Arabic Turkish
 
2009-05-29   Arkadþýna gönder
3404 (1615)


MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 3 (KIZILAY ve ÖZBEK)


Necmettin BAYRAKTAR

( ARAŞTIRMA )
Abdurrahman Kızılay: 1940’de Kerkük’ün Musalla mahallesinde doğdu. Aynı şehirde ilkokulu tamamladı ve ortaokula gitti. Ortaokul çağlarındayken Kerkük’ün usta sanatçılardan Reşit Küle Rıza, Mustafa Kalayı, İzzettin Nimet, Mehmet Gülboy ve Abdulvahit Küzecioğlu ile musiki toplantılara katılmağa başladı. Onlardan birçok şey öğrendi, özellikle üstadı Küzecioğlu’nden. Nitekim 1958’de beraber Türkiye’ye gittiler, Ankara ve İstanbul Radyolarında hoyrat ve türküler okudular. Türkmen Radyosu açılınca Küzecioğl’undan sonra ikinci sanatçı oldu. Radyoda birkaç hoyrat ve türkü kaydetti, müzik camiasıyla fazla ilgilendi. Üstadıyla hoyrat çağırdı, türkü söyledi, birlikte kesit çıkartı. 14 Temmuz1959’de Kerkük’te çok acı olaylar oldu, özellikle Kerkük Katliamı ki onu derinden sarstı, iç huzurunu kaçırdı, o mezalimlerinin acısını hiç utumayacak, nitekim onun etkisi altında kalarak bir sürü şarkı besteledi, ilki şu milli marş olmuştu:
Kerkük Marşı
Söz : Mustafa Gökkaya
Müzik: Kızlay
Kerküklüyüz Kerküklü
Dostlar şad düşman yüklü
Fideyiz bu vatana
Hem gençler hem de tüklü
Bu eser yaptığı ilk bestelerinden biri sayılır. Türkmen Radyosunda kaydetti. Radyoda ancak bir ya da iki defa çalındı, bir sürü nedenlerden dolayı bu marşı yayından kaldırtılar, buda onu kahretti. 1960’de liseyi bitirince eline altın bir fırsat düştü, Türkiye’ye gedip müziği gerçek kaynağından öğrenmek gibi, hem de olduğu yenilici ortamdan uzaklaşmış oluyor – bir süre olsa bile - . Ankara Devlet Konservatuarı Kontrbas bölümünde kabul oldu, gidiş o gediş oldu bir daha geriye dönmedi, Kızılay’ın Türkiye’ye gediş serüvenini kendisi şöyle anlatıyor “ İlk, orta, lise tahsilimi Kerkük’te gördükten sonra, 1960 senesinde Türkiye’ye gittim. Amacım Türkiye’de Türk müziği üzerine tahsil görüp tekrar Kerkük’e dönmektir. Şu amaçla Ankara Devlet Konservatuarı Müzik Bölümüne kaydımı yaptım. Yaşımın büyük olması nedeniyle ancak kontrbas bölümüne alındım. Konservatuarda altı senelik bir müzik tahsili gördüm. Aynı zaman kendim de Ud çaldığım için rahmetli Fahri Kapuz’dan Ud’un notaya tatbik etme şeklinde kendilerinden öğrendim. Daha sonra 1966 yılında Kerkük’e döndüm. Bir sene kaldıktan sonra 1967’de tekrar Türkiye’ye döndüm. Dönüş o dönüş oldu “.
Türkiye’de Kerkük hoyrat ve türküleri anıldığı zaman Kızılay ilk akla gelir. O bu kültürle öyle özdeşlemiş ki Irak Türkmen müziği tek varisi olmuştu sanki ya da kendi deyişiyle “ Ben Kerkük Türklerinin kültür elçisiyim “ O güzel ezgileri hem seslendirdi, hem de yeni bestelerin bestecisi oldu ve aynı zamanda Kızılay bir ud virtüözüdür. Sanatçının Iraktan çıktığı zaman Kerkük’te enstrüman (çalgı aletleri ) bakımından yok kadar fakirdir, özellikle bağlama enstrümanı, Kızılay şöyle anlatıyor “ O denemde bağlama yoktur. Biz bütün çalıp söylediğimiz ud, kanun, kamanla oluyordu. Türkiye’ye geldikten sonra bana Kültür Bakanlığı 6 tane bağlama verdi. Onları götürdüm ve ilk olarak Kerkük’e bağlama öyle girdi. Daha sonra yaygınlaştı “…
Kızılay’ın müziğine gelince, bu müzik bizce Türkmen folklorunu kaynak seçen, sonunda kendisi de bir kaynak olan, Klasik bir Türkmen müziğidir. Bu müziğin içerik zenginliği üstlendiği işlevle değerlendiğinde, bir mütevazı görüşe varıyoruz, daha şahne olabilirdi. Çünkü bu müziğin arakasında sanatsal bir birikim var, çok sayıda öğeyle beslenmiş, birkaç yüzyıllık Türkmen müziği, 1000 yıllık Türk müziği, hem de ileri bir müzik ortamında ve Türkiye’deki geniş imkânlar, ama buna rağmen bu müzik umduğumuz gibi çıkmadı. Bu nedenle, değerlendirmelere bir başlangıç noktası oluşursa şu neticeye varıyoruz: Kızılay 35 yıllık ( 1957 – 1992 ) müzik serüvenini üç kategoriye ayrılır
Türkiye’ye gitmeden önce dönemi: Deli kanlık dönemi sayabiliriz bu dönemi. Çünkü Kızılay yaşta ve müzikte deli kanlık çağını yaşıyordu. Bu dönemde Kızılay büyük sanatçıların etkisi altında kalmıştı, özellikle Küzecioğlu, başka deyişle çırak usta devrini yaşıyordu. Üstadı Küzecioğlu’nun Irak Türkmen müziğine yaptığı yeniklere kapılarak Kızılay onun izinde yürüyordu, yani sanatçı kendi has üslubunu daha kuramamıştı. Örneğin Küzecioğlu’nun Muçala hoyratında açtığı çığırın, yani yeni tarzda okuduğu hoyratı aynısını Kızılay okumuştu. Yolcu hoyratına aynı şey söylemek mümkündür, o kürdü hoyratını aynı ağızla okumuştu ve 1959 yılında plağa doldurmuştu. Bu dönemde Sanatçı ilk bestelerinden birisin yapmıştı ( Aynaya baktım, saç beyaz olmuştu – çargah ) ki illerde bu şarkı büyük üne kavuşacaktı ve bunun sayısında Türk sanatçı Nuri Sesigüzel ünlenecektir. Sonra Altın Hızma Mülayim şarkısını okumuştu ( ya da bestelemişti ), belki de adını ölümsüzleştiren bir şarkı olmuştu.
Türkiye dönemi: Beste ağırlıklı bir dönem olmuştu. Bu yöneliş elbette akıl denen şeyin güdümündedir ve bu bağlamda alınırsa, Kızılay’ın gidişatına balkırsa, akıl ve başarı edimini sürdürebilmesi için gerekli olan koşulları hazırlayan temel öğedir. Aslında Kızılay beste ağırlığı bir dünyaya göç emişti, ister konservatuar hayatında, ister de müzik piyasasında ki acımasız müzik rekabeti, bu çerçevede Kızılay’ın ikinci plana attığı hoyratları bir edimin sonucu ola bilinir. Kısacası Kızılay dünyayı bir emek süreci olarak görüyor, bir başka deyişle, dünya Kızılay için durağan bir olgu değildir. Hem kendi içinde değişen ve başkalaşan hem de bizim bilincimizin algılaması ve sonra da dönüştürmesi için değerlendirebileceği bir olgudur. Doğrusu bizim çizmeğe çalıştığımız içinde dönüyor Kızılay’ın besteleri. Belki de Kızıl’ay deli kanlı yaşlarında memleketi Kerkük’ten zoraki ayrılışı, gurbete gedişi, bir insanın ruhunu etkileyecek, özellikle bu insan hassas ruhlu bir sanatçı olsa, dibine vuran ağır özlem dalgaları, dolaysıyla bir çöküntünün yıkıntıları. Aslında Kızılay’ın dünya kavrayışındaki temel, diyalektik, az olsa üretken, çalışmaya bir yönelim bir sanatçı ruhu taşıyordu o ezici gurbet yollarında. İşte 35 yıllık sanat hayatındaki – az da olsa - bazı örnekler:
1- Esmerim güzel esmer ( Bayat )
Söz : Mehmet İzzet Hattat
Müzik : Kızılay
1- Evlerin lambaları yanıyor ( Karçahar )
Söz müzik : Kızılay ( İbrahim Tatlıses kasette okumuştur ) ve ( son günlerde bu şark müzik piyasasında bombe gibi patlamıştı. Düet olarak Uyku, Berk kardeşler bu şarkıyı İspanyol Flemengo türünde okumuşlar ve muazzam üne kavuşmuşlar )
3- Aç, aç kollaruv ( Hüzzam )
Söz : Mehmet İzzet Hattat
Müzik : Kızılay ( sanatçı İlhan Erten değişik bir yorumla lanse etmiştir )
4- Çile bülbül ( Hüseyni )
Söz : Osman Mazlum
Müzik : Kızılay
5- Tahammül kalmadı ( Uşak )
Söz : Muzaffer Arslan
Müzik : Kızılay ( Fantezi eser )
6- Yazmalı gelin ( Karçahar )
Söz : Muzaffer Arslan
Müzik : Kızılay
7- Mene candan daha yakın ( Hüseyni )
Söz : Remzi Hünkâr
Müzik : Kızılay ( Fantezi eser )
8- Ne talihsiz başım var ( Uşak )
Söz : Nesrin Erbil
Müzik : Kızılay ( Fantezi eser )
9- Sanki dünyam karanlık ( Uşak )
Söz ve müzik : Kızılay
10- Aman saki can, cana : ( Uşak ) ( Dr. Mahir Nakip’e göre Hüseyni )
Söz müzik : Kızılay
1- Bu boya maşallah ( Rast )
Söz ve müzik : Kızılay
2- Çöller harman güzelim ( Hüseyni )
Söz ve müzik : Kızılay
3- Titriyor dudak ( Hüseyni )
Söz : Muzaffer Arslan
Müzik : Kızılay
4- Bekletme yeter ( Uşak )
Söz : Hasan Görem
Müzik : Kızılay
5- Altın hızma mülayim ( Çargah )
Söz : Anonim
Müzik : Anonim (Kızılay benimdir diyor… birçok Türk sanatçı tarafından okunmuştu, çok sesli müzik olarak yapıldı ve Kurtlar Vadisi Irak filimin müziği olarak yapıldı )
16 – Aynaya baktım saç beyaz olmuş ( Çargah )
Söz : Mustafa Kemal Denden
Müzik : Kızılay
17- Kerkük Marşı
Söz : Mustafa Gökkaya ( Nurettin Hamit Karakaplan‘ a göre bu marşın asıl sözleri Remzi Hünkara aittir )
Müzik : Kızılay
Kızılay’ın hayatı amatör bir müzik uğrayışıdır. Sanatçının repertuarına bakılırsa birçok hoyrat, türkü görünür, özellikle bestelediği modern eserler, o Türkmen folkloruna hep sadık kalmıştı. Bestelerin çoğu Uşak makamından alındığı hiç rastlantı değil, çünkü bu makamın nağmesi narin, akan su gibi sessiz ve hazindir, bu da sanatçının ruh halini iyi yansıtmıştır. Bu besteler arasında fantezi müzik diye adlandıran eseler görüyoruz, belki de Irak Türkmen müziğinde ilk defa oluyor. Kızılay’ın birçok eseri muazzam üne kavuşmuş, çok sesli müziğe çevrilmiş, film, dizi musikileri bile olmuştu. Bir hususa değinmeden duramam, o da Kızılay en güzel bestelerini ve onun adını ölümsüz kılan besteler hep Kerkük’te bestelemişti. Nedeni o Kerkük’teyken müzikte bir ateş gibi hareketliydi, gecesi ve gündüzü hep müzik olmuştu, ama Türkiye’ye geldiğinden sonra ekmek derdine düşmüş, müzik ikinci planda kalmıştı. İbrahim Rauf şöyle diyor “ Müzik sanatında biz – Türkmenler - hoyratta birinciyiz ama bestede biz belki üçüncü, dördüncüyüz “ buna katılmamak elde değildi, belki de Kızılay hoyratımızı yeniden alır, içeriğini bozmadan onu daha modern yapar ve bizim müziğimiz hep birinci kalır, Kızılay bunu yapabilir…

Ayna baktım saç beyaz olmuş ( Çargâh ) ( Salah Şakir Bayraktar’a göre Bayattır )
Söz : Mustafa Kemal Denden
Müzik : Kızılay

Aynaya Baktım saç beyaz olmuş
Neden rengim sararmış solmuş
Böyle değildim mene ne olmuş
Ağla gözlerim
Sızla gözlerim
Sen bu halime, sen bu halime

Hayatım geçti görmedim safa
Yalan dünyada olur mu vefa
Yârimden gördüm yüzlerce cefa
Ağla gözlerim
…………….
……………

Gördüm de yârim solmuş cemali
Kırılmış neşesi geçmiş emeli
Geçipti ( geçerse ) gençliğim neyleyim malı
Ağla gözlerim
……………..
……………..
Mehmet Özbek: 1945’de Şanlıurfa’da doğdu, ilk ve orta öğrenimini orada tamamladı. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1966’da İstanbul Radyosuna ses sanatçısı olarak giren Özbek, üniversite yıllarında İstanbul Belediye konservatuarının Türk Müziği Nazariyatı bölümüne de devam etti…
1977 yılında İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Müdürlüğü, 1982’de TRT Müzik Dairesi, Türk Halk Müziği ve Oyunları, Müdürlüğü görevlerini sürdürdü. Özbek 1986 yılından beri Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturduğu Devlet Korosunun Şefliği görevini sürdürmektedir…
1996 yılından beri Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek kurumu Bilim üyesi ve Müzik, perde ve sahne sanatları kolu başkanı olan Özbek, Gazi Üniversitesi Halk Bilim Ana Bilim Dalında halk müziği Folklor ve Türkülerimiz, birçok kitap yazdı yayınladı ve birçok ülkede konserler verdi.. Göründüğü gibi Özbek iyi bir öğrenim görmüş, müzik alanında çalışmış, büyük deneyimler kazanmış, hatta bu alanda kitap yazmış ve fikir öretmişti. Ama bu zengin bilgiliği nerde, nasıl kullandı, sonunda büyük bir mevkie vardı ve o mevkiinin ona sağladığı ruh hali. Dolayısıyla Özbek Türkiye ve Türkiye dışında birçok ülkeden yaklaşık 300 türkü ya da halk ezgilerini derleyip repertuarlara kazandırmıştı, özellikle Irak Türkmen müziğinden… Örnek olarak:
Dede can dede, nergisi deste bağladım, he deduv gellem gellem, vezirana sen, kar etmez ahım, oğlan yağlığıv hani, tellere değme değme, kalk gidağın şey bağına gazele…
Ve Kerkük divanı, birçok hoyratlar okumuş ve notaya almıştı. Özbek’in bir dostu olarak Kızılay ile birlikte 2 adet albüm çalışması yapmıştır. Şimdi gelelim Özbek’in vardığı mevkie ve onu verdiği ruh hali, bazen kendini bir otorite olarak ve eleştiri üstü olarak görmüştü. Örneğin bu sanatçı Irak Türkmen hoyrat ve türkülerinin esasına uygun olarak okumağa çalışmıştı. Bazen başarı olmuş bazen de başarısız olmuştu bu bakımda araştırmacı Ata Terzibaşı şöyle diyor “ Özebek Öllem öllem türküsünü okurken neşeli süslemelerle ezgisini değiştirmişti “ ve Mum Kimin yandı Kerkük türküsünde okuduğu nöbetçi hoyratı eksik okumuştu, başka deyişle hoyratın karar kısmını tamamlayamamıştı ya da İbrahim Rauf’un deyimiyle “ hoyratı havada bıraktı ve gitti “ ve bunlar gibi hatlar, öte yandan birçok Kerkük türkülerini derleyip notaya almıştı, kendisini bazen kaynak olarak göstermiş ve bu türkülerin bir kısmı Türkiye’de kendi adına kaydetmişti, bu ona en azından çıkar ve otorite sağlamıştır…
Netice ibaretiyle iki sanatçı bir düet olarak sahanlara çıkmışlar, Türkmen Müziğini güzelce icra etmişler, özellikle Türkmeneli TV kanalında söndükleri müzik programı ( Altun Hızma ) güzel bir örnek sayılır ve onların verdikleri Türkmen Müziğine hizmet bütün Türk dünyasında takdirle karşılanmışlar.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - KEŞKE YALAN OLSAYDI
2 - KAYADAN KAYACI
3 - FELEK
4 - DESPOT
5 - ÖLÜMSÜZ KIZILAY( 1940 – 2010 )
6 - TELAFER’İN LALESİ
7 - SEÇİM ZAFERİ
8 - SEÇİM ÇAĞRISI
9 - FATİH’İN KALBİ
10 - TELFER GÜNÜ
11 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR:SON SÖZ( 2 )
12 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: SON SÖZ ( 1 )
13 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 12- YILMAZ EROL, YAŞAR MUSTAFA ve FETHULLAH ALTINSES
14 - YUNUS DEMİRCİ ve NECDET KİFİRLİ
15 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 10 TAHSİN KERKÜKOĞLU
16 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 9 - FAHRETTİN ERGEÇ ( 1933 – 2001 )
17 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 8 - EKREM TUZLU -
18 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 7 (İCLAL AKKAPLAN)
19 - YARASA GECELER
20 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 5 (MEHMET KALAYI)
21 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 4 ( HABA ve TATLISES )
22 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 2 (KÜZECİOĞLU ve KERKÜK KIZI)
23 - MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 1 (RAUF KARDEŞLER)
24 - Acı günler bitmedi EKREM TUZLU
25 - AR ZAMANI ( 2 )
26 - AR ZAMANI
27 - İki Kapılı Haykırış
28 - IRAK
29 - BAŞ ( Öykü )
30 - Yolcusuz yol
>>Sonraki >>