1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-07-26
Facebook Twitter Youtube

Irak’ın Geleceğine Dair…

Kerkük Semasından bir yıldız daha kaydı...

Suphi Saatçi


Yaşadığımız ülke olan Irak, 1920’den 1958 yılına kadar krallık rejimi ile yönetilmişti. Kraliyet döneminde Irak 14 ilden oluşan bir ülke idi. Musul ve Dicle’nin batısında kalan bölge kuzeyden güneye doğru Bağdat, Rumadi, Necef, Kerbela, Hille, Kut, İmare, Nasıriyye ve Basra’ya kadar olan sahada Araplar yaşıyordu. Ülkenin kuzeydoğu bölgesinde kuzeyden Türkiye, doğudan İran sınırına kadar olan dağlık kesimde Kürtler Süleymaniye, Duhok, Zaho, Akra, Mahmur ve Köysancak gibi şehirlerde yerleşmişlerdi. Türkmenlerin yaşadığı Kerkük, Erbil, Telafer ve Tuzhurmatu gibi merkezlerde herkes kardeşçe ve barış içinde yaşamakta idi.
Aynı ülkede yaşandığı halde Basra’nın Kerkük’ten, Duhok’un Nasıriyye’den, Hille’nin Süleymaniye’den fazla haberi yoktu. Basra’da ve Musul’da Arapça, Kerkük’te Türk(men)çe, Süleymaniye’de Kürtçe konuşan Irak halkları arasında ne kavga vardı, ne de çekişme… Herkes kendi bölgesinde huzur ve güven içinde mutlu bir hayat sürdürüyordu.
Irak’ta 14 Temmuz 1958 tarihinde kraliyet monarşisi askerî bir ihtilalla devrildiği zaman, bizim kuşak ilkokul son sınıfta öğrenci idi. İhtilalı yapan askerî cunta Irak’ın demokratik bir sisteme geçtiğini ilan etmişti ve devletin adı da artık Irak Cumhuriyeti olmuştu. Cumhuriyetin birinci yılı dolmadan ülkede çatışmalar baş gösterdi. Önceleri milliyetçi-solcu-komünist fikir çatışmaları biçiminde başlayan bu akımlara Kürtçülük hareketi de eklendi. Kısa süre içinde fikir akımları yerini etnik çatışmalara bıraktı. Derken Musul’da, Kerkük’te kanlı eylemler ve katliamlar yaşandı.
Ortaokul birinci sınıftan liseyi bitirene kadar, ihtilalcılar arasında fikir ayrılıkları baş gösterdi ve kanlı çatışmalar yaşandı. 1958-1968 yılları boyunca askeri darbelerin, tasfiyelerin ve idamların ardı arkası kesilmedi. Cumhuriyet adı verilen rejim tamamen askerî bir diktatörlük olarak devam etti. Ahmet Hasan El-Bekir’in yerine geçen Saddam’ın iktidarı ise, kanlı ve acımasız bir dönem olarak tarihe geçti. Bu dönemde Irak, Saddam’ın kan ve şiddet siyaseti ile yönetildi. Ülkenin kaderi onun yanlış politikası yüzünden giderek karardı.
1980 yılında Irak’ın, İran ile giriştiği savaş 1988 yılında son erdi. Amacı ve sebebi belli olmayan bu savaş sonucunda Irak beşerî ve maddî kaynağının büyük bir kısmını kaybetti. Ülkenin millî serveti patlayıcı maddelere harcandı ve iflasın eşiğine gelindi. 1990 yılında başlayan Kuveyt işgali, Irak’ın geleceğini daha da kararttı ve yaşanan ambargo sonuncunda sefalet, açlık ve ahlakî çöküntü, yeni kuşakların heba olmasına yol açtı. Nisan 2003 tarihinde ABD işgali ile noktalanan Saddam dönemi, geride büyük bir felaket bıraktı.
1980-2003 yıllarında Irak’ta doğan çocuklar, günümüzde 12-35 yaşlarına erişen bir talihsiz kuşak olarak ülkenin geleceğini oluşturuyor. Savaş içinde, ambargo altında, eğitimden, gıdadan, sevgi ve şefkatten mahrum olarak yetişen bu kuşak, Saddam tarafından Irak’a bırakılan en tehlikeli miras oldu. Irak’ın devraldığı bu beşerî enkaz, ülkenin geleceğini inşa etmek için her hangi bir alt yapıya da sahip değildi. Kısacası cumhuriyet rejiminin tarihi olan 1958-2003 yılları arasında Irak acıların, korku ve felaketlerin yaşandığı bir dönem olmuştu. Ülkenin okur-yazar gerçek aydınları, siyaset, düşünce, eğitim ve bilim insanları, akademisyenleri, sanatçıları, edebiyatçıları, sağlık ve mühendislik alanında yetişen en kaliteli elemanlar, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Başka bir ifade ile 20. yüzyılın ikinci yarısı Irak için gerçekten kayıp yıllar olarak tarihe geçmiş oldu.
Irak 2003 yılından itibaren yeni bir döneme girerken, ülkenin kayıp yıllarının telafisi, yapılan tahribatın onarımı, ezilen, horlanan ve zulüm altında inleyen toplumun moral ve ruh sağlığına kavuşturulması için yeni hamlelerin yapılması için, devletin yeni baştan dizayn edilmesi gerekiyordu. Ne var ki bütün halkın ilk başlarda girdiği beklentiler ve beslediği umutlar, kısa süre içinde yerini hayal kırıklığına bıraktı. Irak’ta sosyal hayatın altüst olmasının yanında çöken eğitim ve sağlık sektörü gibi kurumlar ülkenin geleceği açısından büyük önem taşımaktaydı. Oysa bu kurumların tekrar ayağa kaldırılması ve yaşanan 30-40 yıllık bunca tahribatın düzeltilmesi bir yana, ülkenin felakete sürüklenmesini hızlandıran olumsuz gelişmeler meydana geldi. 2003’ten 2015 yılına gelindiği süreç içinde yaşananlar, Irak’ın geleceğinin daha derin bir karanlığa yuvarlanmakta olduğunu göstermektedir.
Ülkenin birlik ve beraberliğinin, güven ve huzur ortamının sağlanması gerekirken, ne yazık Irak giderek daha derin bir kargaşa ortamına sürüklendi. Etnik çatışmaların daha da derinleştiği Irak’ta, mezhep çatışmaları da devreye sokuldu, bu yüzden Sünni-Şii çatışmalarının şiddeti cinnet derecesine vardı. Ülkenin içinde bugüne kadar çarşı-pazarda, kahve veya toplu buluşma yerlerinde her hangi bir Şii vatandaş ile Sünni bir vatandaşın mezhep yüzünden kavga ettikleri görülmemişken, siyasetçilerin kanlı hesaplaşmaları yüzünden binlerce vatandaş bu yolda hayatını kaybetti. Özellikle Irak’ın Arap vatandaşları iki ayrı kampa ayrıldı ve mezhepleşme yüzünden etnik kimlikleri adeta silinmiş oldu. Böylece Irak’ta artık Arapların varlığından söz etmek yerine Sünni veya Şii topluluklar sahnede yer almaya başladı.
Irak’ta yaşayan Kürtlerin bu durumlardan kazançlı çıktıkları zannedildi. Kürt liderlerin arasında eskiden beri mevcut olan feodal yapıdan dolayı, daha önceleri de görüldüğü gibi, ihtilaflar ve bölgeler arasındaki gizli çekişmeler meydana geldi. Ülkenin millî gelirinden ayrılan payın, bölge halkının refahına adil biçimde yansımadı. Haksızlık ve hırsızlık saikıyla mazlum halkın emeği ve ekmeği çalındı. Ülkede en çok haksızlığa uğrayan ve bugüne kadar istekleri ve beklentileri karşılanmayan Türkmenlerin, Arap ve Kürt siyasetçilerinin adil olmayan ve hakkaniyete dayanmayan uygulamaları yüzünden hiçbir yönetime karşı güvenleri kalmadı.
ABD tarafından işgal edilen Irak, 2003 yılından sonra İran’ın kucağına yuvarlandı. ABD ve İsrail Barzani ile ittifak kurarken, İran da Şii toplulukları ve Talabani ile kontrolü ele geçirdi. Ülke yağmalanan, kapanın elinde kalan, savunmasız ve sahipsiz bir duruma düşmüştü bir kere… Herkes bu sahipsiz pastadan pay kapmak için işe koyuldu ve yağmadan nasibini almaya baktı. 2003 yılından beri Irak’ta İktidara gelen koalisyon üyelerinin neredeyse tamamı, hizmet yarışı yerine hırsızlık yarışına girdi. Bakanlık bütçelerinin boşalmasından sonra anlaşılan hırsızlıkların önlenmesi mümkün olamadı. Hiçbir bir konuda yeteneklerini ve becerilerini sergilemeyen bu kadrolardan sonra gelenler, onlardan daha fazla kötü birer örnek olmuşlardır. Ülkenin tek gelir kaynağı olan petrol borularına, silahlı gücü olan her ekip musluk takarak kaçak yollarla satış yapıyor.
Irak’ta işler iyice kontrolden çıktıktan sonra, bu sefer Suriye krizi patlak verdi. Suriye’nin de Irak gibi parçalanma sürecine girmesini hazırlayan oyun kurucuları yeni senaryolar geliştirdiler. Ortadoğu’nun oyun kurucuları, Suriye’de oluşan otorite boşluğundan yararlanarak, Suriye ile birlikte Irak’ı da tehdit eden yeni bir terör odağı hazırladı: IŞİD. Irak’ı dirayetle yönetemeyenlerin korkulu rüyası bu sefer IŞİD oldu. IŞİD saldırılarından en büyük zararı Türkmen bölgeleri gördü. Özellikle bin yıllık Türkmen yurdu olan Telafer, ne yazık tarihinin en korkunç kaybını yaşadı. Irak’ın üçte birini işgal eden IŞİD yüzünden ülkede yeni göç dalgaları meydana geldi. IŞİD sayesinde batılı ülkelerle çalışan silah tacirleri, Müslümanların birbirilerini katletmek için olağan üstü gayretlerle çalışıyorlar. Sünni-Şii çatışmaları neredeyse Irak ve Suriye’den Arabistan Yarımadasının en uç noktası olan Yemen’e kadar uzanmaya başladı.
Üzülerek ifade etmek gerekir ki geleceği kararan Irak, gittikçe derinleşen bir sarmal kuyusuna sürüklenmiştir. Irak’ta erkeklerin kaderi ölmek, kadınların ağlamak, çocuklarınınki ise yetim kalmaktır. Zavallı Irak halkının kaderini değiştirecek bir mucize beklemekten başka bir çare kalmamıştır.

Suphi Saatçi Yazarn dier yazlar (32)...

Ağıt

Hits: 46

Gaziler yolunda Gazi'miz gitti Arkaya bakmadan sel oldu aktı Çıkarken yoluna çok genç yaşın…

Devam...

Kerkük Semasından bir yıldız daha kaydı...

Hits: 30

Türkmen Mücadeleci,Düşünür ve eski liderlerinden Gazi Abdülmecit'ın vefat haberini büyük …

Devam...

KUZEY SURİYE’DE KÜÇÜK AMERİKA

Hits: 76

ABD’nin yıllardır üzerinde çalıştığı Kürdistan projesi göz ardı edilemez. Projenin Kuz…

Devam...

Türkmengüncesi 106

Hits: 19

Devam...

Geri sayım başladı! Türkmen kenti Telafer'e operasyon başlıyor

Hits: 50

Musul'un DEAŞ'ten geri alınmasıyla beraber Telafer için dev geri sayım başladı. Irak ordu bir…

Devam...

Irak "Kerkük İçin Referandum Kararını" Reddetti

Hits: 48

Irak Bakanlar Kurulu, geçen nisan ayında Kerkük'ün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) ilha…

Devam...

Kerkük Türkmenlerini sadece Ankara destekliyor

Hits: 79

Türk Birliği Kurultayı’na katılmak üzere Kayseri’ye gelen Irak Milli Türkmen Partisi (IMT…

Devam...

Telafer operasyonunda 'Haşdi Şabi ve Peşmerge' olmayacak

Hits: 56

Irak'ta Musul kent merkezinin DEAŞ'tan geri alınmasıyla birlikte gözler, örgütün hala elinde …

Devam...

Kerkük'te Türkmenler silahlı birlik kurmaya başladı

Hits: 79

Kerkük'ün DAEŞ sonrası peşmerge tarafından işgali neticesinde Türkmenlerin endişeleri her g…

Devam...

Türkmen Koordinasyon Kurulu (TKK) Beşnc olağan Toplantısı Bildirisi

Hits: 59

Türkmen Koordinayon Kurulu (TKK) Beşinci olağan Toplantısı Bağdata 18/7/2107 Salı gecesi yap…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 13762

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortam…

Devam...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 12764

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul…

Devam...

Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi

Hits: 8006

Bugünkü Irak toprakları Osmanlı döneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eya…

Devam...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3907

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca…

Devam...

Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü

Hits: 3532

Şehirlerin kimlikleri de tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar görünüşleri, ses tonları gibi …

Devam...