1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-25
Facebook Twitter Youtube

Yalnızlık Denizinde Yüzen Şehir: Kerkük

Suphi Saatçi


Sevdamızın göbeğinde yer alan Kerkük, içimizde hicran yarası olarak yaşıyor. Uzaktan görünüşü bir efsane, bir masal şehir gibi… Gözümüzde, gönlümüzde yaşayan o, geceleri rüyalarımızı süsleyen o…

1978 yılından 2003 yılına kadar 25 yıl hasretini çektiğim Kerkük’e 2003 yılının mayıs ayının başlarında girdiğim zaman, kendimi bir hayalet ülkesinde geziniyor gibi hissetmiştim. Yılların zulmünü, baskısını yaşamış olan bu şehir yorgun ve bitkindi. Ülkenin yaşadığı ambargodan en çok etkilenen şehir Kerkük’tü. Çünkü bu şehrin sakinleri Türkmen olduğu için çifte ambargo uygulanmıştı. Biri genel ambargo, diğeri ise Saddam’ın uyguladığı özel ambargo idi.

2004 yılının Kurban Bayramında tekrar Kerkük’ü ziyaret etmiştim. Bakımsızlıktan dolayı iyice hırpalanan Kerkük’ün hâl-i pür melâli yürekler acısıydı. Delik deşik olan yolları, asfalt döşenmediği için kullanılamaz durumdaydı. Bu yollardan değil araba, yayalar bile yürümekte zorluk çekiyordu. Çamur gölüne dönen çukurları aşmak, motorlu araçlar için adeta bir çileye dönmüştü.

Elektrik ve su bulmak lüks sayılıyordu. Bir zamanlar Irak’ın en temiz şehri olan Kerkük, bir çöp deryasına dönüşmüştü. Şehrin en muteber semtlerinde çöp yığınlarından geçilmiyordu. Bu konuda herkes suçu bir başkasına yüklüyordu. Çöpçüler maaş alıyor ama görevlerini yapmıyorlardı. Trafik kuralları rafa kaldırılmış, yol kapanın elinde kalmıştı. İsteyen herkes boş bulduğu binayı işgal ediyor ve mülkiyet hakkını, hukuku tanımıyordu. Başvurulacak devlet otoritesi bulmak mümkün değildi.

İşin en garip tarafı dünyada bir petrol şehri olarak tanınan Kerkük’te benzin yoktu. Şehrin altı servet, üstü sefaletti. Kerkük petrollerinin ürünleri diğer şehirlerde vardı. Fakat Kerkük benzinden mahrumdu.

Kerkük’e 2004 yılından sonra tekrar gidememiştim. Düşündüm ve baktım ki aradan 8 yıl geçmişti. Biraz da utandım doğrusu… Yıllar da çok çabuk geçmişti. Tıpkı Yunus’un “Gelip Geçti Ömrüm” şiirinde dediği gibi:

Bunca yıllar geldi geçti
Bir yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi
Bir göz açıp yummuş gibi.

Tekrar Kerkük’e gitmek için hazırlık yaptım. Kerkük’ü görmeyen eşimi ve kızımı da bu sefer götürmeye kararlıydım. Özellikle kızımın Kerkük’ü görmesini, dedesinin, babaannesinin ve akrabalarının aile mezarlığını görmelerini istemiştim. Kerkük’te durmadan patlamalar da oluyordu. Yıllar durmadan akıp gidiyordu ve patlamalar da dur durak bilmiyordu. Artık tahammülüm kalmamıştı. Allah’a tevekkül eylemekten başka çare yoktu.

Böylece Erbil üzerinden Kerkük’e yola çıktık. Eşim ve kızıma Erbil’in tarih boyunca bir Türkmen şehri olduğunu söylemiştim. Bugünde bile bu şehrin Türkmen rengi kaybolmamıştır diyordum. Erbilli kardeşimiz Nazım Terzi gezimizde bize eşlik etti. Bu amaçla Erbil Kalesini, oradaki Türkmen konaklarını, kaledeki küçe ve buruğları, Ulucami ve hamamı, aşağıdaki çarşı-pazar ve kapalı çarşı olan Kayseriyi gezdik. Esnafların Erbil’in o güzelim Türkmen ağzıyla konuşmalarına tanık olmamız, bir kez daha iman gücümüzü tazeledi. Sevgi dolu sözlerle konuşan Erbillilerin ne kadar çalışkan ve sabırlı olduklarını görmek, bizi gururlandırdı. Hepsinin doya doya fotoğraflarını çektik.

Kerkük’e vardığımız zaman esas o zaman heyecanımız tekrar doruğa çıktı. Kerkük’te bu sefer yolların asfaltları iyiydi. Hava yağmurlu olmasına rağmen, yollar fazla çamurlu değildi. Her tarafta inşaat şantiyeleri dikkat çekiyordu. 4 gün süren ziyaretimizde Musalladaki aile mezarlığımızı ziyaret ettik. Burada yatan Şehit Nejdet Koçak’ın mezarına da uğrayıp Fatihalar okuduk.

Atlas Caddesinin sonundaki Şehitler Mezarlığının giriş kapısı adeta işgal edilmiş gibiydi. Mezathane diye her tarafta eski kapı ve pencere parçaları, yayaların geçişine ve mezarlığa girişine engel oluyordu. Ziyaret etmek mümkün değildi.

Kerkük’te yeniden yapılan Taşköprü üzerinden Eski Yaka’ya geçtik. Merdivenli yoldan Kerkük Kalesi’ne çıktık. Buradaki eski eserlerin ne durumda olduklarını tekrar görmek heyecanı içindeydik. Kaledeki Gök Kümbet perişan vaziyette idi. Yapılan niteliksiz ve yanlış uygulamalar sonucu her tarafı dökülüyordu. Bu aslında ayrı bir makale konusu olacak vahametteydi. Kaledeki kayseriyi, Ulucami ile Danyal Peygamber Camisi, Tayfur evi, Mustafa Ağa evi ve diğerlerini gezdik. Hepsi birbirinden bakımsız ve perişandı. Restorasyon işleri çok yavaş biçimde ilerliyordu ve bunlar çok yetersizdi. Aslında Kerkük Kalesi için bir master planı hazırlamak gerekir.

Kaleden inerek Büyük Bazar denilen ve Eski Yaka’nın en yoğun ticaret merkezi olan bölgeyi dolaştık. Önce Kırdarlar Külliyesini gezdik. Burası iki katlı olan Kırdarlar Hanı, Kırdarlar Camisi ve Kayeseri (kapalıçarşı) den oluşuyordu. Çarşı bölgesi çok kalabalıktı. Yürümede bile zorluk çekiliyordu. Yollar çamur ve pislik içindeydi. Hanlar tıklım tıklım insan doluydu. Oradan Kerkük’ün ünlü kapalı çarşısı Kayseri’ye girdik. 19. yüzyıl yapısı bu güzel çarşının arka kapısından çıkıp, Nakışlı Minare Camisi’ne ve bunu arkasındaki Gülhanlar evine girdik.

Bakımsız, sahipsiz ve kimsesiz olan Kerkük, buna rağmen duruşu vakur ve asildi. Bunca ihmale rağmen, bunca haksızlığa rağmen, şehrin kuruluşu ve yapısı asaletini hissettiriyordu. Şehrin yerlisi ve gerçek sahipleri olan Türkmen esnafı ve çalışanlarının müşterilerle olan diyalogları, medenî insanlara hastı. Tatlı dilleri, hitap biçimleri birer zarafet sembolü idi.

Eski Yaka’dan yaya köprüsü üzerinden karşı yakaya geçerken, köprülerden Hasa Çayı’na atılan çöp yığınları, bu şehre yakışmayan bir manzara arz ediyordu. Belediye’nin zabıta elemanları buna nasıl izin vermiştir, diye sormadan edemedim. Şehirde zabıta, kontrol ve önlem almak gibi kavramlar halkın beyninde henüz oluşmamıştı. Özellikle nerelerden geldikleri bilinmeyen, şehir kültürü ve görgüsünden habersiz mağara devrinden arta kalan seyyar satıcılar, şehrin yerlisi olmayan kimselerdi.

Kerkük’e gidenler bu şehrin hafızası olan değerli araştırmacı ve yazar Ata Terzibaşı’yı ziyaret etmeden, hacları kabul olmazdı. Biz de değerli üstadımızı ziyaret edip, sohbeti ile mütelezziz olduk. Eşim ve kızım da, sürekli ismini duydukları bu kıymetli insanı görmek şerefine nail oldular. Bu buluşmada başlıca sohbet konumuz elbette ki Kerkük’tü ve yaşanan belirsizliklerdi. Kerkük kendi kaderine terk edilmiş gibiydi. Her yerde büyük yatırımlar yapılıyor ama Kerkük’te doğru dürüst ciddi büyük projeler bugüne kadar uygulanmamıştır. Hâlâ bu şehirde değil 5 yıldızlı, 3 yıldızlı olan bir otel bile yoktu.

Paylaşılmayan bu şehrin asıl sahipleri Türkmenler, yalnız ve desteksiz bırakılmıştır. Türkmenlerin dışında herkesin sahibi ve dostu vardır. Türkiye, Irak için hayatî öneme haiz bir devlet. Irak’ın kuzeyindeki şehirlerde, iğneden ipliğe her şey Türkiye’den sağlanıyor. Bütün yatırımların ve imar hareketlerinin baş aktörü Türkiye.

Kerkük’e sahip çıkanların tek derdi petroldü. Yüz yıldan beri Kerkük’ün başına açılan bunca felaketin ana sebebi de buydu. “Herkese yakın olan Türkiye, Türkmenlere neden bu kadar mesafeli” diye sordu Terzibaşı. Cevap veremedim. Türkmenlerin Türkiye’den talebini Terzibaşı tek cümlede özetledi: “Türkiye bari herkese eşit mesafede olsun, başka bir şey istemiyoruz.”

Evet, Türkiye mesafesini Türkmenlerle de eşitlesin… Sevgili Anavatanımız, Türkmenlerin sesini duyuyor musun?


Suphi Saatçi Yazarın diğer yazıları (30)...

Türkiye, Kerkük’teki bütün Türkmenlerle diyalog geliştirmeli

Hits: 204

Kamu kurumlarında Irak bayrağının yanında IKBY bayrağının da asılmasıyla tansiyonun yükseldiği Kerkü…

Devamı...

Türkmeneli gazetesi 1359

Hits: 4

Devamı...

Irak Türkmen Cephesi'nin 22. yıldönümü Kerkük'te kutlandı.

Hits: 13

Kutlamada konuşan Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşet Salihi, Tüm Türkmenleri …

Devamı...

Hukuki Boyutuyla Kerkük Krizi

Hits: 15

Kerkük Valisi, Kerkük il meclisine 14 Mart 2017 tarihli bir yazı yönelterek Kerkük’teki resmî dairel…

Devamı...

'Kerkük'te tek taraflı kararlarla Türkmen gerçeği değiştirilemez'

Hits: 10

Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Salihi: Kerkük'te tek taraflı kararlarla emrivak…

Devamı...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 26

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 44

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 63

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 37

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 50

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 8711

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşam…

Devamı...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 4980

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul eyaletle…

Devamı...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3572

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca birçok d…

Devamı...

Kardaşlık 18 Yaşında

Hits: 3235

Ocak 1999 da yayın hayatına başlayan Kardaşlık 69. sayısı ile siz değerli okuyucularına bir kez daha…

Devamı...

Türkiye ve Türkmenler

Hits: 3184

Irak Türkmenleri tarih boyunca Türkiye ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Birinci Dünya Savaşından s…

Devamı...