Arabic Turkish
 
2007-10-16   Arkadþýna gönder
2539 (1066)


Zulüm bizi yıldıramaz


Selda Öztürk KAY

Irak Türkmen Cephesi lideri Sadettin Ergeç, 1920’lerden beri Türk kimliğinden taviz vermeden zulme direndiklerini söyledi. Emperyalizmin amacının Kerkük’ü ele geçirmek olduğunu belirten Ergeç, “Bir yeri almak için üzerinde yaşayan toplumu yok etmek gerekir. Direnişimiz sürecek” dedi.

Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı, korkmuyoruz
“Amaçları, Kerkük’ü ele geçirmek. Bir yeri almak için üzerinde yaşayan toplumu yok etmek gerekir. 1920’den bu yana gösterilen gayret de bu zaten”

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Sadettin Ergeç, Türkmenlerin bugün topraklarında yaşadığı baskı ve zulmü anlayabilmek için tarihe bakmak gerektiğini söyledi. “Irak Türkleri, bugünü dünden beri yaşıyor” diyen Ergeç, Irak hükümetinin kurulduğu 1920’lerden itibaren başlayan zulmün tek amacının Türk kimliğini bölgeden silmek olduğunu kaydetti. Selda Öztürk Kay’ın sorularını cevaplayan Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Ergeç, yıllardır baskı ve zulüm altında bulunan Irak Türklerinin yaşadıklarını anlattı.
Saddam Hüseyin’in dikta yönetimi döneminde Irak’taki bütün grupların baskı gördüklerini biliyoruz. Ancak bu dönemde özellikle Türkmenlere yönelik sistematik bir operasyondan söz edilebilir mi?
Türkmenler, 35 yıllık bir baskı dönemi yaşamıştır. Bu ağır baskının altında sadece Türkmenler kalmadı elbette. Ancak, Türkmenlere yönelik baskılar birkaç sebepten dolayı çok daha ağır olmuştur. İnsanlar katledilirken, aynı zamanda Türkmenlerin kimliklerine yönelik baskılar da yapılmıştır. Bir halkın kimliğinin alınması, en tehlikeli asimilasyondur. Irak’ta katliam artık soykırım aşamasına getirilmiştir.
Türkmen kimliğine yönelik yıllar süren bu asimilasyon bir ölçüde amacına ulaşmış olabilir mi?
Türkmenler birliklerini bu zor şartlar altında bile koruyarak, ayakta kalmayı becermişlerdir. Yoksa bu kadar ağır baskı altındaki toplumun bu kadar yıl ayakta kalması söz konusu bile değildir. Biz kendimize, dinimize, dilimize ve ailelerimizin bize gösterdiği yola bağlı kalarak varlığımızı koruduk.
İşgalden sonra ABD’den beklentileriniz var mıydı?
İşgal güçlerinin Kerkük’e ve Türkmeneli bölgesine giriş şekillerini gördüğümüzde, aslında bugünü de görmüştük. Daha ilk gün, yeni anayasaların, referandumların işaretini aldık. Çünkü peşmergeler de onlarla birlikte, Kerkük’ün değişik yerlerine yönlendirildiler. Özellikle tapu kadastro dairelerine ve nüfus kütüklerinin tutulduğu yerlere... Bunun amacı da tarihimizin ortadan kaldırılmasıydı.

Bu süreç nasıl gelişti? Yani işgalin ardından neler yaşandı?
Irak’ta çok kısa bir süre içinde farklı yapılanmalara tanık olduk. Kurulan hükümetlerde Türkmenlerin hiçbir zaman yer almadığını gördük. Geçici konseylerde Irak Türkmenlerine yer verilmediğine tanık olduk. Burada gerçekten ilginç bir saptama da yapmak gerekiyor. Bir toplumun nüfus sürekli artar değil mi? Bizim nüfusumuz sürekli azalmaya başladı. Giderek azalıyor. İnsan haklarından dem vuranlara bunun nedenini sormak gerekiyor. Bu kadar sayıya sahip bir topluma ne oldu diye? Öldürüldü mü, katliam mı oldu, sürgün mü edildi?
Çok tartışılan bir 140. madde var. Kerkük için referandumu öngörüyor
140. madde Irak Türkmenleri için son derece ağır bir maddedir. Zaten Anayasa’da özellikle Türkmenlere yönelik ve Irak’ı paramparça edecek ağır hükümler var. Bunların tümünü tespit ettik ve Anayasa’ya hayır dedik. Ama bizim muhalefetimize rağmen bu Anayasa’ya zoraki bir meşruiyet kazandırıldı. Bu Meclis’le hiçbir yere varılmaz. Çünkü gerçek değil. Şimdi, yapılan yanlışlar üzerine seçimler, haksızlıklar üzerine referandum yapılmaya çalışılıyor. Yapılamayacak ama. İzin vermeyeceğiz.
Aslında Irak’taki sorunlar Kerkük etrafında düğümleniyor...
Evet. Amaçları, Kerkük’ü ele geçirmek. Bir yeri almak için üzerinde yaşayan toplumu yok etmek gerekir. 1920’den bu yana gösterilen gayret de bu zaten. Bulunduğumuz yerin altındaki zenginlikte gözleri. Biz ise toprağımızı seviyoruz. Bu toprağın altındaki zenginlik bitmiş olsaydı kim gelirdi Kerkük’e. Kim çarpışırdı Kerkük için? Sadece Türkmenler çarpışırdı. Çünkü o toprak bizim.


Mücadelemiz sürecek
Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sadettin Ergeç, amaçlarının Irak’ın birlik beraberliğini korumak olduğunu söyledi. Ergeç, “Irak’ın geleceği ile ilgili projelerimiz de var. Türkmenleri ilgilendiren meseleler var. Bu yönde mücadelemiz asla son bulmayacak. Bizim kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. Dolayısıyla korkumuz da yok. Çünkü insan bir şeyi varsa onu kaybetmekten korkar. Hakkımızı alanlar korksun” diye konuştu.


Sadaka değil bizim olanı istiyoruz
Iraklı Türkmenler farklı mücadele yollarına da başvurabilir mi?
Bizler, 35 yıl Saddam rejiminde çeşitli baskılara maruz kaldık ama bakın ben burada kanlı canlı oturuyorum. Peki bu baskıları yapanlar nerede? Bugün de aynı durum söz konusu. Zulmü yapanlar için de Allah kerim. Çünkü hak sahibi güçlü olur. Biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Sadaka da istemiyoruz. Kendi haklarımızı talep ediyoruz. Demokratik yollardan devam edeceğiz.

Demokratik yollardan bir kazanım elde edebileceğinize inanıyor musunuz?
Maalesef bir ışık göremiyoruz. Çünkü karşımızda işbirliği yapmış peşmerge partiler var. Saddam güç kazandığında Arapları getirdi. Bugün ABD Kürtleri getiriyor. Biz Irak’ta 6 devlet kurmuş bir kültürüz. Biz devlet kurmayı ve yönetmeyi iyi biliriz. Bizim toplumumuza kimse aşağılayarak bakmasın. Çünkü biz yalnız değiliz. Biz bir milletiz, varlığız. Bu millet bugüne kadar birçok şey yaptı. Arkasında büyük bir milletin gücü var. Bugün sahipsiz görünebiliriz, ama yarın böyle olmayacak. Çünkü, zulmü yapanlar bile bize güveniyor aslında. Çünkü bizim asla zulüm yapmayacağımızı biliyorlar. Ama ne zamana kadar? Bizim de sabrımız var. Biz hâlâ demokrasinin gücüne inanıyoruz.

Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük’ün geleceğine yönelik hedefleri nedir?
Biz her kapıyı çalıyoruz. Avrupa’ya, ABD’ye gittik. Son zamanlarda bizi dinleyenler olduğunu gördüm. Bizim şu an talebimiz, Kerkük Valiliği’dir. Çünkü Kerkük Türkmen memleketidir. Bu geminin tek kaptanı olur, o da Türkmen olmalıdır. Temsil eşit olabilir, ama yönetim bizde olmak zorunda. Çünkü buranın sahibi biziz. Kimliği Türkmen olan bir kentin valisi de Türkmen olmak zorunda. Şu anda bunun dışında bir şey istemiyoruz. Belki ileride yine Türkmen yoğunluğu olan Erbil ve vilayet olması durumunda Telafer için aynı çabayı göstereceğiz.


Kerkük Türkmen memleketidir. Bu geminin tek kaptanı olur o da Türkler


Kerkük tarihte de bugün de Türk’tür
Türkmen Danışma Meclisi, Kerkük’ün Türklüğünü kanıtlamak için, 50 yıl öncesine ait Kürtçe yazılı bir mezar taşını getiren kişiye 1 milyon dolar ödül verme kararı aldı


Kerkük’ün Kürt şehri olduğunu iddia eden Washington bağlantılı çevrelere en iyi cevabı Prof. Dr. Nefi Demirci veriyor: “Bu kentin kimliğini öğrenmek isteyenler mezarlıklarına baksınlar.” En az 600-700 yıllık mezar taşlarının üzerinde Türkçe’den başka isim olmadığını anlatan Demirci, “Bu Kerkük’teki Türk kimliğinin en önemli belgesi. Kerkük’te tüm mahallelerin, sokakların adları Türkçedir. Tarihi eserlerin tamamı Türklere aittir. Hanların, hamamların ismi de öyle. Kürtçe ya da Arapça bir tek isim yoktur orada” diyor.

Güçleri yetmez
Prof. Dr. Nefi Demirci sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir şehrin veya bir toplumun kimliğini belirten şey mezar taşlarıdır, tarihi eserleridir. Bugün Kürt şehri olarak gösterilmeye çalışılan Kerkük, Saddam döneminde zorla sürgüne gönderilen Türklerin yerine Arapların getirilmesiyle önce Araplaştırılmaya çalışılmış, bugün de ABD ve Batı’nın dürtmesiyle Kürtleştirilme gayretine sahne olmuştur. Ama bu kentte tarihi kimliği değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Kerkük’ün Türk kimliğini hiç kimse inkar edemez. 1926’da Irak Devleti’ne zoraki bağlanan bu bölgedeki insanlara sorduğunuzda tek bir cevap alırsınız: ‘Men özüm Türk’em’. Bu Türklüğünün ifadesidir.”

Küçümsemiyoruz
Türkmen Danışma Meclisi ise, Kerkük mücadelesini sürdürürken son derece önemli bir karara başvurdu: “Kerkük’te 50 yıl öncesine ait Kürtçe yazılı bir mezar taşını getiren kişiye 1 milyon dolar ödül.” Türkmen Danısma Meclisi Başkanı Prof. Dr. Ümit Akkoyunlu şunları kaydetti: “Bunu Kürt toplumunu küçümsemek için yapmıyoruz. Davamızı kanıtlamak için yapıyoruz. Çünkü, Kerkük’te Kürtlerin kökeni yok.”

‘Bağımlı’ olacaklar
Bütün bu sebeplerden dolayı işgalci güç ABD’nin Irak’ı terk etmesinin ardından sözde Kürt devletinin ayakta kalamayacağını da dile getiren Akkoyunlu, “Oluşturulmak istenen küçük devletçiğin muhakkak surette ‘bağımlı’ olacağına dikkat çekiyor. Akkoyunlu, şunları söylüyor:” Kürt devleti ya Avrupa’ya ya ABD’ye bağlanmak zorunda. Çünkü bir çıkış yolu yok o coğrafyadan. Zaten bölünürken, düşman olarak bölünecekler. Kanla ayrılacaklar. Çünkü bu yapay devletin kuruluş esası, başkasının coğrafyasında hak iddia ederek oluşuyor. İşte kavga da buradan çıkıyor. Kavgadan galip çıkacak olan da Türkmenlerdir.

Dünya belgeleri görmüyor
Bu arada Kerkük’ün Türkmen şehri olduğunu ulusal ve uluslararası belgeler de ıspatlıyor. İşte o belgelerden bir kaçtanesi:
* Irak Hükümeti’nin 30 Mayıs 1932 Deklarasyonu’nda, “Nüfusun çoğunluğunun Türkmen ırkından olduğu Kerkük livasına bağlı kifri ve Kerkük Kazalarından resmi dil Arapça ile birlikte Kürtçe ve Türkçe olacaktır” ifadesi yer alır.
* 1931 yılında çıkarılan 74 nolu “Yerel Diller Kanunu” başta Kerkük ve Erbil olmak üzere nüfusunun çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu bölgelerin mahkemelerinde duruşmaların Türkçe yapılmasını hükme bağlamıştır. Aynı kanunda eğitimin de bu bölgelerde Türkçe yapılmasını kararlaştırmıştır.
* Kerkük şehrinin çoğunluğunun Türkmenlerin oluşturduğunu beyan eden birçok Arap ve yabancı yazar, tarihçi ve araştırmacı bu hususu kitaplarında kaydetmişlerdir. İngiliz Ansiklopedisi ve Global Ansiklopedi, Kerkük’ün Türkmen Şehri olduğunu açıklamaktadır.
* ABD baskılı Britannica Ansiklopedisi’nin 3.cildinde, şöyle deniyor: “Kerkük’te Arapça ve Kürtçe konuşanların olmasına karşın, bu şehir esasen bir Türkmen şehridir.”

-BİTTİ-



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Irak Cumurbaşkanı Müsteşarı Muzaffer Arslan Türkmeneli Devletinin Haritasını Çizdi
2 - Kürt Devleti'nin fikir babası Washington
3 - Suçu Türkçülük cezası ise idam
4 - Namus için 100 Şehİt!
5 - Sistematik soykırım
6 - Yurdundan koparılan Türkmenler