Arabic Turkish
 
2018-09-25   Arkadþýna gönder
379 (190)


Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?


Suphi Saatçi

Irak’ta karanlık dikta rejimi Nisan 2003’te ABD’nin işgali ile sona erdirildikten günümüze 15 yıl geçmiş bulunuyor. 15 yıl milletlerin hayatında kısa sayılacak bir süre olmakla beraber, insan hayatı için çok da kısa bir zaman dilimi değildir. 2003 yılında doğan çocukların, 15 yaşında delikanlılık çağına adım attıkları zamana denk gelmiş bulunuyor. 5 yıl daha geriye gidersek, yani 2003 yılında 5 yaşında bulunan bir çocuk, günümüzde 20 yaşında üniversite çağında bulunan bir genç demektir. Ülkenin yeniden yapılanması için nezih, adil, şeffaf ve Irak halkının yıllardır çektiği acının, zulmün ve haksızlıkların giderilmesi yolunda adım atan ciddî bir yönetimin iş başına gelmesi bekleniyordu. Alt yapısı, ekonomisi, eğitimi, sağlığı gibi birçok alanda çöken ülkenin yeniden ayağa kaldırılması için, her şeyden önce aşılması gereken sorunların ele alınması gerekiyordu. Ancak iş başına gelenler bunun yerine etnik, dinî ve siyasî kavgalara tutuşarak, ülke yönetimini ele geçirmeğe çalışmaya başladılar. Öncelikle vatan toprağını ve ardından ülkenin servetini bölüşme projeleri ile işe başlanınca, dikta yönetiminde dahi görülmeyen büyük kavgalara, çekişmelere ve kanlı çatışmalara düştüler. Ülkede güya demokratik bir yönetim için çağdaş (!) bir anayasayı halka direttiler. Çatışma ve çekişmeleri daha da derinleştiren bu anayasa ile hareket edenler, öncelikle kendileri anayasayı tanımayan uygulamalara yol verdiler. Ülkenin en büyük gelir kaynağı olan petrol ürünlerini çalmağa başladılar. Hırsızlık yapanları durduracak devlet otoritesi olmadığı için de hırsızlık yapanların sayıları giderek artmağa başladı. Kurulan hükümetler, perde arkasında yapılan pazarlıklar sonucunda oluştuğu için, kimin kime ne kadar güveneceği anlaşılmıyor. Yönetim şeffaf ve alenî olmadığı için yapılan pazarlıklar geçersiz olmaktadır. Aleniyet olmayan yerde haliyle meşruiyet de olmaz. Bu yüzden halkın hiçbir yönetime güveni kalmamıştır. Siyasî yöneticilerin ülkenin kasasını boşaltmak yolunda birbirileriyle yarış etmelerinden dolayı, uluslararası karanlık güçler, Irak yönetimini yönlendirmeye çalışmış ve terör örgütlerinin cirit attığı ülkede gayri meşru silahlı örgütler, huzur ve istikrarın sağlanmasına fırsat vermemiştir. Her nedense ülkenin kasasından çalınan paralar geri alınamamış ve suçluların yargı önünde hesap vermeden kaçmalarına göz yumulmuştur. Yolsuzluğun Önü Alınmıyor Baştaki yöneticilerin her işe fesat ve yolsuzluk karıştırmaları, devletin alt kademelerinde görev yapan memurlara da sirayet etmiş ve bu yüzden rüşvet verilmeden herhangi bir vatandaşın muamelesi ve işi görülmemektedir. Almanya'nın başkenti Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütünün verilerine göre Irak, yolsuzluğun meydana geldiği 180 ülke içinde 12'nci sırada yer alıyor. Örgüte göre, hükümet hemen hemen tüm sektörlerde yaygın bir yolsuzluk batağının içinde. Bu yüzden temel hizmetlerde dahi ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Bu durum ülke güvenliğini de ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Dünya Bankasının raporuna göre, 2008-2012 yılları arasında ekonomisi gelişme kaydetmesine rağmen Irak'ta şu an her 5 kişiden biri açlık sınırında yaşıyor. 25 Mayıs 2018 tarihinde yapılan genel parlamento seçimlerinin üzerinden 4 ay geçmesine rağmen hâlâ hükümet kurulamamıştır. Seçimlere hile ve fesat karıştığı iddiaları doğrulanmış olmasına rağmen, devlet yönetimi bu konuda herhangi bir karar almaktan aciz durumdadır. Ülkenin icra ve yürütme organları sanki uluslararası gizli eller tarafından idare ediliyor. Halkın morali sıfıra indiği için herkes geleceğe endişe ile bakmaktadır. Malını mülkünü satarak ülkeyi terk etmek isteyenlerin sayısı her geçen gün artmakta, her kesimden ailelerin ülke dışına çıkarak başını sokacağı bir gayrimenkul alma hazırlığı yaptığı görülmektedir. Bu göç dalgasının bütün Irak halkı arasında yaygınlaştığını, ülke dışına çıkanların yarım milyon dolayında olduğu, bunların da en çok Türkiye’ye gelmek istediklerini belirtmek yerinde olur. Göç dalgasının Irak’ın Basra kentinden kuzeydeki Musul, Erbil ve Süleymaniye’de yaşayan bütün vatandaşlar arasında yayıldığını unutmayalım. Ülke Borç Batağında Irak’ın petrol geliri ve fert başına düşen millî geliri, aslında komşu ülkelere kıyasla kötü durumda değildir. Ülkede zaman zaman şiddetlenen güvenlik olaylarına rağmen, petrol üretimi 2003 yılına kıyasla üçe katlanmıştır. Irak'ın üyesi olduğu Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) verilerine göre, nüfusu 35 milyonun üzerine çıkan ülkede, petrolün yanı sıra 4 milyar metreküpe yakın doğalgaz rezervi de bulunuyor. Petrol rezervi bakımından dünya ülkeleri arasında Irak, 150 milyar varil ile 4'üncü sırada yer alıyor. Irak devleti ve IMF'nin yayımladığı raporlara göre, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH) 2013 yılında yaklaşık 234 milyar dolardı. DEAŞ'ın saldırıları ve petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle GSYİH, 2017 yılına kadar 192 milyar dolara geriledi. Ülkede 2013'te 7 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir de 2018'e kadar yaklaşık 5 bin dolara düştü. Petrol ihracatından elde edilen gelirlerin yaklaşık yüzde 80'i, ağırlıklı olarak maaşlar için harcanıyor. Petrol ihraç eden ülkelere kıyasla, Irak'ta sağlık, eğitim ve sık sık kesintilerin yaşandığı elektrik gibi temel hizmetlerin kalitesi giderek düşüyor. Dünya Bankasının daha önce yayımladığı yatırım atmosferi tahmin raporuna göre, Irak'taki elektrik sıkıntısı, siyasi istikrarsızlık, yolsuzluk ve mali kaynaklara ulaşmada yaşanan sıkıntılar, ülkenin gelişimi önündeki en büyük engeller sayılıyor. IMF'nin geçen yılın sonunda yayımladığı 140 sayfalık Irak mali raporunda, ülkenin toplam iç ve dış borcunun 122 milyar dolar civarında olduğu belirtildi. Raporda borcun, 2018 sonunda ise 132 milyar doları aşabileceği tahminine yer verildi. Rapora göre, savaş ve terör belasından kurtulamayan Irak'ın yaklaşık 74 milyar dolar dış borcu var. ABD'nin işgali ile başlayan iç savaşa rağmen Irak, bir müddet kısmen de olsa refahı yakalamıştı. Ancak 2014'te ülke iki kötü durumla daha karşı karşıya kaldı. Birincisi küresel piyasada varil başına petrol fiyatının 102 dolardan yaklaşık 45 dolara düşmesi, ikincisi ise terör örgütü DEAŞ'ın ortaya çıkmasıyla Irak ekonomisinin 2014 yılında ciddi bir küçülme sürecine girmesidir. Bu gelişmelerden önce 2013'te Irak'ın toplam iç ve dış borcu faizleriyle 74 milyar dolarken, 2017 sonunda yaklaşık 122 milyar dolara yaklaştı. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre, DEAŞ'ın saldırıları nedeniyle yaklaşık 5 milyon Iraklı, 2014'ten sonra iç göçmen statüsüne düşerken, ülkede yardıma muhtaç insanların sayısı da 11 milyona yükseldi. Irak'ın borcu DEAŞ ile neredeyse ikiye katlandı. Irak Yeniden İnşa Edilebilir mi? Irak’ta bütün halkların sosyal, kültürel ve ekonomik yönden ezildiği ve hatta yozlaştığı görülmektedir. Özellikle ülkenin en dinamik kesimi olan gençlerin Irak’ta geleceğe yönelik hayallerinin tükendiğini, her bakımdan umutlarının kırıldığını söylemek mümkün. Çareyi daha medenî ortamlara, özellikle Avrupa ülkelerine kaçmak ve geleceklerini orada inşa etmek istiyorlar. Yaşları 20 ile 30 arasında değişen bu genç kuşağın sayısı 5 milyondan az değildir. Bir ülkenin en dinamik ve geleceği inşa etmede en sağlıklı kuşak olan bu kesimin giderek ülkelerini terk etmek istemeleri, belki de ülkenin en dramatik sorunu sayılır. Bu gençlik ne vatan haini ne de herhangi bir suçtan dolayı ülkesinden kaçmak isteyen bir topluluktur. Ancak yüksek tahsil yapmasının yolları tıkanmışsa, yüksek tahsilini bitirmiş, hatta yüksek lisans ve doktorasını da tamamlamışsa ve kendi ülkesinde herhangi üniversitede veya devlet dairesinde tayin olamıyorsa, bu gençten ne yapmasını bekleyebiliriz. Bir insan dayısı, torpili veya bir siyasî otoritenin himayesi olmadan istikbalini kazanamıyorsa, donanımlı, tahsili ve yeteneği olduğu halde, başkaları tarafından önü kesiliyorsa ve hiçbir yerde iş bulamıyorsa, ülke dışına kaçma gerekçesi kendiliğinden oluşmuş demektir. İşin bir başka acı tarafı daha vardır. O da Irak’ta güçlü siyasî kanatlara mensup olanların daha şanslı olmalarıdır. Açıkça söylemek gerekirse, Arap kökenli veya Kürt kökenli olanlar tayin olabiliyor, ancak Türkmen kökenli tayin olamıyorsa, burada durup düşünmek gerekir. Türkmen siyasî örgütlerinin bu hususta güçleri yetmediği için Türkmenler Irak’ta daha bir ezilmiş durumda kalıyor. Tayinde liyakat, yetenek, tahsil ve üstün donanım sahibi olmak işe yaramıyorsa, tabii ki isyan etmemek için bir sebep kalmaz. Buna rağmen Irak Türkmen toplumunun yine de daha iyi durumda olduğu, diğer topluluklara göre daha az çöktüğünü söyleyebiliriz. Özellikle sahip olduğu gelenekler, toplumsal dayanışma gücü, kültürel ve sosyal bünyenin sağlamlığı sayesinde Türkmen toplumu yozlaşmaya karşı direniş göstermiştir. Bu bakımdan Irak için bulunacak çıkış yolunda, Türkmenlerin ülkenin kalkınmasında önemli rol üstlenecekleri ve buna katkı sağlayacakları unutulmamalıdır. Irak’ın derinleşen sorunlarını çözecek ve ülkeyi düze çıkaracak meşru bir otoritenin ortaya çıkması, bugünkü koşullara göre mucize sayılır. Ülkenin bu olumsuz tablosu karşısında Iraklı siyasetçilerin bugünkü çaplarına bakınca insan daha bir ümitsiz duruma düşüyor. Siyasetin bu denli yozlaştığı bir ortamda, ülkeyi ayağa kaldıracak, dış ve iç baskılara direnerek mücadele verecek bir siyasi kadronun iş başına gelmesi, gerçekten çok zor görülmekle beraber, bunun imkânsız olmadığını da düşünmek mümkündür. Bu hususta komşu ülkelerin de Irak’a destek ve yardımcı olmaları gerekir. Aksi takdirde iş merhamet-i Mevla’ya kalmıştır diyebiliriz. Ne diyelim Allah’tan ümit kesilmez.

Kaynak: Karddaşlık 79. Sayı
Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
2 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
3 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
4 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
5 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
6 - Kardaşlık 18 Yaşında
7 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
8 - Irak’ın Geleceğine Dair…
9 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
10 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
11 - Irak Dramı Nereye Kadar…
12 - Türkmenler İçin Güvenli Bِlge Oluşturulmalı idi…
13 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
14 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
15 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
16 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
17 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
18 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
19 - Fuzuli ـniversitesi Hakkında…
20 - Türkiye ve Türkmenler
21 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü
22 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
23 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
ـlkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
24 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
25 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
26 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
27 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
28 - Külah Kapma Yarışı Hızlanırken
29 - [SEÇİM SONRASI IRAK] Şaşırtmayan sonuçlar
30 - Irak Seçimleri ve Türkmenler
>>Sonraki >>