Arabic Turkish
 
2019-01-25   Arkadþýna gönder
143 (115)


Telafer şairleri ( mıkdat havdi oğlu )




Geçen yüz yılın yetmişlerinin birinci yarısındaydı
Şidmdiki biricik eşi olan âmcası kızının âşkından esinlenerek kapı koşumuz olan mıkdat adında bir gencin kimi kırık kopuk mâniler mirinlendiği duydum ,edebi açıdan elinden tutarak bu yolda devam etmesini isteklendirdim, bir ara sonra babasının çiftçilik ve hayvancılıkla uğraştığı için ( âli hasan ) köyüne göçtüler ve haberi kesildi , yıllar sonra tekrar telâfere döndüler ve bana köyde yazdığı şiîrleri gösterdi o günlerde telâferde şiîr yazanların kıt olduğundan dert yandığım için ona kolum kanatım açtım ve şiîrlerindeki vezin ve kafiye bakımından aksaklıkları düzeletmeye koyuldum , şimdi mıkdat havdı oğlu telâferde ön sırada gelen şâirlerin birisidir .
Telâfer ağzında sade bir dilde az yazan öz yazan mıkdat havdioğluna ( âşk ve muhibbet ) şâiri lakabını vermeyi yerinde görüyoruz ,mıkdat havdi oğlu âşka dar bir açıdan bakmıyor ona göre âşk sadece sevgiliye karşı coşkun duyğular besleyerek onun kaşına ,gözüne ,beline , memesine dayır gözellemeler terennüm etmek değil , o âşkın daha büyül anlamlar ifade ettiği ve kutsal bir nitelik taşıdığına ınanmaktadır tabiî buna mânevi varlıklar doğa ve estetik âşkı , yurtseverlik , insan sevgisi ,barış ve dosluk sevgisi ve de tesavvuf âlemenindeki tanrı ve sevgili kulları olan peyğamber vililer ve erenler âşkıda buna dahil , âşkın mahiyyetini, derin anlamını ve kutsallığını mıkdat havdi oğlunun sevda nedir şiîrinde bütün incelikleriyle sezilmektedir:-
Sevda nedir
***
Güneşten topraktan sudan yellerden
Bütün yaranıştan ezeldir sevda
Ne kadar güzellik varsa insanda
İnan ki hepsinden güzeldir sevda
***
Allah'ın verdiği bir sırdır sevda
Gönüllere giren bir nurdur sevda
Doğru düşüncedir fikirdir sevda Yaşam için doğru temeldir sevda
***
Gönüllerde sevda olmasa eğer
İnsanlara nasıl verilir değer Fidan ol ey sevda her yerde güger
Bence vinostan çok kutsaldır sevda
***
havada uçuyor bir çift güvercin
Onlarda yaşıyor bir sevda için Hadi şu sevdaya gönüller açin
Bir barış getiren emeldir sevda
***
Doğru aâkların beli bükülmez Sevdanın sardığı yara sökülmez
Sevenler ögülür sevda sögülmez
İnsanı bezeten kemaldır sevda
***
Havdi oğlunun âşkının daha bir içtenlik taşıdığı ve daha üstünlğü vatan âşkını allah âşkına bir özdeş ,bir ekiz tayı sayarak birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu ileri sürdüğüdür bence burası âşkın en şeffaf noktasıdır :-
***
Kınamayın beni yurdumu sevsem
Yurdu sevmek bizim dinimizde var
Aradıysan yer yüzünde adalet
En güzel adalet yanımızda var

Ayrıldık yahşıdan bildik yamanı
Allah’tır insana veren imânı
Bir Allah’ı sevmek bir de vatanı
Damarda dolaşan kanımızda var

Ey vatanım sensin can ile canan
Benim gibi kim var sevdana yanan
Havdi oğlu söyler sözüne inan
Senin ölmez sevdan canımızda var
***
Mıkdat havdiye göre âşk sadece sevmek ve sevilmek değil büyük bir sorumluluk ve uzun bir yolculuktur ve sahnesinde baş çıkarılması gereken bir zahmet imtihandır bu uğurda güçlükler , tehlikeler ve zorluklara karşı koymak ve dayanıp durmak gerekir , ve sorumluluğu üstlenmeye tecribeler dolu hayatı ciddi bir şekilde yaşamaya bel bağlayan sert ve mert birisi gerekir yoksa pusulara uğrayarak engebelerde tokezleyen yalğın ardınca koşan birisini andırır :-
Yiğit sevda alemine geçerse
Önce ona bir imtihan kurulur
Atın binip meydanlara inerse
Meydana inenden mertlik sorulur
***
Yiğitin başına yeller dolunca
Âşk şerabın içip serhoş olunca
Yarın bulup bir muhibbat kılınca
Karşısında yüz bin tuzak kurulur
***
Sevda için herdem yüreğin ezen
hayalinden türlü efkârlar süzen
Yaz günleri serap ardınca gezen
Serap bitmez kendi yolda yorulur
***
mıkdat havdı oğlu hayatı hep sevda sanıyor ve sevgisiz bir yaşamın hiç bir değer taşımadığını yer yer şiirlerinde anlatıyor , onun oturuşu kalkışı , uykysu düşü sevda , etine kemiğine karılmış bir ihsastir sevda , o der ki:sevda gölgem gibi benden ayrılmıyor, yediğim içtiğim
ve aldığım nefes sevda , başka bir deyişle sevdasız yaşayamam diyor mıkdat havdi oğlu ve gönül sevgilisinden de âyni duyğuyu bekliyor amma ne yazık : -
böyle bir sevda var benim peşimde
yakamı salmıyor her bir işimde
yardan başkasını görmem düşümde
yarda başkasını dörmesin gerek
***
Âşk okulu mezünü olduduğu için âşkın bütün inceliklerine tepeden tırnağa vakif olduğunu savunan mıkdat vavdi oğlu gönül verdiği dilberde çekicilik ve güzellikten başka huy, soy sop ve âkıl güzelliğide arıyor ve körü körüne her geldi güzele bir türlü aldanmıyor: her güzele gönül veren değilim
Âklı güzel, güzel yar olmayınca
Bir bahçeye emek edip ter dökmem
İçi dolu yemiş bar olmayınca
***
İnsanı anlarım bilirim sözden
Ceylanı maralı tanırım gözden
Dağları ayırmam sehradan düzden
Başı dolu duman kar olmayınca
***
Eskiden beri âşıklar içtenlikle çıldırmışçasına can ve gönülden sevdikleri ve uğrularına şirin candan bile geçmeye hazır oldukları sevgililerinden şikayetlenmektedirler sanki : vefasızlık kızların icat ettikleri bir kanun ve benimsedikleri bir adettir , yer yüzünde âşk macereları , sevda hikayeleri tarihi sevgililerin bu tavırı takındıkları sahnesidir .
Mıkdat havdioğlu da diğer âşıklar gibi delice sevdiği
Yarından umursamazlık ve sırt çevirmekten üzülerek acınarak kasıp kavruluyor :
Seni bir meleksin sandım inandım
Bilmedim bu donu soyarsın bir gün
Senin için her cefaya katlandım
Bilmedim ellere uyarsın bir gün
***
Senden başkasını cana koymadım
Gizli sevdam el âleme yaymadım
Her bir şeyden doydun senden doymadım
Bilmedim sen benden doyarsın bir gün
***
Girdi sevdan gezdi kanım içinde
Konak oldu kondu xanım içinde
ben seni büyüttüm canım içinde
bilmedim canıma kıyarsın bir gün
***
Anneden doğandan bu güne kadar yoksulluk,kara sevda,dar günler gören ve türlü tehlikelere uğrayan
Mıkdat havdioğlu atladıkları zorluklardan birer ders alarak tecrübelerle zengileşen bir halk ozanıdır , bu yüzden başından geçen püsküllü belalar,kara günler,acı ve hasretler hakimane bir şekilde dizelere dönüşüyor:
Babamın belinden konağa indim
Dokuz aylık yoldan dünyaya kondum
Bu dünyada üç güzel şey öğrendim
Biri sevda biri bilgi biri dil
***
gezdim bu dünyanın her bir yanını
yaşadım zuvandan seçtim denini
üç şeyin kanıma kattım kanını
biri ana biri baba biri il
***
Harmanımı dövdüm savurdum yaydım
Ter döktüm ben şirin canıma kıydım
Dünyanın üç vaktin çok düzgün saydım
Biri hafta biri aydır biri yıl
***
Ne güzel demiş ermişler :
( ana kimi yar olmaz baba kimi diyar olmaz )
Evet en aziz şey memeletteir , vatandır çünkü kerküklü şair hicri dedenin dediği gibi :
( gurbet bana cennet gibi olsa vatan olmaz )
Doğrudur cenette bile vatanın yerini tutamaz ,yurdundan ayrılan birisi nerede olursa olsun gariptir ,göçmendir ve sığınmacıdır , böylece 2014-de memleketi daiş işğalı altına geçtikten bu güne kadar önce adana sonra ankarada yaşamak zorunda kalan mıkdat havdioğlu
Günün birinde gecenin son saâtlerine kadar gözüne uyku gitmeyip pencerenin karşını alıp oturup gurbette geçirdiği acı günler, geçim sıkıntısı sıladaki hatıralar gözleri önünden bir sinema şarıtı gibi geçerek yanık yürekle geceye sesleniyor :
Pencereden ışık doğar odama
Sevdamın masalın yazar geceler
Âşkın nağmeleri dolur içime
kalbimin atışın sezer geceler
***
Eski hatıralar yadıma düşer
Düşüntüm dağılır efkarım şaşar
gönlümün içinde duyğular coşar
Gözyaşım yanağa süzer geceler
***
Yan sokaktan gelir bir keman sesi
İçimi ağlatır hazin nağmesi
Mays ayında telaferin hevesı
Garipleri bir bir gezer gezeler
***
Geçen yüzyılın seksenlerinin ikinci yarısındaydı ben hapisten çıktıktan sonra telâferde edebi ve sanâtsal bir devinim yaşandı oda şiîr alanında genç kuşağa kolum kanatım açtığım için genç şaîrler önünde yeni ufuklar açıldı , sanât alanındaysa ikimizin sayasına bir takım ses sanâtkârları ün kazandılar çünkü yağmurlu ve bolluk olan o yıllarda çiftçilerin saylolara teslim ettikleri arpa ve buğday ardından maddi bir refahiyyet yaşandı ve toy törenler çoğaldı böylece çağrıcılar şarkı sözlerine ihtiyaç duydular o günlerde benim ( su başında partal yuyan kıza bax) ( anam anam ) ve ( saraylı kız ) şiîrlerimin bestelendiği gibi mıkdat havdi oğlununda ( yaz bahar gelince açılır güller ) ve:
Cumâ gicesi gözeller
Gerdane muncuğ düzeller
İmam saâde gideller
Gideller murad isteller
Dizeleriyle başlayan ( imam saâd şarkısı) gibi şarkı sözleri ( emel varraz ) ( haşim behzat ) ( salim âbdi ) ( hazim çolak ) ( fazıl varka ) ve ( âbbas âcravî ) gibi ses sanâtkârları tarafından bestelenip kaset evlerine yol buldular .

Rıza çolakoğlu
7-1- 2019


Arkadþýna gönder