Arabic Turkish
 
2007-01-15   Arkadþýna gönder
1653 (817)


Ne Olacak Bu Memleketin Hâli?


Erşat Hürmüzlü

Dudaklarınızdaki gülümsemeyi gِrür gibi oluyorum. Çünkü bu cümle yıllardır mizah konusu yapıldı ve ikinci kadehten sonraki sohbetlerde ortaya atıldığı gِrüldü. Siz bilirsiniz ki, benim bu taraklarda bezim yoktur ve sorduğumda ciddi bir şekilde de soruyorum.

Bu memleketin hâlini ve ne olacağını tartışmadan ِnce, Irak Türkmenleri olarak kendi hâlimize bir bakalım. Bu hâlleri değiştirmek için ne yaptık, ne yapamadık, beraberce bir irdeleyelim.

Biraz gerilere gidersek, bizim nesilde olsun, müteakip nesilde olsun bir hastalığa çâre bulamadığımızı gِrürüz. Irak Türkmen bِlgelerinde Abdulkerim Kasım diktatِrlüğüne karşı mücadele eden her grup bu mücadeleyi biz başlattık, dedi. Hepsi de doğru sِylüyor. Çünkü mücadeleyi bir fert veya birkaç kişi başlatmaz. Mücadeleler milletin bağrından çıkar ve insanları dalga dalga alır gِtürür.

1971 yılında Kerkük ve civarında ِğrenci boykotu ve direnişi yapıldı. Baasçılara başkaldırma eylemlerinin bir ilki idi ve Türkmen tarihinde parlak bir ışık gibi kaldı. Bu boykotu biz başlattık, biz yaptık, dalga dalga biz yaydık ve başarılı kıldık diyen kaç grup çıktı şimdiye kadar ortaya? Hepsi doğru sِylüyor. Çünkü bِyle millî bir iradeyi sadece bir grup gerçekleştirmez, beraberce ve topluca yapılır.

Birinci Kِrfez krizinden sonra, siyasî ِrgütlenme ihtiyacı doğduğunda, şu partiyi ben kurdum, şu siyasî hareket benim eserimdir diyenler de çoktur. Hepsi doğru sِylüyor. Çünkü siyasî hareketler, bir dernek çalışması gibi dِrt duvar arasında kalmaz; sokağa iner ve sokağı kazanır. Ben ِn sıradan gittim diyen herkes doğru sِylüyordur. Çünkü ِnüne bakmıştır, sağına ve soluna baksaydı başkalarını da gِrürdü ve ben yerine biz derdi sevinçli sevinçli.

Şu teklik şuurundan kopup kolektiflik şuuruna varmadan, bu sِylentiler ve internet sayfalarındaki atışma ve isnatlar da devam eder. Sevdiğimiz bir arkadaşımızın tespitini hatırlıyorum, çünkü hâlâ güncelliğini koruyor. Ona grup grup insanlar gelip ِtekileri şikâyet eder ve onları itham ederken, hepiniz doğru sِylüyorsunuz, derdi. Çünkü her grupta, kendi keşfetmediği bir zaaf vardı da, ancak başkalarının zaafını gِrür ve eleştirirdi.

Peki, ne yapmalıyız? İşte, tam zamanıdır, hemen sormalıyız kendi kendimize: Ne olacak bu memleketin hâli? Ve bu memleketin hâliyle uğraşmalıyız. Kendi hâlimizle veya başkalarının zaafıyla değil!

2007 yılı sonuna kadar, Kerkükün kaderi tespit edilecektir. Önümüzde üç yol vardır. Birincisi, dışımızdaki insanların istediği gibi Kerkükün asil tarihinden koparılması ve kurtlar sofrasına yem edilmesi planıdır. İkincisi, tarih boyunca Türkmenlik kokan bu şehrin asaletini koruması, herkese kucak açması ve ebediyen varlığını koruması. ـçüncüsü de orta bir çِzüm olarak her tarafı memnun etmeyecek bir şekilde çِzümün birkaç yıl daha ertelenmesi ve sıcak zeminde tutulması doğrultusunda olacaktır.

Peki, istediğimiz çِzüme bu kavgalı zeminde mi gideceğiz? Yani, bayrağı ben taşırım, yok sen layık değilsin, ben taşırım, tartışmalarıyla mı gideceğiz? Bunu yapanlar bugüne kadar somut olarak ne koydular ortaya, dِksünler bakalım eteklerindeki taşları!

Çِzüm bir nebze unutmaktadır. Neyi unutmak? Benliği ve kişiselliği. El birliğiyle bu ateşi sِndürmeye gitmezseniz her kesin eli yanar.

Kiminiz diyor ki: Bu dava uluslararası mahfillerde çِzülür, oralarda mücadele edelim, tezimizi anlatalım, Birleşmiş Milletlere ulaşalım, orasını ikna edelim ve hâl çaresi bulalım.

Kiminiz diyor: Nedir bu hariçten gazel okumak, saha buradadır, gelin oralarda yazı yazacağınıza, kitap çıkaracağınıza, paneller düzenleyeceğinize, buradaki mücadele sahasına katılın.

Kiminiz diyor ki, bu konuyu ancak kuvvetli bir devlet halleder; ona yanaşın, onunla birlik olun, onun desteğinden başkasını aramayın.

Kiminiz diyor ki, millî irade esastır, başkasına kul, kِle olmayın, kendi mücadelenizi kendiniz ateşleyin, çِzümü ancak burada bulursunuz.

Doğrusu hepiniz doğru sِylüyorsunuz. Ancak bu sِylemlerinizde yine hep ِnünüze bakıyorsunuz, etrafınıza bakmadığınız için, başka kulvarlarda koşanları gِrmüyorsunuz. Baksaydınız, onların da aynı hedefe koştuklarını gِrür ve bu ormanda benden başka aslan yoktur, savlarınızı cebinize tıkıştırır, herkesi kucaklardınız.

Bakın bunun tersi de olabilir, onu da hemen sِyleyelim. Geçenlerde bir okurumuz, benim bir yazıma takiben diyordu ki: Biz seni hep duyuyoruz, ancak gِrmüyoruz. Bu sitem ilk ele alınışında doğru olabilir. Ne var ki, ben bu okuru ne gِrüyor, ne de duyuyorum.Çünkü hiçbir hareketi olmamakla birlikte, kendi tabiriyle saha da oluşunun, ona bir kıymet kazandırdığını zannediyor. Hâlbuki yanılıyor, çünkü sahada bulunmak değil gaye, sahayı zenginleştirmek ve davaya hizmet etmektir doğru olanı.

Bunun aksine, yurt dışında kalıp da, memlekette olanlar hakkında ahkâm kesen, onların hiçbir proje üretmediklerini savunan ve bol keseden fedakârlıktan bahseden kimisi de, bir toplantıya çağırıldığında, peki uçak biletimi ve otel masrafımı kim karşılayacak diye çırpınıyor ve o da doğruyu yapmıyordur.

Bizim camianın içerisinde, esas hedefler konusunda ihtilafı olan var mı? Karşıtlarımıza taşeronluk yaparak haksız yerde Türkmen adına konuşanların ve karşıtlarımızın paralı memuru olanların dışında -ki bunlar ِnemsenmeyecek kadar az miktardadırlar- esas hedeflerimizi ayıplayanlar var mı? Hayır yoktur.

Hâl bِyle iken, herkes kendi doğrusunu sِylesin. Herkes kendi yerini tespit etsin, ne yapabilecekse yapsın ve 2007 sonuna kadar olan süreyi ciddî bir şekilde değerlendirsin. Bu çalışmaların mutlaka faydası olacaktır. Tabi ki koordinasyon da gerekir. Muhakkak, yapılan çalışmalar da gerçekten ciddî olmalıdır. Onun için birbirimizi de dinlememiz lazım.

Burada neden kaçınalım? Doğru dürüst yapamadıklarımızdan. Her zaman sِylüyoruz. Bir milletin her ferdi şair olmaz, edebiyatçı ve araştırmacı olmaz. Fakat bizim belki her insanımız hoyrat yazmak isterdi bir zamanlar, şimdi de, gramerine, üslubuna bakmadan yazı yazmak istiyor, hatta hayatında bir makale bile yazmamış olanlar kitap yazmak istiyor ve kitabından sitayişle bahsedilmesini istiyorlar, siz de gِrmüşsünüzdür.

Demek ki, ِnce bir nefis muhasebesi yapmamız gerekiyor. Nerede faydalı olacaksak orada bulunalım ve başkasını itham etmeden, başkasının çalışmasını küçümsemeden yolumuza devam edelim. Herkes, gِz ِnünde memleketin hâlini bulundurarak çalışmasına devam etmelidir. İspatsız ve mesnetsiz ithamlar, atışmalar ve gruplaşmalar bize hiçbir zaman fayda sağlamamıştır, tam tersine her zaman safların en artlarında kalmamızla sonuçlanmıştır.

Siz siz olun, başkalarının yanlış da addediyorsanız, davranışlarına karışmayın. Birisi, çok gِrüntü seviyor da, habire sanal sitelerde onunla, bununla fotoğrafını yayınlıyor. Ötekisi, bir dernek kurmuş da, kalabalık değilmiş derneği, üç beş kişiden ibaretmiş. Bunları tartışmak veya hesap sormak size ne kazandırıyor?

Bütün kardeşlerime çağrım, kimse kimseyle uğraşmasın, hatasıyla sevabıyla, herkes kendisinden sorumludur. Biz bütün gayretimizi memleketin en ِnemli, hatta tek meselesi olan şu 2007 referandumu konusuna kilitlenelim. Birlik, beraberlik çağrıları yapanlar, yaparken de birlikten fazla ِtekileri samimiyetsizlikle suçlamak ve bu tezini ispat etmek isteyenlere sesleniyorum. İşte platform, manevi ve doğru bir platform. Her şeyi, organizasyon zaaflarını ve kendi doğrularınızı ispat çabalarını 2007 sonuna kadar bir kenara koyun ve bu konuya kilitlenin. Kendi yaptıklarınızdan ِnce başkalarının yaptıklarını alkışlayın, destek verin. Hayır, yetmez, siz de o uğraşın içinde olun.

Şimdi birisi de çıkacak ve soracak: Peki, senin konumun nedir? Bize niye bunu sِylüyor ve telkin ediyorsun. İşte cevabım:

Ben artık 63 yaşıma gelmiş, normal şartlarda yaşlılar güruhundan sayılan ve siyasi arenada hiçbir talebi olmayan bir kardeşinizim. Gِrüyorum ki çoğu zaman yanlış kabuller peşinden koşmuşuzdur. Hani herkes, edebiyatını yaptığı memlekete feda olmak, millete kurban olmaktan bahseder ya. İşte bir durup kendi kendinize hesap sorun. Biz sizin bu memleket ve bu millet için ِlmenizi istemiyoruz. Bu millet için ve bu dava için yaşamanızı ve milletin hizmetinde olmanızı istiyoruz. Sancak artık sizlerin elindedir, millî şuura sahip olan gençler, bunun kıymetini bilin. Milliyetçiliği ve manevî değerleri tabana yaymazsanız, kısır dِngüde dِnenleri seyretmekle yetinir ve hiçbir uğraşı olmadan millet için kendilerini feda etmeye hazır olduklarını iddia edenleri dinleyeceksiniz.


Kardaşlık 32. sayı



Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Bize Göre: Binbaşı Süleyman Hikmet Efendi’ye Mektubumdur
2 - Bize Göre: Bu da bizim Manifestomuz!
3 - BİZE GÖRE: 1960 Ruhu
4 - Bize Göre: Bazara gül gelipti
5 - Bize Göre: Referandum ve Vizyon Eksikliği
6 - Bize Gِre: OSMOSİS, Damıtma Demektir-Irak Türkmenleri için bu mu Planlandı?
7 - Irak’ta 1925 Anayasasına dِnüş gerekebilir mi?
8 - Bize Gِre: Irak Türkmenlerinin Millî Bayramı 25 Ocak
9 - Çankaya Arşivi- 5: Kuzey Irak’ta Ayrılıkçı Hareketler
10 - Çankaya Kِşkü Arşivinden- 4 - Ali İhsan Paşa’nın Musul İle İlgili Yayımlanmamış Mektubu
11 - Çankaya Kِşkü Arşivinden: Esat Emin Ketene
12 - Adı İcabî
13 - Bir Devlet Aranıyor
14 - Irak Türkmenlerinin Lider İhtiyacı
15 - Sarı Oğlan Tutuklandı
16 - Irak Türkmenlerinin Lider İhtiyacı