1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-07-26
Facebook Twitter Youtube

Gençlerimizi Geçmişe Hapsetmeyelim

Suphi Saatçi

<H1 style="MARGIN: 0cm 0.75pt 0pt 0cm; BACKGROUND: white"> 

Öncelikle 27 Mayıs 2013 tarihli gazetelerde verilen haberi okuyalım:


Irak’ın başkenti Bağdat’ta arka arkaya meydana gelen patlamalarda 70’in üzerinde kişi öldü, 200’den fazla kişi ise yaralandı. Bağdat’ın Şii mahallelerinde bulunan kalabalık pazar yerlerinde ve alışveriş yapılan bölgelerde bombalı araçlarla gerçekleştirilen en az 11 patlamayı henüz herhangi bir örgüt üstlenmedi. Irak'ta son haftalarda meydana gelen saldırılar, 2006-2007 yıllarında binlerce kişinin öldüğü geniş çaplı mezhepsel çatışmaların yeniden yükselişine işaret ediyor.


 


Irak’ta giderek tırmanan terör ve şiddet olaylarının ne zaman ve nasıl duracağını kimse bilmiyor. Akıl almaz biçimde körüklenen mezhep kavgaları, ülkeyi adeta kan gölüne çevirmiştir. ABD’nin işgalden sonra Aralık 2011’de çekilirken, Irak halkının kucağına her zaman patlamaya hazır bir bomba bırakmıştır: Şii-Sünni çekişmesi.


 


Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Ortadoğu ve Irak’ı dolaşan Gertrude Bell (Yorkshire/ İngiltere, 1868-Bağdat/Irak, 1926), işgal sonrası Irak’ta yerleşmiş ve İngiliz siyasî hâkimi Sir Percy Cox’un danışmanı olmuştur. Irak hakkında yazdığı mektuplarda (Gertrude Bell Archive-Newcastle University Library-Letter details)[1] ülkenin etnik ve mezhep durumu hakkında ilgi çekici yorumlar yapmıştır. Özellikle 3 Ekim 1920 tarihli mektubunda, Irak’ta Şii nüfusun Sünnîlerden fazla olduğunu, ancak ülkede istikrarın sağlanması için yönetimin Sünnîlerde olması gerektiğini, Osmanlı döneminde de Türkler, Irak’ta iktidarı Sünnîlere verdiklerini, dile getirmiştir.


 


Irak’ın Sünnî Baas Partisi, Suriye’nin Şii yanlısı Baas Partisi arasındaki çekişme yıllarca sürmüştür. Saddam ile Hafız Esed’in dikta rejimleri ile yönettikleri Irak ve Suriye’nin uzun yıllar süren gergin ilişkilerinin arka planında Sünni-Şii çekişmesi yatmakta idi. Saddam’ın izlediği politika yüzünden Irak, uzun yıllar komşusu İran ile büyük sorunlar yaşamıştır. Hatta iki ülke arasındaki çekişmeler, 8 yıl süren anlamsız ve sonuçsuz bir savaşa dönüşmüştür. Bu savaş yüzünden iki ülke de geniş çapta hem beşerî, hem de ekonomik tahribata maruz kalmıştır.


 


Irak’ın 2003 yılında ABD işgalinden sonra Şii oluşumlar, iktidar üzerinde nüfuz sahibi olmuşlardır. ABD yönetimi ülkede Kürtlerden dolayı etnik yapılanmaya, Şiilerden dolayı da Şii yapılanmaya cevaz vermeğe başlayınca bu kapı ardına kadar açılmıştır. Bu tehlikeli gelişme, ne yazık ki Irak Anayasası ile kazanılmış bir hak ve demokratik bir aşama sayılmıştır. Zorla ve baskıyla bütün siyasî kutuplara kabul ettirilen bu anayasa yüzünden dolayı Irak’ta bugün, güven ve istikrardan eser kalmamıştır. Üzülerek ifade edelim ki Sünnî-Şii bombasını ülkenin kucağına koyan işgalciler gitmiş, ancak ülke halkı bunu patlatmaya devam ediyor.


 


Etnik ve mezhep çatışmaları yüzünden Irak’ta yaşam kararmış, insanlar bezgin ve bedbin bir duruma gelmiştir. Güven ortamının sağlanmaması yüzünden, ülkede kalkınma ve gelişme, eğitim, ekonomik istikrar, refah ve mutluluk gibi ruhî ve fizikî yönden ülkede beşerî rehabilitasyondan da söz edilemiyor. Toplumların yaşama sevinci içinde varlığını sürdürmesi için, asgarî koşulların sağlanması gerekirken, ülke insanları maddî ve manevî olarak dumura uğratılmaktadır. İşin en üzücü tarafı Sünni ve Şii halk arasında bir kavga olmamasına rağmen, ülkede sürekli böyle bir çatışma hep gündemde tutuluyor. Çünkü ülkede mezhep kavgası diye gösterilen bu manzara, aslında kanlı iktidar savaşlarının bir sonucudur. Kısacası bu iğrenç ve zalim boğuşmanın, siyaset yapanların bir icadı olduğunu kimse anlayamıyor.  


 


Irak’ın yakın tarihinde yaşananlar, üç kuşağın art arda heder olmasına yol açmıştır. 1980 yılında Irak’ta doğmuş olan bir çocuk, bugün 33 yaşındadır. Bu yaşa gelenlerin Irak’ta yaşadıklarını hızlı bir şekilde gözden geçirirsek, bu insanın profilini daha net bir biçimde görmemiz de kolaylaştırır. 1980 yılında başlayan İran-Irak savaşı, 1988 yılında sona ermiştir. Demek ki 1980 doğumlu bir çocuğun ilk 8 yılı bu savaşın getirdiği yıkımlar içinde geçmiştir. Her gün cepheden gelen şehit cenazeleri, savaşta yaralanıp sakat kalan ve özürlü duruma gelen insan sayısının giderek artması yüzünden taziyelerin, acı ve gözyaşlarının, dövünme ve ağıtların yakıldığı bir ortamda 8 yaşına gelen bir çocuğun ruh hâlini anlamak kolay değildir.


Savaş yüzünden yaşanan ekonomik sıkıntılar ve yokluklar da cabası.


 


Ardından yaşanan gelişmeler ise bu felaketi daha da ileri boyuta vardırmıştır. Irak’ın Kuveyt’i işgali ve 1990 yılında başlayan 1. Körfez Savaşı, binlerce kişinin ölümüne ve pek çok insanın sakat kalmasına sebebiyet vermiştir. Aynı tarihlerde Irak’a konan ekonomik ambargo, ülkeyi sefalete sürüklediği gibi sosyal hayatın çökmesine de yol açmıştır. Bu felaket ortamında yaşayarak 2. Körfez Savaşı’nda 20 yaşlarını aşmaya başlayan bu kuşak eğitimden, kültürden uzak kalmış, ne için savaştığını bilmeden cepheden cepheye koşmuş, kan ve gözyaşları, ölüm ve dehşet sahneleri içinde yoğrularak ruh haleti bozuk bir tip olmuştur.


 


Günümüzde sayıları on binlerle ifade edilen bu kuşaktan sağlıklı bir gelecek beklemek elbette ki mümkün değildir. Irak’ta genel olarak tablo böyle iken, Araplar ve Kürtlere göre ülkede yine de en az tahribat yaşayan Türkmenlerdir denilebilir. Çünkü diğer kesimlere göre Türkmen toplumunun sosyal ve geleneksel hayat yapısı daha güçlü ve sağlamdır. Bu bakımdan bizim de üzerimize düşen vazife, asıl yeniden yetişmekte olan kuşaklarımızı gözetmek ve onlara daha iyi bir gelecek hazırlamaktır.


 


Bu noktada Türkmen aydınlarına hatırlatmak zorunda olduğumuz bazı noktalar vardır. Öncelikle yeni yetişmekte olan Türkmen gençlerini geleceği hazırlarken, onlara öncelikle yaşama sevinci, ümit ve heyecan aşılamak gerekir. Gençlerin geçmişte olanlara takılarak, geleceklerini karartmalarına izin vermeyelim. Geleceği inşa etmek geçmişi değerlendirmek elbette ki doğrudur. Ancak geçmişe aşırı derecede takılarak kadere teslim olmak ve bu yüzden her şeye isyan edip hayata küsmek de geleceği karartır.


 


Bu bakımdan, yeni yetişen çocuklarımızın da geleceğini karartmak yazıktır ve günahtır. Geçmişe takılarak, geleceği heba etmek telafisi mümkün olmayan bir kayıptır.


Hiçbir şeyde kusuru ve günahı olmayan yeni kuşakların geleceklerini, daha da aydınlık tablolara göre hazırlamak için onlara var gücümüzle destek olmalıyız. Çünkü çocuklarımızın da kendilerine göre umutları, geleceğe yönelik hayalleri ve projeleri vardır.


 


Bu hususta bizim de üzerimize düşen görevler vardır. Unutmayalım ki gelecek her şeyi sorgulayacak ve hesap soracaktır. En adil hakem zamandır ve onun verdiği hüküm de değiştirilemez.            








[1] Bu mektupların Irak ile ilgili olanları Arapçaya çevrilmiştir. Bkz. El-Irak fi Resail el-Miss Bell (1917-1926), tercüme ve yorum: Cafer el-Hayyat, ed-Darü’l-Arabiyye li’l-Mevsuat, Beyrut, 2003.


Suphi Saatçi Yazarn dier yazlar (32)...

Ağıt

Hits: 46

Gaziler yolunda Gazi'miz gitti Arkaya bakmadan sel oldu aktı Çıkarken yoluna çok genç yaşın…

Devam...

Kerkük Semasından bir yıldız daha kaydı...

Hits: 30

Türkmen Mücadeleci,Düşünür ve eski liderlerinden Gazi Abdülmecit'ın vefat haberini büyük …

Devam...

KUZEY SURİYE’DE KÜÇÜK AMERİKA

Hits: 76

ABD’nin yıllardır üzerinde çalıştığı Kürdistan projesi göz ardı edilemez. Projenin Kuz…

Devam...

Türkmengüncesi 106

Hits: 19

Devam...

Geri sayım başladı! Türkmen kenti Telafer'e operasyon başlıyor

Hits: 50

Musul'un DEAŞ'ten geri alınmasıyla beraber Telafer için dev geri sayım başladı. Irak ordu bir…

Devam...

Irak "Kerkük İçin Referandum Kararını" Reddetti

Hits: 48

Irak Bakanlar Kurulu, geçen nisan ayında Kerkük'ün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) ilha…

Devam...

Kerkük Türkmenlerini sadece Ankara destekliyor

Hits: 79

Türk Birliği Kurultayı’na katılmak üzere Kayseri’ye gelen Irak Milli Türkmen Partisi (IMT…

Devam...

Telafer operasyonunda 'Haşdi Şabi ve Peşmerge' olmayacak

Hits: 56

Irak'ta Musul kent merkezinin DEAŞ'tan geri alınmasıyla birlikte gözler, örgütün hala elinde …

Devam...

Kerkük'te Türkmenler silahlı birlik kurmaya başladı

Hits: 79

Kerkük'ün DAEŞ sonrası peşmerge tarafından işgali neticesinde Türkmenlerin endişeleri her g…

Devam...

Türkmen Koordinasyon Kurulu (TKK) Beşnc olağan Toplantısı Bildirisi

Hits: 59

Türkmen Koordinayon Kurulu (TKK) Beşinci olağan Toplantısı Bağdata 18/7/2107 Salı gecesi yap…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 13762

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortam…

Devam...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 12764

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul…

Devam...

Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi

Hits: 8006

Bugünkü Irak toprakları Osmanlı döneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eya…

Devam...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3907

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca…

Devam...

Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü

Hits: 3532

Şehirlerin kimlikleri de tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar görünüşleri, ses tonları gibi …

Devam...