Arabic Turkish
 
2007-10-15   Arkadþýna gönder
2134 (1017)


Kürt Devleti'nin fikir babası Washington


Selda Öztürk KAY

Amerika, petrol kuyularına muhafız, İsrail’e müttefik oluşturma gayreti ile 36’ncı paralelde peşmergeyi korumaya alarak, bugün yaşanan süreci başlattı

İran ile sekiz yıl süren savaşın ardından, Irak’ın Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in girdiği ekonomik darboğazdan çıkabilme bahanesiyle çıkardığı Körfez Krizi, Orta Doğu coğrafyasının bugün geldiği kaos ortamını yaratması açısından son derece önemli bir kırılma noktasıdır. Irak’ın Kuveyt toprakları üzerinde hak iddia etmesi ve 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi neticesinde çıkan Körfez Savaşı, hem Irak hem de Türkiye için milattır. Çünkü 1991’den itibaren Kuzey Irak’ta bir ‘Kürt devleti’nin kurulması için düğmeye basıldı. Türkiye, bin yıl hakimiyetinde kalmış bu coğrafyadaki soydaşlarının menfaatlerini koruyamadığı gibi, yaptığı tarihi hatalarla da küresel ve emperyalist güçlerin tezgahına düşmekten kurtulamadı.

Mesajı aldılar
‘Kürt devleti’nin kurulması yönünde atılan en önemli adım ise, tarihi 36’ncı paralel komedisidir. Petrol kuyularına muhafız ve İsrail’e müttefik oluşturma gayreti ile hareket eden ABD, 1991’de başlayan Körfez Savaşı sonrasında Irak’ın kuzeyinde 36’ncı paraleli sınır kabul edip Baas rejiminin askeri güçlerinin bu sınırın kuzeyine geçmesini yasakladı. Peşmergeyi çekiç güçün korumasına alan Amerika, bölgede oluşan egemenlik boşluğuna göz yumdu. Mesajı alan peşmerge, Batı dünyasının yönlendirmesiyle ‘Kürt devleti’ hayalini kurmaya başladı.

Aktörler değişti
Arkasını ABD’ye ve Avrupa’ya dayanan peşmerge, 36’cı paralel ile Saddam’ın tehdidine karşı kendilerini güvenceye alınca, sözde Kürt devleti hayaline tek tehdit olarak Türkmenleri görmeye başladı. Buna karşılık Türkiye, ABD’nin baskısı altında, altı ayda bir çekiç güçün süresini uzatmaya devam etti ve Kuzey Irak’taki gelişmeleri görmezlikten geldi; hatta peşmergeleri koruyarak ve Habur sınır kapısı yoluyla finanse ederek yanı başındaki ‘ejderha’nın güçlenmesine yardımcı oldu. Böylece ‘Türkmenleri yok etme’ politikasının önü de açılmış oldu. 2003 yılında ‘demokrasi ve insan hakları’ yalanıyla Irak’ta başlayan işgal ile ülkede anarşi, terör, soykırım ve vahşet kol gezmeye başladı. Saddam rejiminin devrilmesi 35 yıl süren mezalim’in aktörlerini değiştirdi. Ve siyasi dengelerin yerinden oynamasına neden oldu. Bundan sonraki süreçte Sünnilerin elimine edilmesi ve Şiilerin iktidarı ele geçirmesiyle Irak’ta ciddi boyutlarda bir Şii hâkimiyeti de başlamış oldu. Dolayısıyla Kürt grupları da iktidarı ele geçirmek için uygun zemini buldu. Önemli bakanlıklar Şiilerin ve Kürtlerin kontrolüne geçerken, seçim ve nüfus kayıtlarına da ciddi müdahaleler başladı. Nüfus yapısındaki bu müdahaleler, Türkmenlerin bin yılı aşkın süredir yaşadıkları bu topraklardan göç ettirilmeye zorlanmasına ve Arapların özellikle Kerkük’ü terk etmesine yol açarken, bölgeye yoğun bir Kürt göçü de alenen teşvik edildi.

Küstah açıklama
Bunun en açık örneği ise Irak Geçici Valisi Jay Garner, ABD güçlerinin ‘zaferi ve Irak’ın özgürlüğü’ operasyonunu başarısını kutlamak için gittiği Süleymaniye ve Erbil’de düzenlenen geçit töreninde Kuzey Irak’ta peşmerge liderleriyle biraraya geldi. ABD’li Vali, burada ‘Kürt devleti’nden bahsederek, Kerkük’ün bir Kürt şehri olduğunu savundu. Garner’a, Erbil’e yaptığı ziyarette ise, Kerkük’ün idari yapısı ve statüsü soruldu. Garner, soruyu şu kesin ifadelerle cevapladı: “Kerkük meselesi, pek yakında yeni atanacak yönetimin görevi olacaktır. Henüz Kürt kenti Kerkük’ü kimin yöneteceğine net bir karar verilmedi.”

Türkiye tezgaha düştü
Irak Danışma Meclisi Başkanı Prof. Dr. Ümit Akkoyunlu, 36’ncı paralel modelinin Irak’ın kuzeyinde bir ‘Kürt devleti’ kurulmasının ilk ve en önemli adımı olduğunu söyledi. Amerika tarafından tasarlanan 1991 yılındaki ‘36’ncı paralel tezgahı’na Türkiye’nin düştüğünü ifade eden Akkoyunlu, “Kürtler Washington’dan aldığı cesaretle kendi devletlerini kurma hamlesini başlattı” dedi.

Ay yıldızı görünce ağladım
Irak Türklüğü için verdiği mücadele nedeniyle 17 yılı hapishanelerde işkence ile geçen Sadun Köprülü’nün 4. bölümünde anlatıklarına bugün devam ediyoruz. Acı ve vatan hasreti ile geçen yıllarını anlatırken gözleri dolan ve o günleri tekrar yaşayan Köprülü, şunları söyledi: “Hapishanede sadece Saddam’ın kitapları okunuyordu. Herşey Saddam’dı. Saddam’ın tüm televizyon programları, ne kadar sürerse sürsün izlenmek zorundaydık. O saatlerde tuvalete bile gitmek yasaktı. Bütün bu yasaklara rağmen pek çok kitap okudum. Annem, Kerkük dolması yapıp getirirdi görüş günlerinde. Tencerenin üzerinde dolma, altında kitaplar... Necati Sepetçioğlu, Ziya Gökalp, Nihal Atsız’ın bütün kitapları ve Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık’ı. Hepsini satır satır okudum... 1988 yılında Kürtlere yönelik bir genel af ilan edildi. Biri yanında bir kağıtla geldi...’Eğer Kürt olduğunu yazar ve imzalarsan... serbet kalırsın’dedi. ‘Ben Kürt değilim. Hayatım boyunca burada kalsam da o kağıdı imzalamam’ dedim. 1 Ocak 1996’da serbest kaldım. Tekrar arandığımı duyunca Türkiye’ye geldim. Kafamı kaldırdım ay yıldızlı bayrağı gördüm. O an kendimi kaybetmişim... Ağladım. Etrafımdaki hiç kimseyi görmedim. Önce toprağı öptüm. Etraftaki insanlar bana delirmişim gibi bakıyordu... ‘17 sene bu bayrağa hasret kalsanız, siz de çıldırırdınız’ dedim.”

Düğüm noktası Türk şehri Kerkük
Yıllardır, Türkmen kenti Kerkük’ün Kürtleştirilmesi yönünde büyük oyunlar oynanıyor. Bu süreç 2003’teki işgal ile hızlandırıldı. 28 Aralık 2005 tarihli Irak Anayasası, Kerkük’ün sözde Kürt devletine katılabilmesi için gereken tüm hukuki zemin hazırlandı. Irak Anayasa’nın 140’ncı maddesinde Kerkük ihtilaflı bölge olarak tanımlandı ve kentin 2007 yılı sonuna kadar statüsünün belirlenmesi öngörüldü. Bu tarih, geçtiğimiz günlerde Irak Parlamentosu’nda alınan bir kararla 2008 yılı Mayıs ayı olarak değiştirildi. Irak Anayasası’nın 140’ncı maddesi, Kerkük’ün kaderini belirleyecek bir referandumu işaret etmesi son derece önemlidir.

Kaos - karmaşa
Irak’ta yaşanan tüm kaos, karmaşa ve Türkmenlere yapılan katliamların tamamı Kerkük referandumuna düğümlenmektedir. 140’ncı maddeye göre Kerkük’te önce normalleştirme gerçekleştirilecektir. Daha sonra nüfus sayımı yapılacak ve referanduma gidilerek halka “Kerkük’ün nereye ait olması gerekiyor?” sorusu sorulacak.

Oyunlar hâlâ devam ediyor
Böylece, işgalden sonra nüfus yapısı değiştirilen Kerkük ele geçirilerek, Türk kentinin yönetimi peşmergeye devredilecek. Peşmergenin elde etmek istediği Kerkük, binlerce yıldır Türk şehri olduğu tarihi belgelerle sabit. Büyük petrol kaynaklarını barındıran Kerkük’ün nüfusunu değiştir meye yönelik Amerikan patentli oyunlar bugün hala devam ediyor.

Binlerce Türkmen Ramazan’da katledildi
Irak’ta çıkan her kargaşa, Türkmenleri ortadan kaldırılmak için bir bahane oldu. 1990’da Irak’ta tam bir kargaşa hakimdi. Saddam kendisine karşı ayaklanan peşmerge güçlerini bastırmak için önüne gelen herşeyi yıkıp yakıyordu. Saddam’ın güçleri girdikleri Altınköprü kentinde binlerce Türkmeni katletti. Ziyat Köprülü, Altunköprü katliamından 10 gün önceki durumu şu sözlerle anlatıyor: “Peşmergeler 18 Mart 1991 günü Kerkük’e girebildiler ve yaklaşık bir hafta boyunca şehri alt üst edip önce nüfus ve tapu dairelerini daha sonra diğer resmi daireleri yaktılar ve birçok sahipsiz ev ve işyerini soyup talan ettiler. Ancak 26 Mart’ta Saddam’ın Cumhuriyet Muhafız Birlikleri önce Tuzhurmatu kazasını daha sonra Tazehurmatu bucağını top ateşine tutup, tank ve zırhlı birlikleriyle saldırmaya başladılar. Saldırı sonucu çok sayıda Türkmen hayatını kayıp etmiş ve birçoğu da yaralanmıştır. Askerin gelmekte ve Kerkük’e girmek üzere olduğunu duyan peşmergeler geri çekilerek Kerkük’ü terk etmişlerdi. Paniğe kapılan masum Türkmenler, çareyi kaçmakta buldu.”

Can pazarı...
Kerkük halkı, tam bir kaos ortamına dönüşen şehirde, canlarının derdine düşmüş, yaşlılarını, çocuklarını ve kadınlarını güvenli bir yere götürebilme telaşıyla Altunköprü, Erbil ve Süleymeniye’ye doğru yola çıkmıştı. Onları, Irak ordusunun gözü dönmüş milisleri kovalıyordu. Kerkük ve Erbil arasındaki Türk kenti Altunköprü’de yakalandılar. Yüzlerce masum Türkmen kadını, çocukları, yaşlı ve genç Türkmen yiğitleri orada katledildi. Şehitler ve gaziler şehri Altunköprü, 28 Mart 1991 günü can pazarı olmuştu. Ramazan ayında, oruçlarını açmaya hazırlanan Türkmenler, Dibis kazası civarında, Kayabaşı olarak anılan yerde açılmış bir çukurda üst üste yığılmıştı. Cesetler, günler sonra ancak giysilerinden teşhis edilebilmişti.

Koruyucu melekleri Bush!
Irak’ın kuzeyindeki peşmerge liderleri, Washington yönetimi tarafından korunup kollanıyor. ABD Başkanı George Bush, 2005 yılında Beyaz Saray’da aşiret reisi Mesut Barzani’yi ağırlayarak, “sayın başkan” diye hitap etmişti.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Irak Cumurbaşkanı Müsteşarı Muzaffer Arslan Türkmeneli Devletinin Haritasını Çizdi
2 - Zulüm bizi yıldıramaz
3 - Suçu Türkçülük cezası ise idam
4 - Namus için 100 Şehİt!
5 - Sistematik soykırım
6 - Yurdundan koparılan Türkmenler