Arabic Turkish
 
2017-01-26   Arkadþýna gönder
33378 (3546)


Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…


Suphi Saatçi

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşamadı. Bir diğer güney komşumuz olan Suriye’de ise başlayan iç savaş 5 yıldan beri bir türlü durdurulamıyordu. Türkiye, Irak ve Suriye’de devam eden yangınlardan en çok etkilenen bir ülkedir.

Bilindiği gibi 2003 yılından beri Türkiye, Irak’ın karşılaştığı sorunlarla ilgilenmiş, bu komşu ülkeye güvenlik, gıda, sağlık, inşaat ve eğitim konularında destek olmuştur. Terör olaylarından dolayı ağır biçimde yaralananların tedavilerini Türkiye üstlenmiş, Türk Kızılay’ı ve AFAD kanalıyla mülteci kamplarında barınan göçmenlere seyyar mutfaklar ve hastaneler kurmuş, kardeşlerimizin yaralarını sarmağa çalışmıştır. Ülkede huzurun sağlanması için sürekli Iraklı siyasetçiler arasında arabuluculuk yapmıştır.

Suriye’de 2011 yılından itibaren rejime karşı başlayan tepkiler kargaşaya dönüşmüş, terör örgütlerinin bölgeye sızması sonucu, ülkenin bölünmesine giden yollar oluşturulmuştur. Otorite boşluğu meydana gelen Suriye’de vatandaşların can ve mal güvenliği yok olmuştur.

Savaş ve çatışmadan dolayı binlerce insan ölüm korkusuyla ülkelerinden kaçmışlardır. Çoğu sivil olan bu insanların arasında savunmasız kadın ve hiçbir şeyden haberleri olmayan masum çocuklar vardır. Evlerini, yurtlarını, yuvalarını, dükkânlarını ve okullarını bırakıp kaçan bu insanların yeri göğü inleten çığlıklarına, maalesef Türkiye’den başka kulak asan da olmadı. Yaşanan böyle bir trajediye tepkisiz kalmak ne insanlığa ne vicdana ne de İslam’a sığar. Türkiye bu yüzden dünyaya örnek olacak bir tavır sergiledi ve bu çaresiz insanlara kapılarını açtı.

Sayıları 3 milyona varan ve ülke ekonomisine ağır yükler getiren bu göç dalgaları yüzünden Türkiye büyük sıkıntılar yaşamak pahasına da olsa bu tavrı ile büyüklüğünü gösterdi. Suriye ve Irak’ta istikrar, barış ve huzurun olmayışı Türkiye’yi yakından etkiliyor. Bu bakımdan Türkiye komşu ülkelerinin durumuna kayıtsız kalmadı, kalmamalı ve kalamaz da. Komşularının hem acılarını hem de sıkıntılarını çeken, bu hususta büyük fedakârlıklara katlanan Türkiye, bu ülkelerin işlerine karışmama lüksüne sahip değildir. Irak’ın ve Suriye’nin terör örgütlerinden temizlenip, huzur ve istikrara kavuşması için Türkiye, her zaman olumlu tavır sergilemiş ve iyi niyetini göstermiştir.

Komşularımızda yuvalanan ve beslenen terör örgütlerinin bir an önce ortadan kaldırılmaları için Türkiye kararlı bir tavır içine girmiştir. Terör örgütlerinin verdiği zarar sadece Türkiye’ye değildir. Bu örgütlerin aslında verdikleri en büyük zarar, yuvalandıkları ülkelere ve bu ülkelerin halklarınadır. Türkiye’nin bu hususta sergilediği tavır, sağduyu sahipleri ile, uluslararası güvenlik kuruluşları tarafından da desteklenmelidir. Hem kendisinin hem de komşularının güvenliği açısından Türkiye’nin izlediği siyaset ve sürdürdüğü tavır hem siyaset mahfillerinde hem meslek ve sivil toplum kuruluşları tarafından da destek görmelidir. Türkiye’nin bu haklı çıkışı, ne yazık ki birçok siyasetçi, yazar ve çizer takımı tarafından büyük bir inatla ve ısrarla anlaşılamamaktadır. Hatta bu önemli konu üzerinden ülkenin görüntüsüne bulanık bir biçim verilmekte ve hatta felaket senaryoları çizilmektedir.

Bir kere şunu anlamakta gecikmeyelim: Suriye ve Irak adlı iki komşu ülkede istikrarlı bir rejim ile birlikte huzur ve güven sağlanmadıkça Türkiye de rahata kavuşamayacaktır.

Halkın arasına fitne sokanlar, bin yıldan fazla bir zaman dilimi içinde kardeşçe bir arada yaşayan insanları birbirine kırdırarak siyasetten nemalanmaya çalışıyorlar. Allah’ı ve kıblesi bir olan halkın mezhep çatışması içinde boğulmasına yol açanlar, silah tüccarlarının ekmeğine yağ sürmekten başka bir şeye hizmet etmiyorlar. İşin en garip tarafı da herkesin buna seyirci kalmasıdır.

Telafer Üzerinde Yeni Oyunlar
İşgal sonrası Irak’ta bir Türkmen şehri olan Telafer’de büyük dramlar yaşandı. Teröristler barınıyor bahanesiyle Telafer Eylül 2004’ten sonra ikinci kez bombardımana maruz kaldı. Yapılan resmî açıklamalara göre sayısı yaklaşık 500 kişiyi bulmuş. Sokaklar yanmış insan cesetleri ve ölmüş hayvan leşleriyle dolu. İçlerinde kadın ve çocuk cesetlerinin sayısı hiç az değil. “Terörist” diye yaralıların ambulansla hastanelere taşınmasına dahi izin verilmiyor. Okullar, camiler, işyerleri bombalandı; su ve elektrik tesisleri kullanılamaz hale geldi. Telafer’de terörist değil masum insanlar öldürüldü. “Terörist barınıyor” diye saldırılar düzenleyen işgal kuvvetleri ve onların işbirlikçileri, böylelikle Türkmenleri ve birçok sivil halk topluluğunu tipik anlamda etnik temizliğe tabi tuttular.

Telafer’in 2014’te DAIŞ tarafından hedef alınması, bölgede yaşayan Türkmen toplumunun yeni trajediler yaşamasına yol açtı. Suriye’nin içine düştüğü karmaşa ile birlikte bölgeye yığınak yapan terör odakları, bazı devletlerin gizli ajandalarını da ortaya çıkardı. Böylece Telafer’in neden hedef seçildiği belli oldu. Çünkü Telafer Türkiye-Suriye sınırına en yakın bir bölge idi. İşgalden önce burada 400 bin civarında Türkmen yaşıyordu. Önümüzdeki dönemde hem Suriye Kürtlerine hem Akdeniz’e ulaşmanın en önemli noktalarından biri olduğundan Telafer saldırıların hedefi oldu. Gelecekte Kuzey Irak’ta federe veya bağımsız bir Kürt devleti kurulacaksa, Musul ve Kerkük petrollerinin Türkiye’ye muhtaç olmadan Suriye limanları üzerinden Akdeniz’e akıtılması planı devreye girmiş olacak.

Türkiye’nin İslam Arap dünyası ile ilişkisini kesecek olan bu planın kimlere hizmet amacı ile gündeme geldiği biliniyor. Bölgede ayrıca Türkiye’nin güvenliğini de tehlikeye sokacak başka gelişmelere de yol açacaktı. Bunun farkına varan Türkiye, bu tehlikeli gelişmenin önünü kesmek için Fırat Kalkanı harekâtını başlattı. Bunda geç bile kalınmıştı ve erkenden bu işin önünü almak gerekirdi.

Ortadoğu Ülkeleri Ortak Strateji Geliştirmelidir
Ortadoğu ülkelerinin her biri farklı bir stratejik hesap içinde siyaset izliyor. Bölgede yer alan ülkelerin -İsrail ve kısmen Lübnan hariç- tamamı Müslüman. Ancak her ülke, başka bir süper gücün güdümünde hareket ettiği için, bir bakıma geleceklerini de tehlikeye düşürmüş oluyor. Bu ülkeler kendi çıkarlarına ve geleceklerine yönelik hesaplar peşinde koşarken, masum insanların ölüme, halkın sefalete sürüklenmesine karşı duyarsız kalıyor. Kısacası bu gidişin Ortadoğu’nun Müslüman halklarına hiçbir yararı olmayacaktır.

Bölgedeki Müslüman ülkelerinin arasında Türkiye barışçı bir diyalog seferberliği ile Ortadoğu ülkeleri arasında yeniden bir yol haritası oluşturmalıdır. İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan ile Körfez ülkeleri ve Mısır gibi bölge aktörleri arasında ortak stratejiler oluşturulması için, öncelikle bu ülkelerin uzlaşmalarına zemin hazırlanmalıdır. Bunu da dostluk ve komşuluk anlayışı içinde yapmak gerekir. Bölgedeki ateşi düşürmek ve ülkelerin birbiri ile çekişmeden dostane ilişkiler ile hem kendi aralarındaki hem de Ortadoğu’daki sorunlara çözüm bulmalıdır.

Ortak akıl, ortak çıkar, orta yol ve orta karar her zaman hayırlı sonuçlar vermiştir. Ortadoğu ülkeleri iş ve güç birliği yaparsa, pek çok sorun kendiliğinden aşılır. Komşularda da barış ve huzur sağlanır. Bu işte Türkiye önemli ve öncü rol oynamak zorundadır.




Arkadþýna gönder



Yazarýn diðer yazýlarý

1 - Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir
2 - Irak Sil Baştan Olmadıkça…
3 - Kerkük’te Güven Sağlanmadıkça…
4 - Türkmen Dağarcığı: Udî Celal Vendi
5 - Kerkük Kayserisi
6 - Irak Bir Hukuk Devleti Olabilir mi?
7 - Türkmenlerin Demokratik Zaferi
8 - Aşkı, vatan için canını verenlerden öğrenen: Kahraman Şehit Musa Özalkan
9 - Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi
10 - Kerkük’te Bayrak Zorbalığı
11 - Kardaşlık 18 Yaşında
12 - Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır
13 - Irak’ın Geleceğine Dair…
14 - Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci
15 - Türkmen Dağarcığı: Bir Türkmen Sevdalısı - Gezenfer Paşayev
16 - Irak Dramı Nereye Kadar…
17 - Türkmenler İçin Güvenli Bölge Oluşturulmalı idi…
18 - Türkmen Gençlerine Sesleniş
19 - Irak Anayasası Düzeltilmedikçe…
20 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
21 - Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim
22 - Tuzhurmatu’ya Kıyan Eller Kırılsın
23 - Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük
24 - Fuzuli Üniversitesi Hakkında…
25 - Türkiye ve Türkmenler
26 - Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü
27 - Davutoğlu’ndan Fuzûlî İçin Bir Mezar İstiyoruz
28 - Irak’ta Etnik ve Mezhep Ayırımı Devam Ettikçe
Ülkede Huzur ve Güven Sağlanamaz
29 - Türkmen Yazar Mehmet Hurşit Dakuklu’nun Ardından
30 - Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri
>>Sonraki >>