuyordu.
Hamza hamamcı , Kahtan Hürmüzlü gibi değerli yazar ve şairlerin isimlerini sayrak ‘’ Hepsi Şafak’tan övgü ile söz ettiler. İlerde grubumuz yeni kitap çıkartırsa katılmak istiyorlar ‘’, biraz soluklandıktan sonra ‘’ Üsat kahtan dedi ki, şafak akımı çağdaş şiirimizin yüz akıdır , dedi ‘’.
Sevgili İsmet akımımızı ve şiir bidlirimiz olumlu bakan Şiirmizde ünlü isimleri kucaklamamız gerekli olduğuna yürekten inanıyordu.
Bu olmlu seslere rağmen ,Kasım sarıkahya hariç hiç kimse Şafak akımı hakkında bir değerlendirme yazısı yazmadı.
Umut dolu idik . Durmaya ve bir köşeye çekilmeye hiç birimizin niyetimiz yoktu.

Şafak’ın kötü kaderi

Şafak’ın basınından bir kaç ay sonra 1991 başından itibaren 2. korfez savaşı patlak verdi. Savaş ambargolara , acılara , yoksulıklara neden oldu. Şafak bu zor şartlarda gün ışğına çıktığından dolayı , şanzsız bir dönem yaşadı.
Şafak ‘ı uzun ömürlü , direnen bir şiir ekolü olarak düşünmüştük , ancak Irak çözülme durumuna gelmişti artık. Herkes acı çekiyordu. Belirsiz durum , dost Mehmet ömer kazancı yı , Bağdat’ta yaşamak zorunda bırkatıktan sonra sevgli
Kardeş ve dostumuz İsmet Özcan ‘da emekilye ayrılıp Tuzhurmatı’da ikamet etmeye başladı. Irak’ın şehirlerarası irtaibat kesilmiş durumdaydı.
Ben de 1993 yılının nisan ayında ırak’ı terk etmemle, ve 1994 sevgili İsmet özcan’ın aniden , çok genç ve verimli bir yaşta ölmesiyle , aramızdaki bağlantı tamamen kesilmiş oldu.
Ancak Şafak her zaman içimizde canlı kaldı. Kazncı dostumla yıllar sonra mektupleşmemizde Şafak’ı hep andık.
Arasıra Şafak kitabındaki ortak şiirlerimizi okurken , ne yalan söleyeyim , 20 yıl geçmesini rağmen karşımada çepcanlı , her şeyile yaşayan , soluyan , etkileyici bir şiir görüyorum .

Cenevre
26.6 .2010




Şafak’tan Şiirler

Gel

İsmet Özcan

Gözler görmesin
Duymasın Kulaklar
Bir yaprak çal
Takvimin son sayfalarından
Cıvıl cıvıl
Geçi versin ,Üstümüzden kumrular
Bir daha dönmesin
Geriye zaman



Linda

İsmet Özcan

Kaderi tanıdığım
Menekşe kokan yıllaımda
İlk sendin
Ruhumu yaklayan
Sendin saman yolunda
Beni sarhoş gezdiren
Linda
Gözümün çiçeği Linda
Çeyrek çağ oldu
Kederimin ömrü
Düşlerimde gezinen
Dikenli ellerin
Naylonda olursa
Ne var
Bir demet çiçek
Hiç mi
Sunmayacak ..?!





Kerkük Treninin Ardından

Dr.Mehmet Ömer Kazancı


Bir tren vardı
Büklüm büklüm Salı verirdi dumanını
Evlerimizin üstüne
Püf püf diye okşardı
Vagonlarını
Ardıca çekerken
Bir istasyondan
Diğerine

#
Bir tren vardı
Kuşlarla birlikte
Evimizin önüden geçerdi
Sicim sicim ter dökerdi.


Bir tren vardı
Kerkük’ün göğsüne
Başını dayardı
Yorulduğu zaman .

Bir tren vardı
Düdük çalarken
Şerefine kadeh kaldırırdı
Dayı Ümüş
Musalla’dan
Salavatlar okurdu
Öksüre öksüre
Hoperlorlu
Nakışlı Minaredn

Bir tren vardı
Kerküğe girerken
Babasız çocuklara
El salardı
Un taşırdı
Kıtlık günlerinde
Oradan oraya
Savaş günlerinde
Asker taşırdı
Cepheye .

Bir tren vardı
Mışko’nun Fatma’sını
Gelin götüürdü
Kankalasında
Erbil’in kalesine
Kerküğün kalesinden.


Bir tren vardı
Her şeye yarardı
Her şeye yarayan
Bir tren vardı .



Hikemiyat

Nusret Merdan
1
Ben
Ne cehenmi
Ne de ceneti
İsterim tanrım
Kerkük’te ölsem
Yeter

2
Bir deniz vardı rüyamda
Onu çaldılar
Yüz Horyat çağırsam
Geri gelmez
Elleri Kelepçede .

3
Elde var hüzün
Bu dert başka dert
Bölsende aynı şey
Çarpsan da
Elde var hüzün

4
Öldürmeyin Martıları
Mariya sever onları
Tek kurşun atmayın
Mariya ölür sonra.
5

Sevdalanmışım sana
Elimi hangi suya atsam
Sen çıkarsın karşıma !





Arkadþýna gönder

Yorumlar:

ke‏ke
Hocam merhaba, yorum ba‏l‎ً‎ yaln‎‏ olabilir. Ancak yine ‎srarla ke‏ke diyorum. Yaz‎y‎ bir kaç defa okudum. Kesinlikle olamayacaً‎n‎ bilerek Ke‏ke o zaman geri dِnebilse dedim. Ke‏ke o ak‎m‎n içinde ben de olsayd‎m diyorum. ``Siz edebiyat‎m‎z‎n ak yüzüsünüz`` bunu hep diyeceًim. Ozaman çok gençtim ve bu yolun ba‏‎ndayd‎m. Bir yorum veya deًerlendirme yazamam‎‏t‎m. قimdi bir iki sat‎r yazabildiysem ne mutlu bana. Sayg‎larla.
Diyar ERBفL


Yazarýn diðer yazýlarý

1 - İsyana Davatiye
2 - Dolandı Gün
3 - Ay Işığında ve sevgililer Günü
4 - Ağaçlar aykta ölür (Dr. Funda Aydın Mustafa “ya)
5 - Nereye gittiysem izledin beni
6 - Zehretme Hayâtı Bana Cânânım
7 - Türkmeneli Vakfı’na yanıt
8 - Bir Soru, ama gerekli
9 - Nusret Merdan’dan Şiirler
10 - ( En)ler diyarından notlar
11 - Türkmen aydını hiç bir partinin (Arzuhalcısı) değildir
12 - kör olma kardeşim, gör beni !