Arabic Turkish
 
2020-09-17   Arkadþýna gönder
936 (293)


Türkmen Deklarasyonundaki Tezatlıklar


Gökhan B. Yetiş

ciraksancak@gmail.com

“Toparlayıcı Türkmen hareketi bütün Irak Türkmenlerini Türkmen Deklarasyonu prensipleri çerçevesinde … bu esaslar etrafında siyasi ve fikri oluşumlarını tanzim etmelilerdirler…” ifadeleri ile sonuçlanan deklarasyon, gerçekten Irak Türklerinin milli hareketlerini şekillendirebilecek idealleri barındırmakta mıdır?

Bu yazıda Irak Türklerinin resmi kuruluşlarında 15 yıldır paylaşılmasına rağmen hangi milli konsensüs ile yazıldığı dahi açıklanmayan Türkmen Deklarasyonu’na olan tenkitlerimi paylaşacağım. Yazımın amacı yıkıcı bir eleştiri getirmek değil, yapıcı eleştiriler sunarak toplumumuzda durgunlaşan düşünce havuzuna küçük çakıl taşları atarak hareketlendirme isteğidir.

İlk olarak, Irak’ta kök salmış Türk toplumunun “Türkmen” olarak değil “Irak Türkleri” olarak adlandırılması gerektiğini savunuyorum. Bu toplumun, köklü bir geçmişi olan ve bütün dünyaya yayılmış, geniş Türklük havuzundan çıkarılıp kimlerin denizine sokulmak istendiğini başka bir yazıda daha detaylı bir şekilde açıklayacağım. Galat-ı meşhur olduğu savunularak masumluk perdesi altında kullanılan Türkmen kelimesinden vazgeçilmelidir.

Bildiri, açıklama veya benzeri başlıklar ile değil de deklarasyon başlığı ile yayınlaması ise yazıyı hazırlayanların bakış açılarını göstermektedir. Deklarasyon kelimesi İngilizce’deki Declaration kelimesinden gelmektedir ve en bilinen deklarasyon da 18. yüzyılda yayınlanmış olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Bağımsızlık Deklarasyonu (Declaration of Independence)’dur. Dolayısıyla, içeriğinde açıkça belirtilmese de Türkmen Deklarasyonu’nu yazanların arka planda bir bağımsızlık ideali olduğu da düşünülebilir. Fakat buradaki sorun, bu bağımsızlık idealini kendi milli tarihimizden değil de batılı pratiklerden çıkarma isteğidir.

Ayrıca, Locke ve Montesquieu’nun katkıları kabul edilse de Amerikan Bağımsızlık Deklarasyonunun Thomas Jefferson tarafından yazılıp, Pensilvanya’da 13 koloni tarafından 2. Kıtasal Kongrede kabul edildiği bilinmektedir. Peki, Türkmen Deklarasyonu’nu kimler yazmıştır ve hangi kongrede kabul edilmiştir acaba? Gerçekten bir konsensüs ile mi yazılmıştır yoksa Irak’taki Türk toplumuna bir dayatma mıdır?

“Irak meselesi, süregelen dikta rejimlerinin etkisiyle zor bir dönemden geçmiştir...”

Deklarasyona Irak meselesi kelimesi ile başlanması ilgi çekicidir. Eğer, bu deklarasyon Irak Türkleri tarafından yazılmış olsaydı, Irak meselesi tabiri kullanılmazdı. Bir toplumun kendi ülkesini mesele kelimesi ile tanımlaması anlamsızdır. Bir Amerikalının “Amerika meselesi Jefferson’dan beri süregelmektedir” demesi ne kadar anlamsızsa bu ifadenin Irak Türklerinin bakış açısıyla yazılmadığı ya da Irak Türklerinin vicdanında kabul görmeyeceği açıktır.

Mesele kelimesi, hassas ama sorun teşkil eden konular için dile getirilir. Örneğin, Mahir Kaynak’ın Kürt Meselesi adlı kitabı bunun bir örneğidir. Irak meselesi ifadesi ise genellikle Türkiye’deki siyaset ve bilim insanları tarafından kullanılmaktır. Örneğin, 1998 yılında bir milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada bu ifadeyi kullanmıştır. Türkiye’deki birçok gazeteci de makalelerinde bu ifadeyi kullanmıştır. Halbuki bu gazeteciler “Türkiye Meselesi” gibi bir ifade kullanmazlar. Dolayısıyla, bu ifadenin toplumumuzun bağrından çıkmadığı açıktır.

“… bütün bu acı tecrübelere rağmen Türkmenler, Irak vatandaşlığı şuurunu kaybetmemiş, Arap, Kürt ve Kildani-Aşurilerle bağlarını devam ettirerek, … ve bu halklarla beraber yaşamanın zaruretine inanmışlardır.”

Bu ifadelerden arka planda bağımsızlık ülküsü hissedilmesine rağmen, aslında kaybedilmemesi gereken şuurun bağımsızlık şuuru değil de Irak vatandaşlığı şuuru olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başlık ile içerik arasında tezatlık vardır. Eğer amaç vatandaşlık şuuru ise bu deklarasyon Irak Türklerinin kuruluşlarına değil, Irak devletine teslim edilmeliydi. Dolayısıyla bu deklarasyonun yayınlanış şekli ve yeri de yanlıştır.

“Türkmen hareketi, uygar ve milli bir hareket olup İslam dini prensiplerine inanır ve her türlü dini inanca saygı duyar...”

Bu ifadede uygar olmadaki kriterler açıkça belirtilmese de umarım Batının uygarlığı (!) kastedilmemiştir. İslam dini prensiplerine inanılmasına rağmen her türlü dini inanca saygı duyulacağı ise temelsiz bir söylemdir. Saygı duymak onu yüceltmek anlamına gelir. Saygı göstermek ayrıdır, iyi geçinmek ayrıdır. Bu ifadeler her türlü inançla iyi geçinmeyi prensip edinir olarak yer almalıydı.

“Türkmen Deklarasyonu, Türkmenlerin bütün sosyal ve fikri kesitlerini kucaklayan bir şemsiye olup Türkmenleri selamet ve esenliğe götürecek fikir birliğinin temelini oluşturur.”

Türkmen deklarasyonuna yüklenen bu misyon, bir önceki alıntıladığım paragrafa zıttır. Bir önceki paragrafta Irak’taki Türk hareketinin milli ve İslami olduğu deklare edilirken, bu paragrafta bütün sosyal ve fikri kesitleri kucaklanacağı ifade edilmektedir. Bu tür zıtlıklar, deklarasyonun hazırlanırken fikirsel bir birliğin elde edilmediğinin göstergesidir.

“Irak Türkmenleri, devlet kurulalı bu ülkeyi vatan olarak kabul etmiş ve türlü dayatma ve haksızlıklara karşın devletin bekası ve yüceliği için çalışmışlardır. Türkmenler haklarının gasp edilmesi, Türkmen aydın ve siyasetçilerinin devletin üst karar mekanizması aşamasına ulaşmalarına engel olunmasına rağmen bu yönelişi değiştirmemişlerdir.”

Kendisini, haklarının gasp edilegeldiği bir yüce (!) devletin bekasına adamış Irak Türkleri, uluslararası kamuoyunda hangi davayı savunabilir? Üç beş milletvekilliği ve iki tane bakanlık için mi bu deklarasyon yazılmıştır? Irak’ın bekası ve devamı esas ise uluslararası kamuoyuna değil, Irak parlamentosuna hitap edilmelidir.

“Türkmenler, Irak topraklarının birliği ve bölünmezliğini savunduklarını (…) açıklarlar. Türkmenler (…) Irak topraklarının bölünmez bütünlüğünü koruyacak esas unsurlar hakkında anlaşmaya çağırır.”

Bu ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır ki, bu deklarasyon ile Irak Türklerine yüklenen misyon, bağımsızlık veya federal yapıları desteklemek değil, Irak’ın toprak birliğini savunmaktır. Öyleyse bu deklarasyonu benimseyip yayınlayan Irak Türk kuruluşları, neden bir yandan da Irak Türk bayrağı olarak ifade ettikleri mavi bayrağı yayınlamaktalar? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bayrağı taklit edilerek hazırlanmış o bayrak sadece kültürel anlamlar mı barındırmaktadır? Bu tezatlıklar Irak Türklerinin politika üretememesinin temel nedenleridir.

Jeostratejik önemi ve sahasındaki dinamiklerin tamamen farklı olduğu K.K.T.C ile Irak Türk hareketinin bir bayrak imgesi altında bağdaştırılması ise apayrı bir hatadır ve başka bir yazımın konusu olacaktır.

“Türkmen vatandaşlar, … Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılacak dürüst, şaibesiz ve nezih bir nüfus sayımı akabinde pekiştirilmesi gerektiğine inanırlar.”

Deklarasyon boyunca üniter yapısı ve parlamentosu savunulan bir ülkeye Birleşmiş Milletleri çağırmak tezatlık teşkil etmektedir. Hangi bağımsız ülke bunu kabul edebilir? Ayrıca nüfus sayımı stratejisi 20. yüzyılın başlarından kalan komşu ülkelerin dayattığı arkaik bir stratejidir. Bu strateji, özellikle 2004 yılındaki göç hareketlerinin ardından Irak Türkleri için savunulacak bir strateji olmaktan çıkmıştır. Kaldı ki, nüfus sayımı stratejisinin hedefi, etnik olarak Irak’taki Türk nüfusunu açıklığa kavuşturmaktı. Deklarasyon boyunca etnik politik yaklaşımlara karşı olunduğu ifade edilmesine rağmen neden nüfus sayımı istenmektedir? Irak nüfusunun 40 milyon ya da 100 milyon çıkması halinde Irak Türklerine ne gibi bir fayda sağlayacaktır?

“Filistin meselesi bir Arap, Müslüman ve bölge meselesi olarak her zaman Türkmen milletinin öncelikleri arasında yer almıştır… Türkmen hareketi Filistin halkının tüm haklarına kavuşmasını, özgür ve birleşik devletini kurması hakkını desteklediği…”

Irak Türklerine Filistin meselesini savunma ideali aşılamak yargılanması gereken bir düşünce değildir. Filistin yönetiminin Irak Türklerine desteklerine pek rastlayamasak da, Irak Türklerinin bütün dünyadaki Müslümanların dertleriyle dertlenmesi güzel ahlaktandır. Fakat, buradaki sorun, Arap Müslümanlarının dertleri dile getirilirken Türk Müslümanlarının, örneğin Doğu Türkistan ya da Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan sorunlardan niye bahsedilmemektedir? Doğu Türkistan’dan bahsedilmemesinin nedeni olarak coğrafi uzaklık gösteriliyorsa, unutulmaması gerekir ki, Gazze Şeridinin Kerkük’e uzaklığı 1,039 km iken Kıbrıs’ın uzaklığı 993 km’dir.
“Türkmen hareketi, Irak’ta Kürt halkının beklentilerini meşru zeminde olup Irak’ın fikri ve ideolojik yapısına katkıda bulunarak olumsuz yansımayacağına inanır. Türkmen hareketi, Kürt vatandaşların Irak halkının kazanımlarını savunan ülkeyle entegre olmuş bir unsur olarak görür…”
Peki, Kürt halkı da kendilerini bu şekilde mi görmektedir? Başka bir topluma niçin taşımadıkları bir misyon yüklenmeye çalışılmaktadır? Bu deklarasyonun amacı uluslararası platformlarda Kürt halkının haklarını savunmak mıdır?
“Türkmen hareketi, Kürt hareketinin paralelinde olup…”
Bu ifade sakıncalıdır ve Irak Türklerini ilgilendiren bir deklarasyonda yer almamalıydı.
“Türkmen hareketi Federal veya Üniter bir rejimi seçecek Irak halkının iradesine saygılı olacağını, ancak bunun tüm Iraklı milli gruplara uygulanmasını ve hiçbir istisnanın kabul edilemeyeceğini bildirir.”
Bu ifade “Irak Türkmenleri, tek, üniter, demokratik, çoğulcu ve parlamenter bir Irak’tan yanadırlar…” vb. üniter yapıyı destekleyen birçok ifade ile tezatlık teşkil etmektedir.
“Türkmen hareketi, Türkmen bölgelerinde bütün eğitim süreçlerinde Türkmence tedrisatın uygulanmasını... Türkmen hareketi tedrisatın, Türkçe tedrisat eğitimcilerinin verdikleri tavsiyeler doğrultusunda ve Türkmence’nin ses uyumuna uygun olduğu yeni (Latin) harfleriyle yapılmasının zaruretine inanır.”

Irak Türklerinin dili Türkçe’dir. Irak Türklerini, dilleri Türkmence olan ve Türkmen diye adlandırılan bir millete dönüştürme çabaları, toplumumuzu yalnızlaştırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Dolayısıyla, bu deklarasyon Irak devletine sunabilecek bir niyet belgesi mahiyetindedir. Irak Türklerinin milli hareketlerinde esas alınacak idealler ise asla içermemektedir. İşte, bu yüzden Irak Türk kuruluşlarının internet sitelerinde yayınlanmaktan öte, hiçbir milli hareket tarafından esas alınmamıştır ve alınmayacaktır!





Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmenciliği Niçin Bırakmalıyız?
2 - “Kerkük Kimin” mi?
3 - Var Olmak Üstüne İki Mesele, Bir Not
4 - Çorbacılar
5 - Türkmen Tercihleri ve Toprak İlişkisi
6 - Türkmen-Kürt Kardeşliği(!)
7 - Irak’ta Sağlanamayan İstikrar ve Ülke İçi Göç Hareketleri
8 - Göz Ardı Edilen Bir Değer: NÜFUS
9 - Bir Lider Bekleniyor Ama...