1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-03-22
Facebook Twitter Youtube

3 MAYIS TÜRKLÜĞÜN VARLIK İRADESİDİR

Türkmen Diyarı Kerkük’te Kürtlerin Oynadığı Oyun Herkesi Yakacak!

Dr. Cüneyt Mengü

1944 yılı, II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yaklaşıldığının emarelerini veren ve aynı zamanda Türk tarihi açısından üzerinde durulacak önemli bir dönemdir. 1 Eylül 1939 tarihinde başlayan savaşın bitimine kadar uluslararası gizli istihbarat faaliyetleri had safhada idi. Büyük önder Atatürk’ün o dönemin üst düzey siyasetçilerinin zihinlerinde yer eden “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” söyleminin etkisi altında Türkiye bu savaşta tarafsız kalmayı başarabilmiştir. Savaş sırasında birbirleriyle zıtlaşan yabancı ülke temsilcileri ve misyon şefleri, savaşın başladığı tarihten itibaren Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinde aşırı istihbarat ve casusluk faaliyetleri içerisine girmişlerdir.
Gerçek şudur ki; özellikle Sovyetler ve Türkiye içindeki yandaşlarının 1944’te Türkiye ve Türk dünyası aleyhinde söylem ve davranışları, özellikle milliyetçi kesim üzerinde rahatsızlık ve panik yaratmıştır. Öte yandan 1938’den sonra Ankara Türkiye’nin iç ve dış politikasında, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden sapma eğilimlerinin kendini göstermesinin yanı sıra özellikle savaş döneminde herkesi idare etme yolunu tercih etmiş ve ancak nedense Türk milliyetçilerini susturmak için çaba harcamaktan da geri kalmamıştır.
Bu gelişmeleri yakından takip eden Türkiye ve Türk Dünyası sevdalısı Nihal Atsız, her Türkün yapısında bulunan çareyi şikayet ve uyarıda bulunma alışkanlığı ile Türkiye’nin güvenliği, bağımsızlığı ve selametini düşünerek dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na 1 Mart 1944 ve yine bir ay sonrasında 1 Nisan 1944 tarihinde Orhun Dergisi’nde yayımlanan iki açık mektup kaleme almıştır. Atsız bu iki mektubu Başbakanın hem Türkçü ve hem de hükümetin başı olması hasebiyle yazmıştır.
Söz konusu yazılarında; ‘’fikirler iş haline geldiği zaman manalıdır. Buna biz ülkü deriz. İş haline gelmeyecek fikirler ise ham hayallerden ibarettir. Niçin bu memleketin istiklalini çok görmüş ve onu başkalarına köle etmek istemiş onlarca kişilere yüksek makamlarda yer veriyorsunuz ve bunlara ayrıca bunlara çok müsamaha gösteren tek ülke durumundasınız’’ ifade etmiştir. Milliyetçi camiada olağanüstü kabul ve beğeni gören her iki yazı, bir yandan Türkçülüğün uyanışına ve milli şuurun ayağa kalkmasına neden olurken diğer yandan dönemin hükümetini rahatsız etmiştir. Böylece Atsız hakkında 26 Nisan 1944 tarihinde Ankara’da başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında infial halinde olan dönemin gençleri hâkimlerin mahkeme salonuna girişine engel olacak şekilde mahkeme salonunu hıncahınç doldurmuşlardır. Bu durumun neticesinde duruşma 3 Mayıs 1944 tarihine ertelenmiştir.
Tarih 3 Mayıs 1944;
Duruşma için yine yurdun dört bir yanından Ankara’ya gelen ve hükümetin almış olduğu güvenlik tedbirleri nedeniyle mahkeme salonuna giremeyen bu heyecanlı gençler hep bir ağızdan İstiklal Marşı okuyarak Ulus Meydanı’na doğru yürüyüşe başladılar. Gençler Yürüyüş sonrasında Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşme talebinde bulunsalar da görüşmenin gerçekleşmesi mümkün olmamıştır. Gösteriye katılan gençler hükümet tarafından aşırı şiddet uygulanarak dağıtılmışlardır. Yalnızca öğrencilerden tutuklananların sayısının 165 kişi olduğu tespit edilmiştir.
3 Mayıs tarihi neden önemlidir?
• 3 Mayıs 1938 sonrası gayrimilli politikaya karşı ilk milliyetçi çıkışın ve hareketin dönüm noktasıdır.
• 3 Mayıs Türk milliyetçilerinin varlık iradesini ortaya koyan tarihi bir olay ve süreçtir.
• 3 Mayıs her türlü emperyalizme karşı direniştir.
• 3 Mayıs Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin sigortasıdır.
7 Eylül 1944 tarihinde başlayan ve 29 Mart 1945’e kadar devam eden ve 65 oturumluk davada Türkiye siyasetinde önde gelen kişilerden başta Nihal Atsız olmak üzere 23 kişi yargılanmış ve yargılama sonucunda 10 kişi çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Bu davada yargılananlar arasında o zamanlar teğmen rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan rahmetli Alparslan Türkeş de yer almıştır.
3 Mayıs olaylarının ilk yıldönümü olan 3 Mayıs 1945 günü, o sırada Tophane’de Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunan başta Atsız olmak üzere bir gurup milliyetçi tarafından bir toplantı ile anılmıştır. Daha sonra bu kutlamalar müteakip yıllarda da gelenek haline gelerek günümüze kadar çeşitli etkinlik ve törenlerle anılmaya devam edilmiş ve halen de edilmektedir. Bu tarih Türk milliyetçilerinin en önemli günü olarak tarihe geçmiştir. Atsız’ın hapishanede tutuklu iken yazdığı şiirin son mısrası ise; “Bir gönlüm muratsız/ Bir kartalım kanatsız/Kendinden geçse Atsız/Dakikalar geçmiyor.”
Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2015 yılında yapılacak milletvekilliği genel seçimi beyannamesinin 3 Mayıs 2015 gününde yüce Türk Milleti’ne okunacak olması da oldukça manidardır.
3 Mayıslara ve onu idrak edenlere selam olsun. Hayatını kaybedenlerin ruhları şad mekânları cennet olsun.

cuneyt.mengu@mercanonline.com

Dr. Cüneyt Mengü Yazarın diğer yazıları (103)...

İstanbul'da Türkmen bayrağı asılmasını İBB izin vermedi

Hits: 27

Türk Dünyası'nın her yıl geleneksel olarak buluştuğu Topkapı Türk Dünyası Mahallesi etkinlik alanınd…

Devamı...

Türkmenler, Kerkük’ü bayraklarıyla donattı

Hits: 38

Ankara’nın şımarttğı Barzani’nin, Kerkük’te Kürdistan bayrağı hamlesine karşı Türkmenler ayaklandı. …

Devamı...

Avrupa İrak Türkmenleri platformu 2. Kurultayı Kopenhag'da düzenlenecek

Hits: 27

Avrupa İrak Türkmenleri platformu düzenleyecek olan 2. Kurultayı Danimarka başkenti Kopenhag'da 29 …

Devamı...

Kerkük'teki Son Durum Ele Alındı

Hits: 21

Türkmen siyasi parti başkan ve temsilcileri, bazı Türkmen milletvekilleri ve Kerkük İl Meclisi'ndeki…

Devamı...

Salihi'den Kerkük'te yaşanan bayrak kirizi ile çok önemli açıklamalar

Hits: 28