1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-07-26
Facebook Twitter Youtube

Türk Ocakları ve Irak Türkmenleri

Kerkük Semasından bir yıldız daha kaydı...

Suphi Saatçi

<P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class=MsoNormal> 


Giriş


Türkiye’nin en eski ve en büyük Sivil Toplum Kuruluşu olan Türk Ocağı, 25 Mart 1912 tarihinde kurulmuştur. 1912’de yayımlanan Esas Nizamnamesi’ne göre Ocağın amacı, “Akvam-ı İslamiye’nin bir rükn-i mühimmi olan Türklerin milli terbiye ve ilmi, içtimai, iktisadi seviyelerinin terakki ve i‘lasıyla Türk ırk ve dilinin kemaline çalışmak” biçiminde özetlenmiştir. Dernek, amacını gerçekleştirmek için “Türk Ocağı adı ile kulüpler açarak dersler, konferanslar, müsamereler tertip, kitaplar ve risaleler neşredecek, mektepler açmaya çalışacaktı. Türk Ocağının amacına ulaşmağa çalışırken “sırf milli ve içtimai bir vaziyette” kalacağı belirtilmekte, “asla siyaset ile uğraşmayacak ve hiçbir vakit siyasi fırkalara hadim bulunmayacağı” denilmekte idi.


 


Merkezi İstanbul’da olan Türk Ocağı’nın, faaliyetlerini sürdürürken, İzmir başta olmak üzere, belli başlı şehirlerde şubeler açarak çalışmalarını yaymağa giriştiğini, şube sayısının 1916’da 25’e, 1919’da 35’e ulaştığını tespit eden Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu, Türk Ocaklılarının Sevr Anlaşması uyarınca Osmanlı yurdunu işgal etmeğe başlayan istilacı güçlere karşı mücadeleye başladıklarını, halkı onlara karşı koymaya özendiren, Fatih ve Sultanahmet mitingleri gibi, açık hava toplantıları düzenlediklerini dile getirmektedir. Bu yüzden işgal güçlerinin, halkın milli duygularını harekete geçirmeğe çalışan Türk Ocaklarını, başta İstanbul’daki merkezi olmak üzere, basmağa ve kapatmağa başladıklarını ve bazı üst yöneticilerini Malta’ya sürdüklerini, bu arada Ocağın genç üyelerinin çoğunun, istilacılara karşı açılan kurtuluş mücadelesine katılmak üzere kurulan oluşumlara iltihak etmeye başladıklarını ve bunun sonucunda Türk Ocağı çalışmalarının, “Kurtuluş Savaşları” boyunca askıya alındığını ifade etmektedir.


 


1922’de Milli Mücadele zaferlerle sonuçlanınca Türk Ocağı’nın çalışmaları yeniden canlanmış ve kapatılan şubeler yeniden açılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın desteği ile bunlara birçok yenileri de katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra başlatılan inkılâpların başlıca destekçisi ve yayıcısı Türk Ocakları olmuştur. Bu dönemde açılan Ocakların sayısı, 1928 yılı başında 141'e ulaşmıştır. Ayrıca bu tarihlerde Ankara'ya taşınmış olan Genel Merkez'de birçok bilimsel ve sosyal toplantılar, kültürel etkinlikler düzenlenirken çok sayıda da eser yayınlanmıştır. Bu arada şubeler de kendi imkânları çerçevesinde halk okulları, dispanserler, başka sosyal kuruluşlar kurarak topluma yararlı olmağa çalışmışlardır.[1]


 


Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı topraklarının mirasını paylaşma yarışına giren müttefiklerin büyük ortağı olan İngiltere, savaşın sonlarına doğru mütareke kurallarına aykırı olarak Musul Eyaletini de ele geçirmişti. Bugünkü Irak’ın kuzeyini içine alan ve Musul,  Kerkük ve Erbil illerini kapsayan Musul Eyaleti, bilindiği gibi Türkiye ile İngiltere arasında çok çetin diplomatik çekişmelere sahne olmuştur. Tarihe Musul Meselesi olarak geçen bu bölgenin en önemli özelliği Türkmenler başta olmak üzere genel nüfusun çoğunluğunun Türkiye yanlısı olması idi. Türkiye için hayatî önem taşıyan bu bölge üzerindeki mücadele, Türk aydınlarının ve Kurtuluş Savaşı’nın öncü kadrosunu oluşturanlar açısından dikkatle izlenmiştir. Bu kadronun içinde ise Türk Ocağı mensupları ön sıralarda yer almıştır.


 


 


 


Türk Ocağı ve Irak Türkmenleri


Türk Ocakları Türkiye dışındaki Türklerin varlığına ve yaşadıkları sıkıntılı durumlara karşı her zaman duyarlı davranmıştır. Türk Ocaklarının faaliyetlerini genişletmek, özellikle de Türk dünyası ile ilişkileri geliştirmek amacıyla kurulması kararlaştırılan “Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı” 1988 yılında resmilik kazanmıştır. Böylelikle Türk Dünyası ülkelerinden gelip Türkiye’de eğitim gören yüz kadar öğrenciye her öğretim yılında burs ve bunların başarılı olanlarına her öğretim yılı sonunda ödül verilmesi sağlanmıştır. Ayrıca son yıllarda, her Kurban Bayramında Kerkük ve Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde, Kırım’da zulüm mağduru olarak çile çeken Türkler için, onların bulundukları yerlerde yüzlerce kurban kesilerek yoksul insanlarına dağıtılması sağlanıyor.


 


Türk Ocağı'nın başlatıp sürdürdüğü çok önemli bir etkinlik de Türk dünyası devlet ve topluluklarından yüzlerce gencin bir araya gelip Türklüğün sorunlarını tartıştığı, ülkelerinin kültürel varlıklarını birbirine tanıttığı ve sağlam dostluk köprüleri kurduğu “Türk Dünyası.


Gençlik Günleri” adlı yıllık toplantılarıdır. Her yıl Türk Dünyasının ayrı bir ülkesinde düzenlenen bu etkinliği gerçekleştirme hizmetinin yükünü Türk Ocağı üstlenmektedir.[2]


 


Bu yazıda ise Türk Ocağı’nın yıllar önce özellikle Irak Türkmenlerinin varlıklarına ve davalarına gösterdiği ilgi üzerinde durulacak ve bu arada Türk Ocağı’nın yayın organı olan Türk Yurdu dergisinin en eski sayılarındaki nüshalarından itibaren yer verdiği Irak Türklerine dair yazılara işaret edilecektir.


 


Türk Yurdu’nun Irak Türklüğü Hakkındaki Neşriyatı


Irak Türklüğünün varlığına, bölgedeki yerleşme merkezlerine, örf adet ve gelenekleri ile edebiyatlarına ilk kez Türkiye’de yer veren dergi, Türk Ocağı’nın yayın organı olan Türk Yurdu olmuştur. Irak Türklüğünü ilk kez Türkiye’de duyuran, bu konuda ilk ciddî araştırmayı ortaya koyan kişi de Haşim Nahid’dir. Sonradan Erbil soyadını alan Haşim Nahid, aynı zamanda Türk Ocağı’nın da parlak simalarından biri sayılır.[3]


 


Türk Ocağı’nın 1915 yılında İstanbul’da Türk Yurdu dergisinde Haşim Nahid (Erbil) imzası ile yayımlanan 7 bölümlük dizi yazı, Irak’taki Türk varlığı hakkında çıkan ilk ciddî neşriyat olarak büyük önem taşımaktadır. Türk Yurdu’nun eski harflerle çıkan nüshalarında yer alan Haşim Nahid’in seri yazıları, İzzettin Kerkük tarafından yeni harflere aktarılarak diğer yazıları ile birlikte kitap halinde yayımlanmıştır. Haşim Nahid’in biyografisi ile birlikte bu yazılar geniş bir bibliyografya eşliğinde kitaplaşmıştır.[4] Habib Hürmüzlü tarafından Arapçaya da çevrilen bu kitap, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi’nce neşredilmiştir (İstanbul, 2010). 


 


İzzetin Kerkük, Haşim Nahid’in diğer yazılarını da yeni harflere aktararak yayınlamıştır. Bu yazıların künyeleri şöyledir:


 


İzzettin Kerkük, “Haşim Nahit Erbil’in Irak Türküleri Yazısı Hakkında”, Kardaşlık dergisi, yıl: 2, sayı: 5, Ocak-Mart 2000, s. 42


 


Haşim Nahit Erbil, “Irak Türküleri Serbest Nazm’ın Menşei”, Yayına hazırlayan: İzzettin Kerkük, Kardaşlık dergisi, yıl: 2, sayı: 5, Ocak-Mart 2000, s. 42–45.


 


Haşim Nahit Erbil, “Irak Türküleri”, Yayına hazırlayan: İzzettin Kerkük, Kardaşlık dergisi, yıl: 2, sayı: 6, Nisan-Haziran 2000, s. 32–33.


 


Haşim Nahit Erbil, “Irak Türküleri ve Serbest Nazım”, yayına hazırlayan: İzzettin Kerkük, Kardaşlık dergisi, yıl: 2, sayı: 8, Ekim-Aralık 2000, s. 43–44.


 


Kerkük’te Türk Ocağı


Türk Ocağı’nın tarihçesini inceleyenler, Irak’taki Türk varlığının en önemli merkezi olan Kerkük’te ocağın bir şubesi olup olmadığını tespit edememiş olsalar bile, son yıllarda ortaya çıkan birkaç belge sayesinde, Kerkük’te Türk Ocağı şubesinin gizlice kurulduğunu ve bunun iki üyesinin de isimlerinin belli olduğunu öğrenmiş olacaklardır.  


 


Kerkük Türk Ocağı ile ilgili birinci belgede, Ankara’dan Başbakanlıktan Diyarbakır’da bulunan 7. Kolordu Komutanlığına gönderilen şifrede Süleymaniye Mebusu (Neftçizade) Nâzım Beyefendiye “Kerküklü Şair Rasih Efendi namındaki zatın hüviyet ve şahsiyeti ve tarz-ı faaliyeti hakkında malumat istenmektedir.


 


3/1/ (1)341 tarihinde Başvekilin imzası ile gönderilen şifreye karşı, ikinci belgede 7. Kolordu Kumandanlığının cevabı 10/1/(1) 341(10 Ocak 1925) tarihinde Diyarbakır’dan Başvekâlete gönderilmiştir. Bu hususta Kerküklü Râsih Efendi hakkında Nâzım Bey’in verdiği cevabı sadeleştirerek veriyoruz:


 


“Kerküklü Rasih Efendi’yi on gün önce Mardin Valisi vasıtasıyla Dâhiliye Vekâleti de sormuştu. Bu adam Kerkük eşrafından ve orta sınıfa mensup, namuslu bir kimse bilinir olduğunu söylemiştim. Bu zat Kerkük cemiyetinin evrakını taşıdığını söylemiş ise de, o gizli cemiyetin şifre ve anahtarı yalnız bende mevcut olup, başka kimsede mevcut olmaması ve kendilerinin doğruca Ankara ile temasa teşebbüs etmeleri bu mesele hakkında şüpheye yol açmış bulunduğundan cemiyetin hangi cemiyet bulunduğu hamili olduğu evrakın hangi şifre ile kapandığı tetkike ihtiyaç duyulan bir keyfiyet olup, araştırılmasının tahkiki Kolorduya ait olduğunu arz eylerim.”


 


Üçüncü belge Türkiye Cumhuriyeti Hariciye Vekâleti’ne Rumiye Baş Şehbenderliği (Konsoslosluğu)’nden gelen 29 Kânûn-ı Evvel 340 (29 Aralık 1924) tarih ve 811 numaralı şifre telgrafname suretidir. Bu telgrafta şöyle denilmektedir:


“Kerkük’te teşekkül etmiş Türk Ocağı içindeki gizli cemiyetin üyesi olduğunu söyleyen ve elinde Kerkük eşraf ve âyanı tarafından imza edilmiş mazbatalar bulunan ve Ankara ile temas etmeleri üzere buraya gönderilen Şair Râsih Efendi’nin haberleşmek için Şemdinan’a gittiği arz edilir.”[5]


 


Sözü edilen bu belgelerden, Süleymaniye Mebusu olan Kerküklü (Neftçizade) Nâzım Bey ile Kerküklü şair Mehmet Râsih (Öztürkmen) Beyin de Kerkük Türk Ocağı şubesinin üyeleri oldukları, o tarihlerde Kerkük bölgesi işgal altında bulunduğu için cemiyetin faaliyetini gizlice yürüttüğü anlaşılmaktadır. Bu belgelerin esas ortaya koyduğu diğer önemli bir husus da, Türk Ocağı Kerkük şubesinin Ankara Hükümetinin bilgisi ve ilgisi dâhilinde kurulmuş olduğu ve bunun faaliyetlerinin takip edilmiş olmasıdır. Bunun bir diğer anlamı da şudur: Kerkük bölgesi Türkün ve Türkiye’nin Misak-ı Millî sınırları içinde ve Mustafa Kemal Paşanın deyimiyle “’an karip” yani en yakın tarihte bölgenin Türkiye’ye katılacağının ümit ve beklentisi içinde olunduğunu göstermesidir.


 


Nejdet Koçak Türk Ocağı’nda


Türk Ocağı ile ilişki kuran diğer ünlü bir Türkmen rahmetli Nejdet Koçak olmuştur. Yıllar sonra Türk Ocakları Genel Başkanı olan Nuri Gürgür, kaderin Nejdet Koçak’ı Türkiye’ye geldiği ilk günden nasıl Türk Ocağı ile buluşturduğunu şöyle dile getirmiştir:


“Onu ilk defa tarihî Türk Ocağı binasının ikinci katında yarım asırlık eski avizelerden sızan ışıkların aydınlatmaya çalıştığı ve sohbet mekânı olarak kullandığımız büyük salonda tanıdım. Bizler gibi onun da üniversitede ilk yılıydı. Muhtelif fakültelerden izahı hayli zor tesadüflerle birbirini yeni tanımaya başlayan, sınırsız millî duyguların, heyecanların, ümit ve hayallerin irtibatlandırdığı, bir mefkûre beraberliğinin ilk denemelerini yaşayan bir avuç gençtik. Fakülte dışındaki zamanlarımızın büyük kısmını yaşadığımız salonda, konusunu şimdi hatırlamam mümkün olmayan bir toplantımızın dinleyicileri arasında Nejdet de vardı. Sonradan öğrendiğimize göre İtfaiye Meydanı’nda bir otelde kalıyordu. Irak’tan yeni gelmiş, Ziraat Fakültesi’ne kaydolmuştu.


 


O gün otelden çıktıktan sonra sonbahar sarısının daha hüzünlendirdiği bir gurbet şehrini tanımaya çalışarak, adımlarının götürdüğü yöne doğru yürümeye başlamıştı; bir süre sonra kendisini tarihî binanın önünde bulmuştu. Binanın giriş kapısı üzerinde yazılı olan “Türk Ocağı” adını benliğinin derinliklerindeki millî duygu ve özlemlerin cevabı olarak okumuş ve müthiş heyecanlanmıştı. Böylece coşkulu delikanlı adımlarıyla tırmanarak salona gelirken hangi ilahî plânın mükellefi olduğunu kendisi gibi bizler de bilemezdik.”[6]


 


Nejdet Koçak, bir öğrenci olarak Ankara’da başlayan hayatı boyunca Türk Ocağının adsız bir neferi olarak çalışmıştır. Özellikle Ankara’da bulunduğu süre boyunca, Türk Ocağı’ndan uzak kalmamıştır. Her zaman ve her yerde ön sıralarda idi ve her konuda bir fedai gibi göreve hazırdı. Çünkü o, yıllarca hasret kaldığı Türk’e, Türklüğe ve Türkçeye susamış bir Türkmen genci olarak, soydaşları, dava arkadaşları ve ülküdaşları arasında bulunmak dışında, hiçbir şeyden zevk almıyor ve hiçbir şey bunun kadar kendisini mutlu etmiyordu. Ayrıca Koçak, Türkmenlerin yaşadıkları sıkıntı ve acıları anavatandaki soydaşlarına ve dava arkadaşlarına anlatmak misyonunun da idraki içindeydi. Üstelik Kerkük Katliamı’nın acıları henüz dinmemiş ve Türkmen şehitlerinin kanları kurumamıştı. 14–16 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı henüz bir yılını yeni doldurmuş ve Koçak bu korkunç vahşeti yaşayan canlı bir tanık olarak Ankara’ya gelmiştir.  


 


Ankara Türk Ocağı’nda Kerkük Gecesi


Ankara’daki öğrencilik yıllarının başlangıcından itibaren Nejdet Koçak, her mahfilde Irak Türklüğünü, Kerkük’ü, Erbil’i, Telafer ve Tuzhurmatu’yu, Kerkük Katliamını dile getirmiş, Türkmenlerin Irak’ta çektikleri çileleri ve yaşadıkları acıları anlatmıştır. Bu hususu şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler şöyle nakletmektedir:


“Bütün insanlık âleminin de yüz karası olan o korkunç Kerkük Katliamının dehşetli safhalarını ilk defa Nejdet Koçak’tan dinledim.


… …


Benim, adeta bir gözyaşı sessizliği ile boşalan Kerkük Ağıtı isimli şiirim, Nejdet Koçak’ın, iliklerimi donduran açıklamalarından sonra yazılmıştır. Şiiri yazan benim, ama şiirde konuşan Nejdet Koçak’tır.


… …


1963 yılında, Ankara’da, Türk Ocağı Salonu’nda ilk defa yapılan bir Kerkük Gecesi’ni Onunla birlikte hazırladık.”[7] Görüldüğü gibi Nejdet Koçak, Türk Ocağı’nda ilk Kerkük Gecesini gerçekleştiren kişi olmuştur. Kerkük’ün sesi rahmetli Abdulvahit Küzecioğlu’nun katıldığı ve seçkin bir davetli grubunun izlediği bu gecede Necmettin Esin, Bayrak Şairi Arif Nihat Asya, Halide Nusret Zorlutuna gibi ünlü şairler de şiirler okumuşlardır.


 


Ankara Türk Ocağı’nda Başkan Osman Turan’ın Konferansı


 


Türk Ocakları Genel merkezinin Ankara’ya nakli üzerine 1959'da yapılan Kurultayda Prof. Dr. Osman Turan Genel Başkan olunca, Türk Yurdu Mecmuası da yepyeni bir muhteva ve ruhla çıkmaya başlamış ve Türkiye’nin en çok okunan fikir dergisi olmuştur.


 


Ciddi ilim adamı formasyonu, sağlam karakteri, yüksek medeni cesareti, doğruluğu ve tok sözlülüğü, çok geniş fikri ihata kabiliyeti, Türklükle ilgili geniş ve sağlam bilgisi, muktedir kalemi ile tanınmış bir ilim adamı olarak tanımlanan Prof. Dr. Osman Turan’ın Genel Başkanlığı döneminde Türk Ocakları “her bakımdan şahsiyetini kazanmış, fikir ve kanaatleri cemiyetin her kesiminde kabul gören itibarlı bir kuruluş olarak kamuoyunda yerini almıştır.


 


Dünya çapında bir Selçuklu tarihi mütehassısi olan Prof. Dr. Osman Turan’ın yüzlerce makalesinin dışında çok sayıda kitabı vardır. Prof. Dr. Osman Turan’ın 1959–1960, 1960–1961 ve 1966–1973 tarihlerinde Türk Ocağı Genel Başkanlığı görevlerinde bulunduğu biliniyor. Yassıada’ya sevk edilince bir süre Türk Ocaklarından ayrı kalmış, daha sonra tekrar genel başkanlık görevini sürdürmüştür.[8]


 


Osman Turan’ın döneminde çıkarılan Türk Yurdu dergisinde hizmet veren Kerküklü bir Türkmen daha vardır. Bu kişi ilk olarak Kerkük’te Türk Ocağı şubesinin kuruluşu için çaba harcayan şair Mehmet Râsih Öztürkmen’in oğlu Ömer Öztürkmen’dir. Şair, gazeteci, yazar, bir dönem milletvekilliği de yapan değerli fikir adamı Ömer Öztürkmen (1929–2010)’dir. Öztürkmen, Galip Erdem ile birlikte Türk Yurdu dergisinin yayımlanmasında değerli hizmetleri olmuştur. Her ikisini de rahmet ve minnetle anmak gerekir.   


 


Irak hükümeti 24 Ocak 1970 tarihinde Türkmenlere kültürel haklar tanımıştı. Ne var ki Türkmenlere verilen haklar kısa süre sonra yozlaştırılmış ve amacından saptırılmıştı. Kerkük ve diğer Türk bölgelerinde meydana gelen boykotlar sonucunda Türkmenlerden tutuklananlar olmuş, bu arada işkence görenler arasında halk tarafından çok sevilen Hüseyin Ali Demirci adlı tiyatro sanatçısı şehit düşmüştü. Irak Türklüğünün karşılaştığı bu sıkıntılar o tarihlerde Türkiye’de de gündeme gelmiştir. Bunun üzerine Türk Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Turan Ankara’da önemli bir konferans vermiş ve bu durumu ayrıntılı biçimde ele alarak kamuoyunu aydınlatan uzun bir konuşma yapmıştı.


 


“Irak Türkleri Meselesi” başlıklı bu konferans genel olarak Dış Türklerin Durumuna Dair, Irak Türkleri, Irak Türklüğünün Karanlık Devri ve Türk-Arap Dayanışması başlıklı dört bölümden oluşmuştur. Bu kapsamlı ve ihatalı konferans ile Turan, Türk dış siyasetine de ışık tutmuştur.[9] 


 


Tekirdağ’da Kerkük Konferansı


Türk Ocağı’nın Tekirdağ Şubesi 14 Ekim 1967 Cumartesi günü Kerkük Türkleri gecesi düzenlemiştir. 14 Temmuz 1959 Kerkük’te Türkmenlere yapılan katliamı, yaşanan zulüm ve işkenceleri dile getiren Türk Ocağı’nın bu etkinliğinde önce saat 15.00 bir sergi açılmış aynı günün akşamında, konuşmacı olarak Tekirdağ’a davet edilen Av. Enver Yakuboğlu tarafından Kerkük olayları anlatılmış, şiirler okunmuş ve projeksiyonla olaylar halka gösterilmiştir. Tekirdağ’ın mahalli gazetesi Şafak, bu toplantının haberini manşetten vermiştir.[10]


 


Türk Yurdu’nda Kerkük Dosyası


Irak Türklerinin meselesi 1990’dan sonra hem Türkiye, hem de dünya kamuoyunda da gündemin üst sıralarına tırmanmıştır. Birinci Körfez Savaşı, ABD’nin Ortadoğu’ya Irak üzerinden giriş yapması, Irak’ın kuzeyinde sorunları günümüze kadar giderek büyüyen bir plan uygulaması, dikkatleri Kerkük ve yöresine ek olarak Türkiye üzerinde de yoğunlaştırmıştır. Bu konuda Türk Yurdu dergisi konuya karşı duyarlılık göstermiş ve Kerkük Dosyası/Irak Türkleri üzerine yoğunlaşan bir sayı neşretmiştir. Ocak 1993 tarihli derginin 65. sayısında konu üzerinde sırası ile şu yazarların yorumlarına yer verilmiştir: Alâeddin Korkmaz, Fazıl Demirci, Nilüfer Bayatlı, Suphi Saatçi, Ümit Özdağ, Cüneyt Mengü, Nefi Demirci, Ayten Koçak, Muzaffer Arslan, Ziyat Köprülü, Aydın Beyatlı, Habib Hürmüzlü, Ata Terzibaşı ve Güçlü Demirci.  


 


Türk Ocağı Şubelerinin Kerkük Davasına İlgileri


Türk Ocaklarının Genel Merkezinden başka İstanbul (İstanbu ve Kadıköy şubeleri), Adana, Kayseri, Tekirdağ, Antalya, Eskişehir, Kocaeli (İzmit), Sivas, Trabzon gibi birçok şubeleri de Irak Türkmenleri hakkında1990 yılından günümüze kadar, değişik tarihlerde konferans, panel ve sohbet toplantıları düzenlemişlerdir. Hem üyeleri, hem de bulundukları illerdeki kamuoyunu aydınlatmak açısından Türk Ocağı şubeleri, bu hususta her zaman duyarlı ve bilinçli bir yaklaşımla Irak Türklerinin mücadelesine destek vermişlerdir.


     


Türk Ocağı’nın Ankara’daki Paneli


Türk Ocakları Genel Merkezi 20 Şubat 1999 tarihinde Türk Dil Kurumu’nun Ankara’daki salonunda “Irak Türklüğünün Dünü, Bugünü, Yarını” başlığı altında bir panel düzenlemiştir. Şehit Nejdet Koçak’ın ölümünün 19. yılı münasebetiyle düzenlenen bu panel Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür’ün açış konuşması ile başlamış, ardından Nejdet Koçak’ın eşi rahmetli Ayten Koçak konuşmuştur. Rahmetli İhsan Doğramacı’nın kısa bir konuşma ile renk kattığı paneli Erzurum eski milletvekili Nevzat Kösoğlu yönetmiştir. Panelde İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı, Kayseri Milletvekili ve eski Kültür Bakanı rahmetli Ayvaz Gökdemir, Adana Milletvekili Orhan Kavuncu, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahir Nakip, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suphi Saatçi, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Özdağ ve Avukat-Yazar Şevket Bülent Yahnici birer konuşma yapmışlardır. Kalabalık bir dinleyici kitlesi tarafından izlenen panel dört saat sürmüştür.[11]   


 


Şehit Nejdet Koçak Albümü


Türk Ocakları Genel Merkezi tarafından Irak Türklüğünün kıymetli evladı rahmetli Nejdet Koçak’ın anısını yaşatmak için bir anı-albüm kitabı yayımlandı.[12] Bu kitapta şehit Nejdet Koçak’ı dava arkadaşları ve bütün sevenleri yazıları ile dile getirmişlerdir. Ayrıca rahmetlinin aile albümünden seçilen fotoğraflara da yer verildi. Şehit Nejdet Koçak AlbümüBir Ülkücünün Hayatı” başlık bu kitapta yazı ve şiirleri yer alanlar şunlardır:       


Ayten Koçak, Nezahat Koçak, Nuri Gürgür, Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Ömer Öztürkmen, İzzettin Kerkük, Yavuz Bülent Bakiler, Yücel Hacaloğlu, Habib Hürmüzlü, İsmet Hürmüzlü, Abdurrahman Kızılay, Sadi Somuncuoğlu, Hüsnü Poyraz, Acar Okan, Nejdet Özkaya, Nevzat Kösoğlu, Ayvaz Gökdemir, Yalçın Avcı, Salah Nevres, Erşat Hürmüzlü, Namık Kemal Zeybek, Prof. Dr. Ümit Akkoyunlu, Prof. Dr. Enver Hasanoğlu, Kemal Beyatlı, Prof. Dr. Celal Er, Prof. Dr. Orhan Arslan, Dr. Cezmi Bayram, Prof. Dr. Orhan Kavuncu, Mehmet Zeki Müftüoğlu, Doç. Dr. Suphi Saatçi, Yrd. Doç. Dr. Ekrem Pamukçu, Erdal Ahmet Muratlı, Doç. Dr. Mahir Nakip, Yıldırım Hasanzade ve Atsız Asker


……..


Bu kitabın yeni baskısı Kerkük Vakfı tarafından (İstanbul, 2000?)yayımlandı. Yeniden basılan bu kitaba Nejdet Koçak hakkında daha sonradan yayımlanmış olan yazılar da eklenmiştir.


 


Türk Ocağı’nda Nejdet Koçak İçin Anma Toplantısı


Türk Ocakları Genel Merkezi Galip Erdem Salonunda 6 Nisan 2002 tarihinde Kerkük Şehitlerinden Doç. Dr. Nejdet Koçak’ı anmak için bir panel düzenlemiştir. Türk Ocakları Ankara Şubesi’nin bu toplantısı toplantı, Nejdet Koçak’ın doğum yıldönümü (7 Nisan 1939) anısına düzenlenmiştir. Açış konuşması Türk Ocağı Ankara Şubesi Başkanı Türkân Hacaloğlu’nun yaptığı toplantıda rahmetli Nejdet Koçak’ın eşi rahmetli Ayten Erdem Koçak, ablası Nezahat Koçak birer konuşma yapmışlardır. Daha sonra başlayan panelde Kerkük Türklüğünün dünü Prof. Dr. Mehmet Şahingöz, bugünü Prof. Dr. Mustafa Kafalı, yarını Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür tarafından anlatılmıştır.[13]      


 


Son Dilek


Kurulduğu günden beri Türkiye’nin hayati konularına dair görüş ve bakışını büyük bir hassasiyetle ele alan Türk Ocağı, Türkiye dışındaki kardeşlerini de ihmal etmemiş ve onların millî davalarına destek olmuştur. Bu ocağın yayın organı olan Türk Yurdu dergisi de hem Türkiye’nin hem de dış Türklerin yolunu aydınlatan yazıları ön planda tutmuştur. Kısacası Ocak her türlü millî dava ile alakadar olmuştur. Bu alakadan Irak Türkmenleri de nasibini almıştır.


 


Osmanlı döneminden itibaren Irak Türklerine ilgi gösteren Türk Yurdu dergisi, Haşim Nahid’den günümüze kadar Irak Türkmen davasına ve kültürüne dair yazılara yer vermiştir. Son yıllara kadar süren dönem içinde derginin sayfalarında Irak Türkmenlerinin güncel olan konularına ve buna dair yorumlara yer verilmiş ve verilmektedir. Kısacası başta Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür’ün dergide başyazı olarak yer alan “Ayın Yorumu” köşesi ile zaman zaman değişik imzaların da görüldüğü Irak Türkleri konusuna ışık tutan makale ve yorumlar, dergide hiçbir zaman eksilmemiştir.


 


Misyonunu aksatmadan sürdüren Türk Ocağı, Türkün şanına yakışır bir geçmişi tarih sayfalarına emanet etmiştir. Türkiye’nin, Türkün ve Türklüğün “sönmeyen ocağı” olan bu aziz ve kutsal kurum 100. yaşını idrak ediyor. Gururumuz ve onurumuz sayılan, Türk ve Türklük tüten ocağın sönmemesi dileğiyle daha nice 200. ve 300. yıllara diyoruz…


 


 








[1] İnternetteki Türk Ocağı sitesinde Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu tarafından yazılan “Türk Ocaklarının Kısa Tarihçesi” başlıklı yazıya bakınız.



[2] Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu tarafından yazılan ve bir numaralı dipnotta belirtilen siteye bakınız. 



[3] Ali Birinci, “Türk Ocağı’ndan Simalar Erbil’li Haşim Nahid’in Hikâyesi”, Türk Yurdu dergisi, sayı: 156, Ağustos 2000, s. 5–9; Bu yazı ayrıca Kerkük Vakfı tarafından çıkarılan dergide de neşredilmiştir. Bkz: Ali Birinci, “Türk Ocağı’ndan Simalar Erbil’li Haşim Nahid’in Hikâyesi”, Kardaşlık dergisi, yıl: 2, sayı: 8, Ekim-Aralık 2000, s. 6–11.



[4] İzzettin Kerkük, Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri, Kerkük Vakfı, İstanbul, 2004.



[5] Mehmet Uzun (Baboğlu), “Kuruluşundan Günümüze Türk Ocağı Şubeleri”, Türk Dünyası Araştırmaları,  sayı: 168, Mayıs-Haziran 2007, s. 31-50. Yayımlanmış olan bu belgeler ve okunuşları yazının ekinde verilmiştir.



[6] Nuri Gürgür, “Eleme Âşina Nesil”, Şehit Nejdet Koçak Albümü, Ankara, 1999, s. 19–21.



[7] Yavuz Bülent Bakiler, “Kerkük’lü Nejdet Koçak”, Şehit Nejdet Koçak Albümü, Ankara, 1999, s. 37–39.



[8] Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu tarafından yazılan ve bir numaralı dipnotta belirtilen siteye bakınız. 



[9] Konferansın metni için bkz: Osman Turan, Selçuklular ve İslamiyet, 6. basım, Ötüken yayınları, İstanbul, 2005, s. 209–218.



[10] Şafak (Tekirdağ’da çıkar siyasî tarafsız gazete), yıl: 5, sayı: 682, 9 Ekim 1967



[11] Mahir Nakip, “Bir Panelin Ardından”, Kardaşlık dergisi, yıl: 1, sayı: 2, Nisan-Haziran 1999, s. 17–18.



[12] Şehit Nejdet Koçak AlbümüBir Ülkücünün Hayatı”, Ankara, 1999.     


 



[13] Kerkük Şehitlerinden Doç. Dr. Nejdet Koçak Anıldı”, Kardaşlık dergisi, yıl: 4, sayı: 14, Nisan-Haziran 2002, s. 14.


Suphi Saatçi Yazarn dier yazlar (32)...

Ağıt

Hits: 46

Gaziler yolunda Gazi'miz gitti Arkaya bakmadan sel oldu aktı Çıkarken yoluna çok genç yaşın…

Devam...

Kerkük Semasından bir yıldız daha kaydı...

Hits: 30

Türkmen Mücadeleci,Düşünür ve eski liderlerinden Gazi Abdülmecit'ın vefat haberini büyük …

Devam...

KUZEY SURİYE’DE KÜÇÜK AMERİKA

Hits: 76

ABD’nin yıllardır üzerinde çalıştığı Kürdistan projesi göz ardı edilemez. Projenin Kuz…

Devam...

Türkmengüncesi 106

Hits: 19

Devam...

Geri sayım başladı! Türkmen kenti Telafer'e operasyon başlıyor

Hits: 50

Musul'un DEAŞ'ten geri alınmasıyla beraber Telafer için dev geri sayım başladı. Irak ordu bir…

Devam...

Irak "Kerkük İçin Referandum Kararını" Reddetti

Hits: 48

Irak Bakanlar Kurulu, geçen nisan ayında Kerkük'ün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) ilha…

Devam...

Kerkük Türkmenlerini sadece Ankara destekliyor

Hits: 79

Türk Birliği Kurultayı’na katılmak üzere Kayseri’ye gelen Irak Milli Türkmen Partisi (IMT…

Devam...

Telafer operasyonunda 'Haşdi Şabi ve Peşmerge' olmayacak

Hits: 56

Irak'ta Musul kent merkezinin DEAŞ'tan geri alınmasıyla birlikte gözler, örgütün hala elinde …

Devam...

Kerkük'te Türkmenler silahlı birlik kurmaya başladı

Hits: 79

Kerkük'ün DAEŞ sonrası peşmerge tarafından işgali neticesinde Türkmenlerin endişeleri her g…

Devam...

Türkmen Koordinasyon Kurulu (TKK) Beşnc olağan Toplantısı Bildirisi

Hits: 59

Türkmen Koordinayon Kurulu (TKK) Beşinci olağan Toplantısı Bağdata 18/7/2107 Salı gecesi yap…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 13762

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortam…

Devam...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 12764

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul…

Devam...

Kerkük Katliamı ve Türkmenlerin Bitmeyen Çilesi

Hits: 8006

Bugünkü Irak toprakları Osmanlı döneminde Bağdat, Basra ve Musul adları ile tanınan üç eya…

Devam...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3907

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca…

Devam...

Türkmen Dağarcığı: Kerkük’ün Altın Gerdanlığı - Taşköprü

Hits: 3532

Şehirlerin kimlikleri de tıpkı insanlar gibidir. İnsanlar görünüşleri, ses tonları gibi …

Devam...