1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-03-25
Facebook Twitter Youtube

UÇURUMUN KENARINDAKİ IRAK

Antalya Kerkük’e Ses Verdi

Dr. Cüneyt MENGÜ


Irak, asla kurtulamayacağı bir uçurumun kenarındadır. Irak’ın en büyük ikinci şehri olan Musul’un düşüşü meselesi Irak’ta hükümetle isyancılar arasında bir savaş varmış gibi IŞİD adı altında gösterilen adres, oyununun görünen kısmıdır. Türkiye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Arap medyasında DAİŞ ve Batı’da ISIS olarak adlandırılan Selefi örgütünün hiçbir İslam ülkesi tarafından itibar görmemesine rağmen küresel istihbarat servislerinin ve bazı ülkelerin de taşeroncu piyonu olarak faaliyet göstermektedir. Birçok araştırmacının hatırladığı gibi Irak diktatörü Saddam, 1991 yılındaki Kuveyt yenilgisinden sonra El Kaide benzeri Selefilerin desteğini kazanmak için Irak bayrağına Allah simgesini yerleştirmiş, zaman zaman Radikal İslam sloganlarını kullanmış ve birçok kadının fuhuş yaptığı iddiası ile kafasını kesmiştir. Bugün de çıkar karşılığı Esad Rejiminin IŞİD ile olan ilişkisi yerli ve yabancı medyada açıkça ifade edilmektedir. Örneğin; IŞİD’in özgür Suriye ordusuna ait olup ele geçirdiği kasabaların kısa bir süre sonra Esed rejimine kazandırılması da bu işbirliğinin açık kanıtıdır. Öte yandan IŞİD’in, PYD ve Barzani yönetimi arasında Rakka olaylarında meydana gelen olaylarda da bu işin daha da farklı boyutu görülmüştür.

ABD askerinin 2003 yılında Irak’ı işgalinin ardından 101. Hava İndirme Tümeni Komutanı Orgeneral David Petraeus Musul sorumluluğunu üstlenmiştir. O dönemde Irak’ta ABD tarafından Baasçıların tasfiye edilmelerine rağmen General Petraeus, Musul’da Saddam’a ihanet eden generallerden Mahmud Muhammed El Maris ve Muhammed Hayri gibi üst düzey komutanları göreve getirmiştir ve bugün de aynı Basçılardan oluşan tecrübeli kadro IŞİD veya bilinmeyen servisler tarafından Maliki’ye karşı kullanılmaktadır.

Bölgesel Kürt Yönetimi, Musul’da cereyan eden olaylarda görünürde her ne kadar Irak hükümetine karşı olmadığı izlenimini yaratsa da süreci her koşulu ile kendi lehlerine çekme peşinde oldukları açıkça görülmektedir. Nitekim Türkmeneli’nin önemli bir şehri olan Kerkük’ü tamamen ele geçirmişler ve Telafer’i de ele geçirmek için bu süreçte güçlü bir duruş sergileyen Telafer Türkmenleri ile yapılan görüşmelerde kabul edilmeyecek koşullar ileri sürmüşlerdir. Netice itibariyle IŞİD ve Peşmerge’nin, Kuzey Irak bölgesini aralarında paylaşmış oldukları açıkça müşahede edilmektedir. Bu sürecin en ilginç yönü ise Kürt yönetiminin Rus yapımı bir takım tanksavarları el altından isyancılara satmış olabileceği konusu Batı medyasında yer almaktadır. Ayrıca bu oyunun en önemli ayağı ise bir Sünni ayaklanmasından söz ediliyor olmasıdır.

Türkiye açısından meseleye bakıldığında; üzülerek söylemek gerekir ise Türkiye’nin, aynen 1991 yılında Kuveyt’in işgali sonucunda güvenli bölgenin kurulması, 1996 yılında güvenli bölgenin ikiye bölünmesi, 2003 yılında 1 Mart Tezkeresi sürecinde iyi okunamamış oyunlar ve şimdi de Musul’un düşmesi ile Türk Konsolosluğu mensuplarının rehin alınması, Peşmergelerin ve IŞİD’in Türkmeneli Bölgelerini işgal etmesi ile derin bir tuzağın içine düştüğü görülmektedir. . Ne yazık ki, rehin alınan diplomatların kurtarılması ve Türkmenlerin korunması için Barzani’den medet uman Türkiye, sadece rehinelerin kurtarılmasına odaklandığı, bunun dışında Türkmeneli Bölgesine ise seyirci durumda kaldığı görülmektedir. Türkiye’nin Kerkük ve Türkmeneli meselesine sahip çıkma hususu birçok araştırmacı ve yorumcu tarafından yanlış algılanmaktadır. Bu husus gündeme geldiğinde sanki Türkiye, Kerkük’ü ilhak etme çabasındaymış gibi bir izlenim kasıtlı olarak yaratılmaktadır. Halbuki gerçek talebin Türkiye’nin oradaki topluma insan hakları çerçevesinde sahip çıkma meselesidir. Bilinmelidir ki Türkiye’nin güvenliği ve toprak bütünlüğü Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu gibi Türkmeneli bölgelerinden geçer. IŞİD’le ayaklanan Sünniler, Musul, Beiji ve Tikrit’ten sonra diğer Sünni bölgelerini de ele geçirmeye çalışacaklardır. Irak’taki gruplara cephane yardımına devam edildikçe işin boyutu içerisinde Bağdat da yer alabilir. Bunu sonunda Irak ikinci bir Suriye vakasına dönüşebilme ihtimali taşımaktadır.

Dr. Cüneyt MENGÜ – cuneyt.mengu@mercanonline.com

Dr. Cüneyt MENGÜ Yazarın diğer yazıları (103)...

Kerkük Valisi'nin Yarattığı Bayrak Krizi

Hits: 226

Son günlerde Kerkük Valisi Necmettin Kerim'in Kerkük Vilayet Meclisi'ne yaptığı başvuruda, Kerkük’te…

Devamı...

Antalya Kerkük’e Ses Verdi

Hits: 28

Türkmen diyarı Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim, önceki gün yayınladığı Kürtçe bir genelge ile,…

Devamı...

İstanbul'da Türkmen bayrağı asılmasını İBB izin vermedi

Hits: 69

Türk Dünyası'nın her yıl geleneksel olarak buluştuğu Topkapı Türk Dünyası Mahallesi etkinlik alanınd…

Devamı...

Türkmenler, Kerkük’ü bayraklarıyla donattı

Hits: 55

Ankara’nın şımarttğı Barzani’nin, Kerkük’te Kürdistan bayrağı hamlesine karşı Türkmenler ayaklandı. …

Devamı...

Avrupa İrak Türkmenleri platformu 2. Kurultayı Kopenhag'da düzenlenecek

Hits: 49

Avrupa İrak Türkmenleri platformu düzenleyecek olan 2. Kurultayı Danimarka başkenti Kopenhag'da 29 …

Devamı...

Kerkük'teki Son Durum Ele Alındı

Hits: 38

Türkmen siyasi parti başkan ve temsilcileri, bazı Türkmen milletvekilleri ve Kerkük İl Meclisi'ndeki…

Devamı...

Salihi'den Kerkük'te yaşanan bayrak kirizi ile çok önemli açıklamalar

Hits: 40