1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-24
Facebook Twitter Youtube

TÜRKİYE, SURİYE VE TÜRKMENLER

Hamza Hamamcıoğlu

Dr. Cüneyt Mengü


Türkiye ve Suriye meselesi ile ilgili olarak Suriye Türkmenlerinin durumunu analiz etmeden önce bazı durum tespitlerinin yapılmasını önemli görmekteyiz; Şöyle ki:
 Suriye'nin Türkiye ile olan 877 kilometrelik sınır şeridi, jeopolitik açıdan vazgeçilmez yaşam alanlarının birini oluşturmakta, ayrıca stratejik ve ekonomik yönden de önem arz etmektedir.
 Suriye Arap ülkeleri arasında en güçlü Arap milliyetçiliğinin merkezini teşkil etmekte ve Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinde temel taşını oluşturmaktadır.
 Bir diğer önemli husus ise; Türkiye'nin Kuzey Irak ile inişli çıkışlı ilişkileri dikkate alındığında Suriye, Türki¬ye'nin Ortadoğu'ya açılan tek sınır kapısıdır.
 PKK'nın içinde 2000'den fazla Suriyeli Kürt vardır. Esad'ın Suriyeli Kürt siyasi hareketlerine diyalog çağrısı yaptığı, Kürtlere özerklik önerisi getirdiği ve ayrıca bu militanların Suriye'ye dönmelerini sağlamak için genel af sözü verdiği çeşitli haber kaynaklarında yazılmaktadır. Ancak Suriye’deki Türkmenlerin bir bölümü Esad’ın yanında olmasına rağmen, onların adı hiçbir şekilde dile getirilmemektedir.
 Bunlara ek olarak Suriye'nin başta Ä°ran olmak üzere, Rusya ve Hizbullah ile ciddi ilişkileri, Türkiye'ye uluslar arası konjonktür kapsamında sıkıntı yaratmaktadır.
 Son olarak Suriye'de 70 seneden fazladır tamamen ihmal edilmiş hatırı sayı¬lır bir Türkmen varlığı olması hususu da dikkate alınarak artı ve eksi hesaplarını Türkiye çok iyi etüt etmelidir.
Baba Esad 13 Kasım 1970'te kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirdiği andan itibaren yönetimde bulunduğu dönemde, PKK terör örgütü ile Saddam’a karşı Iraklı muhalifler başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerindeki diğer muhaliflere kapısını açmıştır. Bu arada aynı dönemde Demirel’in 18-21 Ocak 1993 tarihleri arasında Suriye’ye yaptığı ziyaret esnasında sunduğu notlar, 16 Ekim 1998 günü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş’in açıklaması ve Hafız Esad’ın cenaze merasimine dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in katılması ve ziyaretlerde bulunması, Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Devleti arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olmuştur.
Baba Esad’ın 2000 yılında ölümünden sonra Suriye devlet başkanlığı görevi yasal zorunluluk nedeniyle kısa bir süreliğine Abdülhalim Haddam’ın olsa da, Suriye anayasasında devlet başkanlığı için öngörülen yaş 40’tan 34’e indirilerek bu göreve Baba Esad’ın oğlu Beşar Esad getirilmiştir. Oğul Esad döneminde Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılarak karşılıklı olarak vizeler kaldırılmış, gümrükler sıfırlandırılmış, gerek Türkiye’de ve gerekse de Suriye’de müşterek yatırımlar hayata geçirilmiştir. Ä°ki ülkenin ordusu tarihlerinde ilk kez 2009 yılı içerisinde müşterek bir tatbikat gerçekleştirmişler, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ve dizi film oyuncularının fotoğrafları Suriye meydanlarında asılmaya başlamıştır. Ä°kinci yılını dolduran Arap Baharı’nın başlamasıyla birlikte zirveye tırmanan bu ilişkiler alt-üst olmuş ve Türkiye muhaliflerin yanında yer almıştır.
Arap halklarının daha fazla demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkan ve 18 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta başlayan ve halen de devam eden Arap Baharı, 21. yüzyılın en büyük siyasal hareketi olarak kabul edilmektedir. Protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmaların yaşandığı bölgesel, toplumsal bir siyasi ve silahlı hareket olan Arap Baharı ile bazı Arap diktatörlerinin hükümranlığına son verilmiştir. Arap Baharı hareketinin Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Cezayir, Suriye, Yemen ve Ürdün’de yoğunluklu olarak etkisini hissettirdiğini, Suudi Arabistan, Cibuti, Batı Sahra, Umman, Irak, Lübnan, Fas, Kuveyt ve Moritanya gibi ülkelerde ise daha düşük yoğunluklu olarak gerçekleştiğini görmekteyiz. Bu hareketin etkisiyle Arap Coğrafyası’nın dışında Ä°ran, Ermenistan ve Arnavutluk gibi ülkelerde de küçük çaplı benzeri olaylar meydana gelmiştir.
Sürekli olarak sözü edilen Arap baharı ise görünürde demokrasi ve özgürlük getirmek adı altında anılsa bile aslında Arap ülkelerini ardı ardına bölünme projesidir. Ne yazık ki sırada Türki¬ye de vardır. Arap Baharı’nın Türkiye açısından önemli bir halkasını teşkil eden Suriye’nin içinde bulunduğu durum ve buna bağlı olarak ortaya çıkan gelişmelerin sonucunda Türkiye’de Kürt meselesi kritik bir sürece girmiştir. Zira Türkiye Beşar sonrası Suriye’den özerk bir Kürdistan çıkacağından endişe etmekte ve buna fırsat verilmeden Esad’ın gitmesini istemekte idi. Esad da Türkiye’nin bu hamlesine karşılık olarak Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırına yakın olan yerleri Kürtlerin denetimine bırakarak Türkiye’yi derinden düşündüren Kürdistan gerçeğiyle baş başa bırakmıştır.
Şu anda 400.000’i Türkiye’de olmak üzere bir milyondan fazla Suriye vatandaşı göçe zorlanmış, 70.000 kişi de hayatını kaybetmiştir. Şu ana kadar gerek Birleşmiş Milletlerin ve gerekse de Arap Birliğinin girişimleri sonuçsuz kalmıştır.



Suriye’de Türkmen Varlığının Tarihsel Süreci ve Geleceği

Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt Savaşından önce belirli oranlarda Rakka ve Halep bölgesine yerleşmeye başlayan, ardından Anadolu'nun fethiyle bölgeye genel anlamda hakim olan ve Haçlı seferleri sırasında çok büyük başarılara imza atan Oğuz boylarına mensup olan ve Suriye'de yaşayan Türk topluluğuna Suriye Türkmenleri denilmektedir.
Suriye’de yaşayan Türkmenler Osmanlı döneminde hac kafilelerinin kullandığı hac yolunu korumakla yükümlü tutulmuşlardır. Osmanlı döneminde Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık ve Ridaniye zaferlerinden itibaren yıkılışına kadar Anadolu’nun birçok yerinden çeşitli nedenlerle aşiret ve taifeler buraya gönderilerek yerleştirilmişlerdir. Osmanlı döneminde buraya zorunlu iskan için gönderilen aşiretler genel olarak devlet yönetimine karşı gelen muhalif gruplardır. Söz konusu bu aşiretler, bölgeye zorunlu iskana gönderilerek aşiretlerinin devlet otoritesine karşı takındıkları tavırdan ve aşiretlerinin sahip oldukları özelliklerden soyutlandırılmışlardır. Günümüzde genel olarak Şam, Humus, Lazkiye ve Halep’te yaşayan Türkmenler, hem ekonomik olarak ve hem de kültürel anlamda zayıf durumda olduklarından önemli makamlara gelememektedirler. Suriye’de ne kadar Türkmen nüfusunun yaşadığı net olarak bilinmemektedir. Hama –Humus, Lazkiye ve Halep bölgelerinde en azından bir buçuk milyon Türkmen nüfusunun yaşadığı tahmin edilmektedir. Suriye’deki Türkmenler tarafından kendi nüfusları hakkında telaffuz edilen 3,5 - 4 milyon rakamı da yalnızca tahminden ibarettir. Bizce Türkmen kimliği Suriyeliye bir avantaj sağlıyorsa veya sağladığı takdirde; Hama-Humus, Lazkiye, Halep ve diğer bölgelerde yaşayan insanların büyük bir bölümü (asılları Türkmen olduğu için) kendilerinin Türkmen olduğunu açıklarlar. Suriye’de yaşayan Türkmenlerin birçoğunun Türkiye’nin özellikle Hatay, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Kayseri gibi çeşitli illerinde hısım ve akrabaları bulunmaktadır. Bilindiği üzere özellikle dini bayramlarda Türkiye-Suriye sınır boylarında çok yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşanmaktadır.
Halep ve Lazkiye Türkleri Ä°ç Anadolu Bölgesinde konuşulan lehçeye yakın bir dil kullanırken Rakka gibi bazı bölgelerde asimilasyon uygulamaları nedeniyle, özellikle genç ve orta yaş grupları Türkçeyi iyi konuşamamaktadır. Türkmen olmanın iyi bir gelecek vaat etmediği görüşü hakim olduğundan, Suriye Türkmenleri kendilerini Arap gibi hissetmeye başlamışlar ve okulda, sokakta, resmi dairelerde hiçbir geçerliliği olmayan Türkçeyi de neredeyse unutma aşamasına gelmişlerdir. Suriye’de yaşamaya devam eden Türkmenlerin karşı karşıya kaldıkları en önemli sorun hiç şüphe yok ki sahipsiz kalmaları ve Türkçeyi unutmalarıdır. Suriye Türkmenlerinin büyük çoğunluğu, her türlü baskı ve asimilasyon uygulamalarına rağmen yaşadıkları toprakları terk etmeseler de Lazkiye bölgesinde bulunan ve sayıları 100.000’in üzerinde olan Bayır-Bucak aşiretine mensup Türkler ikinci dünya savaşı sonrasında Hatay bölgesine sınırlı sayıda da olsa göç etmişlerdir.
Arap Baharı’nın ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin önemli bir halkası olan Suriye’de ortaya çıkan gelişmelerin düşündürdüğü husus Beşar Esad sonrası dönemin nasıl şekilleneceğidir. Suriye’de meydana gelen olayları, Araplar kenardan sessizce ve asla müdahil olmadan seyretmektedirler. Suriye iç savaşında meydana gelen en yoğun çatışmalar Türkmenlerin yoğunluklu olarak yaşadıkları yerleşim birimlerinde meydana gelmektedir. Bu bağlamda özellikle Hama-Humus, Lazkiye ve Halep bölgesinde Binlerce Türkmen hayatını kaybetmiş ve on binlercesi de başta Türkiye olmak üzere diğer komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Suriye’de yaşamaya devam edenler ise sürekli olarak hayati tehlikelere maruz kalmaktadırlar. Bir Suriyeli yetkiliden tarafımızca alınan bilgilere göre Türkmenlerin büyük bir bölümü kendilerini savunmak amacıyla muhalif guruplar safında yer alarak Halep’te 16, Lazkiye’de 7 ve Humus’ta ise 3 taburluk bir kuvvet oluşturmuşlardır. Ancak ne yazık ki Türkmenler doğru dürüst bir yardım ve destek alamadıklarından seslerini dünyaya duyuramamaktadırlar.
Esad sonrası yeniden şekillenecek Suriye’de Türkmen varlığının geleceğine yönelik alınacak kararlar ve atılacak adımlar büyük önem arz etmektedir. Suriye yeniden yapılandırılırken, gerek Türkiye ve gerekse de diğer komşu ülkelere sığınmış Türkmenler, kurucu unsur olarak yeni oluşum içerisinde yerlerini mutlaka almalıdırlar. Zira, Suriye’nin yeniden yapılandırma çalışmalarında Türkmenlerin, kurucu unsur olarak temsil edilmeleri, gelecekleri için çok büyük önem taşımaktadır. Bunun için de Ankara, bin yıldan beri bu topraklarda yaşayan Suriye Türkmenlerinin sorunlarıyla yakından ilgilenmelidir. Suriye Türkmenleri de kendi rahatları ve devamlılıkları için Türkiye’nin yardımlarına çok ihtiyaçları vardır.
Esad sonrası Suriye’de; bölgede yaşayan Türkmen varlığının geleceği göz önüne alınarak Türkmenlerin yoğunluklu olarak yaşadıkları yerleşim yerlerine Türk - Türkmen kültürünü oluşturacak ve yaşatacak kültür merkezleri inşa edilmeli, Türkmen gençlerinin Türkiye’deki okullarda eğitim görebilmelerine imkân sağlanmalı ve hatta Suriye’de Türkçe eğitim yapabilmelerinin önü açılmalıdır. Kültürel faaliyetlere önem verilerek sivil toplum örgütleri kurulmalıdır. Ayrıca Türkmenlere ait gerek yazılı basın, gerekse görsel basın kurulması ile ilgili altyapının oluşturulması gereklidir. Zira bir insan topluluğunu millet yapan en önemli unsur dildir.
Netice itibarı ile Türkiye yenidünya düzeninin tartışıldığı günümüzde sahip olduğu jeopolitik ve stratejik konumunun kendisine bahşettiği kuvvetten yararlanarak Suriye’de meydana gelen olayların çözümünde ağabeylik rolünü üstlenmiş olsaydı belki de bu kadar zayiat olmayacaktı. Yine de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyguladığı politikaların doğruluğunu zaman gösterecektir.

Dr. Cüneyt Mengü Yazarın diğer yazıları (106)...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 8

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 8

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 55

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 33

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 44

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Milli Türkmen Partisi nasıl bu hale geldi?

Hits: 122

Türkmen Siyasi Tarihinin güzide bir Partisi iken Türkmen Siyasi hayatına ilk defa Partileşmeyi getir…

Devamı...

Kerkük'te Türkmeneli Partisi'ne saldırı

Hits: 72

Türkmeneli Partisi Sözcüsü Teymur Beyatlı, Kerkük'te düzenlediği basın toplantısında, kentin güneyba…

Devamı...

Erbil gazetesi 24

Hits: 20

Devamı...

HABİB HÜRMÜZLܒNÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 69

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı “…

Devamı...

Şehit Polisler İçin Anlamlı Çalışma

Hits: 73

Kerkük'te kutsal görevlerini yaparken şehit olan iki Türkmen polis subayının şehit oldukları yerde…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

LOZAN VE MUSUL OPERASYONU

Hits: 13478

Yaklaşık bir yıldan fazladır sözü edilen ve Irak’ın içinde ve dışında pazarlığı yapılan Musul operas…

Devamı...

100. YILINDA SYKES PICOT

Hits: 12556

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla batılı güçler tarafından hasta adam olarak adlandırılan Osmanl…

Devamı...

BÖLÜNME TARTIŞMALARI

Hits: 12504

1991’de BM kararıyla Güvenli Bölge adı altında Irak’ın kuzeyinde kurulan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi…

Devamı...

FIRAT KALKANI

Hits: 11861

Suriye’de Esad rejimine karşı 2011’de başlayan ayaklanmayla ilgili olarak Türkiye’nin eş zamanlı baş…

Devamı...

MART TEZKERESİNİN PERDE ARKASI

Hits: 11030

Yıllardır hararetle tartışma konusu olan ve önümüzdeki günler içerisinde 16. yılını dolduran 1 Mar…

Devamı...