1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-24
Facebook Twitter Youtube

Bu Coğrafya Emlakçiden Alınmamıştır

Hamza Hamamcıoğlu

Suphi Saatçi

Mensup bulunduğumuz Türk milleti, yazılı tarih belgelerine göre 2500 yıllık geçmişiyle, dünya tarihinde büyük bir rol oynamıştır. Yaşadıkları sert bozkır ikliminin koşullarına göre savaşçı ve atılgan bir yapıya sahip Türkler, atı çok iyi kullanmış, at üzerindeyken savaşmayı büyük bir sanat hâline getirmişlerdir. Bu sayede eski dünyanın en hızlı ulaşım aracı olan at, Türklere cihangirlik yolunu açan büyük bir rol oynamıştır. Topyekûn asker olan Türklere ordu-millet veya asker-millet denilmesi de, bir tesadüf eseri olmamıştır.

İslamiyet’i kabul ettikten sonra Orta Asya’dan batıya doğru akan Oğuz boyları İran üzerinden Anadolu’ya dayanmışlardır. Fetih ruhu ile İslamiyet’in Allah yolunda cihat aşkı birleşince, Türklerin tarih sahnesindeki misyonu daha bir berraklaşmıştır. Uzun bir maceranın başlangıcı olan 1071 Malazgirt Savaşı, Türklerin tarih boyunca yarattıkları üç büyük dönüm noktasının ilki sayılır. Dünya tarihinin akışı içinde Türklerin başrolde yer almalarının ilk etabı olan Malazgirt, Anadolu kapısının açılması ile 1453 yılında İstanbul’un fethi ile sonuçlanacak bir uzun yürüyüşün başlangıcı olmuştur. 380 yılı aşan bu büyük ve kutlu yürüyüş boyunca Erzurum, Sivas ve Kayseri’den itibaren, Anadolu’da medeniyet abideleri inşa edilmiş, şehirler kurulmuş ve kurulu olan şehirler geliştirilmiştir.

Anadolu Selçuklu devletinin Anadolu’da sağladıkları güvenlik ve huzur ortamı sayesinde, iç kalelere ve surlara sıkışmış olan şehir ve kasabalar, surun dışına taşarak büyümüşler ve gelişmişlerdir. Güven ve barış ortamının sağlanması ile ticaret ve buna bağlı olarak refah artmıştır. Anadolu’da ticaret ağlarının gelişmesi ve tarihî ipek yolunun canlanması sonucu, yüzün üzerinde kervansaray ve han yapılmış, yollar ve köprüler inşa edilmiştir. Ordularını daha güçlü ve çevik hale getiren Selçuklular, İslam dünyası üzerine musallat olan Haçlı ordularını kırarak geri püskürtmüşlerdir.

Selçuklulardan sonra bu tarihi misyonu devralan Osmanlı Beyliği, kısa sürede güçlü bir örgüt halinde, batı dünyasının karşısına dikilmiştir. İstanbul’un fethi ile imparatorluk haline dönüşen Osmanlı, Malazgirt’ten sonra ikinci büyük dönüm noktasını gerçekleştirmiştir. Balkanlara kadar uzanan Osmanlı saltanatı, bir dünya başkenti olan İstanbul’u yeniden imar ve inşa etmeye başlamıştır. Büyük bir stratejik derinliğe sahip İstanbul, eski dünyanın merkezi olmuştur. Dünyanın en kudretli hükümdarı olan Yavuz Selim döneminde Osmanlı devleti, büyük bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. Bu devlet ya cihanşümul bir güce ulaşacak veya mahalli bir beylik olarak varlığını sürdürecektir. Doğuda İran ve Mısır’da Fatımî devleti, Osmanlı egemenliği için birer tehdit oluşturuyordu. Özellikle hilafeti elinde tutan Mısır Memluk devleti, İslam dünyası için de bir sorundu. Bunların verdiği rahatsızlık, yıllardan beri kangren haline dönüştüğü için Yavuz Selim, 8 yıllık saltanatı sırasında bu iki gaileyi de ortadan kaldırmıştır. Böylece üçüncü dönüm noktasını aşan Yavuz Selim ile Osmanlı Devleti, cihangir bir statü kazanmıştır.

Kanunî Sultan Süleyman döneminde dünyanın merkezi olan İstanbul, tarım ve ticarette, eğitim ve kültürde, sanat ve mimarîde en üst düzeye çıkmış, Osmanlı donanması denizcilik alanında süper güç haline gelmiştir. 400 yıl boyunca Orta Doğu’dan Balkanlara uzanan büyük bir coğrafyada yaşayan Osmanlı tebaasını barış ve güven içinde yaşatmıştır. Irk ve din ayrımı yapmadan, her mezhebe mensup etnik topluluk ve cemaati kucaklayan Osmanlı yönetimi, aynı coğrafya içinde yer alan herkese asude bir hayat yaşatmıştır. Osmanlı yönetiminin tek ideali i‘lay-i kelimetullah yani Allah’ın adını yüceltmekti. Allah rızasını kazanmak için, İslam’ın adaletini ve güzelliğini yaymak uğruna her türlü mücadeleyi göze alan Osmanlı yönetiminin gösterdiği başarının sırrı da bu noktada gizli olsa gerektir. Hiçbir halka zulmetmeyen, adaleti ve refahı eşit biçimde halkı ile paylaşan Osmanlı yönetimi, Müslüman olmayan toplulukları da himaye etmiştir.

Batı dünyası tarafından sürekli işgalci ve barbar gösterilmeye çalışılan Osmanlı Devletinin altını oymak ve bu coğrafyadan söküp atmak için tarih boyunca oyunlar tezgâhlanmıştır. Özellikle İngiltere’nin, Osmanlı bayrağının dalgalandığı İslam coğrafyasını ele geçirmek için, birçok devletle yapmadığı ittifak ve girmediği oyun kalmamıştır. Osmanlıya karşı her devirde haçlı ittifakı sergilenmiş ve İslam dünyasını batının hegemonyasından koruyan bu büyük devletin parçalanması için her fırsat değerlendirilmiştir. Nitekim Birinci Dünya Savaşından önce Osmanlı topraklarının bölüşülmesi için haritalar üzerinde gizli ittifaklar yapılmış ve savaş öncesi Osmanlı tebaalarının etnik ve dinî duyguları kışkırtılarak yer yer ayaklanmalar başlatılmış, bunlara her türlü silah ve destek sağlanmıştır. Bunun sonucunda Balkan faciaları yaşanmış, Osmanlı devletinin Müslüman halklarına karşı korkunç katliamlar düzenlenmiştir.

Birinci Dünya Savaşının kurgusu, esasen Osmanlı mirasının paylaşılması üzerine oturtulmuştur. Kuzey Afrika’nın, Arabistan yarımadası başta olmak üzere bütün bir Orta Doğunun sömürgeleştirilmesi, bu planın büyük bir parçası olarak sahneye konmuştur. Birinci Dünya Savaşında, İslam dünyasının hamisi olan Türklere Anadolu bile çok görülmüş, bin yıllık vatanımızın birçok bölgesi işgal edilmiştir. Sonunda Türk milleti canını dişine takarak, yedi düvele karşı kurtuluş savaşı vermiştir. Sözün kısası Anadolu insanı, yaşadığı toprakları ve kutsal saydığı vatanını kimseye kaptırmamıştır.

Osmanlı döneminden beri Türkiye, Orta Doğu ve Balkanları besleyen bir misyona sahipti. Bu misyon hâlâ devam etmektedir. Bu topraklar haksızlığa, zulme ve tehlikeye maruz kalan herkesin sığınağı olmuştur. Günümüzde bile Türkiye Orta Doğu halklarının eğitim, ticaret ve sanayi merkezidir. Her geçen yıl sayıları daha fazla artan Balkanlı, Orta Doğulu, Azerbaycanlı, Türkmenistanlı, Kazakistanlı, Kırgızistanlı ve diğer bölgelerden gelen öğrenciler, eğitim ve öğretim amacıyla Türkiye’de okuyorlar. Aynı bölgelerden gelen iş adamları ticaret, sanayi ve bankacılık alanında Türkiye ile çalışıyorlar.

Yaşadığımız toprakların sahip olduğu stratejik derinlik, tarih boyunca birçok milletin iştahını kabartmıştır. Tarihimizi ve tarih boyunca yaşadığımız macerayı bilmeyen, kavramayan ve anlamayan insanlar, bu toprakların geleceği üzerinde tasavvur sahibi olamaz. Şunu çok iyi bilmemiz gerekir ki biz, bu topraklar üzerinde kendi gücümüzle duruyoruz. Askerî, beşerî ve siyasî gücümüz zedelendiği an, bu topraklar üzerinde bizi beş dakika yaşatmazlar. Bizim bu söylediğimiz bir tahmin değildir. Bu felaketi yaşamış olan milletimiz, bunun şuurunda olmak zorundadır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, bu gerçeği anlamayan pek çok insan vardır. Bu yüzden herkes aklını başına devşirmelidir.

Yeryüzünde var olan bütün milletler, yaşadıkları coğrafyanın stratejik derinliğine göre misyonlara sahip olurlar. Bu tarihin değişmez bir kaderidir. Türkiye de coğrafyasının stratejik derinliğine göre kendi misyonuna göre davranmak ve kendini yönetmek zorundadır. Hayatımız, planlarımız ve göreceğimiz rüya bile her zaman bu misyona uygun olmalıdır.

Tarihî maceramızı bilmeyen ve anlamayan siyasî kadrolar da, ülkenin geleceğini inşa etmek iddiasında bulunamaz. Türkiye’de iktidar ve bu ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi olanlar, bu tarih şuurunda olduğu oranda, bu ülkeyi istikbale taşır. Çevremizdeki ülkelerde yaşanan yangınlar ve giderek büyüyen felaketlerden dersler almalıyız. Kuzey Afrika’da, Irak’ta, Suriye’de ve Yemen’de yaşananlar şuursuzluğun, aymazlığın ve gözü dönmüşlüğün, insanları nereye kadar götürdüğü anlaşılmalıdır.

Binlerce şehidin kanı ile beslenen bu topraklar emlakçiden alınmamıştır. Yüce Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin…

Suphi Saatçi Yazarın diğer yazıları (30)...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 10

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 24

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 56

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 34

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 44

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Milli Türkmen Partisi nasıl bu hale geldi?

Hits: 123

Türkmen Siyasi Tarihinin güzide bir Partisi iken Türkmen Siyasi hayatına ilk defa Partileşmeyi getir…

Devamı...

Kerkük'te Türkmeneli Partisi'ne saldırı

Hits: 72

Türkmeneli Partisi Sözcüsü Teymur Beyatlı, Kerkük'te düzenlediği basın toplantısında, kentin güneyba…

Devamı...

Erbil gazetesi 24

Hits: 20

Devamı...

HABİB HÜRMÜZLܒNÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 69

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı “…

Devamı...

Şehit Polisler İçin Anlamlı Çalışma

Hits: 74

Kerkük'te kutsal görevlerini yaparken şehit olan iki Türkmen polis subayının şehit oldukları yerde…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 8678

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşam…

Devamı...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 4676

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul eyaletle…

Devamı...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3570

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca birçok d…

Devamı...

Kardaşlık 18 Yaşında

Hits: 3231

Ocak 1999 da yayın hayatına başlayan Kardaşlık 69. sayısı ile siz değerli okuyucularına bir kez daha…

Devamı...

Türkiye ve Türkmenler

Hits: 3184

Irak Türkmenleri tarih boyunca Türkiye ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Birinci Dünya Savaşından s…

Devamı...