Arabic Turkish
 
2009-03-10   Arkadþýna gönder
2702 (1158)


Eleştiri Dozu Hangi Ölçüde Olmalı?


Cengiz Bayraktar

Doz deyince özellikle tıbbi alanlarda üç şey akla gelir Doktor, Hasta, ilaç. Ehil bir doktor hastasının derdini teşhis ettikten sonra, hangi ilacı hangi zamanda hangi dozda kullanması gerektiğini iyice tembihler. Bunlardan birini aksatması durumunda iyileşemeyeceğini daha kötüsü ağırlaşacağını ve doz oranını arttırma zorunda kalacağını söyler. Doz bu üçgende her ne kadar somut bir şeyse başka bir üçgende, gülme, güldürme, sinirlenme, sinirlendirme, eleştirme, eleştirilme hallerindeki gibi soyutta olabilir. İster soyut ister somut her ikisinde de etki, tepi kavramı söz konusu olur. Yine de biri diğerinden epeyce farklıdır. İlki bize bağlı değildir bir bakıma mecburen uymak zorunda kalırız. İkincisi ise bize bağlı, bazen uyarız bazen de türlü nedenlere sığınıp uymayız, çok zorunlu olmasak tepki vermeyiz. Bugüne kadar kurum olarak Irak Türkmen Cephesinin siyasi mekanizması hakkında yüksek dozda bir eleştiri yapmamamın sebebi yukarıdaki ikinci anlayışımdan kaynaklanıyordu. Ancak ITC Siyasi Daire Sorumlusu Sayın Hüseyin K. Beyoğlu’nun “Eleştiri tabii haktır ama? Yazısını okuduktan sonra bu suskuluğumu daha fazla sürdürmenin bir anlamı olmadığını anladım. Zira Sayın ITC Siyasi Daire sorumlumuz biz yazarlardan bunu açıkça istemektedir. Nasıl mı? Sayın Beyoğlu’nun “Eleştiri tabii haktır ama ?”başlıklı makalesinden aynen aktaralım.

“Eleştiriyi kabul etmeyen insan, toplum, geri kalmış toplumlardan sayılır, her hangi bir olayı siyasi süreci, sosyal ve ekonomik konuları veya gazeteyi, kitabı eleştirdiğiniz zaman hataları tespit edip, yaraya elini basıp tespiti birinci aşamadır ikinci aşama niye böyle oldu hangi sebepler ve etkinler ister olumlu ister olumsuz sebepleri tespit etmek gerekmektedir üçüncü aşama çözüm vermektir önemine göre çözümler bir değil bir kaç çözüm vermek gerekir ve alternatifleri masaya yatırıp öncülükte olanları da belirlemek o eleştiricinin görevidir”

Başka bir paragrafta devam ediyor,

“Şimdi şu soruyu sorma hakkı doğuyor acaba bu konuda hangi yazarımız, eleştiricilerimiz yazılarında bu aşamaları nazari itibara aldılar benim kanaatime göre sadece birinci aşamayı ele alıp ver yansın yapmışlar. Çamur atmışlar, insanları ve kurumları kirletmeye uğraşıyorlar”

Sayın Beyoğlu, diğer yazarların eleştirilerinin nasıl olduğunu bilmem ama ben tıpkı sizin buyurduğunuz ölçü ve aşamalarda ITC ve son yerel seçim hakkında bir eleştiri yapacağım.

Irak Türkmen Cephesi siyasi sürecini araştırırsak birçok yazılı belgede, “23 Nisan 1995 tarihinde, Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmeneli Partisi, Türkmen Bağımsızlar Hareketi, Türkmen Kardeşlik Ocağı, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği gibi kurumların tek çatı altında birleşerek oluşturdukları Türkmen cephesi kurulmuştur” denilir. ITC’nin bu birliktelik yapısı birkaç yıl böyle devam ettikten sonra kopmalara, küçülmelere, toparlanmalara sahne olmuştur. Bütün bu gelişmeler olmuş olmasına ama ne boyutta olduğu, en son durumu hakkında resmi bir bilgiye en azından bir araştırmacı yazar olarak ben bile ulaşmış, elde etmiş değilim. ITC nin Siyasi yapısı hakkında dedikoduların ardı arkası tükenmek bilmiyor. ITC Partileşti söylentileri kulağımıza gelmiyor değil, ancak elimizde resmi beyanat yok, olursa o zaman eyvah edip yazık oldu Türkmen’e deriz. Biz yine böyle bir şeyin olmadığını var sayarak isteğiniz doğrultusunda öz eleştirimizi yapalım. Özellikle biz Türkmenler nispi bir yerel seçimi geride bıraktık tabii ki seçim öncesi, sonrası ve olup bitenler hakkında konuşmak, eleştiri yapmak siz her ne kadar kabul etmeseniz de doğası gereğidir. Öncelikle seçim öncesine bakarsak, Türkmenler, topyekûn ITC’nin çatısı altında olduğunu sözlü, yazılı olarak ilan ettiler, buna, Geçekten Türkmen menfaati için çalıştığını bildiğimiz, ITC içinde olsun, olmasın bütün Türkmen partilerimiz dâhil. Peki, netice ne? Tuzhurmatu ilçemizin büyük başarısı dışında görünen parlak bir şey yok. Özeleştiri olarak bu başarısızlık hepimizin demek, itiraf etmek o kadar zor mu? Kimi Parti başkanlarını sadece sözlü destekle suçlamak daha mı kolay? Bu sizin tabirinizle birinci aşama, yaraya el basma aşaması. Kim daha önce davrandığı bilinmez ama kimi Parti başkanları seçim başarısızlığını sadece ITC’nın başarısızlığı olarak yansıtmaya çalışmadılar değil, bana kalırsa bu zıtlaşma yukarıda değindiğim etki tepki kavramına canlı bir örnektir. Neyse gelelim çözüme üçüncü ve son aşamaya, bu daha çok günümüz ITC nin mevcut başkanına ve yürütme kurumdakilerin siyasi anlayışlarına pişkinliklerine bağlı. Herhangi bir Türkmen parti ITC çatısında yer alıyorsa seçim meydanlarında faal bir şekilde ITC nin arkasında, önünde olması lazım, eğer o parti ITC çatısı altında değilse, tıpkı sivil toplum örgütleri gibi, ITC’ye desteğinin ne dozda olacağı ancak o parti yetkililerin karar vereceği bir iştir. Her ne kadar milli birlik, milli hassasiyet söz konusuysa o partilerden karşılıksız destek beklenemez, böyle yapınca ona her hangi bir mesuliyet yüklenemez bu etik olmaz. Nasıl mı yani? Şöyle ki madem ortada milli bir bütünlük, bir güç birliği meselesi var o zaman gözümüzün önünde yaşanan benzer milli hassasiyetten bütünleşmelerden, birliktelikten ders çıkarmamız gerekir. KDP, KYP birliktelikleri nasıl cereyan etti hepimiz şahit olduk, yüzde ellilik ortaklık olmasaydı ne bu birlikteliğin ne de sözde Kürdistan’ın bir anlamı olabilir miydi? Keza Güney Irak’ta ve de Bağdat’taki Şii, Sünni ittifaklarında olduğu gibi her parti sahadaki gücüne göre belli oran karşılığında bir cephe altında güç alır güç katar. Bildiğimiz kadarıyla da o partilerin milli birlik derdi yoktur, kaldı ki onların silahlı güçleri var, yani bizim gibi yok olma silinme dertleri en azından şimdilik uzak görünüyor. Demek istiyorum ki onlardan daha çok bizim milli bir bütünlüğe ihtiyacımız var, bizim daha çok birbirimize ihtiyacımız var, bu ortaklığı adil bir şekilde pekiştirmek daha çok ITC başkanına, yürütme kuruluna düşer. Her seçimde milli duyguları sömürerek, Bağımsız partilerimizden bedavadan destek almak daha ne kadar idame ettirilebilinir ki?

ITC ne yapmalı?

ITC nin üzerine düşen görev, tıpkı Kerkük ili idaresi için her bakımdan öngördüğü ve samimiyetle savunduğu üç etnik millet arasında %32’lik çözümünün bir benzerini, ITC çatısı altında barınmak isteyen Irak genelindeki tüm Türkmen partileri içinde aynı samimiyetle uygulaması gerekir.

ITC’nin en büyük problemlerinden biride hiç kuşkusuz Başkanlık koltuğudur. Hazır ITCP dedikodusu varken, ben Dr. Sadettin Ergeç”ın yerinde olsam yeni bir adla bir parti kurarım ve de cepheye katılırım hem cephede belli oranda söz hakkım olur hem de dışarıdan atanmış ya da seçilmiş başkan vasfından da kurtulmuş olurum.

Başkanlık koltuğuna kim oturacak sorusuna gelince ondada siyasi gelişmelere göre hareket etmek daha çok yararlı olur, yani tepkilere göre. Normal haller de ise dönüşmeli olursa daha iyi olur, mesela bir dönem Dr. Saddetin ardından Riyaz Sarıkahya, Dr.Faruk Abdurrahman, Cemal Şen, Şemsettin Türkmenoğlu, Enver Bayraktar vesaire.

Konu başlığımızın cevabına gelince, bana göre eleştiriniz dinleniyorsa azar azar olmalı, dinlenmiyorsa dozu artırmalı, eleştirdiğiniz kişi ölü rolünü oynuyorsa daha da artırmalı, yok gerçekten öldüyse, ruhuna Fatiha okumalı.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

31 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası / Bölüm -2-
32 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası/ Bölüm 1
33 - Telafer Çıkmazı
34 - Kürt Siyasetçilerin, Gerçek Türkmen Varlığı Karşısında Alicengiz Oyunu
35 - Dertli gönül
36 - Gelin Biçare
37 - Türkmen Gibi
38 - Gördüm ağladım
39 - Bu Bayramı da Türkmeneli’siz, Kerkük’süz Kutla...?
40 - Karanlık Kerkük’üm
41 - Kader Kerkük’üm
42 - Yaralı Kerkük’üm
43 - 28 Mart 1991 Altınköprü katliamının Tek Gizli Tanığının Örnek Hikayesi?
44 - Hibe ve Nankörlük
45 - “Irak Türk’ü, Türkmenem” Diyene 15 Aralık 2005 Hesaplaşma Günü Olacak Mı?
46 - Uyan Koçak
47 - 14.Temmuz .1959 Kerkük Katliamı Şehitlerimizden Hacı Necmettin1 Kimdir?
48 - Alev Alev Telâfer’im
49 - Niçin Telafer
50 - Milli meselelerimizde , Kültürümüzün gelişmesinde dilimizin önemi
51 - Rûbâî Denemelerim / 4
52 - Türkmeneli Televizyonu Hayal Mi ?
53 - Bahane
54 - Şeref Listesi
55 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -7-
56 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -6-
57 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -5-
58 - Irak Türkleri (Türkmenler) beden varlık göstermiyor -4-
59 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -3-
60 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -2-
>>Sonraki >> << Önceki <<