Arabic Turkish
 
2009-06-26   Arkadþýna gönder
4447 (2062)


MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 7 (İCLAL AKKAPLAN)


Necmettin BAYRAKTAR

( Araştırma )
1949’de Mardin’in Tuhup köyünde doğdu. Babası Osman, Mardin’in tanınmış ailelerinden Haciosmanlar’dandır. Annesi Sivaslıdır. Baba ve annesi ilkokul öğretmeni oldukları için uzun zaman Mardin’nin, Göllü, Tuhub, Akraz ve akbak köylerinde dolaşıp okullarında çalıştılar. İclal yedi yaşına geldiğinde ebeveyni Kütahya Şehrinde çalıştıkları sırada okula orada başlamıştı. Daha sonra İstanbul’a çağırılan bu öğretmen ailesi, beşkardeşin ikincisi olan İclal İlkokulu bitirdikten sonra uzun zaman müzik ve resim arasında bir seçim yapmakta zorlanmıştı. Sonunda İstanbul Konservatuarı’nda milli müzik bölümünü seçmişti. Her iki sanat dalında da başarılı olmasına rağmen, müzik daha ağır basmış ve resmi ikinci palana itmişti. Konservatuarı bitirdikten sonra Ankara Radyosunda çok sesli koro grubuna katılıp ve birçok sınavlardan geçmişti. Bu sınavları kazanarak Mezosoprana sanatçısı olarak kabul edilmişti. Bir yıl Ankara korusunda çalıştıktan sonra, 1972 yılında halk müziği solist unvanını almak için yeniden sınavlara girip üstün başarıyla hepsini kazanmıştı. İclal Akkaplan 1972 yılında ilk defa Ankara Radyosu mikrofondan bir solist olarak Türkiye’ye sesini duyurmuştu. Üç yıl sonra Ankara Radyosunda çalışan sanatçı, 1975 yılında İstanbul’a taşınmış ve o günden bugüne kadar İstanbul Radyosunda Türk Halk Türkülerinin yorumcusu olarak devam etmiş ve ediyor. Bu hususta sanatçı kendi hayatını şöyle anlatıyor “ Mardin’de doğdum. Yedi yaşındayken ailemle oradan ayrıldık, başka şehirlere taşındık. Daha sonraları konservatuara gittim. Türk Sanat Müziği tahsili yaptım ve çok sesli koroda çalışmaya mecbur kaldım, sonra özel solist sınavına girdim ve Türk Halk Müziğin solisti oldum “. Müzik hayatına ilk adımını 1972 yılında atmış olan Akkaplan genelde okuduğu Azerbaycan şarkılarıyla çok kısa zamanda Türk müzikseverlerinin sevgi ve takdirini kazanmıştır. Fransa’da düzenlenen Türk folklor festivalinde birincilik ödülünü alan şarkıcı, hem Türkiye’de, hem de Avrupa’da ülkelerinde konserler vermişti. Yozgat, Sivas yörelerinden, Azeri türkülerinden, Radyo repertuarına kazandırdığı çok saydı derlemeleri vardı. Bu hususta kendisi şöyle anlatıyor “ Bir Radyo sanatçısının her yöreyi icra etme mecburiyeti vardı, bende Türkiye’nin her bölgesinden türkü okudum. İlk beş yılı ihtisas yaparak Azeri türküleri de okudum. Azeri türkülerin sesime uyduğunu gördüm, programlarda ona ağırlık verdim ve çok istek aldım. Sanatçının kalıcı olması için başarılı olduğu bir dalda devam etmesi gerekir. Ben bu dalda isim yapmıştım “. Çok uzun yıllar Azeri türkülerini okuduktan sonra Kerkük türkülerini okumağa yön vermişti ve bu alanda Türkiye’de tek kadın sanatçı olarak tanınıyor. Bu hususta kendisi şöyle anlatıyor “ Ben Kerkük türkülerini deniliyordum ama söylemeğe cesaret edemiyordum. Mardinli oluşum ya da topraklarımızın yakınlığı ya da adetlerimizin benzerliği miydi acaba? Bu sihirli müzik beni etkisi altına almıştı “. Bu da gösteriyor ki Akkaplan Irak Türk müziğin zenginliğini keşfetmiş, onun söz, müzik olarak Anadolu’dakine benzerliğine yekinen tanık olmuştu ve ona ileride yakınlık gösterecek, onunla bir bütün olacaktır, kendisinin anlattığı gibi “ Hasretindeyim diye bir Azeri türküyle tanınmıştım. 5 yıl sonra bir gün Ankara televizyonun Arı stüdyosundaki çekiminde tesadüfen Kerküklü sanatçı, büyüğümüz Abdurrahman Kızılay beyle tanışmıştım – kendisi o gün Mazan hoyratı, Süseni mahmur yakası türküsünü okuyacaktı programda - yanına yaklaştım, Kerkük türkülerini çok beğendiğimi ama cesaret edip okuyamadığımı söyledim. O zaman Abdurrahman Bey beni yüreklendiren birkaç söz söyledi, siz Azeri türküleri okuyorsunuz, zaten dil olarak birbirine yakındılar, zorluk çekmezsiniz dedi. O gün bana kendi kasetini hediye etti. İstanbul’a, evime döndüm. O kaseti heyecanla günlerce, defalarca dinledim, o türkülerin aynısını okumağa çalıştım. Daha sonlarları yaptığım bir programda onları okumağa çalıştım ve sağ olsun o bana telgrafla tebrik etti, buda beni kamçılamıştı. Çünkü Kerküklü bir sanatçıdan tebrik almak benim o işi başarabildiğim anlamına geliyor. Buna rağmen tereddüt ettiğim bir şey olursa, telefonla ona arardım ve sorardım, o da sağ olsun bana yardımcı olurdu”. Akkaplan’ın büyük Türkmen sanatçısı İbrahim Rauf ile tanışması onun ayaklarını bu alanda sabit kılmıştır. Nitekim o günden sonra kendine “ bu işi yapacağım “ diye demişti ve Kerkük türkülerine yoğunlaşmıştı, bir bakalım İclal akkaplan’nın sözlerine “ Bu konuda ( burada maksat Irak Türkmen müziğidir ) bana en çok destek olan ve birçok şeyde yardımcı olan aile dostumuz İbrahim Rauf oldu. O zaman ailesiyle birlikte Kerkük’ten Türkiye’ye yeni göç etmişti. Kendisi bana uzun yıllar destek oldu, kendisiyle birçok konsere, Radyo programlarına katıldık ve Kerkük hoyrat, Türklerini okuduk “. Haba’nın Türkiye’ye 1990 yılında gelişi ve İstanbul sahnelerinde onunla türkü söylemesi Akkaplanın sanat hayatında bir dönüm noktası olmuştu. Doğrusu Akkaplan Haba’ya bir öğrenci, hoca yaklaşımıyla bulunmuştu ve ondan birçok şeyler öğrenmişti, hatta onunla ve İbrahim Rauf’la beraber bir kaset çıkartmıştı, bu bakımda Akkaplan şöyle anlatıyor” 1990 yılında rahmetli Kerküklü sanatçı Haba İstanbul’a gelmişti, İbrahim bey üçümüz beraber bir kesit yapmamız diye bir teklif gelmişti. Maddi hiç çıkarım olmasına rağmen, Türkmenlere olan sevgimden dolayı onlara hayır diyemedim ve kabul ettim. Üçümüz kasetteki parçaları birlikte seslendirdik. Bu kaset o zaman Kerkük’e gizlice girdi ve özellikle Kerküklülerin kasette bir bayan sesini duyunca merak etmişler ve beğenmişler, bu da beni çok mutlu etmişti “. Akkaplan kendini her zaman bir Türkmen sanatçısı gibi görmüş, algılamış, birçok Kerkük gecelerine katılmış, Almanya ve Danimarka’da konserler vermiş, Kerkük hoyrat ve türkülerini okumuştu. Türkmenler de Akkaplanı sevmiş, saygı duymuş, sanatına hayran kalmış, onu bağrına basmış ve okuduğu türkü hoyratları Türkmen Müziğin sayfalarına altın harflerle yazmıştı. Örneğin çok güzel okuduğu şu hoyratlar: Besiri hoyratı, Muçala hoyratı, Mazan hoyratı, Muhalif hoyratı, Ömergele hoyratı ve Kerkük divanı.............
Ve 60’a yakın Türküleri : Süseni mahmur yakası, o yana dönder meni, altun Hızma, ay havar değirmenci, sen bir yana bir yana, kar etmez ahım, kalk gideğ şeyh bağına gazele, bu bağda dolanırsan, esmerim güzel esmer, ha didev gellem gellem, güzele bak güzele, çakmağı çak çırağı yandırmamışım, güzel yara bak saçları sarı, mektup yazdım yara almadı, ay dolanaydı gün dolanaydı, havışmızda tut var, Beyaz gül kırmızı gül ve diğerleri..

Netice itibarıyla bu sanatçı ilk ortaya çıkışında bari iyi bir performans içinde gidişatını belli etmiş, büyük Türkmen sanatçılarla işbirliği yapmış, beraber sahnelere çıkmış, konserler vermiş ve kendini bir Türkmen sanatçısı olarak ispat etmişti. Ama ne yazık ki son yıllarda TRT yetkilileri ve Türkmen halkı onu ihmal edip hak ettiği ilgiyi göstermemişler, o da bu nankörlüğe karşı şaşkınlık içinde kalmıştı. Türk Halk Müziğe verdiği sayısız hizmetler, o yolda harcadığı yıllara karşı TRT’liler onu hatırlayıp ekranına bir gün davet edip sanat ve bilgisinden istifada etmemişler. Umarız yetkililer bu gafletten çıkar ve sanatçımızı hak ettiği yere koyarlar. Son sözümüz Türkmeneli Televizyona “ biraz insaf “.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - KEŞKE YALAN OLSAYDI
2 - KAYADAN KAYACI
3 - FELEK
4 - DESPOT
5 - ÖLÜMSÜZ KIZILAY( 1940 – 2010 )
6 - TELAFER’İN LALESİ
7 - SEÇİM ZAFERİ
8 - SEÇİM ÇAĞRISI
9 - FATİH’İN KALBİ
10 - TELFER GÜNÜ
11 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR:SON SÖZ( 2 )
12 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: SON SÖZ ( 1 )
13 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 12- YILMAZ EROL, YAŞAR MUSTAFA ve FETHULLAH ALTINSES
14 - YUNUS DEMİRCİ ve NECDET KİFİRLİ
15 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 10 TAHSİN KERKÜKOĞLU
16 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 9 - FAHRETTİN ERGEÇ ( 1933 – 2001 )
17 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 8 - EKREM TUZLU -
18 - YARASA GECELER
19 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 5 (MEHMET KALAYI)
20 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 4 ( HABA ve TATLISES )
21 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 3 (KIZILAY ve ÖZBEK)
22 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 2 (KÜZECİOĞLU ve KERKÜK KIZI)
23 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 1 (RAUF KARDEŞLER)
24 - Acı günler bitmedi EKREM TUZLU
25 - AR ZAMANI ( 2 )
26 - AR ZAMANI
27 - İki Kapılı Haykırış
28 - IRAK
29 - BAŞ ( Öykü )
30 - Yolcusuz yol
>>Sonraki >>