Arabic Turkish
 
2007-07-25   Arkadþýna gönder
1921 (882)


Türkmen mücadelesi !!!


Ali Koçak

Birinci dünya savaşından sonra Irak, Osmanlı imparatorluğu`ndan ayrı kalarak bağımsız bir devlet haline gelmiştir.
2003 yılına kadar Sünni Araplar tarafından yönetmilmiş olan, Irak devleti içersinde değişik milletlere mensup halklar yaşıyor: Araplar, Kürtler, Türkmenler, Asuriler ....

Bu yapay devlet, her ne kadar birleşik olarak gözükse de, aslında içinde yaşayan halklar hiçbir zaman kaynaşamadı ve her millet kendi benliğini korumaya devam etti.
Yönetimi ele geçiren iktidarlar, diğer milletlere baskı uygulayarak eritmeye çalıştılar.

Dünya basınına bakıldığı zaman, bu baskılara en fazla maruz kalan millet Kürtlerin olduğunu görürüz; oysa Türkmenler de en az Kürtler kadar yok edilmeye maruz kalmışlardır.

Bu şartlar altında ve aradan 80 yıl geçmesine rağmen Türkmenler, kendi varlıklarını koruyabilmişlerdir ve hiç bir zaman başsız ve vizyonsuz olmamışlardır.

Saddam iktidarının en yoğun baskılı döneminde bile, Türkmenler bir sürü isimsiz kahraman ve liderler çıkardılar.

Bu liderlerin hepisi sessiz bir şekilde, kişisel çıkar gözetmeden mücadelelerini sürdürdüler. Gösteriş heveslisi olmayan bu insanların tek amaçları kendi milletine iyi bir şekilde hizmet etmekti..

Albay pilot Aydin Mustafa gibi insanlar, hiçbir zaman kendi davalarından uzaklaşmayan ve her an bu millet uğruna canını vermeye hazır olan kahramanlardı.

Aydın Mustafa tutuklanmadan bir hafta önce bana aynen şöyle demişti: “Bizler bu millete sahip çıkmalıyız.. mücadelemizi hiç korkmadan sürdürmeliyiz ... Ne olacak yani, ölümden ötesi varmı?”.

Nihayetinde Aydın Mustafa ve onun gibi gizli kahramanlar bu millet için canlarını feda ettiler..

Halkın içinden türeyen bu insanlar, davaya hizmet ederek kendilerini bu yola adamışlardı, amaçları bu milletin birliğini sağlayıp korumaktı..

İşte bu yol, Dr. Nejdet Koçak ve Albay Abdullah Abulrahman gibi insanların yoluydu..

Nejdet Koçak’ın tek ülküsü, milletinin laik olduğu yerlere ulaşmasını sağlamaktı;

Baas iktidarının, "ya bize teslim olursun, ya da arkandan yüzlerce soydaşını öldürürüz!" tehdidiyle karşı karşıya kalınca, canını vermeyi tercih etmişti...

Bu günlerde, Türkmenlerin Nejdet Koçak gibi liderlere her zamandan daha fazla ihtiyacı vardır.

Nejdet gibi liderlerlerin en önemli özellikleri: kendi insanlarına güvenmeleri ve değer vermeleriydi, ufak dengesizliker karşısında sarsılmayan ve kişisel ihtiraslar yüzünden etraftaki insanları küstürmeyen liderlerdi. .. değişik fikirlere kucak açan ve birleştirici olan insanlardı. Bu toplumun parçalanmaya ve ufak ayrılıklar nedeniyle insanları dışlamaya veya küstürmeye gücünün yetmeyeceğini bilen kişilerdi.

Nejdet Koçak sonrası, Türkmenler bir sürü liderler çıkarmış oldu ancak bu liderlerin çoğu kişisel ihtirasını yenerek bu toplumu birleştiremedi.
Türkmenlerin, kendi ülkü ve vizyonlarının olmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz; milletler ve toplumların ülkü ve hedefleri olmadığı taktirde ileriyi göremezler.

Bazen bu ülkülerin gerçekleşmesi kısa zamanda imkansız olur, ancak ülkü olmadan da toplumlar birleşemez, dağınık ve kararsız bir şekilde yaşarlar.

Son 10-15 yıl içersinde Amerikanın Türkmenlerle ilişkisine baktığımız zaman, görünen o ki, Amerikanın Türkmen politikası Türkiye ile menfeat ve ilişkilerine indekslenmiştir.

Son on yıl içersinde, Türkmenler Amerika`daki üst düzey yöneticilerle bir sürü görüşmelerde bulundular.

örneğin 90`lı yıllarda Irak Milli Türkmen Partisi`nin kurucusu Dr. Muzaffer Arslan, Amerikan Dışişleri bakanı gibi en üst düzey görüşmelerde bulundu; daha sonra, ITC Washington temsilcisi Orhan Ketene Irak ihtilalalından sonra çok üst düzey görüşmeler yaptı ancak, 1 Mart Tezkeresi`nin Türkiye ile Amerika arasında çıkarmış olduğu gerginlikler sonucu, Türkmenler Amerikan yetkililer tarafından pek sıcak karşılanmadı..

Tabii ki bu durum ne Muzaffer Arslan ne de Orhan Ketene`in başarısızlığını göstermez!!

Ve aslında olayın özü, Amerikanın Türkiye ile ilişkisi ve belki Amerikanın bu ilişkiye ne kadar önem vermesidir.

Netice olarak, Türkmenler Amerikadaki görüşmelerini ne küçümsemeli ne de abartmalıdırlar.

Çünkü, her iki durumda da Türkmen halkını yanlış bilgilendirme sonucunu doğuracaktır.

Olaylar fazla abartıldığı taktirde ve kısa vadede olumlu sonuçlar alınmazsa, Türkmenler bu liderlere güvenini yitirmiş olur ve halkın morali daha da gerginleşir.

Türkmenlerin vizyon ve ülküsünün olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bazı gerçekleri de kabul ederek değişik tezler ve stratejiler üretmelidir Türkmenler.

Tek amaç ve hedef Irak’ın birliği olmamalıdır;

Nitekim 80 yıldır Türkmenler birlik gibi gözüken Irak`ta yaşamaktadırlar ama gerçekler ortada, hiçbir zaman baskısız da kalmamışlardır ..

Diğer tezleri de değerlendirmelidir Türkmenler.. ya Irak bölünürse veya federe bir devlet kurulursa !! ne istediklerini iyi bilmelidirler.

Irak`ta bir federe devletin kurulması halinde Türkmeneli bölgesi de Türkmenler tarafından yönetilmelidir, fikri de hiçbir zaman gözardı edilmemelidir.

Türkmenler, güçlü bir lider önderliğinde, kendi strateji ve ülkülerini biran önce oluşturmalıdır ki tek ağızdan aynı fikirleri paylaşarak birleşsinler. Böyle bir birlik içersinde ve hedefe doğru kilitlenen toplum mutlaka bu hedefleri gerçekleştirecektir.



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmen’ler Ne İstiyor?
2 - Zap Kampı...
3 - Koltuk Sevdası
4 - Kerkük’te Sessizlik...
5 - Kerkük Havaları
6 - Bu “Baas Sendromu” hâlâ bitmedi mi?
7 - Türkmen Birliği sağlanmalıdır
8 - Irak Birliği Türkiye`yi tehdit eder mi?
9 - Türkiye yeni "stratejik ortak" arayışında!!!
10 - Sınır ötesi harekatın çapı ne olmalı??
11 - Nejdet Koçak hakkında:
12 - Kerkük kimindir?
13 - Osmanlı Salnamelerinde Telafer ve Kerkük
14 - Türkmeneli`nde Gazetecilik tarihi (1911-1960)
15 - Kerkük'ün kimliği?
16 - Nedir Türkmeneli`nin nüfus hikayesi?