1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-07-19
Facebook Twitter Youtube

Türkiye ve Türkmenler

Suphi Saatçi


Irak Türkmenleri tarih boyunca Türkiye ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Birinci Dünya Savaşından sonra Türkiye’den koparılan Türkmenler, Irak’ta sürekli baskı ve gِzetim altında tutulmuşlardır. Her zaman devlete saygılı olan ve hiçbir zaman yِnetime karşı isyan gibi yasa dışı yollara başvurmayan Türkmenler, istek ve beklentilerini Irak hükümetinden hep açık ve şeffaf biçimde, medenî ve demokratik hak olarak talep etmişlerdir. Buna rağmen Türkmen toplumuna reva gِrülen baskı ve zulümler, ne yazık ki hiçbir dِnemde eksilmemiştir.

Irak yِnetimleri hemen hemen her devirde Türkmenleri potansiyel bir tehlike gِrmüşlerdir. Galiba bunun başlıca sebebi, Türkmenlerin günümüze kadar Türkiye’ye karşı besledikleri sevgi ve bağlılıktır. Oysa Türkmenlerin Türkiye’ye karşı besledikleri sevgi ve bağlılığın temelinde hiçbir zaman siyasî ve ayrılıkçı bir tema olmamıştır. Türkmenler kِk ve kültür bakımından, kendilerini Türk dünyasının bir parçası kabul etmişlerdir. Nasıl ki bir Lübnanlı, bir Iraklı veya ـrdünlü bir Arap, kendisini Arap dünyasının bir parçası sayıyorsa ve bu düşünce bir ihanet veya bir suç kabul edilmiyorsa, Türkmenlerin de duygu ve düşünceleri bir ihanet gibi algılanmamalıdır.

Kraliyet ve cumhuriyet dِnemi Irak’ında Türkmen toplumunun yaşadığı sıkıntılar ve maruz kaldığı baskılar, ne yazık ki zaman zaman soykırımlara varan büyük facialara dِnüşmüştür. Bunların içinde en büyüğü ve unutulmaz olanı 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı’dır. Bu katliam yِnetimin bilgisi dışında cereyan etmediği gibi, komünist mihraklarının ِncülüğünde Kürt militanlarının katılımıyla ortaya konmuş unutulmaz vahşet sahneleri ile doludur.

Irak’ın en uygar ve en barışçı toplumu olan Türkmenler, Saddam yِnetiminde büyük zulümlere maruz kalmışlar, yerlerinden, kِylerinde, ev ve arazilerinden atılmışlardır. Türkmen liderlerinin, Türkmen aydınlarının, ِğretmen ve üniversite ِğrencilerinin yüzlercesi, ِmürlerinin baharında idam sehpalarında suçsuz yere sallandırılmışlardır.

2003 Nisanında Irak’a gelmesi planlanan bahar, kısa sürede kara kışa dِnmüş, ABD işgali ile başlayan süreç, Irak halkını giderek sıkıntıya, üzüntüye ve bunalıma sürüklemiştir. ـlkede başlayan otorite boşluğu, yerini terِre, suikastlara, soygun, işgal ve her türlü yasa dışı eylemlere bırakmıştır. ـlkede otoriteyi sağlayacak ulusal güvenlik güçleri olmadığı için de halk, kendi kendini korumaya ve kollamaya gayret etmek zorunda kalmıştır.

Partiler, sendikalar, dernekler ve daha birçok siyasî ِrgüt ve sivil toplum kuruluşları da, kendi milis güçleri veya bazı güvenlik şirketlerine ِdedikleri para karşılığında ِzel koruma elemanları ile ِnlemlerini alıyorlar. Şehirlerde gِrev yapan polis güçleri, etnik ve mezhep ayrımcılığı yüzünden, gِrevlerini sağlıklı biçimde yürütmekte zorluk çekiyorlar.

Bütün bunlara karşılık, siyasî kutuplaşma etnik ve mezhep ayrımcılığına dayandığı için, partiler arasında uzlaşma sağlanması, hayalden ibaret kalmıştır. Etnik ve mezhep kamplaşması yüzünden şehirlerde hayat çekilmez hâle gelmiştir. Bağdat, Kerkük ve Musul gibi Irak’ın en sıcak şehirlerinde mahalleler etnik ve mezhep çatışmaları yüzünden birbirinden kopmuştur.

Çağdaş demokrasilerde siyasal ِrgütler, parti ve sivil toplum ِrgütleri ideolojik temellere gِre yapılanmaya giderler. Irak’ta ise hem de anayasanın izin vermesi ile etnik ve mezhep esasına gِre kurulan siyasî partiler, halkı da paramparça hale getirmiştir. Bundan dolayı Irak’ta halk arasında Irak vatandaşlığı kimliği silinmiş, halkın vatan ve bayrak sevgisi tarihe karışmıştır. Kuzeydeki federal hükümet, merkezî hükümeti temsil eden Bağdat’a tabi bir yِnetim olmaktan çıkmış, bunun tersine Bağdat Erbil’den yِnetilir hale gelmiştir. Demokratik seçim sonuçlarına gِre kazanan çoğunluğu, kaybeden azınlık yِnetmektedir. Parlamentoda fazla sandalye sahibi olan koalisyonların eli kolu bağlanmış, az sayıda üyeye sahip olan siyasî partiler her istediğini yapabilmektedir. Sünnî ve Şiî diye bِlünen Araplar, birbirilerine karşı düşmanca tavır takınarak kuzeydeki federal yِnetimlere taviz vermektedirler. Bu yüzden ülkeyi yِnetmesi gereken 2 büyük koalisyon aciz durumda kalmıştır.

Bu garip manzara karşısında iyice bunalan Türkmen siyasetçileri ise, kiminle işbirliği yapacakları konusunda şaşkına dِnmüşlerdir. Yıllarca zulüm gِrdükleri Baas Partisinin artığı olan siyasetçilerle koalisyon yapmak zorunda kalan Türkmenler, en büyük engelleri yine bu kesimden gِrmektedirler. Yıllarca Saddam zulmü ile inleyen, evleri ve arazileri ellerinden alınanların hakkı, koalisyon dostları tarafından engellenerek geri verilmemektedir. Açıkçası kimin gücü kime yeterse, onu kullanmaktan geri kalmamaktadır.

Irak üzerinde oynanan garip bir siyaset satrancı daha var. O da istenen bir şey demokratik açıdan mümkün değilse, onu uzlaşı kültürü, yani uzlaşma yolu ile elde etmektir. Özellikle demokratik açıdan kuzey yِnetiminin eli zayıfladığı zaman, hemen ortaya uzlaşma kültürü telkinleri devreye girmektedir.

Irak’taki siyaseti ve siyasî gündemi sadece Barzani veya Talabani etkilemektedir. Diğer siyasî aktِrler ise yok sayılmaktadır. Bu telkin ve yaklaşım Türkiye’nin Irak üzerindeki politikasını da yِnlendirmektedir. Oysa Türkiye diğer siyasî aktِrleri de gِz ardı etmemelidir. Türk siyaseti sadece kuzeydeki aktِrlerle değil, diğer aktِrler ile de diyalog içinde olmalıdır. Sürekli kuzey merkezli politika üretmek ve o gündeme takılı kalmak, Ankara’yı hem yanıltmakta, hem de giderek yalnızlığa itmektedir. Nitekim Maliki-Barzani çekişmesi yüzünden Türkiye, Şii karşıtı blokta yer almış, İran ve Suriye düşman tarafında kalmıştır. Bu siyasetin uzantısı Türkmen siyasetinin alanını daraltmış ve Türkiye Türkmenleri Şii karşıtı konuma sevk etmeğe çalışmıştır. Bu bakımdan Türkiye, ülkede sahipsiz kalan Türkmenleri daha da sıkıntılı bir pozisyona sokmuştur. Unutulmamalıdır ki Türkmen toplumunun yarısına yakını da Şii’dir. Her zaman da Türkmen Sünniler ve Şiiler bir arada kardeşçe yaşamışlardır.

Türkmenleri tamamen Şii bloğa itmek aslında doğru bir politika değildir. İşin doğrusu dengeli siyaset yolu ile her tarafla iyi diyalog içinde hareket edebilmektir. Kürtler bir zamanlar Maliki ile işbirliği yaparak, kazanımlar elde etmişlerdi. Maliki’nin iktidarı bırakmamasının arkasında Kürtlerden aldığı destek yatmaktadır. Barzani Sünni Araplarla dost olsaydı, şimdi Maliki’nin elde ettiği gücü ِnleyebilirdi. Ama Maliki Hükümetinden epey avantajlar elde etmiştir. Şimdi ise Barzanî Maliki ile ihtilafa düşmüştür. Yarın ِbür gün bu pozisyon tekrar geri dِnebilir. Siyasette olmaz diye bir şey yoktur.

Türkmenleri sürekli olarak Sünni Arapların uydusu yapmak, son gelişmelerin ışığında yanlış bir siyaset olarak gِrülmüştür. Telafer’in il olmasını engelleyen ve Türkmen arazilerini geri vermeyen Sünni müttefikler, Türkmenleri mücadelelerinde yalnız bırakmışlardır. Saddam da Telafer’in il olmasını istememiş, Telafer dosyası ِnüne geldiği zaman Saddam “İkinci bir Kerkük istemiyorum” notunu yazmıştır.

Kürtlerle Türkmenler dost ve kardeş olmalıdır (!). Çünkü bir arada yaşamak zorundadırlar (!). Siyasette sürekli düşmanlık olmaz. Eyvallah, doğru, güzel ve medeni bir düşünce… Peki, bu hangi dostluğa dayanacaktır? Türkmenler, tarihlerinin en acı ve en unutulmaz vahşetini 14 Temmuz 1959’da yaşadılar. Bu vahşeti yapanların kim olduğunu toplum unutmuş değildir. Arkadan hançerlenen bir toplum, hançerleyen toplumla ne karşılığında dost olabilir? Sabıkalı olan bu toplum şimdi uygar ve efendi bir toplum oldu ise, bu vahşetten dolayı gelip Türkmenlerden ِzür dilemelidir. Özellikle bu vahşetin baş aktِrü Barzani ailesinin şimdiki başı bunu çok iyi bilir. Çünkü kuzeyde Kürdistan Parlamentosunun açılışında Barzani ِldürdükleri 25 bin peşmergeden dolayı mecliste ِzür dilemişti.

Bunlar geride kaldı, unutalım artık deniliyorsa, peki unutalım… Ancak 2003’ten beri Türkmenlerin Kerkük’te ve Türkmeneli’nin diğer bِlgelerinde çektikleri eziyet, gasp, işgal ve şiddet neden bir türlü son bulmuyor? Türkmenlerle dost olmak isteyen bir toplum, dostluğunu ve samimiyetini gِstermelidir. Türkmenler, karşılarında hâlâ dostluğuna güvenilmeyen bir siyasî ِrgüt gِrdükçe, bu duaya âmin diyebilir mi?

Türkiye, Türkmen siyasetçilerini de yeterince anlamalı ve Türkmen kamuoyunun hassasiyetine anlayış ile yaklaşmalıdır. Türkiye, Osmanlı dِneminde sahip olduğu geniş bir coğrafyada, en büyük İslam ümmeti ile birlikte Müslüman olmayan topluluklara da asude ve huzur dolu hayat sunabilmiş deneyimli bir devletin varisidir. Büyük bir devlet olan ve tarihî derinliğe sahip bulunan Türkiye’ye de yakışan budur.

.......................

Kardaşlık dergisin 54. sayısını okumak için kaynağa tıklayın

Suphi Saatçi Yazarn dier yazlar (34)...

Kerkük'te 9 patlama: 17 kişi yaralandı

Hits: 57

Kerkük kentinde peş peşe 9 patlama gerçekleştiği öğrenildi. Yerel kaynaklardan alınan bilgi…

Devam...

Kerkük Havalimanı ağustos ayında açılacak

Hits: 79

Kerkük Valisi Rakan el-Cuburi, Kerkük Havalimanı'nın gelecek ağustos ayında uçuşlara açıla…

Devam...

IRAK’TA OTORİTE KRİZİ

Hits: 34

Iraklıların büyük bir çoğunluğu 12 Mayıs’ta yapılan genel seçimlere hile ve usulsüzlük…

Devam...

1959 KATLİAMI,NESİLLER BOYUNCA HAFIZADAN SİLİNMEYECEK

Hits: 59

Türkmenlerin maruz kaldığı 1959 Kerkük Katliamı’nın 59. Yıldönümü münasebeti nedeniyl…

Devam...

Salihi: Türkmen gencinin Türkiye Burslarına kabul edilmediğini biliyoruz

Hits: 121

Bugünlerde, Irak dahil pek çok ülkeden gencin Türkiye'de yüksek öğretimde eğitim alması ama…

Devam...

'Gaye bölgeyi Türkmen varlığından arındırmaktı, hesap tutmadı'

Hits: 266

Kerkük Vakfı Başkanı Erşat Hürmüzlü, "Gaye Türkmenleri yıldırmak, korkutmak ve Kerkük il…

Devam...

Kerkük'te oyları çalanları asla affetmeyiz

Hits: 39

Irak Başbakanı İbadi, "Kerkük'te elle sayım sonuçları ne olursa olsun oyları çalanları asl…

Devam...

Kerkük'te 8 ayda 22 Türkmen öldürüldü

Hits: 49

Irak'ın Kerkük kentinde son dönemde Türkmenlere yönelik suikastlar bitmek bilmiyor. Kerkük'te …

Devam...

Kerkük Havalimanı uçuşlara açılacak

Hits: 60

Irak Ulaştırma Bakanı Kazım Fincan el-Hamami, Kerkük Havalimanı'ndan önümüzdeki iki hafta i…

Devam...

Bir Asırdır Suriye ve Irak bir Türkmen Yurdu.!

Hits: 94

Irak ve Suriye’de devam eden etnik ve mezhepsel çatışma yıllarca sürse bile, sonunda siyasi c…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 27410

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortam…

Devam...

Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi

Hits: 26708

Bugünkü Irak toprakları Osmanlı dِneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eya…

Devam...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 25122

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul…

Devam...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 4834

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki ِnemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca…

Devam...

Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşkِprü

Hits: 4123

Şehirlerin kimlikleri de tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar gِrünüşleri, ses tonları gibi …

Devam...