1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-04-23
Facebook Twitter Youtube

Ortak Dil, Ortak Alfabe… Ama Nasıl?

Suphi Saatçi


Milletleri ayakta tutan en büyük unsurun dil olduğunu sِylemeğe hacet yok. Millet olarak Türkler, 2500 yıllık yazılı geçmişe sahip olmalarına karşılık, uzun tarihleri boyunca en çok alfabe değiştiren topluluk olmuşlardır. Bu yüzden dil alanında çekilen sıkıntılar ve Türkçenin yaşadığı sorunlar günümüze kadar gelmiştir.

Bundan 73 yıl ِnce Nihal Atsız Beğ’in yazdığı bir yazı, bu konuya ışık tutar mahiyettedir. “Dilimizi Türkçeleştirmek İçin Amelî Yollar” başlıklı bu yazı (Çınaraltı, 1941, sayı 5), hâlâ güncelliğini koruyor. Atsız Beğ bu yazısında, bütün tarih boyunca Türkçenin üç büyük buhran geçirdiğini, bu üç buhranın, Türklerin kabul ettiği üç medeniyetle birlikte dilimize yayılan üç yabancı istilâdan doğduğunu dile getirmekte; birinci buhranın sekizinci asrın sonlarında Türklerin Manihaizm dinini kabul etmeleri dolayısıyla yeni dinin ıstılahlarının Türkçeye dolmasıyla başladığını sِylemektedir.

Türkçenin yaşadığı ikinci buhranın, Türklerin onuncu asrın ortasında yığın halinde İslamiyet’i kabul ettikten sonra on birinci asırdan başlayarak yeni bir edebiyatın vücuda gelmesiyle başladığına işaret eden Atsız, Türkçenin dinî dil olarak Arapçanın ve edebî dil olarak da Acemcenin (Farsçanın) tesirine maruz kaldığını, bu dillerin edebî dilimizi tamamen melezleştirdiğini, halk dilimizi de yoksullaştırdığını, sِylüyor. Gerçi Osmanlıcanın kudretli, kendine mahsus ve tercüme edilemeyecek incelikleri olan bir dil olduğunu hatırlatan Atsız , ِzetle şunları sِylemektedir:

“ـçüncü buhran ise son yılların ve batı medeniyetine kat‘î olarak girmek için uğraştığımız bu devirde batı medeniyetini temsil eden dillerin Türkçeyi tehdit etmeleri şeklinde tecelli etmiştir. Fransızca ve İngilizce kelimelerin, terkiplerin Türkçeyi alabildiğine bozmaları şeklinde devam etmektedir. Bunun ne büyük bir tehlike olduğunu sِylemeğe hiç lüzum yok. Çünkü millet nihayet kan ve dil demektir. İstiklâlini kaybeden bir millet dirilebilir. Fakat dilini kaybeden millet yok olmuş demektir.”

Tarih boyunca geçirdiği bunalımlara ve bunca olumsuz gelişmelere rağmen Türkçenin hâlâ ayakta kalması, bu dilin dinamikliğini ve yaşama gücünü gِsterir. Aslında Türkçenin en büyük sorunu, bize gِre alfabe konusudur. En son Cumhuriyet Türkiye’sinde yapılan harf devrimi ile Latin alfabesi kabullenildi. Osmanlı dِneminde Arap harfleri ile yapılan eğitim ve ِğretimi, matbuat ve diğer kurumların hepsi bir anda kabul edilen Latin harflerini kullanmağa başladı.

Enverî Harfler yahut Huruf-i Munfasıla
Cumhuriyet dِneminde yapılan harf inkılâbından ِnce, Türkçe alfabe ve imla tartışmalarına şahit olunmaktadır. Tanzimat’tan sonra Osmanlı Devleti´nde alfabe tartışmaları başladı. Münif Paşa Arap harflerinin eğitimi zorlaştırdığını savunmaktaydı. Harflerin başta-ortada-sonda yazımlarının farklılaşması, sesli harflerin kullanılmaması gibi durumların karışıklığa neden olduğunu sِylüyordu. Aydınların birçoğu da Fransızca dolayısıyla Latin harflere aşina olduğundan bu harflere geçilmesinin de mümkün olabileceğini dillendiriyordu. Ne var ki Latin harflerine geçişin geçmişle olan bağları koparacak ve Kur´an ِğrenimini etkileyecek olması, yeni bir alfabeye geçiş yerine var olan alfabenin ıslahını da gündeme getirdi.
Bu tartışmalar üzere Enver Paşa bir yayından ilham alarak yeni bir alfabe oluşturma işine girişti. Bu alfabe bitişik yazılan Osmanlı Türkçesi’nin tam tersine harflerin ayrı olarak tek tek yazılması ve sesli harflerin de yazılması esasına dayanıyordu. Bu sebepten bu alfabeye “huruf-i munfasıla” da denilmekteydi. Harbiye Nazırı olan Enver Paşa bu alfabenin ordu yazışmalarında kullanılması emrini verdi. Bu alfabeyle çeşitli nizamnameler, haritalar ve salnameler basıldı. Ne var ki bu yeni alfabe, değiştirilmesi düşünülen alfabeden daha zordu. Okunması ve yazılması hususunda çok büyük güçlüklere sebebiyet veriyordu. Örneğin bitişik harflerle yazılan bir kitap 30 sayfa ise, bu yeni alfabeyle sayfa sayısı 60’a yani iki katına çıkıyordu. ـstelik hem zamandan, hem emekten gِtürüyordu. Hele de askerî alanda kullanılmasıyla durum daha da vahimdi, zira askerî yazışmalar hızlı olmalıydı, ama bu yeni alfabe buna imkân vermiyordu. Kısa bir süre sadece askerî yazışmalarda kullanılan bu alfabe Birinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle akamete uğradı ve kullanılmadı.

Türk dünyası arasında dil birliğini sağlamak için mücadele veren İsmail Gaspıralı (1851-1914) Rusya’da yaşayan Türk ve İslam toplumlarının eğitim, kültür reformu ve modernleşme ihtiyacını gidermek için büyük mücadele verdi. Gaspıralı ortak dil oluşturmak için yayımladığı Tercüman’ı Türk-İslâm dünyası için ِrnek bir gazete hâline getirmeyi başarmıştı. Kazan, Kafkasya, Türkistan ve Kırım’da yayımlanan kırktan fazla gazete ve dergi¬de, ayrıca çok sayıda hikâye ve romanda “Gaspıralı Dili” kullanıldı. Gaspıralı düşüncelerini 1883’te kurduğu ve 1918’e kadar varlığını sürdüren Tercüman gazetesiyle yaydı. Yayınlarında Türk halklarını birlik ve dayanışmaya çağırdı. “Dilde, fikirde ve işte birlik” sِzüyle Türk halklarındaki birlikteliğin temel ilkelerini oluşturdu. Ancak Rus Bolşevizm’i bu harekete son verdi.
Yeryüzünde yaşayan Türklerin sayısı 200 milyona dayanmış durumdadır. Bu nüfusun 80 milyona yaklaşan büyük kesimi Türkiye’dedir. Diğer Türk toplulukları ise Rusya’nın çِküşünden sonra kurulan Türk cumhuriyetlerinde, ِzerk bِlgelerde, ayrıca Çin’deki Uygur bِlgesinden Adalar Denizine kadar uzayan, değişik devletlerin sınırları içinde yaşamaktadırlar. Arada siyasî sınırlar olmakla birlikte bu toplulukların ortak yanları Türkçe konuşmuş olmalarıdır. Ancak ortak alfabe olmadığı için, birbirlerinin yayınını takip etmek zordur. Bu yüzden Türk toplulukları kendi aralarında dil birliği sağlayamamışlardır. Günümüzde Türk dünyasında yirminin üzerinde değişik alfabe kullanılmaktadır.

Buna karşılık yirmiye yakın Arap devletleri arasında siyasî bir birlik yoktur. Ancak Arapça yazı dili olarak tektir ve bütün Arap dünyasını bir arada tutan ِnemli bir unsurdur. Kahire’de basılan bir gazete, Şam’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Cidde’de, Kِrfez ülkeleri ile Kuzey Afrika’daki bütün Arap ülkelerinde aynı anda okunabilir. Bu alfabe ve dil birliği, onları aynı düşünce platformlarında da birleştirir. Ancak bu durum Türk dünyası için henüz bir ütopya sayılıyor.

Türk Dünyası Yazarlar Birliği’nin kurulması
Eskişehir´de Mart 2014’te gerçekleştirilen “VI. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi”nde imzalanan protokolle, “Türk Dili Konuşan ـlkeler Yazarlar Birliği” kuruldu. Türk Dili Konuşan ـlkeler Devlet Başkanları Konseyi´nin 23 Ağustos 2012´de Kırgızistan´ın başkenti Bişkek´te düzenlenen "Eğitim, Bilim ve Kültür İş Birliği" toplantısında alınan karar, Avrasya Yazarlar Birliği, Azerbaycan Yazarlar Birliği ve Kırgızistan Yazarlar Birliği´nin iş birliğinde imzalanan ortak “Mutabakat Belgesi” ile hayata geçirildi. Bu çok güzel bir gelişmedir. Buna bağlı olarak “Türk Dili Konuşan ـlkeler Yazarlar Birliği” kuruldu. Bu da bizim için sevindirici bir gelişmedir.

İmza tِreninin ardından Türk Dili Konuşan ـlkeler Yazarlar Birliği´nin dِnem başkanlığına Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar Rzayev seçildi. Rzayev yaptığı konuşmada, İsmail Gaspıralı´nın dilde, fikirde, iş´te birlik sِzünü hatırlatarak şunları sِyledi: “Fikirde birliğimiz var. Dillerimiz birbirine yakın. Dillerimiz birbirini daha iyi anlayıp, birlikte daha iyi işler yapmalıyız. Edebî eserler vasıtasıyla dillerimiz arasında iletişim, temas kurmayı sağlayacağız. Türkiye Türkçesi, bir iletişim dili olmalıdır. Türk halkları arasında bir irtibat kurmak için Türkiye Türkçesi kullanılmalıdır. İletişim dili olan Türkçeden iyi sِzler diğer dillere de geçecektir. Ancak Azeri Türkçesi´nden bazı sِzler de Türkiye Türkçesi´ne geçerse iyi olur. ـlkeler arasında ortak dil ütopyadır ancak Türkiye Türkçesi, Türk halkları arasında iletişim dili olursa onun iyi etkisi hissedilecektir.”

Bu temennilere herkes can ü gِnülden katılır. Ancak alfabe birliği sağlanmadan dilde, fikirde ve iş’te birlik sağlanması, bize gِre uzak bir ihtimal. Anlaşılan Türk dünyası tek alfabe ve tek dil’e kavuşmak için daha uzun yıllar bekleyecektir.

Suphi Saatçi Yazarn dier yazlar (33)...

Kerkük dergisi 1

Hits: 3

Devam...

TÜRKMEN GÜNCESİ 1-15 NİSAN 2018

Hits: 5

Devam...

Kerkük'te mayın patladı: 2 ölü, 2 yaralı

Hits: 52

Kerkük Polis Müdürlüğü Basın Sorumlusu Kamil, ''Kerkük-Selahaddin karayolu üzerinde Mırbat…

Devam...

Kovulan Peşmerge’yi kente sokma peşindeler

Hits: 29

Batı, tartışmalı referandumun ardından Kerkük’ü terk eden Peşmerge’yi yeniden şehre sok…

Devam...

Kerkükte Türkmen Cephesi Adayına Bombalı Saldırı: 1 Ölü

Hits: 60

Kerkük Türkmen Cephes partisii seçim adayı Ammar Kahya’ya bombalı saldırı düzenlendi. Sa…

Devam...

Türkmenler 2018 seçimlerinden kazançlı çıkmayı hedefliyor

Hits: 28

Türkmenler, 12 Mayıs'ta yapılacak seçimlere Kerkük'te tek çatı altında girerken, diğer kent…

Devam...

Kerkük Türkmen Cephesi seçim programını açıklandı

Hits: 52

ITC ve Kerkük Türkmen Cephesi Başkanı Salihi :"Hedefimiz Kerkük'ü özel bir idari bölge halin…

Devam...

Türkmen liderler Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nda ağırlandı

Hits: 43

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Erşat Salihi ve Kerkük Milletvekili Hasan Turan, Türkiye'ni…

Devam...

Irak'ta Türkmen milletvekili adayına saldırı düzenlendi

Hits: 29

Irak meclis seçimlerine Türkmen Cephesi listesinden aday olan bir kişinin bombalı saldırıya u…

Devam...

PKK destekçisi eski Kerkük Valisi hakkında tutuklama kararı

Hits: 60

PKK destekçisi eski Kerkük Valisi Necmettin Kerim için Irak Federal Mahkemesi'nden tutuklama kara…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 26094

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortam…

Devam...

Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi

Hits: 25518

Bugünkü Irak toprakları Osmanlı dِneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eya…

Devam...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 24517

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul…

Devam...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 4676

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki ِnemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca…

Devam...

Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü

Hits: 3947

Şehirlerin kimlikleri de tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar gِrünüşleri, ses tonları gibi …

Devam...