1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-08-22
Facebook Twitter Youtube

Türkiyesiz Türkmenler

Irak Türkmenleri: Referandumu reddediyoruz

Mahir Nakip



Geçmiş Ne Diyor?

Bazı yazarlar, Osmanlı’nın çöküş sebebini İttihat ve Terakki’nin milliyetçi eğilimlerine bağlarken, diğer bir kısmı da Osmanlı’nın, Türklerin yoğunlukta yaşadıkları coğrafyaya zamanında çekilmediği için çöktüğünü iddia eder. Her iki görüş de tartışılabilir. Bilinen şu ki, Osmanlı hanedanı ne Fransız İhtilali’nden önce ne de sonra Türkçülük yapmıştır. Ancak Osmanlının en zayıf anında bile, ister Müslümanlık, ister Türklük saikıyla olsun, Orta Asya’daki Türklerle ilgilendiğini biliyoruz. Osmanlı Hükümeti 1845 yılında kimi zaman Hokand Hanı’nın şikâyeti üzerine Buhara Hanı’na elçi göndererek kardeş kanının dökülmemesini, hanların kendi aralarında iyi geçinmeleri gerektiğini ve Rusya ile münasebetlerinde de dikkatli olup, antlaşmalara riayet ederek herhangi bir şikayete mahal vermemelerini tavsiye ederken , Sultan Abdülhamit, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Mahmut zamanlarında da bu bölgelere bilfiil teknik ve askerî yardımlar yapılmıştır .


Cumhuriyet kurulduktan sonra ise, Atatürk ve etrafındakilerin sınır ötesinde kalan Türklere ne kadar önem verdiklerini ve özellikle de Musul konusunda gösterdikleri hassasiyeti tarihî kaynaklarımızdan öğrenebiliyoruz. Ancak, sonraki hükümetlerin dış Türklere soğuk baktığını ve kayıtsız kaldığını hemen hemen herkes teslim eder. Türkiye’nin bu pozisyona düşmesinin belki de en önemli sebebi, sürekli kendisini Sovyetler karşısında savunma durumunda görmesi ve daha çok içe yönelik siyaset gütmesidir. Nitekim, Sovyetler tehlikesi olmadığı halde aynı siyaseti İran, Irak ve Suriye’deki Türklere karşı da takip etmiştir.


1 Mart 2003 tarihi, yukarıda özetlediğimiz dış politika stratejisi açısından önemlidir. 1 Mart Tezkeresi Meclis’te kalınca Türkiye Irak’taki soydaşlarını farklı şekilde gündemine alarak onlara öncelik vermiştir. Çünkü, savaş öncesinde, hiç bir askerî, malî ve siyasî güçleri olmayan Türkmen siyasî örgütleri, Türk ordusunun Irak’a girmesi gerektiğini deklere eden tek Iraklı siyasî grup olmuştur. Böylece büyük bir riski üzerine alan Türkmen siyasî grupları, onun bedelini hâlâ çekmektedirler.



Durum Göründüğü Gibi Değil?

ABD’nin Irak’a girmesinden ve Peşmerge kuvvetlerinin Kerkük’ü işgâl etmesinden sonra Türkiye’nin Irak Türkleriyle yakından ilgilendiğini, hatta bazı gazete yazarları, Irak siyasetimizin tamamen Türkmen eksenli olduğunu yazmışlardı. Irak Türkleri konusunda pek bir bilgi birikimine sahip olmayan iktidar ve Türk bürokrasisi, düzmece olan birinci seçimlerden çok şey bekliyordu. Sanki, her şey seçim sonuçlarına endekslenmişti. Türkmenlerin seçimlerden elde ettikleri sonuçlar Türk yetkilileri nezdinde hayal kırıklığı yaratmıştı.


Türkiye’nin Türkmenleri önemsediği en iyi zamanda bile ilginin derecesi, İran’ın Şii Iraklılarla ya da ABD’nin Iraklı Kürtlerle ilgilendiğinin bir cüzü kadar bile olmamıştır. Tabiî ki Türkiye İran gibi ideolojik davranan bir ülke olamaz. Cumhuriyet tarihi boyunca, dış politikası şeffaf, zararsız, barışçı ve iyi niyetli; içi neyse dışı da o olmuştur. Yani, olmazları olurlarından daha fazla görünmüştür. Çeşitli sebeplerden dolayı Türkiye’ye sığınmış Iraklı Türklerin bir kısmı Irak’a geri gönderilmiş, bir kısmı da Türkiye’den ikamet izni alamayarak açık denizlerde ölüm pahasına canını batı ülkelerine atmaya çalışmıştır. Buna mukabil 1980’li yıllardan itibaren İran’a iltica eden Irak’ın Şii muhalefeti özel kamplarda barındırılmış, beslenmiş, finanse edilmiş, eğitilmiş ve silahlandırılmıştır. Yani, bugün için hazırlatılmıştır. Bunların içerisinde Türk soylu olanların sayısı az değildir. Bugün de ABD ile başı bu kadar dertte olmasına rağmen İran, gündeminin yine ilk maddelerinden biri Irak olup, El-Hekim, Caferi ve Sadr gruplarını ayrı ayrı desteklemekten geri kalmamaktadır. Demek istiyoruz ki, Türkiye’nin bugüne kadar Türkmen eksenli net bir siyaseti olmamıştır. Olmuşsa da, geçici, temelsiz, nisbî, marjinal ve dalgalı olmuştur.


Bir taraftan Türkmenlerin kendi listelerinden meclise birinci seçimlerde üç ve ikinci seçimlerde de sadece bir milletvekili sokmaları, diğer taraftan Kürt siyasî gruplarının Amerika’nın desteğiyle giderek prestij kazanması, Türkiye’nin Kuzey Irak konusunda siyaset değiştirmesine sebep olmuştur. Türkiye artık “Türkmen eksenli değil, Irak eksenli bir politika” izlemeyi tercih etmektedir denilebilir. Ayrıca, bir realite olarak kabul edilen Kürdistan ile ticarî ilişkilere önem verilmeye başlandığı açıktır. Doğrudan Telafer’e açılabilecek bir sınır kapısı şartı aranmaksızın Fly Air’in Kürdistan’a uçuş yapmasına izin verilmiştir. Ancak buna mukabil Kerkük konusunda atağa geçerek, konu bir taraftan Hükümetin gündeminden MGK’nun gündemine yükseltilmiş, diğer taraftan da MGK Genel Sekreteri tarafından ABD’de gündeme getirilmiştir. Bu vesileyle de dünya, Kerkük konusundaki Türkiye’nin duyarlılık derecesini öğrenmiş olmaktadır. Böyle bir strateji acaba neyi kurtarır, Türkiye’ye ne katar ve Türkmenlere ne fayda sağlar?



Tehlikeli Bir Hata

Türkiye, Türkmen eksenli siyasetten Irak eksenli siyasete geçmesine rağmen, bazı Türkmen siyasî örgütlerinin Türkiye eksenli siyaset takip etmesi ya da en azında bu siyaseti ile tanınması dikkat çekici ve önemlidir. Aslında Türkiye’nin Kerkük konusundaki hassasiyetinden ötürü sadece Türkmenler değil, Sünni Araplar da memnun kalmaktadırlar. Ama Türkiye’nin Türkmen meselesini Kerkük meselesinden ayırması tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Kerkük’ün Kürdistan’a dahil edilmeyerek en azından özel statülü hale gelmesi, Türkmen meselesine çok katkıları olacaktır. Çünkü gerçekten iki mesele etle tırnak gibi birbiriyle bütünleşmiştir. Bugünkü Irak Anayasası Kürdistan bölgesini tanırken, gelişmeler biri Arap-Şii, diğeri de Arap-Sünni bölgesinin kurulmasına gebe görünmektedir. Türkmenlerin yoğunlaştıkları tek vilayet Kerkük’tür. Kerkük’ün kurtulması Türkmenlere çok şey katar, ama Türkmenlerin en zayıf ve muhtaç oldukları anda desteksiz kalmaları, Kerkük’ün kurtulmasını ciddî anlamda engeller ve Kerkük’ün Kürdistan’a dahil olmasını kolaylaştırır.


Bilindiği gibi Türkiye’nin Türkmen politikası ile Kürt politikasını birbirine yaklaştırmak isteyenler çoktur. “Türkiye, Kürtlerin ve Türkmenlerin barış ve huzur içinde bir arada yaşadıkları, birbirleriyle entegre oldukları bir Kuzey Irak savunmalıdır ” diyenlerin yanında, “Türkiye’nin Irak politikası, bu nedenle, Türkmenlerin haklarını güvence altına alacak biçimde “Kürt eksenli” olmak zorunda ” diyerek daha ileri gidenler de var. Başlangıçta makul görülen ilk görüşün uygulanması (şimdilik) imkansızdır. Çünkü, Kürtlerle Türkmenler arasında yarım asırdır devam eden Kerkük sorunu giderek büyümektedir. Kürtler 14 Temmuz 1959’da Kerkük’e hakim olmak için onlarca masum ve silahsız Türkmen’i hunharca katletmişlerdir. İkincisinde 1991 yılında Kerkük’ü işgal ederek birçok yeri yağmalamışlar, tapu ve nüfus dairelerini yakmışlardır. Nihayet Amerikan desteğiyle 10 Nisan 2003 günü Kerkük onbinlerce Peşmerge tarafından işgal edilerek yağmalanmış, tapu ve nüfus idareleri yine yağmalanmıştır. O günden bugüne şehre usulsüz bir şekilde yerleşen Kürtlerin sayısı 400.000 dayanmış ve bu insanlar kanunsuz bir şekilde Türkmenlerin arsaları üzerinde evlerini yapmış, şehrin Kürdistan’a bağlanmasını beklemektedirler. Arada böyle bir derin ihtilaf hatta husumet varken barış ve huzur içerisinde nasıl yaşanabilir? Kerkük, en azından bağımsız bir bölge olmadıkça, böyle bir huzurun ya da sulh ve sükunun sağlanacağını kimse beklemesin. Kerkük’ün Kürdistan’a ilhakı halinde ise çok kan döküleceğinden ABD dahil bütün taraflar emin gibi görünüyor.


Gelelim kraldan fazla kralcılık, biraz da taşeronluk kokan “Türkmenlerin haklarını güvence altına alacak biçimde Kürt eksenli” politikaya. Evet... Türkmenlerin hakları güvence altına alınmalıdır. Farz edelim ki Türkmenlerin nüfusu en az iki milyon ve yine farz edelim ki Kürtlerin nüfusu en fazla beş milyon olsun. İkisinin toplamının Irak nüfusu içerisindeki oranı %30’u geçmeyecektir. Yani, Türkmenler azınlık ise Kürtler de onlar kadar azınlıktır. Öyleyse, Türkmenler de Kürtler gibi haklarını almalıdırlar. Pekiyi nedir bu haklar?


1. Nasıl ki Kürtlerin, Sünni Arapların ve Şii Arapların bölgeleri oluştuysa ya da oluşacaksa, Türkmenlerin de kendilerine ait toprakları olmalıdır.

2. Iraklı bütün siyasetçiler Türkmenlerin 3. büyük kütle olduğunu söyledikleri halde, bu ulufe her nedense Anayasa’ya yansımamıştır. Öyleyse, Anayasa’da Türkmenlerin 3. milliyet olduğu Anayasa’ya geçirilmelidir.

3. Necef, Tikrit ve Duhok gibi, Telafer ve Tuzhurmatı ilçeleri de çok önceleri il olması gereken, Türkmen olduğu için, olamamıştır. Her iki ilçenin il olması sağlanmalıdır.

4. En azından Türkmenlerin yaşadığı il ve ilçelerde resmî dil Türkçe olmalıdır.


Türkiye, Türkmenlere bu doğal hakları sağlayabildikten sonra, isterse “Kürt eksenli” siyasetinin ötesine geçerek, Irak’ta kendi himayesinde Kürt devletini bile kurdursun. Açıkçası sıraladığımız haklar aldıktan sonra böyle bir politika Türkmenleri rahatsız etmez. Aslında bugüne kadar Türkmenlerle Kürtler arasındaki husumetin oluşmasının da temel kaynağı Türkiye’dir. Kürtler, Türkmenleri Türkiyecilikle suçlarken, Türkmenler de Türkiye’nin dış politikasına ters düşer diye Kürtlerle işbirliğine girmemişlerdir.



Türkmenler Türkiyesiz Kalmamalıdır

Gelin hata yapmayalım. Türkiye bir Türk devletidir. Sınırların ötesinde silahsız, parasız, sahipsiz ve himayesiz soydaşlarını kollamak ve savunmak bir siyaset değil, bir görevdir. Bugün Irak topraklarında yaşayan Türkmenlerin geçmişte Çanakkale’de düşmana karşı Anadolu’yu savunmuştur. 1918 yılında İngilizler Irak’ı işgal ederken en güçlü mukavemeti Kerkük’te görmüşlerdir. Nitekim şehri işgal ettikten bir süre sonra terk etmek zorunda kalmışlardır. Ancak, takviye güçler gelince şehri tekrar teslim alabilmişlerdir. Bugün Türkmenler, Türkiye’ye bağlanmayı arzulamıyor olabilir. Ama kendi topraklarında şeref ve haysiyetle yaşamak istiyorlar. İstedikleri haklar, hak ettiklerinden fazla değildir. Ama, siyasî, askerî ve malî güçleri olmadığından ve arkalarında ABD ya da İran gibi güçlü ya da dirayetli bir destekçi ulunmadığından bugün mağdur edilmektedirler. Türkiye, Irak Kürtleriyle istediği kadar yakın bir ilişki kursun. Ama, Türkmenleri Irak’ın bütünü içerisinde görerek onları ihmal etmek çok olumsuz sonuçlar doğuracaktır.


Mustafa AKYOL’un “Türkmenlerin Ankara’da sanılandan daha “Iraklı” oldukları ise, Irak’taki 30 Ocak 2005 seçimleriyle ortaya çıktı. Özellikle Şii Türkmen oyları Şii listesine gitti ve Şii Türkmenler bu listeden meclise girdiler ” tesbiti yanlış değildir. Bunun sebebi, geçmiş yıllar boyunca Türkiye’nin İran’da örgütlenen Türkmenleri ihmal etmesi ve 1 Mart Tezkeresi’nin çıkmamasıdır. Ama Türkmenleri ikinci plana iterek izleyeceğimiz bir politika, hem millî devlet anlayışımıza sığmaz, hem de Türkmenleri İran’a doğru ya da en azından Türkiyesizliğe iter.


Türkmenler Türkiyesiz bırakılmamalıdır.


Kardaşlık 30. sayı

--------------------------------------------------------------------------------

1.Alaeddin YALÇINKAYA, Türkistan, 1856’dan Günümüze, Timaş Yayınları, 1997, s. 48
2.Aynı Eser, s. 185
3.Mustafa AKYOL, Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek, Yanlış Giden Neydi? Bundan Sonra Nereye?, Doğan Kitap, İstanbul, 2006, s. 193
4.Cengiz ÇANDAR, “Kürt Sorunu ve Irak’ta ‘Ezber Bozmak’...”, Dünden Bugüne Tercüman, 24 Ağustos 2005.
5.Mustafa AKYOL, a.g.e., s. 193

Mahir Nakip Yazarn dier yazlar (44)...

Irak Türkmen Cephesi: Referandumun Zamanlaması Yanlış

Hits: 5

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), bağımsızlık referandumunu tartışıyor. Referandumun 25 …

Devam...

KERKÜK SADECE KERKÜK DEĞİLDİR?

Hits: 6

Türkiye olarak etrafımızda yaşanan olaylara ‘’alan gerçekleri ‘’ile bakmaktan çok uza…

Devam...

Türkmen Cephesi'nden çağrı: “Bizi yalnız bırakırsanız eririz”

Hits: 4

Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Barzani’nin 25 Eylül’de …

Devam...

Türkmeneli dergi 114

Hits: 8

Devam...

Kerkük'te Kürdistan bayrağı krizi derinleşiyor... Mahkeme kararını uygulamayacaklar

Hits: 29

Bağdat İdare Mahkemesi'nin verdiği 'Kürdistan bayrağı' kararı sonrasında kriz sürüyor. son…

Devam...

REFERANDUM ENGELLENİR VEYA ERTELENİR Mİ?

Hits: 25

Irak Kürdistan Bölgesi ile Kerkük başta olmak üzere ihtilaflı toprakları içine alan bölgede…

Devam...

Irak Türkmenleri: Referandumu reddediyoruz

Hits: 18

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Salihi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin 25 Eylül'deki bağımsı…

Devam...

Türkmenler Telafer'den güvenli bölgelere kaçıyor

Hits: 45

Irak Türkmen Cephesi Milletvekili Maruf, DEAŞ'ın elinde mahsur kalan Telafer'deki Türkmenlerin…

Devam...

Türkmenlerden referandum tepkisi: Tek başlarına karar almamaları lazım

Hits: 58

Irak Türkmen Cephesi Sözcüsü Ali Mehdi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) 25 Eylül’…

Devam...

Barzani'nin "bağımsızlık referandumu" kararına tepkiler giderek artıyor

Hits: 34

Barzani'nin bağımsızlık referandumu kararına tepkiler giderek artıyor. Irak Başbakanı Haydar…

Devam...

Yazarn ok okunan

TÜRKMENLERİN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I ZİYARETİNDEN YANSIMALAR

Hits: 23016

İşin Gelişimi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ERDOĞAN, Irak Türkmen siyasetçilerini Ank…

Devam...

Türkmeneli’nden.. Türk’ün dilinden BİLGE VE BİLGİN KİŞİ ATA TERZİBAŞI

Hits: 19538

Eski Türklerde üç kutlu şahsiyet göze çarpar: Han (Kağan), Şaman, Bilge. Han, devleti yönet…

Devam...

Aman Suriye’nin Kuzeyine Dikkat!

Hits: 19081

Anlamsız yere 1980 yılında başlayan ve hiç bir tarafın kazanmadığı Irak-İran Savaşı, 198…

Devam...

HAŞD ŞAABİ VE TÜRKMENLER

Hits: 18524

ABD, ordusu ile bir ülkeye girip başarı ile çıktığı hiç bir ülke yoktur; Vietnam’dan yen…

Devam...

Kerkük Üzerinden Türkiye’ye Mesaj Var

Hits: 18224

Yıllardır Kerkük’te valilik yapan Amerikan vatandaşı Necmettin Kerim durup dururken Bir karar…

Devam...