1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-03-23
Facebook Twitter Youtube

YİĞİT VE KAHRAMANLARIN DİYARI TELAFER

Kerkük

Ali Kerküklü

<P style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Ali Kerküklü (Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük Kitabının Yazarı)




Telafer ki; tüm dokusu, havası, özüyle ve sözüyle Musul iline bağlı bir Türkmen kentidir. 1917 yılına kadar Sincar ilçesine bağlı olan Telafer nahiyesi, 1917 yılının sonlarında ilçe olmuştur. Telafer, dünyanın en büyük ilçesi niteliğini taşıyor. Saddam Hüseyin bu kenti Türkmen yapısından dolayı il yapmamıştır. Musul’un 70 km kadar Kuzeybatısında yer alır. Telafer, Türkiye sınırına 85 kilometre, Suriye sınırına 70 kilometre uzaklıktadır. Telafer merkez (350 bin) ve çevresinin (100 bin) nüfusu, toplam 450 bin civarındadır. Yani, Telafer'e bağlı Zammar, Rabia ve İyaziye nahiyeleri ve bağlı 100 köyde bu nüfusun 100 bini yaşamaktadır. 11. yüzyıldan bu yana bir Türkmen kenti olan Telafer nüfusunun tamamı Türkmenlerden oluşmaktadır. Bölgelerin, mahallelerin, ailelerin isimleri hep Türkçe`dir. Bu kentin en büyük mahalleleri olan Hasanköy, Saray, Kale, Çelebler, Çolak, Su, Kurt Ali, Kanberdere, küçük mahalleler ise Dereköy ve Kırıntı adları ile bilinir. Telafer’in tam ortasında tarihi Kalesi yer alır. Kentin ilk yerleşim alanının kale olduğu biliniyor. Telafer M.Ö. 6000 yıllarında kurulmuş bir yerleşim yeridir. Telafer'de Türk hakimiyeti Tuğrul Bey ile 1055'te başlamıştır. Daha sonra bölgede Selçuklu beylerinden Bedrettin hakim olmuştur. Daha sonra Telafer İlhanlı Devletinin bir parçası haline gelmiştir. 1328'de Şeyh Hasan Celairi önderliğinde Irak'ta Türkmen Celairiye Devleti kurulmuş ve Telafer'de bu devletin parçası olmuştur. 1411'de Telafer, Emir


Muhammed Kara Yusuf döneminde Karakoyunlu Devleti’ne, 1469'da Telafer, Uzun Hasan döneminde Akkoyunlu Devleti’ne, 1508'de ise Safavi Türk Devleti’ne ve 1534'te Telafer Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Telafer'in Osmanlı Vilayeti Salnamesinde şöyle ifade edilmektedir: "H. 1330 tarihli Osmanlı Salnamesinde Telafer’in yaklaşık 1500 haneden ve 9 mahalleden oluştuğu, kalesinin içinde önemli bir hükümet konağı ile 4-5 kadar ahalinin evinin bulunduğu, kasabaya yetecek kadar kuzeyden güneye doğru akan bir suyunun var olduğu, halkının yerleşik ve ziraat ve hayvancılığa fazlasıyla yatkın olduğu, bu halkın hiçbir millet ile mukayese edilemeyecek derecede cesur ve yiğit olduğu, komşu aşiretlerle birlik ve beraberlik içinde olduğu ve Çağatayca’ya yakın bir Türkçe’yle konuştuğu anlatılmaktadır. Aynı Salname’de, kasaba ahalisinin tamamen Türk olduğu anlatılmaktadır.” (Osmanlı Vilayeti Salnamelerinde Musul, Global Strateji Enstitüsü Yayınları, Ankara, 2005, s. 163.)


 


 




İngiltere'nin Musul Konsolos yardımcısı Wikie Young 5 Nisan 1910 tarihli raporunda ise Telaferliler için, "özgür yaşamak isteyen kavgacı insanlardır" demektedir.


 


Iraklı yazar Razzuk İsa da Telafer’in bir Türkmen şehri olduğunu belirterek şöyle demektedir: “ Telafer halkı Türkmen’dir ve Doğu Türk dili olan Çağatayca’ya benzeyen bir şiveyle konuşur”. (Rezzuk İsa,Irak Coğrafyası Özeti, Bağdat, 1922, s. 258.)


 


Telafer aşiret bağlarını güçlü olarak yaşatan bir ilçedir. Büyük Ölçüde Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenlerinin soyundan gelenlerdir. Telafer Türkmenleri sosyal doku açısından Anadolu Türkmenleri ile büyük bir benzerlik göstermektedirler. Telafer Türkçesi, Anadolu Türkçe’sine Kerkük Türkçe’sinden daha yakındır. Telaferliler kendilerini Yörük olarak tanımlamaktadırlar.


 


Irak’ta İngiliz işgaline karşı ayaklanmayı Araplardan önce Türkmenler başlatmıştır. İngiliz ordusuna ve otoritesine karşı Telafer’de başlayan direniş hareketi bu şekilde Irak halkının yabancı işgaline karşı ayaklanmasında öncü olmuştur. Burada başlatılan ayaklanma kısa süre içinde Irak’ın tüm şehirlerine dağılmıştır. Ayaklanma Iraklıların İngiliz işgaline karşı koyma iradesini ortaya koymuş ve “Sevret El- İşrin” denilen 1920 yılında gerçekleşen büyük ayaklanmanın önemli bir öncüsü olmuştur. İngiliz kuvvetlerine karşı yürütülen mücadelede birlik ve beraberliğini gösteren Telafer’deki Türkmen halkı, Telafer dışındaki Arap aşiretlerle birlikte, İngiliz ordusu ile mücadele etmiş, İngiliz ordusunun Telafer’e saldırması nedeniyle, Telafer halkı 3 aya yakın bir süre dağlarda yaşamış ve mücadele etmiştir. Irak tarihine “Kaça Kaç Destanı” olarak giren bu hareketlenme, Irak’ın en önemli tarihi olayları arasında yer almaktadır.


Irak, Suriye ve Türkiye arasında bir köprü işlevi görmesi ve Akdeniz’den Orta Asya’ya bir çıkış koridoru olarak açılan bir coğrafyaya sahip olması Telafer’in stratejik önemini artırmaktadır.


                 Irak'ın kuzeybatısında yer alan Telafer jeostratejik öneminden dolayı son yılların odak noktası haline geldi. Telafer’in Türkiye ve Suriye sınırlarına yakınlığı, Irak Kürtleri ve Suriye Kürtleri bölgesi arasında yer alan bu Türkmen şehri Telafer, ABD'nin desteğini arkasına alan Iraklı Kürtlerin açıkça ileri sürdükleri sözde "Büyük Kürdistan" oluşumunun önündeki en büyük ve tek engel olma niteliği taşıyor. Telafer sadece büyük hayalin ortasında yer alan bir Türkmen adası değil aynı zamanda Irak-Suriye arasında geçiş koridoru oluşturan Rabia Kapısını şehir sınırları içerisinde bulundurması nedeniyle eritilmesi gereken bir nevi dağ. Ekonomik ve stratejik önemi bakımından Habur Sınır Kapısına benzeyen Rabia Sınır Kapısının kontrol edilmesi, büyük ekonomik kaynak elde edilmesi anlamına geliyor. Buna ilave olarak, Telafer'in kuzeyinde yer alan Ayin Zale Bölgesi, yüksek kapasiteli petrol sahalarını içermesinden dolayı, bahse konu olan Türkmen şehrinin önemini daha da artırıyor. Ayrıca, Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı'nın yine Telafer'den geçiyor oluşu bu kente olan ilgiyi doruk noktasına çıkarıyor. Bu arada, ABD'nin işgali ile birlikte Irak'taki meşru iktidarı teşkil eden devlet otoritesinin (Merkezi Hükümetin) yok olmasına rağmen, Telafer homojen yapısından dolayı istikrarlı bir kent olma görünümünü koruduğunu belirtmek gerekiyor. Ancak, Kerkük'ten sonra Telafer'e yönelik de "demografik yapının değiştirilmesi politikası" çerçevesinde düşünülen planların uygulanabilir hale gelmesini sağlayan faktörlerin yaratılması, bu Türkmen şehrini de istikrarsız bir kent haline dönüştürdü.


1 Mart Tezkeresi reddi ile Iraklı Kürtler, Irak konusunda ABD'nin sonsuz desteğini kazandılar. Bu destekten meydana gelen etkiyi, Irak Türkmenlerine yönelik baskı unsuru olarak kullanmayı başardılar. Sonuç olarak Tezkerenin reddi, Türkmenlere ağır bedeller ödetti. Türkiye’nin “Stratejik Müttefiki” ABD petrol zengini Musul ve Kerkük’ü Kürtlere altın tepside sundu. Türk Silahlı Kuvvetleri Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ “Terör Örgütlerinin Sonu” adlı kitabında "1 Mart Tezkeresi'nin reddi hata idi" söylüyor, Önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi  Özkök aynı görüşü savunuyor. Bu gelişmelere dayanarak, Kürtler, bir taraftan Türkmen ağırlıklı olan ve gerek jeostratejik gerekse jeoekonomik bakımdan önem arz eden Kerkük ve Telafer'e yönelik Kürtleştirme politikasının başarıya ulaşması için her türlü yolu denediler.


Kürtler, Telaferi kendileri için potansiyel bir tehdit olarak görerek, bu kenti Amerikan desteği ile etnik bir temizliğe tabi tutarak, kente peşmerge yerleşimi gerçekleştirme planını uygulamaya soktu. Amerikan desteği olmadan Kürtlerin böyle bir temizliği tek başlarına yapmaları mümkün müdür? Tabi ki Kürtlerin çok iyi dostu İsrail’i de unutmamak gerekir.  

          
ABD'nin Irak'ı işgalinin hemen ardından peşmergeler Kerkük'e girdikleri gibi Telafer'e de girmek istemişlerdi. Hatta, KDP'li peşmergeler Telafer'de bir büro açmışlardı. Ancak, Telafer Türkmenleri, hiç olay dahi çıkarmadan peşmergeleri Telafer'den kovdular. Telafer ile ilgili Amerikan-Kürt planı bundan sonra yürürlüğe girdi. İlk aşamada Telafer’a direnişçilere operasyonlar adı altında tank ve uçakla insanlık dışı saldırılar yapıldı. Bu saldıralar da masum insanları çoluk çocuk, kadın, erkek, genç ve yaşlı demeden katlettiler. Sonra Türkmenlerden boşaltılan bazı mahallelere peşmergeler yerleşti ve sonra ailelerini getirdi. İkinci aşamada Amerikan-peşmerge ittifakı, ustaca hazırlanmış çirkin, kirli bir komplo ile Türkmenler arasında Şii-Sünni (mezhep) gerilimi ve daha sonra çatışması yarattı. Şii ve Sünni Türkmenlere kurulan tuzakta bozuldu, yani bu mezhep oyunu da tutmadı.


         

Ali Kerküklü Yazarın diğer yazıları (43)...

Kerkük Valisi'nin Yarattığı Bayrak Krizi

Hits: 27

Son günlerde Kerkük Valisi Necmettin Kerim'in Kerkük Vilayet Meclisi'ne yaptığı başvuruda, Kerkük’te…

Devamı...

Antalya Kerkük’e Ses Verdi

Hits: 11

Türkmen diyarı Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim, önceki gün yayınladığı Kürtçe bir genelge ile,…

Devamı...

İstanbul'da Türkmen bayrağı asılmasını İBB izin vermedi

Hits: 53

Türk Dünyası'nın her yıl geleneksel olarak buluştuğu Topkapı Türk Dünyası Mahallesi etkinlik alanınd…

Devamı...

Türkmenler, Kerkük’ü bayraklarıyla donattı

Hits: 47

Ankara’nın şımarttğı Barzani’nin, Kerkük’te Kürdistan bayrağı hamlesine karşı Türkmenler ayaklandı. …

Devamı...

Avrupa İrak Türkmenleri platformu 2. Kurultayı Kopenhag'da düzenlenecek

Hits: 36

Avrupa İrak Türkmenleri platformu düzenleyecek olan 2. Kurultayı Danimarka başkenti Kopenhag'da 29 …

Devamı...

Kerkük'teki Son Durum Ele Alındı

Hits: 28

Türkmen siyasi parti başkan ve temsilcileri, bazı Türkmen milletvekilleri ve Kerkük İl Meclisi'ndeki…

Devamı...

Salihi'den Kerkük'te yaşanan bayrak kirizi ile çok önemli açıklamalar

Hits: 31