Arabic Turkish
 
2021-03-02   Arkadþýna gönder
16619 (748)


Irak Devlet Olmaktan Çok Irak


Suphi Saatçi

Kral Faysal’ın 1933 yılında İsviçre’de ölümü üzerine oğlu Gazi yerine tahta geçmiş oldu. Kral Gazi’nin genç ve deneyimsiz oluşunu fırsat bilen bir kısım siyasetçiler, ülkenin kaderini etkileyen ve kendi menfaatleri uğruna bazı entrikalar çevirmeye başladılar. Kral Faysal döneminde ortaya çıkan bu gruplar arasında eski bakanlar, ileri gelen devlet memurları, milletvekilleri, bazı aşiret reisleri ve toprak ağaları da yer alıyordu. Halk adına hareket ettiklerini ileri süren bu fırsatçılar pek çok tarım arazilerini ele geçirdiler. Ayrıca Kral Gazi’nin zaaflarından yararlanarak devlet yönetimine giden ve hükümet içinde önemli görevlere sızma girişimlerinde bulundular.

İktidarda olan siyasîler de makamlarını korumak için bu gruplara karşı şiddetli biçimde mücadele etmeye başladılar. Bu yüzden Fırat bölgesindeki aşiretlerin ayaklanmaları da ikiye bölünmüş oldu. Bir kısmı iktidarı, diğerleri ise muhalefet tarafını desteklemeye başladılar. Muhalefet yanlılarının başını çeken Yasin el-Haşimî liderliğindeki Hizip el-İha’ el-Vatanî (Ulusal Kardeşlik Partisi) idi. Muhalefetin artan baskısı sonucu Başbakan Ali Cevdet el-Eyyûbî kabinesi Şubat 1935’te düşmüş oldu.

Kanla Bastırılan Ayaklanmalar
Arkasından Cemil el-Medfaî kabinesi göreve başladı ise olaylar yatışmadı ve aşiretlerin ayaklanması devam etti. Bunun üzerine el-Medfaî Mart 1935’te istifasını vermek zorunda kaldı. Yeni kabine Yasin el-Haşimî tarafından kuruldu. Ancak muhalefet yine rahat durmadı ve aşiretleri, isyanlarını sürdürmek için teşvik etmeyi sürdürdü. Bu sefer Rumeyse ve Suk el-Şüyuh aşiretleri de ayaklanmaya katıldı. Bu sefer Haşimî Hükümeti sert tedbirler alarak ayaklanmasını bastırmak için orduyu aşiretlerin üzerine sürdü. Bu da isyancıların büyük çapta can ve mal kayıplarına yol açtı.


Irak’taki siyasetçilerin iktidar hırslarının kurbanı ne yazık aşiretler oldu ve bu yüzden ülkede yapılması beklenen reformların uygulanması engellendi. Daha da kötüsü ülkenin ordusu tarafından vatan evlatlarının bu şekilde öldürülmeleri halkı geniş çapta yılgınlığa ve ümitsizliğe sürükledi. Bu gelişmelerden büyük tedirginlik duyanların bir kısmı yurt dışında eğitim görmüş olan aydınlar kesimi idi. Bunların bir kısmı batıda yaşanan demokrasi ve sosyal adalet gibi kavramlardan etkilenen gençlerdi. Bunlar Ahali Kitlesi ile hareket etmeye başlayan ve ülkede bir an önce reform hareketlerinin başlamasını isteyen gençlerdi.

Bu sıkıntı ve bezginlik orduya da sirayet etti. Ordunun vatan topraklarını korumak gibi kutsal bir görevi varken, aşiretlerin ayaklanması gerekçesiyle binlerce vatandaşı katletmesi, milletin orduya olan güvenini sarsmıştı. Özellikle birçok genç subay bu durumdan rahatsız olmuştu. Öte yandan Yasin el-Haşimî Hükümeti ordunun bazı subayları ile okumuş gençler ve muhalefete mensup siyasetçilerle yakınlaşmalar sağlamaya çalışıyordu. Bütün bu gelişmeler Irak Ordusunun ileri gelen ve büyük subaylarından olan Bekir Sıtkı’yı Yasin el-Haşimî hükümetine karşı askerî darbe yapmaya sevk etti.
Bekir Sıtkı Olayı
Bağdat üzerine yürüyen Bekir Sıtkı 20 Ekim 1936 tarihinde Yasin el-Haşimî’den istifa edip görevini Hikmet Süleyman’a tevdi etmesini talep etti. Irak hava kuvvetlerine bağlı uçakların Bağdat üzerine bombalar yağdırması üzerine Yasin el-Haşimî hemen istifasına krala sundu. Kral da aynı hızla hükümeti kurma görevini Hikmet Süleyman’a verdi.

Yeni başbakan reform hareketini başlatmak üzere geniş bir program hazırladı. Halka geniş vaatlerde bulunan Hikmet Süleyman, diğer yandan darbenin kahramanı gibi görünen ve Genel Kurmay Başkanlığı görevinde bulunan Bekir Sıtkı’nın baskısı altında bulunuyordu. Hükümetin her işine karışan Bekir Sıtkı bakanlıkların da icraatlarına müdahale ederek hükümet üyelerinin üzerinde bir çeşit dikta baskısı uygulamaya başlamıştı. Bu yüzden bazı bakanların görevlerinden istifa etmelerine yol açmıştı. Bütün bunlar Hikmet Süleyman hükümetini zayıflatmış ve buna karşı muhalefetin sesini arttırmıştı.

Diğer yandan Yasin el-Haşimî’nin sürgün edilmesi ve öldürülmesi yüzünden darbe hükümetinin ve dolayısıyla Bekir Sıtkı’nın halk arasında millî hüviyeti ve prestiji zedelenmeye başlamıştı. Bekir Sıtkı’nın Türkiye’deki bir askerî manevraya katılmak üzere yola çıkarken Ağustos 1937’de Musul’da öldürülmesi, siyasî ortamı daha da gerginleştirdi. Bu olay üzerine Bağdat hükümeti, Bekir Sıtkı’nın suikastını gerçekleştiren zanlıların teslim edilmesini Musul’daki ordunun komutanı olan Muhammed Emin el-Ömerî’den istedi. Ancak komutan Bağdat’ın bu isteğini reddetti. Bunun üzerine hükümet Bağdat’taki el-Vaşşaş karargâhının komutanına Musul üzerine yürümesini istedi. Bağdat’taki subaylar da bu isteği yerine getirmeyeceklerini ifade edince Hikmet Süleyman da istifa etmek zorunda kaldı.

Bunun üzerine Ağustos 1937’de Cemil el-Medfaî yeni bir kabine oluşturdu. Ancak hükümetin gerçek gücü yarbay rütbesinde olan 4 subayın elinde idi: Salahattin el-Sabbağ, Fehmi Sait, Mahmut Selman ve Kâmil Şebib. Bekir Sıtkı’nın ölümünden sonra, vatansever ve milliyetçi olarak bilinen bu subaylar, kısa da olsa Irak’ın tarihinde önemli bir rol oynadılar.

İkinci Dünya Savaşı ve 1941 Darbesi
Kral Gazi’nin 4 Nisan 1939 tarihinde bir trafik kazası sonucu ölümü üzerine oğlu Faysal tahta oturdu. Kral küçük yaşta olduğu için dayısı Abdülilah vasi olarak tayin edildi. 1939 yazında Almanya ile İngiltere ve Fransa arasında patlayan savaş, kısa sürede bütün dünyayı etkilemiş oldu. Tarihe İkinci Dünya Savaşı olarak geçen bu büyük savaşta Irak genelde tarafsız kalmak rağbetinde idi. Ancak iktidarda olanlar arasında iki farklı görüş meydana geldi.

Vasi Abdülilah ile Nuri Sait İngiltere tarafında kalmak ve Almanya ile ilişkileri kesmek görüşünde idi. Zaten savaşın başından Nuri Sait Almanya ile Irak’ın ilişkilerini fiilen kesmişti. Diğer yandan bazı siyasetçiler savaşa müdahil olmayıp tarafsız kalmayı görüşünde idi. Bu grubun başını çeken Reşit Âli el-Geylanî ve yanında yer alan ordunun yüksek rütbeli subaylar idi.

Nisan 1941 tarihinde Irak Ordusu darbe girişiminde bulununca, İngiliz yanlısı olan Vasi ve diğer ileri gelen siyasetçiler ülke dışına kaçtılar. Darbenin ardından başbakanlık görevine başlayan Reşit Âli el-Geylanî, yeni bir kabine oluşturdu. İngiltere ile bozulan ilişkilerden dolayı Irak İtalya ile ilişkilerini kesmeyi reddetti. Bu arada İngiliz ordusunun Irak’ta kalmasına da izin vermedi. Buna karşılık, 1930 Antlaşmasına dayanarak İngiliz kuvvetlerinin Irak topraklarından sadece geçişine izin verildi.

İyice bozulan ilişkiler üzerine Irak’ın izni olmadan İngiliz kuvvetleri Basra’ya çıkarma yaptı. Irak hükümeti de kendi topraklarını savunmak ve ülkenin onurunu çiğnetmemek gayesiyle İngiliz ordusuna karşı çatışmaya girdi. Son olarak Habbaniye bölgesinde şiddetlenen çatışmalarda Irak ordusu direnmeye çalıştı. Fakat hem teknik hem de sayı bakımında İngiltere’nin üstünlüğü karşısında ordu çekilmek zorunda kaldı. Daha sonra İngiliz ordusu Bağdat’a ulaşarak başkenti işgal etti. İngilizler Vasi Abdülilah ile Nuri Sait beraberlerinde Bağdat’a getirdiler.

Bunun üzerine Reşit Âli ve taraftarları olan bazı subaylar Irak dışına kaçmak zorunda kaldılar. İngiltere kendine bağlı bir hükümet oluşturarak ülkenin bütün kurumlarına el koydu. Bütün özgürlükleri rafa kaldıran İngiltere, resmî dairelerde İngiliz danışmanlar atadı. Irak naziler ve faşistlerle mücadele etme kararı aldı. 1943 yılında Irak Almanya, İtalya ve Japonya’ya savaş ilan etti. Aynı yıl Irak Birleşmiş Milletler Teşkilatının San Francisco Konferansı tarafından hazırlanan Evrensel Barış Beyannamesini de imzalamış oldu.


Kaynak: Kardaşlık 89. Sayı
Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Yüz Yıldan Beri Irak…
2 - Türkmen Dağarcığı: Türkmeneli’nin Acı Kayıpları
3 - Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir
4 - Irak Sil Baştan Olmadıkça…
5 - Kerkük’te Güven Sağlanmadıkça…
6 - Türkmen Dağarcığı: Udî Celal Vendi
7 - Kerkük Kayserisi
8 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
9 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
10 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
11 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
12 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
13 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
14 - Kardaşlık 18 Yaşında
15 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
16 - Irak’ın Geleceğine Dair…
17 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
18 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
19 - Irak Dramı Nereye Kadar…
20 - Türkmenler İçin Güvenli Bölge Oluşturulmalı idi…
21 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
22 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
23 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
24 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
25 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
26 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
27 - Fuzuli Üniversitesi Hakkında…
28 - Türkiye ve Türkmenler
29 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü
30 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
>>Sonraki >>