Arabic Turkish
 
2009-07-03   Arkadþýna gönder
3902 (1841)


MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 8 - EKREM TUZLU -


Necmettin BAYRAKTAR

( ARAŞTIRMA )

Tuzhurmatu kasabasından çıkan ve Türkmen Radyosuna uğrayan, sanatçılardan ilki sayılır. Aslında bu sanatçıyı diğer sanatçılardan farklı kılan kendine has bazı özelikleri var, Onun şahsında toplanan bariz özelliklerini: saflık, alçak gönlülük, cesaret ve milliyetçililik diye sıralayabiliriz.
Hepsi bir adamda toplandığı zaman vay o adamın haline. İşte böyle oldu bu büyük sanatçıya…
Çocukluğundan beri hayatı bin bir sorunla doluydu. Türkmen milletine karşı bir sürü haksızlık yapıldığının farkındaydı, örneğin ilkokulda okuduğunda, konuştuğu dil ile eğitim gördüğü dil arasındaki farkı algılamıştı. Küçük yaştaki Ekrem Tuzlu ana dilinde duyduğu şiir, hoyrat, mani ve türkülerle büyüdü ve içinde bu dile karşı sevgisi arttı, sonra bu sevgi tutkuya döndü, kedisi şöyle anlatıyor çocukluk çağını ( Benim babam Osmanlı ordusunda Çavuşuydu, birçok savaşlara katılmıştı. Soğuk kışın uzun gecelerinde kucağına beni alır Osmanlı düşmanlarına karşı yürüten savaşları özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda vuku bulunan Kahramanlıklarını bana anlatırdı ve milliyetçilik şuurunu bana aşılardı ).
14 Temmuz 1959 Kerkük Katliam’ından önce, Tuz’da yuvalanmak isteyen Komünistlerle ilk çatışan o olmuştur. 2 Ocak 1959 tarihinde Seyit Kalender Kahvesinde 15 Komünistin hançer, bıçak ve baltalı saldırısına uğrayan Tuzlu, hançer yaraları olmasına rağmen, kendi hançeri ile dördünü yaralamıştır. Bu yüzden bir ay boyunca hastanede kelepçeli ve yaralı olarak yatmıştır. O olayı şöyle anlatıyor sanatçı ( 1 Ocak 1959’de bir saldırıya maruz kaldım, kahvede otururken bir partiye mensup olan15 kişi bana saldırdı, ellerinde kesçi aletler vardı, beni öldürmeğe gelmişler, ben de var gücümle kendimi savundum, ama sonunda birçok yerimden yaralandım ve hastanelik oldum. Tuz halkı hediyelik meyve ve yemek bana getirdiler, ben de elimin tersiyle hediyeler çevirdim ve bağırdım onlara: ben sizin hediyeler için kanımı akıtmadım, ben sizin kalması için canımı ortaya koydun bunu ne zaman anlayacaksınız? Ardından ünlü şarkımı yazıp besteledim BİLMEM NEDEN GEMGİN BU TUZ’UN DAĞLARI ) 1959 yılının Şubat ayında Türkmen Radyosu açılınca 4 türkü ile birkaç hoyrat kaydetmişti. İlk parçası olan:
Bilmem neden gamgin bu Tuz’un dağları ( Bayat )
Söz ve müzik: Ekrem Tuzlu
O tarihten sonra yediden yetmişe, Telafer’den Mendeli’ye kadar Irak’taki bütün Türkmenler Ekrem Tuzlu’yu tanmış ve onun yanık sesine, güzel sözlerine hayran kalmıştı. Yaralı yattığı hastanede bu türküyü yazmıştı ve buna bağlı bir de hoyrat eklemişti:

Ay Yaraya
Ay dağa ay yaraya
Gözümü yıldız ettim
Yaşımdan ay yaraya
Okulunu bitirdikten sonra, 1960 yılında Tuzhurmatu’ya bağlı olan bir köyde öğretmen olarak atandı. 1961’de Bağdat’ Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın düzenlediği bir törende ve Kerkük Katliamının henüz yaraları sarılmamış ve akan Türkmen kanları daha kurumamıştı ki Ekrem Tuzlu sahnede yerini almıştı. Törende hazır bulunun altı bakandan bir de Kasım döneminin savunma bakanı Salih Mehdi Ammaş’tır. Buna rağmen ve bütün dünyaya karşı bu hoyratı okumuştu:

Dilim dilim
Kes kavun dilim dilim
Men bu dilden vaz geçmem
Olursam dilim dilim

Ekrem Tuzlu şiir, hoyrat ve türküleri yüzünden 1963’de tutuklandı, 1964 – 1965’de Basra’ya ve Ebu-Kemal’de mecburi ikamete tabi tutuldu. Ardından Kerkük’e Dibis bucağına atanmış ve üç yıl süreyle burada öğretmenlik yapmıştır. Ancak daha sonra 1969’da ve 1972’de tekrar tutuklanarak hapse atılmıştır…
Ekrem Tuzlu 24 Nisan 1978’de Süheyla Hanım ile evlenmiştir, 1982’de öğretmen iken istihbarat birimleri tarafından okuldan alınır, doğruca Bağdat beşinci şubeye götürülür, alt ay süreyle ne ailesini, ne de çocuklarını görebilir. Çocukları Şahin, Erkan, Zeynep, Yasin doğduktan, eşi alt aylık hamile iken Tuzlu, 1985’te tekrar zindana atılır. Eşi Süheyla elleri kelepçeli olarak çocukları ile birlikte Semava’ye sürülür. Kendisi hapiste, eşi de sürgünde iken Abbas adlı çocuğu dünyayı gelir. 1986’da bir daha okuldan alınarak tutuklanır. Suçsuz olduğu halde 19 ay süreyle sorgusuz zindanda yatırılır. Kalem bulundurmak yasak olduğu için şiir ve hoyratlarını hurma çekirdeği ile yazar. Sonunda mahkemeye çıkarılır ve müebbet hapse mahkûm edilir. 1988 yılında İran-Irak savaşı sona erince genel aftan yararlanan Tuzlu serbest bırakılır. Öğretmenlik mesleğine dönmeyince 26 Mayıs 1989’de emekliye ayrılır. Buna rağmen yine hapishanelere düşmekten yakasını kurtaramaz. Böylece 1992, 1995, 12 Aralık 2002de sürekli tutuklanmış ve hapiste yatmıştır, bu hususta kendisi şöyle anlatıyor ( Benim milliyetçi görüşümden dolay, sırf benim milletimin iyi yaşamsı haklarını talep etmekten dolayı 11 defa tutuklandım ve çeşitli mebuslarda yattım, her defasında sahnede milli şiirlerimi ve yazdığımı hoyratları okuduktan sonra beni alıp götürürdüler ve tıkardılar içeriye, Kırarlık devrinden başlayarak şimdiye dek, Irakta iktidara gelenler bana hep düşman oldular. Ben kendimi iftihar ederek söylüyorum ben ilk ve tek bir Türkmen sanatçısı olarak hiçbir başkana, rejime şarkı yaparak ve söyleyerek övmedim, bundan dolayı ben şarkılarım kasetlerim yasaklandı ve çeşitli işkencelere maruz kaldım ). 1950’li yıllarından itibaren 50 yıl süreyle tuttuğu ve sarıldığı milliyetçilik bayrağına bırakmayın Tuzlu, yazmış olduğu hoyrat prensip etmişti:

Tavada olan yağdı(r)
Parmağıv vurma dağdı(r)
Tuttuğum yoldan dönmem
Ne kadar canım sağdı(r)
O hiçbir zaman kimseye boyun eğmedi, hapishane, zindanları gördü, işkencelere maruz kaldı, ama onun direnişini kıramadı ve tuttuğu yoldan kaymadı. O ya bülbül gibi Kerkük’ün düş bahçelerinde öttü, ya da zülüm ve diktatöre karşı milletini isyan etmeğe çağırdı, aynı bu yazdığı hoyrat gibi:

Yanasın
Yoldan çıkma yanasın
Öldüm neft paylamaktan
Sen ne vakit yanasın

Bütün baskıcı rejimler yıkılıp tarihe kavuştu, en sonunda Saddamın kanlı iktidarı da yıkıldı ve tarih çöplüğüne atıldı, ama Ekrem Tuzlu şanı, şerefi ile koçman bir çınar ağacı gibi kaldı. O ki halkı için alnı acık, dimdik olarak yaşadı, zülüm ile mücadeleciliği, yazdığı hoyratları, bestelediği türkülerle yükseldi ve kalıcı oldu. Eserlerinden bazıları:

1- Bir Su ver bana ( Bayat )
Söz ve müzik: anonim
2- Ay havar bağvan elinde ( Bayat )
O yara gül az gedipti(r)
Söz ve müzik: anonim
3- Kendini tanrıya seni karşıma gördü ( Bayat )
Söz : İzzet Abdi bayatlı
Müzik : Ekrem Tuzlu
4- Kifriye yolu düştü ( Bayat )
Söz ve müzik : Ekrem Tuzlu
5- Ninay ninay naz hanım ( Bayat )
Çık hayvana gez hanım
Evine konak gelip
Şeker şerbet az hanım ( Telafer ilçesinde derlemişti sanatçı )

6- Dağlar meralı ( Bayat )
Söz ve müzik: Ekrem Tuzlu
7- Kızıl hoyratı
8- Matari hoyratı ( Tuzhurmatu ağzı )
Tanınmış ve çok anlamlı bir şarkısında ( Dağ Maralı ), o bu şarkının sözünü yazıp ve bestesini 1988 yılında hapisten serbest kalınca yapmıştı ve Türkmen kardeşlik kulübünün düzenlediği törende söylemişti. Bu Şarkını söylemeden önce spiker ve edebiyatçı Adanan Sarikahya onun hayatı söz konusu olacak endişesinden dolayı sahnede perde arkasında onu caydırmağa çalışmış ama nafile, Tuzlu söylemeğe ısrar etmiş ve o şarkıyı korkmadan okumuştu:
Dağlar Meralı ( Bayat )
Söz ve beste : Ekrem Tuzlu
Ceylanım (ceylanım ) gözüm karadı(r)
Bu gözler başıma bir beladı(r)
Başım alıp hara gidim avcı elinden
Ah… Ah gözümün karası lâlı seledi(r)

Ceylanım gezerim çayır çimeni
Avcıdı(r) ayıran balamnan meni
Başım alıp hara kaçım avcı elinden
Ah… Ah. Kestiler balamnan sütü memeni

Ceylanım gezerim dağlar meralı
Avcını görendem rengim saralı
Baş alıp hara gidim avcı elinden
Balalarda menen dertlı yaralı

Avcıdı(r) okladı gözüm karasın
Gezerim dağların kuskun deresin
Baş alıp hara gidim avcı elinden
Siz tapın menim için avcı çaresin
Burada mücadeleci ruhu taşıyan Tuzlu avcı ile ceylanlar arasında cereyan eden mücadeleyi anlatıyor.
Avcı kanlı rejimin tâ kendisidir, ceylanlar da Ekrem tuzlu ve ailesidir ki eşi çocuğunu dünyaya getirirken o karanlık zindanlarda hem habersiz hem de türlü türlü işkencelere maruz kalıyordu.
Nitekim son zamanlarda bir uydurma haber ile Ekrem Tuzlu’nun tarihini karalamağa çalışanlar çıkmış ve onu haksız yere suçlamışlardı. Umarız gerçekler ortaya çıkar ve bu büyük sanatçı hak
ettiği yeri alır, bir şairin söylediği gibi, benim millettim benim için değerlidir, bana haksızlık etse de…
Netice itibarıyla bu sanatçı sanatını milletinin dert, umutlarına bağlamıştı ve onun uğrunda bütün ömrünü adamıştı. Bu yolda güzel eserler yaratmıştı, bu eserler halen Türkmen milletin belliğindedir bir ışık gibi yarınlarını aydınlatıyor. Tuzlunun müziğine eğer bakarsak, bu 50 sene ömründe ne görürüz yalnız hapishane hoyrat ve şarkıları, buda bize yetiyor, o şarkı, türkülerini âdete kanıyla yazmıştı, Irak Türkmen Müziğinde yeni bir yol çizmişti ve milliyetçi akımını yaratmıştı. Onu izinde yürüyen birçok sanatçı çıkmıştı başında rahmetli Hacı Abdin gelir.

İki güneş bir anda batıyor ufkunda *
Biri söner o biri parlıyor şafağında ( Kerkük’üm )
Hain gözler yaşıyor gözlerin merakında
Ya sön meni rahat eyle ta ( ki ) biraz özleyim
Ya parlatma ağyarları taki men ( de ) güçleyim
Sana Babagurgur deyim başıma bir bela
Ama doğrusu sana Babagurgur demeye ( başımda ) bir bela
Hale içimde yaşıyor ( bin ) felaket bin bela
Ezelden kıla döndün yıkıldı yüce kale
Gittim gördüm yurtları gözgü gibi parlıyor
Senin caddelerinde çamur sıyan kan kokar
Beslediğin erlerin yana yana ağlıyor
Ateşine hasrettir hasret çekip yan bakar ( 14 hece )
……………………………………………………………
Olgum gördüm seni gittin gurbete ( 11 hece )
Çünkü bildim ( oğlum ) dayanmazsın dertlere
Çek bu ayrılığı ( oğlum hiç ) değmez minnete

Dön gel oğlum dön gel gözüm yoldadı
Bu kara günler yakamı salmadı
Kör kalmışım oğlum kurna bucaklarda
Söndü o ateşler yanan ocaklarda
Balalar ağlıyor sütsüz kucaklarda
Dön gel oğlum dön gel sabrım kalmadı
Bu kara günler yakamı salmadı
Söyle kimler için yapım bayram aşını
Hep gurbette geçirttin o genç yaşını
Acep bir de görsem çatma kaşını
Dön gel oğlum dön gel sabrım kalmadı
Bu kara günler yakamı salmadı
Adaklın gelir yerine bakar
Gözgüde yüzü geline takar
Yaşarın gözleri kan akar
Dön gel oğlum dön gel sabrım kalmadı
Bu kara günler yakamı salmadı

Tutsaydım
Erik saydım Dut saydım
Çoktan zengin olmuştum
Biraz dilim tutsaydım

Yıllardır oğlum yolunu gözlerim
Toz basmış yatağını özüm düzlirem
Çekilip kinara ağlayıp sızlarım
Dön gel oğlum dön gel sabrım kalmadı
Bu kara günler yakamı salmadı

Özyeden
Aç kuşlara özyeden
Çoklar dedi varım var
Ne apardı özyeden

Kalkmaz elim
Kırılır kalkmaz elim
Yoksulluk Allah’tandır
Başıma kalkma zalim

Her iki günde bir aparılar meni
Çalalar çavardılar sorular seni
Oğlum hiç bulunmuyor bu derdin dermanı
Dön gel oğlum dön gel sabrım kalmadı
Bu kara günler yakamı salmadı
Bir kimsem yoktur gedsin pazara
İhtiyar çağım döndü azara
Bu dert meni aparır mezara
Dön gel oğlum dön gel gözüm yaşlandı
Bu ahır çağımda yöreyim taşlandı

Göz yaşıya
Sürme çek göz yaşıya
Günde yüz kurban verem
Bir damla göz yaşıya

Uzum güler
Meyve çık uzum güler
Eşledim adam bahçesini
Âleme üzüm güler
………………………………………………………………………………
* maksat burada güneş ve GURGURBABA’nın ezeli ateşleri




Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - KEŞKE YALAN OLSAYDI
2 - KAYADAN KAYACI
3 - FELEK
4 - DESPOT
5 - ÖLÜMSÜZ KIZILAY( 1940 – 2010 )
6 - TELAFER’İN LALESİ
7 - SEÇİM ZAFERİ
8 - SEÇİM ÇAĞRISI
9 - FATİH’İN KALBİ
10 - TELFER GÜNÜ
11 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR:SON SÖZ( 2 )
12 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: SON SÖZ ( 1 )
13 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 12- YILMAZ EROL, YAŞAR MUSTAFA ve FETHULLAH ALTINSES
14 - YUNUS DEMİRCİ ve NECDET KİFİRLİ
15 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 10 TAHSİN KERKÜKOĞLU
16 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 9 - FAHRETTİN ERGEÇ ( 1933 – 2001 )
17 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 7 (İCLAL AKKAPLAN)
18 - YARASA GECELER
19 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 5 (MEHMET KALAYI)
20 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 4 ( HABA ve TATLISES )
21 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 3 (KIZILAY ve ÖZBEK)
22 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 2 (KÜZECİOĞLU ve KERKÜK KIZI)
23 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 1 (RAUF KARDEŞLER)
24 - Acı günler bitmedi EKREM TUZLU
25 - AR ZAMANI ( 2 )
26 - AR ZAMANI
27 - İki Kapılı Haykırış
28 - IRAK
29 - BAŞ ( Öykü )
30 - Yolcusuz yol
>>Sonraki >>