1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-10-16
Facebook Twitter Youtube

TÜRK DIŞ POLİTİKASINI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUM

Pabuç Pahalı!

Önder SAATÇİ


Devletlerin dış politikaları başlıca iki esas üzerinde geliştirilir. Birincisi ülkenin sınırlarının korunması, ikincisi ise bir devletin siyasî nüfuz alanının genişletilmesi. İlki, normal bir devlet refleksi kabul edilse de ikincisi daha çok emperyalist (sömürgeci-yayılmacı) devletler için geçerlidir.
Türkiye’nin dış politikasının, bugün, bu iki esastan hangisi üzerine dayandırıldığı söylenebilir? Türkiye kendi toprakları dışındaki gelişmelere tamamen kayıtsız bir dış politika mı yürütmelidir, yoksa son zamanlarda dile getirilen “Yeni Osmanlıcılık”ı dış politikasının merkezine mi oturtmalıdır? Yıllarca kendi bölgesindeki gelişmelere tesir edemeyen bir Türkiye’nin emperyal gayelerle olmasa da eskiden hükümran olduğu topraklarda olup bitenlere sessiz kalamayacağı gün gibi ortadadır. Yalnız, böyle bir dış politika güdülürken doğru hesapların da yapılması şarttır. Dış politikada hangi ülkelerle ne gibi alışverişler içinde olunacağı, daha doğrusu, kimlerle dans edildiği iyi bilinmelidir.
Bugünkü gidişata bakarsak Türkiye’nin, komşularında cereyan eden iç savaşlara bir şekilde müdahil veya taraf olduğu görülür. Türkiye Cumhuriyeti Suriye’de Beşşar Esed yönetimine açıktan açığa tavır almıştır. Gazze’deki katliamlardan dolayı da İsrail’le ilişkilerini sınırlandırmıştır. Ancak Irak’taki gelişmeler karşısında Türkiye’nin nasıl bir politika izlediği net değildir. Bir taraftan Irak’ın toprak bütünlüğü savunulurken diğer taraftan bu ülkenin kuzeyindeki Kürt yapılanmasına tam destek verilmektedir. Türkiye bir yandan burada çeşitli imar faaliyetlerine girişirken diğer yandan bölge yönetimiyle petrol anlaşmaları imzalayarak merkezî Irak hükûmetinin hilafına Irak (Kerkük) petrollerinin dış pazarlara (bu arada ABD ve İsrail’e) satılmasına aracılık etmektedir. Bu süreçler “Irak’ın kuzeyi”ni gitgide “Kuzey Irak” hâline getirmektedir. Zaten, daha 90’lı yılların başında, 36. paralelin kuzeyinde bir güvenlik bölgesinin kurulması ve çekiç güç vasıtasıyla buralara lojistik destek sağlanması Türkiye’nin girişimleriyle gerçekleşmemiş miydi?
Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin bu bölgede bir denge unsuru, hatta bir bölge gücü olmak istediğinin göstergeleri. Fakat bu hedeflere yönelirken doğru hesaplar yapılıp yapılmadığı tartışılır. Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti Irak’taki gelişmelerden ne gibi bir beklentisi olduğunu kamuoyuna iyi izah etmelidir. Bilhassa, Irak’ın kuzeyindeki Kürt yapılanmasıyla flört ederek nereye varmak istendiğini halka iyi anlatmalıdır. Bölgedeki Kürt yönetimiyle sürdürülen bu ilişkilerin ya Türkiye’nin menfaatlerine veya Türkmenlerin menfaatlerine belli bir ölçüde hizmet etmesi zaruridir. Mesela, bu ilişkilerin, Irak Türkmenlerinin Irak’taki durumlarını, konumlarını bir adım ileriye taşıdığını söyleyebilecek durumda mıyız? Bu ilişkilerin sonucunda Irak’ın kuzeyindeki Türkmenlere Kürtlerin bakışında olumlu bir değişiklik olmuş mudur? Kürt yönetimi Türkmenlere yönelik birtakım haksız uygulamalara son vermiş midir? IŞİD saldırılarından sonra Kerkük’e el koyan Kürt yönetimine, Türkiye, Irak’ın anayasasını ve Kerkük’ün statüsünü hatırlatabilmekte midir? Türkiye IŞİD belasından kaçarak yurdunu terk eden Telaferli, Beşirli, Tuzhurmatılı Türkmen kardeşlerine insanî yardım malzemesi göndermekten daha fazlasını yapabilmekte midir? Kürtler için kurulan güvenlik bölgesinin bir benzerini Türkmenler için de kurma yönünde Türkiye’nin bugüne kadar ciddi bir girişimi olmuş mudur? Türkiye’nin, soydaşlarıyla bu tarz münasebetlerinin, dış politikasının konusu olup olamayacağı belki bir tartışma konusu olabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 30 yıldır bellerini büken terör belasından kurtulmak isterlerken devletin Irak’taki Kürt yönetimiyle kurduğu ilişkiler bu gayeye hizmet etmekte midir? Bugünkü tabloya baktığımızda, bu beklentinin de karşılandığı pek söylenemez. Türkiye’de bölücü-ayrılıkçı bir hareket yürüten malum terör örgütü Kuzey Irak’ta cirit atıyor. Örgütün bu bölgede pek çok bürosu, temsilciliği ve yan kuruluşları var. Kandil Dağı’ndaki inlerde de hâlâ yüzlerce terörist barınıyor. Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarının menfaati doğrultusunda Kürt yönetimiyle iş birliğinin bir semeresi olarak Irak’ın kuzeyindeki bu terör yuvalarını etkisiz hâle getirebilmiş midir? Bu iş birliği sonucunda kendi sınır güvenliğini tesis edebilmiş midir? Öyle ki, yürütülmekte olan “çözüm süreci” bir gün güneydoğunun diğer bölgelerle bağını zayıflatacak bir netice doğurursa -ki bu hususta ciddi endişeler vardır- ve Irak’ın kuzeyindeki özerk yapılanma bağımsız bir devlete dönüşürse bu gelişmelerin Türkiye’ye de sıçramayacağının, daha açık bir ifadeyle Türkiye’nin, bir bölünmenin eşiğine gelmeyeceğinin garantisi var mıdır? O hâlde, Türkiye’nin dış politikadaki ortaklarını iyi seçtiği ve bu ilişkiden her iki tarafın da kazançlı çıktığı söylenebilir mi? Dahası, Türkiye’nin, dış politikadaki böylesi bir tercihinin Ortadoğu’yu hallaç pamuğu gibi atarak yeniden düzenlemeye çalışan ABD ve onun baş müttefiki İsrail’in ekmeğine yağ sürdüğü inkâr edilebilir mi? Nil’den Fırat’a uzanan toprakları kendisinin tarihî yurdu ve “Kızılelma”sı kabul eden bir İsrail’in, Kürt yönetimiyle ilişkisinin geçmişi ve derinliği cümle âlemin malumuyken, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Irak’ın İsrail menfaatleri doğrultusunda bölünmesine katkı sağlayan bir politika yürütmesi ne derece doğrudur? Şu an fiilen peşmerge kontrolünde bulunan Kerkük’ten Hayfa’ya uzanan ve 1948’de kullanımına son verilmiş olan boru hattının yeniden devreye sokularak İsrail’in bölge petrolüne rahatça konması bundan sonra an meselesiyken, Türkiye’nin dış politikada doğru adımlar attığı söylenebilir mi? İsrail’in menfaatlerine doğrudan hizmet eden bu gelişmeler ortadayken Türkiye’nin Gazze konusundaki tavrı ne derece inandırıcı ve samimi olabilir? Türkiye, Irak’taki Kürt yönetimiyle kurduğu ilişkinin yalnızca ekonomik yönüne odaklanmış olsa bile bu beklentilerini sonsuza dek karşılayamayacaktır. Yukarıda sözünü ettiğimiz Kerkük-Hayfa boru hattı yakın bir gelecekte devreye girdiği anda Yumurtalık limanına bir damla petrol bile ulaşmayacaktır.
Her şeyden önemlisi Türkiye, Avrupa Birliği’nin bütün baskılarına rağmen Kıbrıs ve Ermenistan politikalarında göstermiş olduğu kararlılığı Irak’ta neden gösterememektedir?

---------------
Kerkük’e Kürt nüfusunun yığılmasına son hızla devam edilmektedir. Birçok Türkmen siyasetçi Kürt yönetimi bölgesindeki hapishanelerde haksız yere tutulmaktadır. Irak Türkmen Cephesinin Erbil’de teşkilatlanmasına uzun süre izin verilmemiştir. M. Barzani bazı tabela partileri kurdurarak Türkmen siyasetini kendi lehine yönlendirmeye çalışmaktadır. Gerek Kerkük’teki gerek Kuzey’deki kamu iş yerlerinde Kürt kadrolaşması had safhadadır.

Önder SAATÇİ Yazarn dier yazlar (11)...

Irak güçleri Kerkük Havalimanı'nda kontrolü sağladı

Hits: 20

Kerkük'teki ilerleyişini sürdüren Irak güçlerinin Kerkük Havalimanı'nda da kontrolü sağlad…

Devam...

Kerkük'te son dakika: Irak ordusu Kerkük havalimanını ele geçirdi

Hits: 15

IKBY'nin bağımsızlık referandumunun sonuçlarını iptal etmeyi reddetmesi üzerine Irak ordusu …

Devam...

Tuzhurmatu'da Türkmen milletvekilinin evine hain saldırı

Hits: 12

Selahattin iline bağlı Tuzhurmatu ilçesinin Türkmen milletvekili Niyazi Mimaroğlu'nun evine bug…

Devam...

"200 Kişi ile Çıkarma Yapacağız" Diyen Alperenler, Kerkük'e Ulaştı

Hits: 94

Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican, beraberindeki grupla birlikte Türkmen ken…

Devam...

Kerkük'te askeri gerilim devam ediyor

Hits: 26

Irak'ın Kerkük kentinde Peşmerge ve Haşdi Şabi güçleri arasındaki gerginlik devam ederken, y…

Devam...

Irak Genelkurmay Başkan Ganimi: Kerkük ne şekilde olursa olsun geri alınacak

Hits: 17

Irak Savuma Bakan Yardımcısı ve Genel Kurmay Başkanı Osman Al Ganimi DHA muhabirine verdiği r…

Devam...

Türkiye-Amerika Krizi

Hits: 95

Türk Hükümeti ile Amerikan Hükümetleri arasında çıkan vize krizinin asıl nedeni Amerikan’…

Devam...

Kerkük’te Kızılca Kıyamet Kopmak Üzere!

Hits: 35

Türk yurdu Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014 yıl…

Devam...

Pabuç Pahalı!

Hits: 24

2014’ten beri Peşmerge işgali altında olan Türkmen şehri Kerkük çevresinde Irak ordusunun y…

Devam...

Referandumdan Konfederasyona

Hits: 180

Bazıları Barzani’nin referandumdaki inadını anlamakta zorlanıyor. ABD, Türkiye, İran ve B…

Devam...

Yazarn ok okunan

HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN,, IRAK TÜRKMENLERİNİN YAKIN GEÇMİŞİNE PENCERELER

Hits: 24611

İnsanoğlu, zaman denen ezelî ve ebedî hazineden kendisine sunulan k…

Devam...

HABİB HÜRMÜZLÜ’NÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 17361

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı …

Devam...

IRAK TÜRKMENLERİNDEN BİR DİLCİ: İHSAN S. VASFİ

Hits: 4499

Irak Türkmenleri Osmanlı Devletinin Irak’taki hâkimiyet asırlarında gayet müreffeh bir hayat…

Devam...

KERKÜK HOYRATLARINDA TÜRKÇE SEVDASI

Hits: 3797

Kalbinin bütün ızdıraplarını, ruhunun derinliklerinden kopan her feryadı ve sesini dış â…

Devam...

Kerkük Hoyrat ve Mânilerinde Millî Duygular-II

Hits: 3091

Hoyratlarımızın, konuları bakımından tasnif edilmesine yarayacağını umduğumuz o yazıda, s…

Devam...