1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-07-14
Facebook Twitter Youtube
Yeniler

KUZEY IRAK REALİTESİNDEN SONRA KUZEY SURİYE SENARYOSU

Dr. Cüneyt MENGÜ

2 yılı aşkın bir süredir Suriye’de devam eden kaos, bir yandan Türkiye dahil bِlgeyi Suriyeli mülteci akınıyla baş başa bırakırken, diğer yandan iktidarın başlattığı açılım paketinin yanı sıra son zamanlarda Kuzey Irak’taki bِlgesel yِnetime bahşedilen imkanlar sonucu Kuzey Suriye’den bahsedilmektedir. Buna paralel olarak Barzani Kürt bِlgeleri üzerinde sِz sahibi olabilmek için bِlgeler arası toplantı ve konferanslar düzenlemektedir. Bu gelişmelerin ardından geçen hafta Suriye’de kullanılan kimyasal silahlar, Suriye krizinin zirveye tırmanmasına neden olurken Suriye’ye askeri harekat yapılması ile ilgili olarak ABD başta olmak üzere çok az sayıda bazı ülkeler açısından kabul gِrmektedir.
Kuzey Suriye meselesini analiz etmeden ِnce Kuzey Irak realitesine kısaca bakıldığında; Irak’ın 2 Ağustos 1990 tarihindeki Kuveyt’i işgali yenilgiyle sonuçlanmıştır. Buna istinaden 2 Mart 1991 tarihinde Basra şehrine yakın Safwan kasabasında ABD Generali Schwarzkopf ile Irak Generali Sultan Haşim arasında ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Aslında Irak Generalinin tarihte eşine rastlanmayan bir şekilde okumadan imzaladığı ateşkes antlaşmasında yer alan Irak’ın kuzeyi ve güney bِlgelerine uçuş yasağı uygulanması ile ilgili maddeden cesaret alan Kuzey’deki Kürtler ve Güney’deki Şiiler, 31 Mart 1991 tarihinde ayaklandılar. Her ne kadar ABD bu ayaklanmaları teşvik ettiyse de, uçuş yasağına helikopter uçuşları dahil edilmediğinden, Saddam’ın bu olayları bastırmasına da aynı ABD gِz yummuştur. Bِylece Saddam’ın orduları helikopter eşliğinde Kuzey’e saldırdılar ve çoğunluğu Kürtlerden oluşan aralarında Türkmen ve Süryanilerinde bulunduğu yüz binlerce Iraklı sınırı geçerek Türkiye’ye sığındılar. ABD’nin Nisan 1991 tarihinde bu olayları gerekçe gِstererek alelacele ِne sürdüğü tasarı ile BM’nin 688 sayılı kararı altına alınmış ve Kuzey Irak’ın 36. paralelinde Güvenli Bِlge inşa edilmiştir. Buna paralel olarak ABD’nin başta Fransa ve İngiltere ile birlikte almış olduğu kararı onaylayan Türkiye Cumhuriyeti, İncirlik üssünde bir “Çekiç Güç” kurulmasına izin vermiştir.[1]
Çoğunluğu Kürtlerden meydana gelen Erbil, Süleymaniye ve Duhok şehirlerinde oluşturulan Güvenli Bِlge için zamanın Cumhurbaşkanı rahmetli Özal’ın en fazla 6 ay süre biçmesine rağmen, De Facto olarak Güvenli Bِlge varlığını, kolu kanadı kırılan Saddam’ın düşmesine kadar, devam ettirmiştir.[2] Türkiye bu süreçte Irak’ın hem toprak bütünlüğünü savunarak hem de güvenli bِlge inşasını zımnen kabul ederek çelişkili bir politika izlemiştir. Genelde o dِnemde Türkiye’deki yaygın kanaat, güvenli bِlgenin Türkiye’nin talebi üzerine inşa edildiği yِnündeydi. Bize gِre ise güvenli bِlgenin inşası Türkiye’nin arzusu dışında gelişmiş olduğu şeklindedir ve o dِnemdeki Türk yِneticilerinde ise bu durumun uzun süre devam etmeyeceği kanaati vardı.[3]
Daha sonra Saddam’ın düşürülmesi için Irak’a yapılan askeri müdahalenin gerekçesi olan Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve bِlgenin huzurunu tehdit ettiği iddiası ile iktidardan çekilmesi talebi cevapsız kalınca 18 Mart 2003 tarihinde ABD Irak’a müdahale etmiştir. Bu müdahalede sık sık tartışma konusu olan 1 Mart Tezkeresinin mecliste kabul gِrmemesi sebebiyle Türkiye hariç ABD’nin yanında yer alan diğer müttefiklerle birlikte Irak’a başlatılan yoğun hava saldırısı sonucu 9 Nisan tarihinde Bağdat düşmüştür. ABD bu defa Libya Lideri Kaddafi için ve halen iktidarda bulunan Suriye lideri Esed için farklı gerekçeler ِne sürerek iktidardan çekilmeleri talebinde bulunmuştur. Saddam ile Kaddafi’nin bilinen yِntemlerle hayatlarına son verilmiş, şimdi akibeti belli olmayan Esed ile ilgili olarak ise; Suriye halkına yِnelik kullanılan kimyasal silahlar konusunda çeşitli kaynaklardan farklı yorumlar yapılmakta ancak bunun faturası Esad’e çıkarılmak istenmektedir. Uluslararası medyadaki haberlere gِre kimyasal silahın kimin tarafından kullanıldığı halen şüphelidir. Geçmişte Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesi ile müdahale edilmiş, müdahaleden sonra BM denetçileri kitle imha silahı bulunmadığı yِnünde beyanda bulunmuşlardır.
Saddam sonrası Kuzey Irak (Güvenli Bِlge) varlığını kِklü bir şekilde pekiştirmiş, Irak’ın kuzeyinde ِzerk bِlge statüsünü daha da sistemli bir şekilde Irak Anayasası’nda yer almış ve aynı zamanda Kürt grupları merkezi hükümet içerisinde de ortaklık statüsüne sahip olmuştur. Bugün, Irak Kürdistan Bِlgesi hem Irak’ın içinde hem de dışında siyasi olaylara müdahil olmakta, yüksek petrol gelirlerine sahip olmasının yanı sıra çevresi için cazibe merkezine dِnüştürülmektedir. Bu bağlamda bِlgedeki 3 parçalı Kürt grupları ile irtibata geçerek ulusal konferanslar da düzenlenmektedir.
Kuzey Suriye’ye gelince konuyu analiz etmeden ِnce Suriye’nin Türkiye ile olan 911 km.den fazla sınır şeridi, jeopolitik açıdan Türkiye için vazgeçilmez yaşam alanlarından birini oluşturmaktadır. Ayrıca stratejik ve ekonomik yِnden de büyük ِnem arz etmektedir. Genelde Suriye’de Etnisite olarak Kürtler, Araplar ve Türkmenler; mezhep olarak Sünniler, Nusayiriler, Aleviler kısmen Şiiler ve Hıristiyanlar vardır. Homojen bir yapıya sahip olmayan bu sınır çizgisi üzerinde Kürtlerin yer aldığı Kamışlı, Afrin, Kobani, Derik, Amuda, Rasil el Ayn, Tel Ebyad ve Haseki dışındaki noktalar da, Alevi ve Sünni Arap ve aynı zamanda hatırı sayılır bir bِlümü Araplaşmış ve Kürtleşmiş Türkmenlerin yerleşim bِlgeleridir.
Baba Esed 1990’lı yıllarda PKK terِr ِrgütü ve Saddam’a karşı Iraklı muhalifleri ülkesinde barındırmış ve adeta Türkiye’ye karşı düşmanca bir tavır izlemiştir. Bu konuyla ilgili 1993 yılında Demirel’in Suriye’ye yaptığı ziyaret sırasında sunduğu raporlar ve 1998 yılında orgeneral Atilla Ateş’in açıklamasıyla PKK’nin Suriye’deki konumu noktalanmıştır.
İki yılı aşkın süredir Suriye’deki kaosu Kuzey Irak meselesi ile karşılaştırdığımızda; her şeyden ِnce ِzellikle Batı medyası başlangıçta Türk askeri için ِvgüler yağdırmakta, Türkiye’nin sıcak takibe gireceğini ve bu takip sonucunda Suriye ile Türkiye sınırlarında biri Adlep üçgeninde Cisir El Şuur kasabasında, diğeri ise Kuzey Suriye adını telaffuz etmeden Kürtlerin yoğun olduğu Kamışlı bِlgesinde iki koldan tampon veya Irak’taki gibi güvenli bِlge ihdas edilmesi amaçlanmıştır.
Türkiye tarafından bِlgede bir otorite boşluğu meydana geleceğini ve bunun sonucunda neler olabileceği tahmin edilmiştir. Zira Türkiye, Esed sonrası Kuzey Suriye’den ِzerk bir Kürdistan çıkacağından endişe etmekte ve buna fırsat verilmeden Esad’ın gitmesini istemektedir. Esed de Türkiye’nin bu hamlesine karşılık olarak Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırına yakın olan yerleri Kürtlerin denetimine bırakarak Türkiye’yi derinden düşündüren Kürdistan gerçeği ile baş başa bırakmıştır. Bِylece Esed’in Suriye’de iç savaşın çıkmasıyla Türkiye’ye karşı statü değişimini kullanmıştır. Türkiye’nin de kendi Kürt vatandaşları için açılım politikasını devreye girmesi sonucu PKK’nin Suriye’deki kolu olan PYD’nin, bِlgede 10’dan fazla Kürt partisinin ِnüne geçerek liderlik sıfatını kabul ettirmeye çalıştığı gِrülmektedir. Bu bağlamda amaç, Barzani’nin himayesi ve hatta teşviki altında Suriyeli Kürtler’in daha doğrusu PKK’ın, Irak’takine benzer bir yapı kurmaya yِnelik bir çalışma düşüncesi içinde oldukları gِrülmektedir.
Şu anda 600.000’i Türkiye’de olmak üzere 1 milyondan fazla Suriye vatandaş gِçe zorlanmış, yaklaşık 100.000 kişi de hayatını kaybetmiştir. Son günlerde bahsedilen kimyasal silah kullanma olayına kadar gerek Birleşmiş Milletlerin ve gerekse de Arap Birliği’nin girişimleri de sonuçsuz kalmıştır.
Türkiye’nin PKK ve terِr sorununa çِzüm bulmak için iş birliği içinde bulunduğu Barzani, her ne kadar PYD’yi kontrolü altına alabilme yِnünde çalışmalar başlattıysa da, daha çok PKK ile anlaşmış durumda olacağı ihtimal dahilindedir. Diğer zorluk ise Suriye’nin Esed sonrası nasıl şekilleneceği hususudur. Bu arada Türkiye’nin Kürt devleti korkusunu yenmesi gerekmektedir. Elbette bugünkü koşullar içerisinde bu durumda Türkiye’nin bir güvenlik riski olacaktır. Türkiyeli Kürtlerin (PKK ve uzantısı BDP hariç) Ankara’ya gِnüllü ve gِnülden bağlı olup olmamaları bir ِn koşuldur. Devlet kurma meselesi kolay değildir ve Türkiye bin yıllık bu geleneğe sahip, bِlgenin modern ve güçlü ülkesi olarak yoluna devam edecektir. Şu anda PYD her ne kadar Esed’e muhalif güçler arasında yer aldıysa da ِnümüzdeki zaman içerisinde strateji değiştirmesi de muhtemeldir.
Türkiye şu anda hem Esed’e karşı bir politika izliyor hem de Esed’in kendi toprağından (PYD’nin kontrolü altındaki bِlge) vazgeçmesine de karşı çıkıyor. Kürtlerin kontrolüne geçen yerleşik Kürt noktalarının denetimi Demokratik Birlik Partisinin (PYD) elinde olmasına rağmen Kürt grupları ve diğer gruplarla sürekli çatışmalardan sِz edilmektedir. Şu anda bugünkü Suriye’de 3 yapıdan bahsedilmektedir. ـlkenin merkezinde Sünni Arap Bِlgesi, batısında Alevi Hıristiyan yapıda bِlge, Kuzeyde bir Kürt devleti kurulma ihtimali oldukça yüksektir.
Bütün bu gelişmeler arasında ne yazık ki Irak’ta olduğu gibi Türkmeneli bِlgesi gibi nüfusu 2 milyondan fazla olan Türkmenlerden bahsedilmemektedir. Suriye’nin yeniden yapılandırma çalışmalarında Türkmenlerin kurucu unsur olarak temsil edilmeleri, Türkiye için çok büyük ِnem taşımaktadır. Bunun için de Ankara, bin yıldan beridir bu topraklarda yaşayan Suriye Türkmenlerinin sorunlarıyla yakından ilgilenmelidir. Suriye Türkmenleri de kendi gelecekleri için Türkiye’nin yardımlarına çok ihtiyaçları vardır.
Konumuz ile ilgili olarak sürekli sِzü edilen Arap baharı ise gِrünürde demokrasi ve ِzgürlük adı altında Müslümanları birbirine kırdırma ve nihai hedefinin de bِlge ülkelerinin ardı adına bِlünme projesidir. Başka bir ifade ile Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Ne yazık ki sırada Türkiye de vardır. Öte yandan Suriye ile ilgili Türkiye’nin bu çatışma ortamına çekilmek istendiği açıkça gِrülmektedir.
Uluslar arası medyadan anlaşılacağı üzere Suriye’ye yapılacak askeri harekat için ABD açısından kısmen geri sayım başladıysa da kolu ve kanadı kırılacak Esed’in Saddam gibi bir süre gِrevinden uzaklaştırılmayacağı gِrülmektedir. Ancak ِnümüzdeki günler içerisinde Esed’li veya Esed’siz nasıl bir yِnetimin iş başına geleceği ile ilgili gِrünürde herhangi bir reçete bulunmamaktadır. Esed’li yِnetim devam ettiği takdirde yukarıda da sِzü edildiği gibi Irak gibi 3 parçaya bِlünmüş bir Suriye, Esed’siz yِnetim de ise radikal İslamcı grupların İsrail karşıtı oldukları için kabul gِrmeyecekler ve bu da Mısır’da olduğu üzere ayrı bir kriz yaratacaktır. Netice itibari ile Irak’a yapılan müdahaleler sonucunda Kuzey Irak yaratılmış, Suriye’de de yapılacak bir müdahalenin de ana hedeflerinden biri Kuzey Suriye’nin oluşturulması büyük bir ihtimal dahilindedir.
Bütün bu gelişmeler doğrultusunda Türkiye’nin tamamen ilgisiz kalması yanlış olduğu gibi, ِn saflarda da gِnüllü olmasının da doğru olmayacağı açıktır. Başka bir ifade ile Türkiye’yi zor bir süreç beklemektedir.
Dr. Cüneyt MENGـ
cuneyt.mengu@mercanonline.com

[1] Renad Mansour ve İrfan Azeez Azeez, “The Kurds in a New Middle East”, (çevrimiçi) http://mideast.foreignpolicy.com/posts/2013/08/14/the_kurds_in_a_new_middle_east, E.T. 28.08.2013
[2] Cüneyt Mengü, ABD – Türkiye – Irak ـçgeninde Türkmen Meselesi, Yalın Yayıncılık, İstanbul, 2012, s. 132 – 133.
[3] Cüneyt Mengü, a.g.e, s. 135.

Dr. Cüneyt MENGÜ Yazarn dier yazlar (133)...

1959 KATLİAMI,NESİLLER BOYUNCA HAFIZADAN SİLİNMEYECEK

Hits: 40

Türkmenlerin maruz kaldığı 1959 Kerkük Katliamı’nın 59. Yıldönümü münasebeti nedeniyl…

Devam...

Salihi: Türkmen gencinin Türkiye Burslarına kabul edilmediğini biliyoruz

Hits: 100

Bugünlerde, Irak dahil pek çok ülkeden gencin Türkiye'de yüksek öğretimde eğitim alması ama…

Devam...

'Gaye bölgeyi Türkmen varlığından arındırmaktı, hesap tutmadı'

Hits: 245

Kerkük Vakfı Başkanı Erşat Hürmüzlü, "Gaye Türkmenleri yıldırmak, korkutmak ve Kerkük il…

Devam...

Kerkük'te oyları çalanları asla affetmeyiz

Hits: 34

Irak Başbakanı İbadi, "Kerkük'te elle sayım sonuçları ne olursa olsun oyları çalanları asl…

Devam...

Kerkük'te 8 ayda 22 Türkmen öldürüldü

Hits: 38

Irak'ın Kerkük kentinde son dönemde Türkmenlere yönelik suikastlar bitmek bilmiyor. Kerkük'te …

Devam...

Kerkük Havalimanı uçuşlara açılacak

Hits: 26

Irak Ulaştırma Bakanı Kazım Fincan el-Hamami, Kerkük Havalimanı'ndan önümüzdeki iki hafta i…

Devam...

Bir Asırdır Suriye ve Irak bir Türkmen Yurdu.!

Hits: 84

Irak ve Suriye’de devam eden etnik ve mezhepsel çatışma yıllarca sürse bile, sonunda siyasi c…

Devam...

Kerkük Vakfından başsağlığı

Hits: 46

Kerkük Vakfı olarak uzun zaman Irak Türkmenleri Meclis Başkanlğını üstlenen Dava arkadaşım…

Devam...

Salihi : Bayraktar’ın vefat haberini büyük üzüntüyle karşıladık.

Hits: 30

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Erşet Salihi, Irak Türkmen Meclisi Başkanı Yunus Bayraktar…

Devam...

Kerkük'te oyların elle sayım işleminin durdurulmasına protesto

Hits: 53

Irak'ta yapılan genel seçimlere hile ve şaibe karıştığı iddiasıyla beş gün önce başlat…

Devam...

Yazarn ok okunan

TـRKİYE DARBOĞAZDA

Hits: 38420

Irak ve Suriye’de tüm taraflar DEAŞ’ın işgal ettiği toprakların temizlenmesinin ardından …

Devam...

RAKKA’YA ARA MI VERİLDİ?

Hits: 36205

16 Mayıs Washington zirvesi sırasında ve ِncesinde yaşananlar sürpriz olmadı. Ankara’nın s…

Devam...

DEAŞ’TAN SONRAKİ TEHLİKE

Hits: 31972

Tarihte üç yıl ِnce bugün, Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’un yanı sıra Selahaddin, …

Devam...

IRAK MUTABAKATI VE TـRKMENLER

Hits: 29253

1926’da Türkiye, İngiltere ve Irak hükümetleri arasında Ankara Antlaşması’nın imzalandı…

Devam...

GـVENLİ Mİ YOKSA ÖZERK Mİ BÖLGELER?

Hits: 28399

Tampon, Güvenli ve Özerk Bِlge kavramları arasında terminolojik, içerik ve amaç yِnünden bi…

Devam...