Arabic Turkish
 
2010-09-25   Arkadþýna gönder
1900 (836)


Hüzün Martıları ve İki Garip


Kemal BEYATLI


En saf ve en duygusal edebi yazılar arasında iki edebiyatçının bir birine yazmış oldukları mektuplar gelir. Edebi mektuplar, gerçek duyguları yansıtmanın bir yoludur.

Hüzün Martıları kitabı elime geçtiği zaman Türkmen edebiyatında eksik olan bir yِnün tamamlanacağını düşünüp, severek okumaya başladım.

Uzun yıllar beraber yaşayan üç arkadaştan ikisinin karşılıklı duyguları yanında üçüncüsüne besledikleri sevgi saygıyı gıyabında dile getirmeleri, kadirşinaslığın bir gِstergesidir.

Yazarların Türkmen Edebiyatı’ndaki bazı konulara ışık tuttukları gibi tarihe not düştüklerini de unutmamak lazım. İki dostun arasındaki mektuplarda olaylar ve memleket meselelerini okumak mümkün.

118 sayfadan oluşan kitap yirmi üç mektuptan oluşamaktadıor. Mektupların on ikisinin Mehmet Ömer Kazancı on birini de Nusret Merdan tarafından yazıldığını gِrüyoruz.

Sekiz yıl süren bu mektuplaşmanın ilki 09.04.1996 tarihinde Mehmet Ömer Kazancı tarafından başlamış ve 16.06.2004’de yine Kazancı tarafından noktalanmıştır.

Kazancı’nın 16.07.2000 tarihli mektubuna hızlı bir şeklide Nusret Merdan 10.08.2000 tarihinde Arapça yanıtlandığını gِrüyoruz. Bu mektubun Nusret Merdan tarafından hızlı cevaplanmasının nedeni; arkadaşı Kazancı'nın rejimin istihbaratı karşısında ne denli zor durumda olduğunu sezmiş ve hemen yanıtlanmaya geçmiştir. Dost dostu bir işaretle anlamış, istihbaratın adamları dostunu aracı olarak kullanmaya yeltenmeleri ve istenilen çirkin teklifi, Nusret Merdan nazik bir dille reddetmiştir. Merdan-17. Mektup/S.90.

Bu mektuplarda Kazancı imalı olarak rejim istihbaratı tarafından mektupların kontrol edildiği ve yine dikta rejimlerin bir yِntemi olan kalem ve fikir adamlarını maddi teşviklerle kendi saflarına çekme girişimlerini dikkatimize sunmuştur.

1990’da Kerkük'te Şafak grubunun üç edebiyatçı; Nusret Merdan, Mehmet Ömer Kazancı ve İsmet Özcan tarafından kurulması Türkmen edebiyatında yeni bir akımın habercisi gibiydi. Ancak ecel İsmet Özcan'ı (1946 – 16.06.1994) aralarından alır. Genç yaşında daha yaratıcı ve daha uzak gِrüşlü olan Özcan, yolun başındayken vefat etmesi Şafak grubunda ve Türkmen edebiyatında büyük bir boşluk yarattı.

İsmet Özcan'ın gidişiyle Şafak grubundaki o heves, o istek zayıfladı ve devam etmedi. Başka şair ve yazarın gruba dâhil edilmemesi, Nusret Merdan'ın yurt dışına yerleşmesi; grubun tamamen dağılmasına yol açtı.

Mehmet Ömer Kazancı ve Nusret Merdan can yoldaşları olan İsmet Özcan'ı hiç unutmadılar hatta her gün beraber oldukları hissiyle yaşadıklarını mektuplarından anlıyoruz:
“Delibaşımı avuçlarımın arasına aldığımda; yaşam bir şerit gibi akıp gidiyor ِnümden. Fırsat ve mekân olsa dostluklarımızın en güzel anında durmak isterim. O an ki, sağımda Mehmet Ömer Kazancı, solumda İsmet Özcan, etrafımızda eksik olmayan şiir ve edebiyat.” Merdan-13. Mektup/S.74
“Kerkük Kerkük olalı bِyle bir dostluk gِrmedi.” Merdan-15.Mektup/S.83

İsmet Özcan'ın vefatı Türkmen edebiyatında doldurulmayacak bir yer bırakmasına ِrnek olarak aşağıdaki kısa şiirini okudukça o duyguyu anlayabiliyoruz:

Vahşi Bir Şarkı
Kan damlası
Nar tanesi
Çağın yeni bestesi
Makam:Vahşigah
Çalanlar
Yam yam orkesterası

Hüzün Martıları'nda yer alan mektuplarda ister Irak'ın içinde ister Irak'ın dışındaki Türkmen şair ve yazarların ruh hallerini anlamamak mümkün değil.

“Artık gurbet benim soyadım olmuştur.” Merdan-2.Mektup/S.18.

Bir nedenle Irak'ın dışına gitmiş ve yerleşenlerin gurbetteki yaşamı yanında birde Irak'ın içinde ِz memleketinde gurbeti yaşadığını yazıyor Kazancı;
“Biliyorum dostum, biliyorum ki, sen de oralarda aynı dertleri, aynı hüzünleri yaşıyorsun. İşin en acılı yanı, bütün bunlarla birlikte, bir de gurbet acısını yaşıyorsun. Adına acı dedim, başka ne diyebilirim. Gurbet dendi mi, acı, hasret, kimsesizlik hatıra gelir elbet. Ancak bazen insanın yaşadığı ِz be ِz toplumu bile çekilmez bir gurbete dِnüşür.” Kazancı-8.Mektup/S.47
“Ancak ne var, gurbet akşamlarının bir diğer türünü biz de burada yaşamaktayız.” Kazancı-14.Mektup/S.76.

Merlon, Cenevre gibi ne kadar lüks şehirde yaşarsanız yaşayın insanın ِz ana yurdu kadar güzel ve şirin yer yok ki! Her nesnede kendi memleketinizi ararsınız, gِrdüğünüzü benzetmeye çalışırsınız, o ِzlemle kِprü kurup geçmişi çağırmaya uğraşırsınız! Ama nafile! Bir seraptan ِte bir şey olmadığını gِrürsünüz, tekrardan içinize kapılıp kendi dünyanıza geçer, hayallerle avunmaya devam edersiniz:
“Geçenlerde bir kız gِrdüm. Boynuna bir camadanı'yı eşarp olarak bağlamıştı. Beni bu gِrüntüsü, o kadar etkiledi ki, anlatamam! Acaba bu dede ve babalarımızın taç olarak gِrdüğü, bu camadanı'yı hangi rüzgar atmıştı buraya. İçimden kızcağızdan izin isteyip, camadanını ِpmek geçti. Çünkü onda dedemin, babamın kokusu şehrimin gururu vardı.” Merdan – 9. Mektup/S.54.

İki dostun yaşamakta oldukları maddi sıkıntıları da gِrüyoruz. Ne ağır şartlarda yaşamlarını sürdürdüklerini samimi ifadelerle, çekinmeden bir Türkmen yazarının hayat şartlarını dünya yazarlarının anlamaları gerekir. Türkmen edebiyatçılarına gerçek fırsatlar verildiğinde onlarda dünya edebiyatına neler katmazlardı ki...
“Hiç rahat değilim, çocuklar büyüdükçe, dertleri de kendileriyle büyüyor. Para yetersizliği, yaşam zorluğu gırtlağımı kesecek yere varmıştır.” Kazancı-1.Mektup/S.15.
“..yaşamak uğruna çoluk çocuğa ekmek parası için tuvalet temizlediğimi mi? Ya da benzin istasyonunda çalıştığım çileli günlerimi mi? Hangisini istersin güzel dostum,”Merdan-2.Mektup/S.17

Birinci Kِrfez Savaşı’ndan sonra Irak'a uygulanan ambargoyu Kazancı’nın her mektubunda gِrüyor ve hissediyoruz. Ambargonun getirdiği ekonomik sıkıntıları bir noter gibi kayıt etmiş:
“Geceleri elektrik kesildiği zaman kِr lambalarımızı yakıyor, çoluk çocuk bir odaya toplanıyoruz.” Kazancı-11.Mektup/S.68.

Kazancı Irak'ın ekonomik durumunun kِtüye gittiğini bize anlatırken Irak'ın ne hale geldiğini düşünmek içten bile değil. Dünyadanın sayılı petrol ülkelerinden biri olan Irak, yanlış ve bencil yِnetim sonucu, toplumda baş gِsteren çِküntüyü gِrmek büyük üzüntü veriyor insana:
“Maaş yetersizliği, geçim zorluğu, ev problemi, evet, ev problemi. Oturduğumuz ev yakın bir akrabamızın. Öteden beri evi boşaltmamızı istiyor. Nereye gِçelim? Kiralar ِyle pahalı ki, kendimizi satarsak bile bir aylık kirayı karşılamaz gibiden. Zaten eşyalarımızı çoktan satmaya başladıktı, çoktan. Bir ay ِnce “El-mütenebbi” çarşısına, yıllardır seve seve biriktirip topladığım “El-eklam”, Es-sakafa El-ecnebiye” gibi dergilerimden birçoğunu gِtürüp sattımdı.” Kazancı – 3. Mektup/S.21.

Ambargonun getirdiği ağır koşulları karşısında, her aile topluca kolları sıvayıp hayatta kalmak için mücadelenin bir ucundan tutup çalışmışlar; bunu yaparken de gururunu ve benliğini koruyarak yapmışlardır. Ailece mücadeleyi Kazancı bir kez daha anlatıyor bizlere:
“Her kesim içinde bir tür korku, bir cins kaygı vardır. Bizim ailece korku ve kaygımız, yarına doğru nasıl, kimliğimizden, insanlığımızdan her hangi bir ِlçüde taviz vermeden demir atmamız, yarını yakalamamızdır. Gemilerimizi yarının limanına selametle ulaştırmak için, bütün mümkün ihtiyatları nasıl gِz ِnüne almamızdır. Şimdilik kafamızı karıştıran tek sorun; karnımızı doyurma sorunu. Ne adlığım maaş, ne de bizim masum karının dikiş makinesinden çıkarmakta olduğu kara mangırlar bu işe yetmiş bulunuyor.” Kazancı-8.Mektup/S.45
“Bütün bunları, değerli dostum bütün bunları, ayda yedi bin Dinar karşılığına yapıyorum. Evet, yedi bin Dinar. Ağızda çok, ancak Dolar'la ِlçülürse, üç buçuk Dolar karşılığı bir şey.”Kazancı-14.Mektup/S.80.

Dikta rejimlerin korku boyutu ve dar boğaz yaşam hakkı tanımasını, mektubun 2000 yılında yazılmasına dikkat edilirse Irak'ta bilgisayar kullanımının yasak olması, çağımızın ayrı bir ayıbını sergiliyor. Ayrıca N.Merdan'ın bilgisayar kullanımı ِğrenmesine bilinçaltında da olsa bir nevi imrendiğinin kokusunu seziyoruz:
“Bilgisayar kullanmayı ِğrenmen, bir kazançtır başlı başına. Biz burada daktilodan bile mahrumuz. Bilirsin, resmi bir izin belgesi olmayınca bِylesi bir makineye sahip olmak mümkün değildir. Bu tehlikeli makinenin güvenlik ile ilgisi olduğuna bağlanmaktadır.” Kazancı-14.Mektup/S.77

Irak'ta Türkmenlere yapılan en büyük haksızlık, en büyük kıyım kendi Türkçe dillerinde eğitimin yasaklaması, dilini ِğrenmeye mani olunması idi.
“Bu millete fırsat verilse, kendi varlığını en ağır bir şekilde ortaya koyacaktır. Mesela dil fırsatı. Mesela eğitim fırsatı.” Kazancı-14.Mektup/S.79.

Her iki yazarda kullandıkları Kerkük yerel ağızdaki bazı kelimeleri hem mektuplarına bir güzellik katmış hem de yaşayıp büyüdüklerin yِrenin eskiye dayanan ِzleminin, hasretinin kanıtını gِrüyoruz:
S. 83 – Kırağının/Kenarının, s.94 – Gideğ/Gidelim, s.94 – Hara/Nereye, s.95 – Men de bilmirem/Bende bilmiyorum, s.31 – Ahırşar/Zavallı, s.34 – Suyuna sal/Akışına bırak...

Kerkük'te kırklı kuşaktan altmışlı kuşağa kadar Kerkük'ün Adliye Sarayı’nın karşısında yer alan mütevazı Dayı Emin'in kitapevi her edebiyat sevenin uğrak yeri ve buluşma yeri olmuştu. Yaklaşık 12 m2 olan dükkânda üç duvar kitap rafları, ِnde cam vitrin. Vitrinin iç kısmında bir sandalye ve bir masa; Dayı Eminin masası (sonradan oğulları geçti masanın arkasına) doğru düzgün oturma yeri yoktu dükkânda. Bazen de kitapları dükkânın ِnüne kaldırımda sergilerdi. Gelen misafirler/edebiyatseverler kaldırımda buluşur sohbet ederlerdi. Dayı Emin’in küçük dükkânı uzun yıllarca edebiyatçılara ilham kaynağı olduğunu diyebiliriz.

Dayı Emin’in kitapevi her Türkmen yazarın hatırasında mutlaka bir yeri vardı. Daha eski yıllarda Kerkük Oteli’nin karşısında Habib Sevimli’nin dükkânı, kitapevi olarak Türkmen edebiyatçıların uğrak yeri idi. Ne kadar kitapevi olmasa da Atlas Caddesi’nde Şair Mehmet İzzet Hattat'ın dükkânı uzun süre bu boşluğu doldurdu.

N.Merdan Dayı Emin’in dükkânı ِnündeki anılarını tazeleyerek; sohbetlerin sonunda dostunun isteği hangi yِne olursa olsun gitmelerine hiç itiraz etmeden kuzu kuzu uyduğunu sِylüyor. S. 94.

N.Merdan, gurbet ellerde Irak'lılara bakışı anlatıyor bizlere, hele bakış açısı bir başka Ortadoğu ülkelerinin insanı tarafında oldu mu daha acı verici bir durum:
“Geçenlerde Cenevre'de bulunan iki Arap okuluna çalışmak için başvurdum. Sırf Irak'lı olduğum için ihtiyaçları olmasına rağmen, başvurumu kabul etmediler. Anlaşılan bu pez.... ler, hem vatanımızda, hem de dışarıda bizlere yaşama hakkı tanımıyorlar.” Merdan-7.Mektup/S.41.

Irak rejiminin baskıcı yِnetim tarzı, fikir adamlarının ve yazarların yapıtlarını kontrol altına aldığını bütün çıplaklığıyla anlatıyor Kazancı:
“Son zamanlarda, nedense, gazeteye gِnderdiğimiz yazılar, yayınlamadan ِnce kelime kelime inceleniyor, gِzden geçiriliyor. Hatta kimi yazılarımız, kimi yerlerinde değişme yapmak için geri veriliyor. Son yayınlanan iki hikayemin son satırlarını gazetede çalışan arkadaşlarımızın ِnerisi üzerine değiştirmek zorunda kaldım. Hikayelerimin bir kaçını aynı yüzden geri aldım. Çok dikenli yol, çakıl dolu yol, bu bizimki. Nereye ayağını bassan kurtaramıyorsun.” Kazancı – 21. Mektup/S.109.

Nisan 2003’te ABD’nin Irak'ı işgali ve bu işgalin gِlgesinde bütün bakanlıklar, devlet daireleri, kurum ve kuruluşların yağmalanması büyük bir trajedi idi:
“Tuvalet kâğıtlarına kadar gِz kaçırarak, hükümet dairelerinden, bürolarından çaldılar.” Kazancı – 23.Mektup/S.115








Yağmayı yapanlar ise kendilerini avutarak:
“Petrol parasından payımızdır.” Kazancı – 23. Mektup/S.115

Her Irak dışına gِçen, memleketini milletini unutacak diye bir kural olmadığını zorunlu olarak iltica eden Nusret Merdan ِrneği, çarpıcı bir ِrnek olduğunu ve N. Merdan park bahçelerde veya şaşaalı gecelerde, hülyalarda gününü geçirmemiş. Türkçe, Arapça, Fransızca ve daha kaç dilde gece gündüz didinerek Türkmen kültürünü, edebiyatını tanıtmaya uğraşmıştır. Makale, kitap yazarak konferanslara katılarak, bunun karşılığında kendi sağlığından olmuş. Şeker, tansiyon v.s. hastalığa yakalanmış. Bunları yaparken sadece toprağında büyüdüğü, havasını soluduğu, suyunu içtiği Kerkük’e ahde vefa diye yapmış ve yapmaktadır.
“Bunu da yaparken, ِvünmek, bir ِdül ya da bir merkez veya koltuk kapmak için değil, milletimize ve kültürümüze hizmet etmeyi boynumuzun bir borcu olduğunu bildiğimizden yapmışızdır.” Merdan-4.Mektup/S.27


Hüzün Martıları, ِzlem dolu, vefa dolu bir kitap. Yazarlar sık sık dostlarından bahsetmektedirler: Mevlut Taha Kayacı, Kahtan Hürmüzlü, Hamza Hamamcı, Nevzat Kerim, Kasım Sarıkahya ve diğerlerini unutmadıklarını hemen hemen her mektupta dile getirmişler. Bu arada Behçet Merdan/Gamgin ise iki yazarın arasında bir haberci gibi rol aldığını unutmamak lazım.

Hüzün Martıları; son günlerde okuduğum ve duygulandığım kitaplardan biri idi Hem Irak'ın hem de Kerkük'ün bir dِnemine aydınlatmışlar. Zevkle okunacak bir kitap.
***
--------------------------------------------
1* Hüzün Martıları-Nusret Merdan&Mehmet Ömer Kazancı Arasındaki Karşılıklı Mektuplaşmalar (1996-2004) 1.Baskı Kerkük 2010 Basımevi:?

2* Av. Ata Terzibaşı-Kerkük Şairleri 9. Cilt s:87 / 2001 Kerkük Bilgisayar Basımevi

3* Kazancı, ağır kelimesi yerine güzel kelimesini kullanmış olsaydı daha uygun olurdu.

4* Benim kuşak 1950 li kuşak bu üç uğrak yeri bilir. Ben başkasını hatırlamıyorum.

5*Bütün bakanlıklar, devlet daireleri yağmalanırken tek Petrol ve Planlama Bakanlıkları ABD askerinin kontrolünde koruma altına alınmıştı.

6* Yağmalamada sıradan insanların ambargonun ve kıtlığın getirdiği sosyoloji bir kırlıma olduğunu düşünüyoruz. Ancak Irak'ın Kuzeyinden gelen Kürt grupları Kerkük'te Nüfus ve Tapu dairelerinden Türkmenlere ait resmi belgeleri çalmaları ve binaları yakmaların altındaki niyet: Kürt grupların Irak'ın keşmekeş olan durumlarından yararlanarak Türkmen milletinin resmi belgelerini yok etmekle büyük bir soykırımına gittikleri apaçıktır.

--------------------------------------
Kaynak: Kardeşlik Dergisi / Sayı: 247-248 Mayıs- Haziran 2010 Bağdat-Irak


Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kayseri
2 - Kerkük Bize Vatandır
3 - Türkmeniz Biz
4 - Bayrağım
5 - Türkmen Genci Marşı
6 - Sen Türkmen’sin Tanıdım Seni
7 - Seni niye seviyorum
8 - Ben Türkmeneli
9 - Çağırıyor Tuzhurmatı
10 - Sِz konusu Türkmen ve Türkmeneli’dir Gerisi Teferruattır.
11 - Medeniyet Ritimi
12 - 55ᵒ
13 - Kerkük’te Aynı Film Tekrarlanıyor!
14 - Bir Kِyün Hikâyesi
15 - Şehitler Ölmez
16 - Türkmeneli TV Yine Sınıfta Kaldı!
17 - Çocuk - Hikâye
18 - Kerkük Katliamı’nın 51. Yılında İrdelenmesi Gereken Hususlar
19 - Ermeniler ve Irak Türkmenleri