1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-03-25
Facebook Twitter Youtube

KORİDORUN HUKUKİ BOYUTLARI

Antalya Kerkük’e Ses Verdi

Dr. Cüneyt Mengü


Asıl adı Ayn El Arap olan Kobani’de IŞİD ile PKK’nın uzantısı PYD arasında devam etmekte olan silahlı çatışmalar nedeniyle köşeye sıkıştırılan ve çözüm arayışları peşinde olan Türkiye, kendine göre IKBY’ne bağlı peşmergeye Kobani’ye açılan geçiş koridoru, akil adamlar toplantısının düzenlenmesi ve ÖSO’nun savaşa müdahil olabilmesi ile çare bulmaya çalışmaktadır.
Peşmergeye açılacak koridorun hukuki boyutları siyasi arenada tartışmalara yol açmıştır. Bazılarına göre IKYB devlet statüsüne sahip olmadığı için böyle bir girişimin bölgenin resmen tanınmasının yanı sıra Türkiye için ileride hukuksal yönden sorun yaratacağı ve böyle bir uygulamanın da dünyada başka örneklerinin olmadığı ileri sürülmektedir. Bu iddialara karşı cevaplar ise;
İlk olarak tezkere metninde yabancı ülke değil yabancı asker sözcüğünün geçtiğini dolayısıyla Türkiye’nin istediği yerden Kobani’ye yabancı asker sokabilmesinde herhangi bir sakınca görülmediği ileri sürülmektedir. Bu gerekçenin tutarlı yanı olmadığı gibi tezkereyi hazırlayanları da zan altında bıraktığı düşüncesindeyim. 1991 yılında savaşı kaybeden Saddam imzaladığı onur kırıcı ateşkes antlaşmasında uçuşa yasak bölgede sadece helikopterin ulaşım amacı olarak kullanılabileceği yer almıştır. Daha sonra ABD’nin teşvikiyle güneyde ve kuzeyde yaşanan ayaklanmalar istisnaya tabi olan helikopter ile bastırılmış ve sonucunda kuzeyde güvenli bölge kurulmuştur. Pek çok siyasetçiye göre söz konusu ateşkes antlaşmasında bu bend kasıtlı olarak yer almıştır.
Diğer bir cevap ise peşmergelerin merkezi hükümete bağlı bir kurum olduğuna dair fikirlerin yoğun bir şekilde ileri sürülmesidir. Bir defa peşmerge kesinlikle Irak ordusunun bir birimi değildir ve merkezi hükümete bağlı bir kurum olduğuna dair iddialar da Irak anayasasına aykırı olduğunu belirtmek isterim. Yürürlülükte olan Irak Anayasasının ‘’9. maddesinin b bendinde silahlı kuvvetler haricinde askeri milis kuvveti oluşturulamaz, yine 13. maddenin 2. fıkrasında anayasayla bağdaşmayan yasa çıkarılamaz ve bölgesel anayasalarda veya diğer hukuki belgelerde de yer alan Irak anayasasıyla çelişen hükümler geçersiz sayılır. Ayrıca 101 maddenin 5. Bendinde ise bölgesel hükümet, başta polis, güvenlik güçleri ve bölgesel muhafızları da içeren birimlerin kurulması ve örgütlenmesi olmak üzere bölgenin bütün idari ihtiyaçlarını karşılar’’ hükümleri yer almaktadır. Bu maddelerden anlaşılacağı üzere defacto olarak faaliyetlerini sürdüren peşmergelerin Irak’ın silahlı kuvvetlerinin bir birimi olmadığını göstermektedir. Öte yandan Kürt yönetiminin zaman zaman ısrarla Peşmerge maaşlarının merkezi hükümet tarafından karşılanması girişimleri sürekli olarak reddedilmektedir.
Ayrıca peşmergenin Irak silahlı kuvvetlerinin bir birim olduğu iddiası kabul edilse bile IKYB’den değil Irak’ın merkezi hükümetinden talep edilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında Irak Anayasasının 61. Maddesinin 9. Fıkrasında ‘savaş ve olağanüstü hal meclisin 3’te 2 çoğunluğuyla yürürlüğe girebilir’’hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, KDP’nin sürekli merkezi hükümetle ihtilaf halinde olması nedeniyle, meclisten geçmeyeceği de aşikardır.
Koridor meselesine Irak’ın federatif yapısı açısından bakıldığında özerk bölge bir antlaşmaya göre değil bir defacto ürünüdür. Dolayısıyla bu durum da uluslar arası teamüllere aykırı bir şekilde uygulanmaktadır.
Federatif yapılarda ortak bir anayasa altında bir araya gelen tarafların egemenliklerinden bir bölümünü ortak bir otoriteye devredilir ve federal devletin ise harici bir hakimiyeti yoktur. Federal devletler ancak iç güvenliklerini sağlamak amacıyla kendi polis teşkilatlarını kurabilirler. Irak’ta uygulanan sistem federatif yapı değil de konfederasyon bir yapıyı anımsatmaktadır.
IŞİD’in rolü yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve her taraf ne istediğini de bilmektedir. ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ta olduğu gibi, tamamen kendi insiyatifinde bir bölgenin kurulmasını istemekte olup müttefiki de PYD’dir. Görüldüğü üzere Türkiye, öne sürdüğü şartları kabul edilmediği için Barzani ve ÖSO ile 2. hamleyi başlatmak istemektedir. Rusya ve Fransa ise Esad’ın iktidarda kalmasını istemektedir. Koridor konusuna gelince 200 iken 150’ye düşürülen peşmergenin, Musul ve Telafer’i söylemiyorum ancak burunlarının dibindeki Sincar’ı neden kurtaramıyor?
Bir dizi değişkenler arasında birbiri ile mücadele edenlerin alan hakimiyeti üzerinde odaklandıkları bilinen bir gerçektir.

Dr. Cüneyt Mengü
Cuneyt.mengu@mercanonline.com

Dr. Cüneyt Mengü Yazarın diğer yazıları (103)...

Kerkük Valisi'nin Yarattığı Bayrak Krizi

Hits: 226

Son günlerde Kerkük Valisi Necmettin Kerim'in Kerkük Vilayet Meclisi'ne yaptığı başvuruda, Kerkük’te…

Devamı...

Antalya Kerkük’e Ses Verdi

Hits: 28

Türkmen diyarı Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim, önceki gün yayınladığı Kürtçe bir genelge ile,…

Devamı...

İstanbul'da Türkmen bayrağı asılmasını İBB izin vermedi

Hits: 69

Türk Dünyası'nın her yıl geleneksel olarak buluştuğu Topkapı Türk Dünyası Mahallesi etkinlik alanınd…

Devamı...

Türkmenler, Kerkük’ü bayraklarıyla donattı

Hits: 55

Ankara’nın şımarttğı Barzani’nin, Kerkük’te Kürdistan bayrağı hamlesine karşı Türkmenler ayaklandı. …

Devamı...

Avrupa İrak Türkmenleri platformu 2. Kurultayı Kopenhag'da düzenlenecek

Hits: 49

Avrupa İrak Türkmenleri platformu düzenleyecek olan 2. Kurultayı Danimarka başkenti Kopenhag'da 29 …

Devamı...

Kerkük'teki Son Durum Ele Alındı

Hits: 38

Türkmen siyasi parti başkan ve temsilcileri, bazı Türkmen milletvekilleri ve Kerkük İl Meclisi'ndeki…

Devamı...

Salihi'den Kerkük'te yaşanan bayrak kirizi ile çok önemli açıklamalar

Hits: 40