Arabic Turkish
 
2008-03-26   Arkadþýna gönder
2323 (1019)


BÜYÜKLERE MASAL (VII)


Ziyat Köprülü

Ülkelerden birinde kış mevsimi çok uzun geçermiş. Öyle soğuk olurmuş ki; ilkbahar hiç gelmeyecek sanılırmış. Artık insanlar soğuk gecelerden sıkılırlarmış. Dua ederlermiş. Sıcak günlerin gelmesini isterlermiş.

İşte bu ülkede uzun kış mevsiminin ardından bahar gelmiş. Üç tane can-ciğer arkadaş, tabiatın tadını çıkarmak için yemyeşil dağlara tırmanmaya başlamışlar. Konuşa konuşa yürüyorlar, ağır ağır ormanın derinliklerine dalıyorlarmış. Bir süre sonra yorgunluk hisseden bu üç arkadaş kocaman bir çam ağacının gölgesine oturmuş, sohbete dalmışlar. Derken, arkadaşlardan birisinin eline çiviye benzer bir şey batmış. Elini kanatan şeyi merak eden adam, toprağı sıvazlarken birden demir bir kapak yerinden oynamış. İyice meraklanan adam kapağın altında ne olduğunu öğrenmek istemiş ve arkadaşlarıyla birlikte kapağı kaldırmış. Bir de ne görsünler, içeriye doğru uzanan karanlık mı karanlık daracık bir yol çıkmış ortaya. Önce ürkmüşler karanlıktan. İçeri girmekten çekinmişler. Fakat bir cesaret gelivermiş üzerlerine başlamışlar yürümeye.

Yirmi adım kadar yürümüşler ki, birden karşılarına üç adam boyunda bir kapı çıkmış. Korkarak itmişler kapıyı. Bu kapı, büyük bir odaya açılıyormuş. Üç arkadaş hayretler içinde kalmışlar. Sanki odanın içinde güneşten bir parça varmış. Parıl parıl parlıyormuş oda. Çil çil altınlar, küme küme duruyorlarmış yerlerde. Yakutlar, elmaslar, inciler…

Çılgına dönen adamlar mücevherlerin içine atmışlar kendilerini. “Zengin olduk, zengin olduk” diye bağırıyorlarmış. Bir süre sonra yorulmuşlar ve bir köşeye oturmuşlar.

Birisi; “Bu mücevherleri nasıl taşıyacağız?” diye sormuş.

Diğeri bir fikir atmış ortaya: “Ben şehre gideyim. Siz burada bekleyin. Atları alıp, hemen dönerim. Sonra da hep beraber yola koyuluruz.

Bu fikir kabul edilmiş. İkisi beklemeye başlamışlar, üçüncüsü şehre doğru yola çıkmış. Giderken aklına öyle kötü düşünceler girmiş ki; arkadaşlarını öldürmeye karar vermiş. Şöyle düşünmüş: “Neden o kadar parayı üçe böleyim ki? Paranın tamamı benim olabilir!.”

Bu düşünceden bir türlü vazgeçemiyormuş. Eve varınca karısına; “Artık çok zengin olacağız” demiş. “Hemen tencereler dolusu yemek hazırla. Arkadaşlarım acıkmıştır. Onlara götüreceğim. Ben çarşıya gidiyorum, almam gerekenler var.”

Adam evden çıkmış, tanıdığı ne kadar kişi varsa bir bir ziyaret etmiş. Atlarını bir süre için ödünç almış. Bu arada eve dönerken “kuvvetli bir zehir” satın almayı da unutmamış. Heyecanla eve gelmiş, karısının yemekleri hazırladığını görünce daha bir heyecan kaplamış yüreğini. Karısı görmeden cebindeki zehiri çıkarmış, yemeklere koyup bir güzel karıştırmış. Daha fazla zaman kaybetmeden yemekleri yanına almış ve atlarla yola çıkmış.

Giderken de düşüncelere dalmış: “Şimdi arkadaşlarım ne çok meraklanmışlardır. Pek de acıkmışlardır. Kimbilir nasıl da yiyecekler bu lezzetli yemekleri. Ben de onları seyredeceğim. Yaşasın! hazinenin tamamı benim olacak…“

Fakat hazinenin yanında kalan iki arkadaşı da bu arada boş durmamışlar. Onların da akıllarında kötü düşünceler gezinmekteymiş. Aralarında şöyle konuşmuşlar: “Neden hazineyi üçe bölelim ki? İkiye böleriz daha çok paramız olur. Gelir-gelmez onu öldürmeliyiz.”

Heyecanla bekliyorlarmış. Biri kapının sağ köşesine, diğeri kapının sol köşesine yerleşmiş. Saatler geçmiş aradan ve nihayet atların nal seslerini duymuşlar. Adam da arkadaşlarına seslene seslene geliyormuş: “Ben geldim. Güzel güzel yemekler de getirdim size. “

İçeriden sevinç çığlıkları yükselmiş, fakat yerlerinden kımıldamamışlar: “Hoşgeldin, sevgili dostumuz. Gözümüz yollarda kaldı. Nerelerdeydin?”

Adam yavaş yavaş odaya doğru yürümüş. Tam kapının ağzına gelmiş ki; ikisi birden adamın üzerine atlayıp, bir çırpıda öldürüvermişler arkadaşlarını. Hiç de üzülmemişler bunu yaptıkları için. Güle-oynaya yemekleri önlerine çekmişler. Başlamışlar afiyetle yemeye. Fakat pek kısa bir aradan sonra zehir etkisini göstermiş. İkisi de ne olduğunu anlayamadan son nefeslerini vermişler.

Böylece hazineye üçü de sahip olamamış. Açgözlülükleri yüzünden hazinenin tamamını kaybetmişler. Paylaşmanın ne kadar güzel, insanları sevmenin ne kadar yüce bir duygu olduğunu hiçbir zaman öğrenemedikleri için canlarından olmuşlar.

Şimdi gelelim bugüne… Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından hazırlanan “2008 yılı Askeri Dengeler” raporunda; Irak'ın kuzeyinde Kürt-Türkmen ve Araplar arasındaki gerginliğin artma ihtimali olduğu ve bunun mutlaka önlenmesi gerektiği vurgulandı.

Irak'ta mutlaka atılması gereken adımlara da yer verilen raporda, yapılabilirse bölgesel seçimler öncesinde güvenliğin artırılması zorunluluğuna değinilirken, Kürt-Türkmen ve Araplar arasında Kerkük'ün geleceği tartışmalarıyla bağlantılı olarak artabilecek şiddete engel olunması yönünde uyarı yapıldı. Raporda ayrıca, Türkmen ve Arapların Kürtlerin yayılmacılığı konusunda duydukları endişelerin giderilmesi tavsiyesinde de bulunuldu…

Değerli okuyucu;

Bu masal, IISS raporunu hazırlayanların “Kerkük meselesi, patlamaya hazır bir bombadır ve aynı durum Musul için de geçerlidir” şeklindeki uyarısına dikkat çekmek ve “açgözlü davranışların”, Irak’taki tüm kesimleri masaldaki üç arkadaşın hazin sonuna götüreceğini hatırlatmak amacıyla kaleme alınmıştır…

Karar sizin!



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Papa’nın Irak Ziyareti ve Düşündürdükleri
2 - Büyükelçi Fatih Yıldız’ın Kerkük Ziyareti Hakkında Düşünceler..
3 - Sayın Cumhurbaşkanıma Açık Mektup
4 - BÜYÜKLERE MASAL-10
5 - Anayasal Açıdan Kerkük Sorunu
6 - Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ve düşündürdükleri...
7 - TÜRKMEN TOPLUMUNUN HEDEFİ ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ…
8 - UNUTULMAYAN KATLİAMIN GETİRDİKLERİ
9 - BM GÜVENİRLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE…
10 - Telafer Neden İl Olmasın ?
11 - BÜYÜKLERE MASAL (8)
12 - BÜYÜKLERE MASAL (VI)
13 - Rice’ın Kerkük Ziyareti… Mesajlar ve Yapılması Gerekenler
14 - BÜYÜKLERE MASAL (V)
15 - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN IRAK’A DÖNÜŞÜ VE KERKÜK
16 - BÜYÜKLERE MASAL (4)
17 - BÜYÜKLERE MASAL (III)
18 - Birlik ve beraberliğin örneği olalım..
19 - ALLAH'A ŞİKAYETÇİYİM.. BAŞKA KİMİM VAR..?
20 - BÜYÜKLERE MASAL…(II)
21 - BİR TÜRKMEN GÖZÜYLE KERKÜK…
22 - SADDAM… TÜRKMENLER… VE DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ'NİN İNSAFI
23 - KERKÜK'ÜN IRAKLILIĞINI SAVUNMAK
24 - MADEM Kİ KADERİ PAYLAŞIYORUZ.. O ZAMAN YÖNETİMİ DE PAYLAŞMALIYIZ.
25 - SEÇİMLERİN DÜRÜSTLÜĞÜNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SEÇİM YÜKSEK KOMİSERLİĞİ SORUMLUDUR
26 - BÜYÜKLERE MASAL…
27 - IRAK ANAYASA TASLAĞI, “ETNİK TEMİZLİK” İÇİN BİR DAVETİYEDİR.
28 - ULUSLAR ARASI KRİZ GRUBU
29 - Irak Seçimleri Hakkında Düşünceler
30 - SAYIN GAZİ AJAİL AL-YAVER’E AÇIK MEKTUP
>>Sonraki >>