Arabic Turkish
 
2007-06-09   Arkadþýna gönder
2824 (1208)


Milli Sohbetler ( 3) Mavi urbalılar çizgisi Bölüm - 1 -


Cengiz Bayraktar

“Senin bir roman yazmanı istiyorum. Bu romanın adını ben seçtim; Mavi Urbalılar olacak.”[1] Bu kesin kararlılık içeren cümleler Türkmeneli’nin yetiştirdiği karizmatik lider Necdet Koçak’ın şifahi nutuklarından biridir. Muhatabı da yine Koçak’ın birinci dereceden dava arkadaşı Erşat Hürmüzlü’den başkası değildir.
Koçak, mensup olduğu Türkmen toplumundan, kimliğine, kültürüne, milli davasına vakıf elit bir Türkmen zümrenin yetiştirilmesinin ivediliğine inanıyordu, bu elit vatanperver zümreyi de Mavi Urbalılar olarak adlandırıyordu. Koçak, Mavi Urbalılarda görmek istediği, sevgi yumağı, dürüstlük abidesi insan örneğinin bir benzerini Erşat Beyin fikriyatında bulmuştu. Bulduğunu da mevcut ve gelecek Türkmen nesillere yazılı olarak aktarmak istiyordu. Koçak’ın kendisi de bunu yazabilirdi, yazarlar hanesinde isminden söz ettirebilirdi, ancak hem yazarlık iddiası hem de vakti yoktu. O, Erşat Beyin yazarlık biyografisini biliyordu ve bu konuda ondan destek istiyordu. Ona göre Erşat Bey bu işi için biçilmiş kaftandı, zira Erşat, kalem erbabıyla gözünü açmış, edebiyatla yoğrulmuş, erken yaşlarda hece, serbest biçimde şiirler yazmış, fikir alanında da onlarca deneme yazılarının altına imza atmıştı. Özellikle fikir alanında yazdığı denemeler, bir dönem Kardeşlik dergisinin sayfalarında, birçok okuyucu tarafından merakla okunurdu. Bir kısmını takma adlarla yazdığı bu makale ve denemeleri ile hem edebî, hem de düşünce yönünden, yeni yetişen bir gençlik kuşağını geniş çapta etkilemiştir[2]. Mavi Urbalılar fikriyatının yazılı metni, ancak böylesine parlak ön geçmişi olan bir kişiliğe tevdi edilebilirdi. Ve her kelimesi Türkmen toplumunun varlık gereksinimini göz önünde tutar bir ehemmiyet, ciddiyetle yazılmalıydı.
Erşat Bey Mavi Urbalılar kitabının ne kadarını ne şekilde yazdığını açıkça dile getirmemiştir. Belki de Mavi Urbalılar kitabının dibacesini bile yazmamıştı, ancak benim bildiğim, tanıdığım kadarıyla onun, Koçak’ın ve de kendisinin Türkmen toplumu için uygun gördüğü bütün fikriyatının en azından kayda değer bölümünü sayfa sayfa, kitap kitap yazdığı, çizdiği de bir gerçektir. Sadece yazdı desem eksik demiş olurum çünkü Erşat Bey, bu fikriyata gerçek hayatta da harfiyen uyanların başında yer almakta ve de zerrece ödün vermemektedir. O, özellikle 16 Ocak 1980 tarihinden günümüze kadar Koçak’ın misyonunu üstlendiği Mavi Urbalıların yetişmesi için didindi. Allah Erşat Bey’e sağlıklı, uzun ömürler versin, 64 yaşını doldurmasına rağmen aynı heyecanla aynı amaç doğrultusunda didinmeye devam etmektedir.
Bilindiği gibi Necdet Koçak, bu fikriyattaki ülküler dizisi uğrunda 16 Ocak 1980 tarihinde Bağdat’ta sabah ezanıyla bir bayrak gibi yükselerek uçmağa varmıştı. Erşat Bey ve arkadaşları Türkmen toplumunun daha fazla zayiat vermemesi içinde peygamber efendimizi örnek alarak, canlarından aziz bildiği topraklarından hicret etmek zorunda kalmışlardır.
Şehit Koçak’ın Türkmen toplumunun refahı, selameti için öngördüğü kadroya Mavi Urbalılar demesindeki sırrın ne olduğunu hep merak etmişimdir. Mavi renginin Türk dünyasındaki saygın yeri, cazibesi malum, Göktürk Devleti, Gök Tanrı, Gök Bayrak, Türk mavisi, turkuvaz, ilk aklımıza gelenler, Urba ise, Kâmûs-ı Türkî’de Ûruba: İtalyanca ( Roba’dan)[3] giyilecek şey, elbise olarak zikredilmektedir. Bu bilgiler eşiğinde Mavi Urbalıları, mavi renkli elbise giyen kişiler anlamında rahatça söyleyebiliriz. Nitekim Türk Ordusu bu terimi bu anlamda kullanmaktadır “Türk Hava Kuvvetlerine mensup personel mavi renkli üniforma giymektedir. Hava Ordu Komutanlığına bağlı hava kuvvetlerine verilen isim Mavi Urbalılardır”[4].
Koçak’ın da bu anlamda bir fikir teatisi olabilir, ancak bunun yanında, başka bir varidatın olabileceğinden yola çıkarak Koçak’ın engin hayat tecrübesini, Erşat Beyle olan dostluk ilişki derecesine ulaşabildiğim kadarıyla irdeledim ve elde ettiğim gerçeğe yakın bir varsayımı da siz değerli Mavi Urbalı azalarıyla da paylaşmak istiyorum.
Yukarıda Erşat Beyin edebiyat merakına değinmiştik, buna bir de Koçak’ın her yönüyle kitap severliğini eklersek elimizde elle tutulur somut bir belgeyi öne sürebiliriz şöyle ki…Erşat bey ve arkadaşları uzun süre, karşılıklı mavi eksenli şiir yazmaktaydılar. Aşağıda, Erşat Beyin, Ülküdaşım Salah Nevres’e “Mavi Şafaklar” başlıklı şiirinin son (anahtar) dizilerine yer vererek bakış açınıza yarar sağlayacağını umuyorum.

Bilmem ki kim derecek
Ektiğimin barını
Mahzunum, ağlıyorsun !
Âl kanım doyuracak
Doymayan aç karnını
Fakat bir gün şafaklar
Maviler doğuracak
Getirecek yarını
Beni kucaklayacak[5].

Şair Salah Nevres sessiz kalır mı? Bu mavi çığlığa cevap vermek, paylaşmak için kaleme sarılır, “Mavi Şafaklar” şairi Ülküdaşım Erşat Hürmüzlü’ye yanıt.olaraktan “Yarın Mavi Doğura” şiirini yazar.
…..
Kim var ki taş bağlamaz
Doymayan aç karna
Kalınca ağyarına
Hep hazan, kış, bahar, yaz

Çetin elle derecek
Bir daha süsleyecek
Masmaviler yarını
Sen çetin bende çetin

Yarın Maviler doğar
Yarın ağuşun açar
Bana, sana, güneşe[6]

Ve bu mavi şiirler bir Erşat, bir Salah Beyden dalga dalga mavi ışık hızında, biri diğerine kenetlenir durur. Bütün bu olup bitenlerden haberdar olan Koçak bu iki dürüst ahlaklı, sevgi dolu, vatanperver, samimi gönüldaşın mavi hayallerini benimser maviler içinde görmeye başlar[7], görünen sözcük olur, Mavi Urbalılar olarak doğar.

---------------------------------------------------

[1] “Şehit” Nejdet Koçak Albümü “Bir Ülkücünün Hayatı”, Türk Ocakları Genel Merkezi, Türk Yurdu Yayınları: Nü:55, Ankara Nisan 1999
[2] www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=3636
[3] Temel Türkçe Sözlük (Kâmûs-ı Türkî’de) c.3, s.1408, Tercüman Gazetesi 1986, İstanbul
[4] www.hvkk.mil.tr
[5] Kardeşlik Dergisi: Yıl:3 (1 Kasım 1963) S. 7,s.43 Bağdat
[6] Kardeşlik Dergisi: Yıl:3 ( Aralık 1963-Ocak 1964) S. 8 ,9,s. 45 Bağdat
[7] Dostu için yapamayacağı şey yoktu. Onu frenleyen sadece prensibiydi. Karşısında aynı prensibi paylaşan bir insan oldu mu, artık onun istemesine lüzum yoktu; onu mutlu etmek için âdeta plânlar kurardı Erşat Hürmüzlü Mavi Urbalılar . “Şehit” Nejdet Koçak Albümü “Bir Ülkücünün Hayatı” a.g.e ,




Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

31 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası / Bölüm -2-
32 - Muhteşem Kerkük Mitinginin Perde Arkası/ Bölüm 1
33 - Telafer Çıkmazı
34 - Kürt Siyasetçilerin, Gerçek Türkmen Varlığı Karşısında Alicengiz Oyunu
35 - Dertli gönül
36 - Gelin Biçare
37 - Türkmen Gibi
38 - Gördüm ağladım
39 - Bu Bayramı da Türkmeneli’siz, Kerkük’süz Kutla...?
40 - Karanlık Kerkük’üm
41 - Kader Kerkük’üm
42 - Yaralı Kerkük’üm
43 - 28 Mart 1991 Altınköprü katliamının Tek Gizli Tanığının Örnek Hikayesi?
44 - Hibe ve Nankörlük
45 - “Irak Türk’ü, Türkmenem” Diyene 15 Aralık 2005 Hesaplaşma Günü Olacak Mı?
46 - Uyan Koçak
47 - 14.Temmuz .1959 Kerkük Katliamı Şehitlerimizden Hacı Necmettin1 Kimdir?
48 - Alev Alev Telâfer’im
49 - Niçin Telafer
50 - Milli meselelerimizde , Kültürümüzün gelişmesinde dilimizin önemi
51 - Rûbâî Denemelerim / 4
52 - Türkmeneli Televizyonu Hayal Mi ?
53 - Bahane
54 - Şeref Listesi
55 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -7-
56 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -6-
57 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -5-
58 - Irak Türkleri (Türkmenler) beden varlık göstermiyor -4-
59 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -3-
60 - Irak Türkleri (Türkmenler) neden varlık göstermiyor -2-
>>Sonraki >> << Önceki <<