Arabic Turkish
 
2017-06-27   Arkadþýna gönder
30144 (1607)


Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi


Suphi Saatçi


Bugünkü Irak toprakları Osmanlı döneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eyaletten oluşuyordu. Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiliz işgaline uğrayan bu coğrafî bölge, böylece Osmanlı egemenliğinden çıkarak İngiliz mandası olarak ayrı bir devlet haline getirildi. Bin yılı aşkın zamandan beri bu coğrafyada varlıklarını sürdüren Türkmenler de Musul Eyaletinin sınırları içinde yaşamakta idiler. Anadolu’dan koparıldıktan sonra Türkmenler Irak’ta kraliyet, cumhuriyet ve en son işgal dönemi olan üç değişik rejim altında yaşamışlardır.

Birinci Dönem Irak Krallığı
1923-1958 yılları arasında süren monarşi rejiminde Türkmenler, eğitim ve öğretim haklarından mahrum olarak yaşamışlardır. Daha da acısı, 4 Mayıs 1924 tarihinde Kerkük’te Türkmenlere karşı katliam ve şehirde başlatılan yağma girişimidir. Kerkük’te maruz kalınan bu vahşet sonucu Türkmenlerden şehit düşenler oldu. Ayrıca yüzlerce ev ve dükkân yağmalandı. Irak devletinin kuruluşunun daha birinci yılı dolmadan meydana gelen bu olay yüzünden Türkmenler büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır.

Monarşi döneminde 1939 yılında da Türkmen aydınları sürgün ve baskı hareketlerine maruz kaldı. 12 Temmuz 1946 tarihinde ise Kerkük’te Türkmenler ikinci bir katliam daha yaşadı. Irak Petrol Şirketi işçilerinin bir takım sosyal haklar istemek gayesiyle başlattıkları grev, polis güçlerinin silahlı saldırısı ile kana bulandı ve 5 kişi hayatını kaybetti. Tamamen insanî ve sosyal taleplerle başlayan ve demokratik kurallara göre gelişen bu grevde 14 kişi de değişik biçimlerde yaralandı. Tarihe Gâvurbağı Katliamı olarak geçen bu soykırımı, Kerkük’ün tarihinde bir kara sayfa olarak tescil edildi.

İkinci Dönem Cumhuriyet Rejimi
14 Temmuz 1958 tarihinde yapılan askerî darbe sonucu monarşi rejimi sona erdi ve ülkede cumhuriyet rejimi ilan edildi. Türkmen toplumu ülkenin cumhuriyet rejimine kavuşmasını sevinçle karşıladı ve artık demokrasinin nimetlerinden yararlanılarak rahat bir nefes alacağını zannetti. Ancak Türkmenler cumhuriyetin ilanının birinci yıldönümü kutlanırken korkunç bir katliamla karşı karşıya kaldılar. 14 Temmuz 1959 günü başlayan ve 15 ve 16 Temmuz günleri de devam eden ve Kerkük Katliamı diye tarihe geçen bu soykırımda Türkmen şehri Kerkük’te, dünyada eşi ve benzeri olmayan vahşet sahneleri yaşandı.

Kerkük şehrinin dışından gelen gözü dönmüş katiller, cumhuriyetin kuruluşunun birinci yıldönümü şenlikleri düzenleyen Türkmenlere baskın yaparak otomatik silahlarla saldırıya geçtiler. Bir anda panik ve şaşkınlık içine giren halk meydanlardan çekilerek, en yakın yerlere sığındılar. Bu sefer planın ikinci kısmını uygulamaya başlayan katiller, askerî araçlarla şehirde sokağa çıkma yasağı başladığını, can güvenliği açısından herkesin evine çekilmesini anons ettiler. Her zaman yasalara saygılı olan Türkmenler de evlerine çekildiler.

Katliamı planlayanlar bu sefer hazırladıkları listelere göre Türkmenlerin ileri gelen şahsiyetlerini evlerinden alarak Kerkük kışlasına götürdüler. Orada kurdukları halk mahkemesinde Türkmen şahsiyetlerini beş on dakika mahkeme ederek hakaretler ettiler ve ardından hepsini kurşuna dizdiler. Bununla da yetinmeyen gözü dönmüş katiller şehit edilen Türkmenlerin ayaklarına bağladıkları ip ve sicimlerle motorlu araçlara bağlayarak sokak sokak sürükleyerek dolaştırdılar. Bu da yetmeyince ayaklarından elektrik direklerine astılar. Böylece temmuz ayının sıcağında üç gün üç gece şehitlerin cesetlerini teşhir ettiler. Bir kısmının her ayağına takılan iplerle ters yönde giden iki ayrı cipe bağlayarak parçaladılar.

Kerkük’te kurulan bu can pazarında kiminin gözlerini oydular, kimilerini de diri diri toprağa gömdüler. Katliam sonucu yüzlerce vatandaş da çeşitli biçimde yaralandı. Üç gün devam eden katliam süresince Türkmenlerin iş yerleri büro ve mağazaları yağmalandı. Yağmalanan mallar kamyonlara yüklenerek üç gün boyunca kuzey bölgelerine taşındı.

Katliam sonrası yapılan soruşturmalar sonucunda, bu soykırımının çok önceden planlandığı ve gözü dönmüş katillerin katliamın provasını yaptıkları ve insanları işkence ile öldürme konusunda eğitim gördükleri ortaya çıktı. Aylar öncesinden Türkmenlerin ev ve adreslerini toplayarak hazırlık yaptıkları da anlaşıldı.

Türkmenlerin yaşadığı bu büyük facia, her nedense zamanında dünya kamuoyundan da gizlendi. Katliam haberi Türkiye’ye ulaşınca basın ve medyada duyulmaması için de önlemler alındı. Kamuoyunun galeyana gelmesini önlemek için TC. Bakanlar Kurulu yasaklama kararı aldı. Böylece Türkmenlerin yaşadığı acılar, 1963 yılından itibaren Türkiye’de kamuoyunun gündemine girmiş oldu. 1959 yılında yaşanmış olan Kerkük Katliamının, günümüzde bile henüz hesabının görülmediği gibi, bu alanda kapsamlı bir araştırmanın da yapılmadığı söylenebilir.

Irak’ta Türkmenlerin cumhuriyet döneminde karşılaştıkları sıkıntılar, Saddam döneminde daha da arttı ve adeta Türkmenlerin üzerinde devlet terör estirildi. Irkçı ve şoven bir anlayış devlet yönetimine egemen oldu. Böylece Türkmenler devlet memuriyetine alınmamaya başlandı. Birçok memur Türkmen bölgelerinden sürüldü. Türkmenlere ait zengin ve verimli tarım arazileri yok pahasına istimlak edildi. Bu arazilerin işletimi ücretsiz olarak Araplara dağıtıldı. Türkmen yerleşim merkezlerinin adları değiştirildi; bazı yerleşim merkezleri yıktırılarak halkı dağıtıldı. Bununla da yetinmeyen dikta rejimi Türkmen liderlerini ve toplumun önde gelen aydınlarını idam etti.

Amacı ve sonucu olmayan ve 1988’de sona eren İran-Irak Savaşının ardından patlak veren Birinci Körfez Savaşı döneminde de Türkmenler büyük sıkıntılar yaşadılar. Özellikle 28 Mart 1991 tarihinde yaşanan Altunköprü Katliamında yüzün üzerinde Türkmen genci boğazlanarak şehit oldu. Irak’ta Saddam dönemi, ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgali ile son buldu.

Üçüncü Dönem ABD İşgali
Bu dönemde Irak’ta demokratik bir düzen kurulacağını ümit eden Türkmenler, alınan ve çalınan haklarının geri verileceğini bekledilerse de sonuç yine hayal kırıklığı oldu. İşgalden bu yana 14 yıl geçmiş olmasına rağmen, yaşanan gelişmeler Irak’ta ümit verici bir sonuca varılma olasılığının henüz söz konusu olmadığını gösteriyor. Kısacası yüzyıldan beri devam eden Türkmenlerin çilesinin henüz son bulmadığı anlaşılıyor.

Irak’ta ulusal bir lider etrafında toplanan güçlü bir iktidarın yönetiminde, ülkenin bütününü kucaklayan adil, demokratik ve insan haklarına dayalı, etnik ve mezhep ayırımı gözetmeyen bir düzenin kurulması hayal gibi görünse bile, biz yine de bunu ümit etmekten vazgeçmeyelim…




Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Kerkük’te Güven Sağlanmadıkça…
2 - Türkmen Dağarcığı: Udî Celal Vendi
3 - Kerkük Kayserisi
4 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
5 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
6 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
7 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
8 - Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…
9 - Kardaşlık 18 Yaşında
10 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
11 - Irak’ın Geleceğine Dair…
12 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
13 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
14 - Irak Dramı Nereye Kadar…
15 - Türkmenler İçin Güvenli Bölge Oluşturulmalı idi…
16 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
17 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
18 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
19 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
20 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
21 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
22 - Fuzuli Üniversitesi Hakkında…
23 - Türkiye ve Türkmenler
24 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü
25 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
26 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
Ülkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
27 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
28 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
29 - Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…
30 - Büyük Dava Adam‎: Mevlut Taha KAYACI, Hakka Yürüdü
>>Sonraki >>