Arabic Turkish
 
2020-07-28   Arkadþýna gönder
766 (363)


KERKÜK’TE SPOR NASIL YARALANDI


Önder Saatçi





Spor insanlık tarihi kadar eski. Bugün kuralları belirlenmiş ve profesyonelce icra edilen pek çok spor dalının tarihinin, kurallarının resmiyete kavuşmasından çok önceler dayandığı biliniyor. Mesela, bugün dünyadaki en önemli spor dalı olduğu tartışmasız kabul edilebilecek olan futbolun ilkel şekillerinden birinin, en azında biz Türklerin ata sporları veya eski çocuk oyunları arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Nitekim, Kâşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat’i-Türk’ünde “tepük” adlı, topa ayakla vurularak oynanan bir oyundan bahsediyor. Belki böyle bir oyunun veya sporun hemen hemen her milletin tarihinde benzerinin bulunmasından dolayı futbol sporu dünyanın her yerinde en sevilen spor olmuştur. Kim bilir…
Kerkük’te de futbol benim çocukluğumda en sevdiğimiz spor dalıydı. Öyle ki Kerkük’te bazı folklorik çocuk oyunları vardı ki bunların her biri belli bir dönemde oynanırdı. Mesela, çocuklar bir ara gülle (bilye) oynarlar, sonra onu bir akıp telden araba yapma işine girişirler, o da biter hellük (çelik çubuk) sezonu başlar, böylece devam eder giderdi. Oysa futbol Kerküklü çocukların her mevsim oynadıkları bir oyun ve spordu. İşin oyun boyutu iki türüydü. Birincisi çocuklar mahalleye çıkar ve o an kim varsa sokakta hemen bir top bulunur ve sokağın iki başına taşlardan birer kale yapılır akşama kadar topla bir o kaleye bir bu kaleye hücum edilirdi. Sokakta oynadığımız futbolun ne ofsaytı vardı ne hakemi ne de süresi. Güneş batıncaya, pestilimiz çıkıncaya kadar oynar, akşam ezanı yaklaştığında da eğer durum berabereyse “gol atan galip gelir” diyerek ilk golde maçı bitirirdik.
Bu oyunun ikinci boyutu ise mahalleler arası maçlardı. Aynı mahallenin çocukları sık sık bir araya geldiklerinden ve sık sık futbol oynadıklarından bazen mahalle takımları oluşur ve mahalleler maçları yapılırdı. Bu maçlar aynı zamanda mahalleli olma şuuru kazandırırdı Türkmen çocuklarına. Çünkü o zamanlar mahalle kavramı önemliydi. Zaten, Kerkük’te yeni tanışan kimseler birbirlerine ilkin şu soruyu sorarlardı. “Nahsı mehelle hahısan?” (Hangi mahalle halkındansın?).
Kerkük’te bir de amatör futbol takımları vardı ki bunlar da her biri başka bir adla anılırsa da esasında o takımlar da belli bir mahalleyle özdeşleşmişlerdi. Bu takımların arasında da semt sahalarında maçlar yapılırdı. Toprak zeminde oynanan maçları halkımız sahanın etrafında dizilerek seyreder ve oyuncuları böylece desteklerdi. Oyuncuların bir çoğu da o mahallenin gençleri olduklarından onları tanırdık ve onların başarıları bizleri de sevindirirdi. Bu takımlar arasında özel maçlar olduğu gibi turnuvalar da düzenlenir, dereceye giren takımlara kupa bile verilirdi. Tabi bazen maçların kavgayla bittiği de olurdu.
Kerkük’te bir de “Sevre Spor Ocağı”mız vardı. Bu takım Irak Birinci Liginde oynardı. Oyuncuların bir kısmını ben de tanırdım. Hatta, bizim mahallede oturan takımımızın kalecisi Hilmi Şevket bir ara Irak Millî Takımına da seçildi. Sevre Spor Ocağı’nın maçlarının olduğu günlerde Kerkük’te bir bayram havası eserdi. Bizim oturduğumuz Tisin Mahallesi’nden bir dolmuş kalkarak doğrudan Şerike sahası dediğimiz stadyuma kadar yolcu taşır. Minibüs hınca hınç dolu bir şekilde gençleri maça taşırdı. Kerkük’ü temsil eden Sevre Spor Ocağı’nın galibiyeti Kerküklüler için büyük bir sevinç kaynağıydı. Günlerce maç konuşulur ve maçın heyecanı sürerdi. Sevre Spor Ocağı böylece Türkmenlerin var olma, kendini ispat etme yolunda önemli bir varlığıydı. Takımın sporcuları herkesin göz bebeği idi.
Sevre Spor Ocağının Kerküklü çocuklar için de ayrı bir önemi vardı. Bu kulübümüzün binası, daha doğrusu binasının bahçesi bayramlarda çocukların başlıca bayram yerlerinden biriydi. Burada çerfeleklere (dönme dolap), salıncaklara biner; çeşitli oyunlar oynar Ramazan ve Kurban bayramlarımızı sevinçle idrak ederdik. Her bir oyuncağa binerken 10 filis verir, doyasıya eğlenirdik. Bizim paralarımızla da ocağın spor faaliyetleri sürdürülmüş olurdu.
Sevre Spor Ocağı’nın bu parlak günleri çok sürmedi. Ba’s yönetiminin cellatları nihayet sporu da çirkinleştirmenin bir yolunu buldu. 1979 Şubatıydı. Sevre Spor Ocağının Bağdat’tan gelen bir takımla lig maçı vardı. Bağdat Yolu’ndaki Mahalli İdare Stadyumu’unda oynanacak maça, yarıyıl sınavlarım olmasına rağmen annemden izin koparıp gittim. Büyük bir heyecanla herkes gibi maçı izliyordum. İlk gol bizim takından geldi ancak hakem saymadı. İkinci golü de kaydettik hakem onu da saymadı. Bunlar takımımızın üzerinde çok derin bir moralsizliğe yol açmış olmalı ki Bağdat takımı bir gol attı. Sonra ikinci golü de kalemizde gördük. Maçın ilk yarısı biterken takımımız 2-0 gerideydi. Oyuncular soyunma odasına girerlerken kapalı tribünlerin önünde bir kargaşa oldu. Tribünlerden atlayan ve sinirlerine hâkim olamayan bir Türkmen genci hakemi oracıkta tekme tokat döğmeye başladı. Hakem ya iyice hırpalandığından veya gözdağı aldığından olacak ki ikinci yarıya çıkamadı. Maçın yan hakemlerinden biri onun yerine geçti yedek hakem de yan hakem olup maç böylece tamamlandı. İkinci yarıda başka gol olmadı ve o gün derin bir hüzün kapladı bütün Kerkük’ü. Ba’s ırkçılığının Türkmenlere sporda bile tahammülü yoktu. Açık kural ihlallerine rağmen Sevre Spor Ocağı hakkettiği bir maçtan yenik ayrılmak zorunda kaldı. Kulüp yönetimi bu durumu protesto etmek için ligin kalan maçlarına çıkmama kararı aldı. Böylece Sevre Spor Ocağı ikinci lige düştü. Ertesi yıl da takımımızın maçlarını takip ediyorduk; ancak oyunun tadı kaçmıştı bir kere. Ba’s celladı hakem yapacağını yapmış ve Kerküklülerin ve bütün Irak Türkmenlerinin göz bebeği olan bir takım böylece sahneden silinmişti.











Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE NELER OLUYOR?-5
2 - TÜRKÇEYLE ARAPÇA ARASINDA SIKIŞMIŞ TÜRKMENLER
3 - IRAK TÜRKLERİNİN YÜKSEKÖĞRETİM ATAĞI
4 - TELÂFERLİ SANATÇI ÖMER TÜRKMENOĞLU İLE MÜZİK SOHBETİ
5 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARI İÇİN NELER YAPILMALI?
6 - TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE NELER OLUYOR?-3
7 - ÇOBAN HIDIR ULUHAN (1948 - )
8 - İTTİ BIÇAK SÜTÜ KESTİ
9 - SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI
10 - Prof. Dr. Ali İhsan Öbek’le Divan Edebiyatı Sohbeti
11 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARINDAN ŞAŞIRTAN KELİMELER (Yalancı Eşdeğerler)
12 - IRAK TÜRKMEN SOSYOLOJİSİNE DOĞRU
13 - MESELEMİZ YALNIZ ALFABE Mİ?
14 - HADİ GÜZEL’İN KERKÜK TÜRK KÜLTÜR MERKEZİ HATIRALARI
15 - IRAK TÜRKMENLERİNİN TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİ
16 - IRAK TÜRKMEN AĞIZLARININ MÜKEMMEL SÖZLÜĞÜNE DOĞRU
17 - HOCAM AHMET NAHMEDOV’LA AZERBAYCAN SOHBETİ
18 - HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK
19 - HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN,, IRAK TÜRKMENLERİNİN YAKIN GEÇMİŞİNE PENCERELER
20 - IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİR DİLCİ: İHSAN S. VASFİ
21 - TÜRK DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUM
22 - Kerkük Hoyrat ve Mânilerinde Millî Duygular-II
23 - KERKÜK HOYRATLARINDA TÜRKÇE SEVDASI
24 - ACI BİR HATIRA: 14 TEMMUZ
25 - Mazlumların Sesi Olmak
26 - KARDAŞLIK’TAN KARDEŞLİĞE (Av. Habip Hürmüzlü’yle Röporatj)