Arabic Turkish
 
2019-05-06   Arkadþýna gönder
159 (85)


Irak Türkmenleri ve Türkiye


Zekeriya Kurşun

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu geçen hafta sonunda başladığı Irak temasları kapsamında Erbil’de bulunan Irak Türkmen Cephesi Bürosu’nu de ziyaret ederek önemli açıklamalarda bulundu. “Türkmenlerin Irak’ın genelinde üçüncü, Kuzey Irak’ta ise ikinci sırada gelen etnik gurup olduğunu vurgulayarak özellikle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) temsil edilmeleri gerektiğini” söyledi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Türk-Irak ilişkileri konusundaki yaşanan olumlu gelişmeler, karşılıklı iyi niyet beyanları ve daha önemlisi Irak’ın yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin sorumluluk alma inisiyatifi bölge barışı ve geleceği için atılmış önemli adımlardır. Şu günlerde, ziyaretler ve ikili temaslar ile bölgede hesapları olan hemen herkesin boy gösterdiği Irak’ı, sayın Dışişleri Bakanı’nın da ziyaret etmesi önemli bir mesaj içerdiğinde kuşku yoktur.

Şahsi kaynaklarımdan aldığın bilgiler ve dışarıya yansıyan açıklamalardan, ABD ve İran baskıları yüzünden son seçimlerden sonra hükümetini hala tam olarak tesis edemeyen Irak tarafının da ziyaretten oldukça memnun olduğu anlaşılmaktadır. Dışişleri Bakanı’nın başkent Bağdat’ın dışında, Basra’yı ziyaret etmesi; özellikle ataları asırlarca Osmanlı yönetiminde kalmış Basra yöresi aşiretlerini mutlu ettiği kadar, Körfez ülkelerine de önemli bir mesaj olmuştur. Ancak bu ziyaretten en çok memnun olan taraflardan biri de 2017 referandumundan sonra Türkiye ile ilişkileri kopan IKBY’dir.

Bir kaç ay önce ziyaret ettiğim Erbil’de, yönetime yakın isimler, referandum sonrasında Türkiye’nin kendilerine karşı aldığı tavrın nasıl sonuçlanacağını ve ne zaman Ankara’ya davet edilecekleri veya Erbil’e üst düzey bir ziyaretin yapılacağını merak ettiklerini söylemişlerdi. Önce Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın ardından Çavuşoğlu’nun Erbil ziyaretleri IKBY’nin kafasındaki endişeleri kısmen giderdiği ve Ankara ile temasların ve hatta işbirliklerinin daha sıklaşabileceğini göstermiştir.

Yazının başında alakasız gibi duran meseleye dönecek olursak, sayın bakanın Türkmen Cephesi’nin Erbil Bürosu’nda yaptığı önemli açıklamaya rağmen, zannımca, Irak ziyaretinden en az mutlu olanlar Türkmenlerdir. Zira verilen mutlu pozun eşliğindeki kısa açıklamada belirtildiği gibi; Irak’ın en önemli unsurlardan biri Türkmenler olmasına rağmen, ziyaretin planlı tarafları olamamışlardır. Kaldı ki, Türkmen Cephesinin merkezi de Kerkük’tür.

Biraz daha açık ifade edelim. Türkmenler Irak’ın aslî unsurlarından biridir. Her ne kadar 2003 ten sonra kenara itilmiş; ABD’nin dikte ettiği anayasada hamişde kalmış olsalar da Irak’ın yeniden inşasında vazgeçilemeyecek unsurların başında gelmektedirler. Türkmenlerin rol almadığı, alamadığı bir Irak’ın düşünülmesi mümkün değildir. Bütün ayrımcı politikalara, baskı ve hatta uğradıkları katliamlara rağmen, kimliklerini, kültür ve dillerini muhafaza ederken aynı zamanda Irak’ın üniter yapısına bağlı kalan yegane unsurun da onlar olduğunu söylemek mümkündür. Türkmenler, özlerini muhafaza ederken, kendilerini çeşitli isimler ile ifade eden diğer gruplardan çok daha fazla Iraklılık kimliği ve sahiplenme geliştirmişlerdir. Bunun elbette pek çok siyasi ve sosyolojik sebepleri vardır. Fakat hepsinden önemlisi Türkmenlerin yaşadıkları coğrafya ile kurdukları bağlarıdır. Unutulmamalıdır ki, Irak, Anadolu henüz Türk yurdu olmadan önce Irak Türkmenlerin büyük bir bölümüne yurt olmuştu. Sadece bu tarihi geçmiş bile Türkmenleri Irak coğrafyasının aslî unsuru yapmaya yetmektedir.

Modern Irak’ın kurulmasından sonra yaşananlar, yerinden yurdundan uzaklaştırılmaları, Araplaştırma politikaları hatta 1924 ve 1959 Kerkük; Gavurbağ, Altın Köprü ve daha bir çok katliamlara rağmen Türkmenler, Irak coğrafyasına sıkı sıkıya sarılmışlardır.

Bugün Türkmenleri, Erbil, Musul, Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu, Diyala, Selahattin ve Bağdat’ta; hülasa Irak’ın her tarafında görmek mümkündür. Bulundukları her yerde dayanışmalarını ve imkanları ölçüsünde teşkilatlanıp varlıkları sürdürmektedirler. Kültür ve dayanışma derneklerinin yanı sıra siyasal açıdan da organize olmaktadırlar. En büyük rolü üstlenmesine rağmen Irak Türkmenleri, sadece Türkmen Cephesi ile de temsil edilmemektedir.

Mesela Irak Milli Türkmen Partisi, Irak Türkmen Cephesi’nden de eskidir. 2000 yılında Türkmen Cephesi’nden ayrılanların kurduğu Türkmeneli Partisi ve Erbil’de kurulan Türkmen Bağımsızlar Hareketi’nin de yadsınamayacak derecede etkileri vardır. Suriye’de kurulup 2003’den sonra Irak’a geçen Irak Türkmen İslam Birliği; Kerkük’te kurulan Türkmen Milliyetçi Hareketi, İran’da sürgünde kurulup sonra Kerkük’e taşınan Türkmen Vefa Hareketi de Irak Türkmenlerinin diğer bölümünü temsil eden siyasi yapılardır.

Parçalanmış ve dağınık bir görüntü arz etse de, Irak gibi tanımlanmada zorluk çekilen bir coğrafyada bu durum normal kabul edilmelidir. Bu yapıların hiç birinin rolü diğerlerinden daha az değildir. Bu açıdan hepsinin planlı ziyaret edilmesi, muhatap alınması, dinlenmesi ve çözüm önerilerinin incelenmesi gerekmektedir. Tabii bir de Türkiye’de yaşayan ve benzeri yapılanmaları olan Irak Türkmenleri bulunmaktadır. Onların düşünce ve fikirleri de alınmadan Irak’ın geleceğinde etkin olunması mümkün değildir. Yansıyan haberlere göre; Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yukarıdaki grupların bazılarının temsilcileri ile Bağdat’ta görüşmüştür. Ancak bu yeterli değildir. Bölgenin geleceği ile ilgilenen kurumlar, üniversiteler, araştırma merkezleri sorumluluk alıp raporlar hazırlarken; siyaset de elini taşın altına daha fazla koymalıdır.

Sözün özü, Irak Türkmenleri olmadan Irak yeniden inşa edilemez. Aynı şekilde Irak Türkmenleri kendi yurtlarında istikrara kavuşmadan Türkiye güvende olamaz.


Arkadþýna gönder