1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-08-13
Facebook Twitter Youtube
Yeniler

TـRKİYE, SURİYE VE TـRKMENLER

Dr. Cüneyt Mengü


Türkiye ve Suriye meselesi ile ilgili olarak Suriye Türkmenlerinin durumunu analiz etmeden ِnce bazı durum tespitlerinin yapılmasını ِnemli gِrmekteyiz; Şِyle ki:
 Suriye'nin Türkiye ile olan 877 kilometrelik sınır şeridi, jeopolitik açıdan vazgeçilmez yaşam alanlarının birini oluşturmakta, ayrıca stratejik ve ekonomik yِnden de ِnem arz etmektedir.
 Suriye Arap ülkeleri arasında en güçlü Arap milliyetçiliğinin merkezini teşkil etmekte ve Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinde temel taşını oluşturmaktadır.
 Bir diğer ِnemli husus ise; Türkiye'nin Kuzey Irak ile inişli çıkışlı ilişkileri dikkate alındığında Suriye, Türki¬ye'nin Ortadoğu'ya açılan tek sınır kapısıdır.
 PKK'nın içinde 2000'den fazla Suriyeli Kürt vardır. Esad'ın Suriyeli Kürt siyasi hareketlerine diyalog çağrısı yaptığı, Kürtlere ِzerklik ِnerisi getirdiği ve ayrıca bu militanların Suriye'ye dِnmelerini sağlamak için genel af sِzü verdiği çeşitli haber kaynaklarında yazılmaktadır. Ancak Suriye’deki Türkmenlerin bir bِlümü Esad’ın yanında olmasına rağmen, onların adı hiçbir şekilde dile getirilmemektedir.
 Bunlara ek olarak Suriye'nin başta İran olmak üzere, Rusya ve Hizbullah ile ciddi ilişkileri, Türkiye'ye uluslar arası konjonktür kapsamında sıkıntı yaratmaktadır.
 Son olarak Suriye'de 70 seneden fazladır tamamen ihmal edilmiş hatırı sayı¬lır bir Türkmen varlığı olması hususu da dikkate alınarak artı ve eksi hesaplarını Türkiye çok iyi etüt etmelidir.
Baba Esad 13 Kasım 1970'te kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirdiği andan itibaren yِnetimde bulunduğu dِnemde, PKK terِr ِrgütü ile Saddam’a karşı Iraklı muhalifler başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerindeki diğer muhaliflere kapısını açmıştır. Bu arada aynı dِnemde Demirel’in 18-21 Ocak 1993 tarihleri arasında Suriye’ye yaptığı ziyaret esnasında sunduğu notlar, 16 Ekim 1998 günü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş’in açıklaması ve Hafız Esad’ın cenaze merasimine dِnemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in katılması ve ziyaretlerde bulunması, Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Devleti arasındaki ilişkilerde bir dِnüm noktası olmuştur.
Baba Esad’ın 2000 yılında ِlümünden sonra Suriye devlet başkanlığı gِrevi yasal zorunluluk nedeniyle kısa bir süreliğine Abdülhalim Haddam’ın olsa da, Suriye anayasasında devlet başkanlığı için ِngِrülen yaş 40’tan 34’e indirilerek bu gِreve Baba Esad’ın oğlu Beşar Esad getirilmiştir. Oğul Esad dِneminde Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılarak karşılıklı olarak vizeler kaldırılmış, gümrükler sıfırlandırılmış, gerek Türkiye’de ve gerekse de Suriye’de müşterek yatırımlar hayata geçirilmiştir. İki ülkenin ordusu tarihlerinde ilk kez 2009 yılı içerisinde müşterek bir tatbikat gerçekleştirmişler, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ve dizi film oyuncularının fotoğrafları Suriye meydanlarında asılmaya başlamıştır. İkinci yılını dolduran Arap Baharı’nın başlamasıyla birlikte zirveye tırmanan bu ilişkiler alt-üst olmuş ve Türkiye muhaliflerin yanında yer almıştır.
Arap halklarının daha fazla demokrasi, ِzgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkan ve 18 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta başlayan ve halen de devam eden Arap Baharı, 21. yüzyılın en büyük siyasal hareketi olarak kabul edilmektedir. Protestolar, mitingler, gِsteriler ve iç çatışmaların yaşandığı bِlgesel, toplumsal bir siyasi ve silahlı hareket olan Arap Baharı ile bazı Arap diktatِrlerinin hükümranlığına son verilmiştir. Arap Baharı hareketinin Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Cezayir, Suriye, Yemen ve ـrdün’de yoğunluklu olarak etkisini hissettirdiğini, Suudi Arabistan, Cibuti, Batı Sahra, Umman, Irak, Lübnan, Fas, Kuveyt ve Moritanya gibi ülkelerde ise daha düşük yoğunluklu olarak gerçekleştiğini gِrmekteyiz. Bu hareketin etkisiyle Arap Coğrafyası’nın dışında İran, Ermenistan ve Arnavutluk gibi ülkelerde de küçük çaplı benzeri olaylar meydana gelmiştir.
Sürekli olarak sِzü edilen Arap baharı ise gِrünürde demokrasi ve ِzgürlük getirmek adı altında anılsa bile aslında Arap ülkelerini ardı ardına bِlünme projesidir. Ne yazık ki sırada Türki¬ye de vardır. Arap Baharı’nın Türkiye açısından ِnemli bir halkasını teşkil eden Suriye’nin içinde bulunduğu durum ve buna bağlı olarak ortaya çıkan gelişmelerin sonucunda Türkiye’de Kürt meselesi kritik bir sürece girmiştir. Zira Türkiye Beşar sonrası Suriye’den ِzerk bir Kürdistan çıkacağından endişe etmekte ve buna fırsat verilmeden Esad’ın gitmesini istemekte idi. Esad da Türkiye’nin bu hamlesine karşılık olarak Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırına yakın olan yerleri Kürtlerin denetimine bırakarak Türkiye’yi derinden düşündüren Kürdistan gerçeğiyle baş başa bırakmıştır.
Şu anda 400.000’i Türkiye’de olmak üzere bir milyondan fazla Suriye vatandaşı gِçe zorlanmış, 70.000 kişi de hayatını kaybetmiştir. Şu ana kadar gerek Birleşmiş Milletlerin ve gerekse de Arap Birliğinin girişimleri sonuçsuz kalmıştır.



Suriye’de Türkmen Varlığının Tarihsel Süreci ve Geleceği

Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt Savaşından ِnce belirli oranlarda Rakka ve Halep bِlgesine yerleşmeye başlayan, ardından Anadolu'nun fethiyle bِlgeye genel anlamda hakim olan ve Haçlı seferleri sırasında çok büyük başarılara imza atan Oğuz boylarına mensup olan ve Suriye'de yaşayan Türk topluluğuna Suriye Türkmenleri denilmektedir.
Suriye’de yaşayan Türkmenler Osmanlı dِneminde hac kafilelerinin kullandığı hac yolunu korumakla yükümlü tutulmuşlardır. Osmanlı dِneminde Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık ve Ridaniye zaferlerinden itibaren yıkılışına kadar Anadolu’nun birçok yerinden çeşitli nedenlerle aşiret ve taifeler buraya gِnderilerek yerleştirilmişlerdir. Osmanlı dِneminde buraya zorunlu iskan için gِnderilen aşiretler genel olarak devlet yِnetimine karşı gelen muhalif gruplardır. Sِz konusu bu aşiretler, bِlgeye zorunlu iskana gِnderilerek aşiretlerinin devlet otoritesine karşı takındıkları tavırdan ve aşiretlerinin sahip oldukları ِzelliklerden soyutlandırılmışlardır. Günümüzde genel olarak Şam, Humus, Lazkiye ve Halep’te yaşayan Türkmenler, hem ekonomik olarak ve hem de kültürel anlamda zayıf durumda olduklarından ِnemli makamlara gelememektedirler. Suriye’de ne kadar Türkmen nüfusunun yaşadığı net olarak bilinmemektedir. Hama –Humus, Lazkiye ve Halep bِlgelerinde en azından bir buçuk milyon Türkmen nüfusunun yaşadığı tahmin edilmektedir. Suriye’deki Türkmenler tarafından kendi nüfusları hakkında telaffuz edilen 3,5 - 4 milyon rakamı da yalnızca tahminden ibarettir. Bizce Türkmen kimliği Suriyeliye bir avantaj sağlıyorsa veya sağladığı takdirde; Hama-Humus, Lazkiye, Halep ve diğer bِlgelerde yaşayan insanların büyük bir bِlümü (asılları Türkmen olduğu için) kendilerinin Türkmen olduğunu açıklarlar. Suriye’de yaşayan Türkmenlerin birçoğunun Türkiye’nin ِzellikle Hatay, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Kayseri gibi çeşitli illerinde hısım ve akrabaları bulunmaktadır. Bilindiği üzere ِzellikle dini bayramlarda Türkiye-Suriye sınır boylarında çok yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşanmaktadır.
Halep ve Lazkiye Türkleri İç Anadolu Bِlgesinde konuşulan lehçeye yakın bir dil kullanırken Rakka gibi bazı bِlgelerde asimilasyon uygulamaları nedeniyle, ِzellikle genç ve orta yaş grupları Türkçeyi iyi konuşamamaktadır. Türkmen olmanın iyi bir gelecek vaat etmediği gِrüşü hakim olduğundan, Suriye Türkmenleri kendilerini Arap gibi hissetmeye başlamışlar ve okulda, sokakta, resmi dairelerde hiçbir geçerliliği olmayan Türkçeyi de neredeyse unutma aşamasına gelmişlerdir. Suriye’de yaşamaya devam eden Türkmenlerin karşı karşıya kaldıkları en ِnemli sorun hiç şüphe yok ki sahipsiz kalmaları ve Türkçeyi unutmalarıdır. Suriye Türkmenlerinin büyük çoğunluğu, her türlü baskı ve asimilasyon uygulamalarına rağmen yaşadıkları toprakları terk etmeseler de Lazkiye bِlgesinde bulunan ve sayıları 100.000’in üzerinde olan Bayır-Bucak aşiretine mensup Türkler ikinci dünya savaşı sonrasında Hatay bِlgesine sınırlı sayıda da olsa gِç etmişlerdir.
Arap Baharı’nın ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin ِnemli bir halkası olan Suriye’de ortaya çıkan gelişmelerin düşündürdüğü husus Beşar Esad sonrası dِnemin nasıl şekilleneceğidir. Suriye’de meydana gelen olayları, Araplar kenardan sessizce ve asla müdahil olmadan seyretmektedirler. Suriye iç savaşında meydana gelen en yoğun çatışmalar Türkmenlerin yoğunluklu olarak yaşadıkları yerleşim birimlerinde meydana gelmektedir. Bu bağlamda ِzellikle Hama-Humus, Lazkiye ve Halep bِlgesinde Binlerce Türkmen hayatını kaybetmiş ve on binlercesi de başta Türkiye olmak üzere diğer komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Suriye’de yaşamaya devam edenler ise sürekli olarak hayati tehlikelere maruz kalmaktadırlar. Bir Suriyeli yetkiliden tarafımızca alınan bilgilere gِre Türkmenlerin büyük bir bِlümü kendilerini savunmak amacıyla muhalif guruplar safında yer alarak Halep’te 16, Lazkiye’de 7 ve Humus’ta ise 3 taburluk bir kuvvet oluşturmuşlardır. Ancak ne yazık ki Türkmenler doğru dürüst bir yardım ve destek alamadıklarından seslerini dünyaya duyuramamaktadırlar.
Esad sonrası yeniden şekillenecek Suriye’de Türkmen varlığının geleceğine yِnelik alınacak kararlar ve atılacak adımlar büyük ِnem arz etmektedir. Suriye yeniden yapılandırılırken, gerek Türkiye ve gerekse de diğer komşu ülkelere sığınmış Türkmenler, kurucu unsur olarak yeni oluşum içerisinde yerlerini mutlaka almalıdırlar. Zira, Suriye’nin yeniden yapılandırma çalışmalarında Türkmenlerin, kurucu unsur olarak temsil edilmeleri, gelecekleri için çok büyük ِnem taşımaktadır. Bunun için de Ankara, bin yıldan beri bu topraklarda yaşayan Suriye Türkmenlerinin sorunlarıyla yakından ilgilenmelidir. Suriye Türkmenleri de kendi rahatları ve devamlılıkları için Türkiye’nin yardımlarına çok ihtiyaçları vardır.
Esad sonrası Suriye’de; bِlgede yaşayan Türkmen varlığının geleceği gِz ِnüne alınarak Türkmenlerin yoğunluklu olarak yaşadıkları yerleşim yerlerine Türk - Türkmen kültürünü oluşturacak ve yaşatacak kültür merkezleri inşa edilmeli, Türkmen gençlerinin Türkiye’deki okullarda eğitim gِrebilmelerine imkân sağlanmalı ve hatta Suriye’de Türkçe eğitim yapabilmelerinin ِnü açılmalıdır. Kültürel faaliyetlere ِnem verilerek sivil toplum ِrgütleri kurulmalıdır. Ayrıca Türkmenlere ait gerek yazılı basın, gerekse gِrsel basın kurulması ile ilgili altyapının oluşturulması gereklidir. Zira bir insan topluluğunu millet yapan en ِnemli unsur dildir.
Netice itibarı ile Türkiye yenidünya düzeninin tartışıldığı günümüzde sahip olduğu jeopolitik ve stratejik konumunun kendisine bahşettiği kuvvetten yararlanarak Suriye’de meydana gelen olayların çِzümünde ağabeylik rolünü üstlenmiş olsaydı belki de bu kadar zayiat olmayacaktı. Yine de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyguladığı politikaların doğruluğunu zaman gِsterecektir.

Dr. Cüneyt Mengü Yazarn dier yazlar (135)...

Kerkük Vakfından Bir Çağrı

Hits: 65

Yıllardır Türkmen halkının meşru haklarını gasp etmeye kalkışan cihetler bir kez daha şai…

Devam...

Basın Bildirisi

Hits: 65

12 Mayıs 2018 seçiminde yaşanan büyük ihlalleri ve sahtekârlıkları video kayıtlarıyla ayan…

Devam...

Türkmen lider Salihi'den seçim sonuçlarına tepki

Hits: 32

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşet Salihi, ülkede yapılan seçimlere ilişkin elle sayı…

Devam...

Türkmen lider Erşat Salihi, İran'ın Erbil Başkonsolosu ile görüştü

Hits: 44

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Erşat Salihi dün, Kerkük'teki makamında İran'ın Er…

Devam...

Irak'taki Türkmen ilçesi 15 yıl aradan sonra istikrara kavuştu

Hits: 93

Irak'ın Salahaddin vilayetine bağlı Türkmen Tuzhurmatu ilçesi, Peşmerge ve siyasi partilere ai…

Devam...

Büyük Türkmen Şairi Ali Marufoğlu Hakka Yürüdü

Hits: 76

Türkmen kültür tarihinin parlak sayfalarında geniş yer alan, Türkmenelinin zengin kültür mer…

Devam...

Türkmen Öğrencilere Muratpaşa Belediyesi Kucak Açtı

Hits: 34

Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği ile Türkmen İzcilik Federasyonu’nca, Türkmen ö…

Devam...

HÜRMÜZ BOĞAZI, PETROLÜN VAZGEÇİLMEZ KORİDORUDUR

Hits: 102

ABD, dünyada öngördüğü stratejik politikalarını gerçekleştirmek için zaman zaman uluslara…

Devam...

Tuzhurmatu'ya 15 yıl aradan sonra Türkmen kaymakam atandı

Hits: 96

Irak'ta Türkmenlerin yoğunlukta yaşadığı Salahaddin vilayetinin Tuzhurmatu ilçesine, 2003'ten…

Devam...

Türkmen Öğrencilerden Selçuk Üniversitesi’ne Ziyaret

Hits: 91

Türkmen Öğrencilerden Selçuk Üniversitesi’ne ZiyaretTürkmeneli Dernekler Federasyonu Genel B…

Devam...

Yazarn ok okunan

TـRKİYE DARBOĞAZDA

Hits: 38497

Irak ve Suriye’de tüm taraflar DEAŞ’ın işgal ettiği toprakların temizlenmesinin ardından …

Devam...

RAKKA’YA ARA MI VERİLDİ?

Hits: 36502

16 Mayıs Washington zirvesi sırasında ve ِncesinde yaşananlar sürpriz olmadı. Ankara’nın s…

Devam...

DEAŞ’TAN SONRAKİ TEHLİKE

Hits: 32826

Tarihte üç yıl ِnce bugün, Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’un yanı sıra Selahaddin, …

Devam...

IRAK MUTABAKATI VE TـRKMENLER

Hits: 29480

1926’da Türkiye, İngiltere ve Irak hükümetleri arasında Ankara Antlaşması’nın imzalandı…

Devam...

GـVENLİ Mİ YOKSA ÖZERK Mİ BÖLGELER?

Hits: 28649

Tampon, Güvenli ve Özerk Bِlge kavramları arasında terminolojik, içerik ve amaç yِnünden bi…

Devam...