1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-12-17
Facebook Twitter Youtube

TÜRKMENLERE CUMHURBAŞKANI YARDIMCILIĞI YALANI!

Ali Kerküklü

Ali Kerküklü(Irak´a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük Kitabının Yazarı)



Siyasi cambazlığı ile bilinen tam bir kurnaz, Türkiye, İran ve Suriye´nin kafasını yıllardır söylediği pişkin yalanlarla karıştıran ve İran eski Cumhurbaşkanı başkanı Ali Ekber Rafsancani´´nin adını “siyasi fahişe´´ olarak adlandırdığı Irak Kürt Cumhurbaşkanı Celal Talabani´yi Türkmenlerden oluşan üst düzey bir heyet ziyaret eder. Talabani, Türkmenlere bu görüşmede Irak Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı görevinin Türkmenlerin hakkı olduğu ve Türkmenlere verilmesi konusunda söz verir. Ayrıca Irak Cumhurbaşkanlığı basın merkezinden yapılan yazılı açıklamada da Talabani´nin yeni hükümette Türkmenlerin meşru tüm taleplerine destek vereceğini belirtir. Yıllardan beri verdiği sözleri tuttuğu görülmüş müdür?!!
Türkmenler her zamanki gibi bu tilki kurnazına inanırlar. Türkmenler aylarca adaylarını belirlemek için yoğun çalışmaya girerler ve adaylarını Irak Cumhurbaşkanlığı makamına bildirirler. Celal Talabani´nin buradaki asıl amacı Türkmenlerin hakkı olan Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı görevi değil tam tersi Türkmenler arasında birliği bozmaktır. Talabani Irak parlamentosuna 3 Cumhurbaşkanı yardımcılarının isimlerini sunar, tabi ki bunlar arasında Türkmen yok. Talabani, Türkmenleri aldatma, kandırma ve oyalama oyununa devam eder. Talabani, parlamentodan cumhurbaşkanı yardımcılarına ilişkin yasada düzeltme yapılmasını isteyerek, cumhurbaşkanı yardımcısı sayısının 4 çıkarılmasını önerir. Dünyanın neresinde görülmüştür 3 yardımcısı olan bir Cumhurbaşkanı 4. cüsüne hangi parlamento onay verir? Irak parlamentosu 4. Cumhurbaşkanı yardımcısı atanmasına ilişkin yasa tasarısını reddeder. İnsanın aklına şu soru geliyor, Talabani iyi niyetli ve dürüst olsaydı Türkmenlere söz verdiği halde neden parlamentoya sunduğu 3 Cumhurbaşkanı yardımcıları arasında bir Türkmen yok. Ayrıca Talabani, Türkmenlerin Irak´ın siyasi sahnesinde güçlü olmalarını ister mi hiç? Akıllı anlar. Yıllardır Türkmen toplumunu yok etmek isteyenler, hak ve hukukunu çalanlar bugün koyun postuna bürünmüşler. ABD gidiyor ve gidecek, “Kürt açılımı´´ isteyenler bilsinler ki, karşımızda bu tilki kurnazlar var, yani bu açılımı isteyenler kimlerle dans ettiklerini biliyorlar mı? Türkmenler tabi ki hakları için her tarafla görüşürler ama eşit şartlarda ve haklarını elde ederek, Zelil, boynu bükük ve teslimiyetçi olarak değil. 2003´ten beri Kürtler tarafından istila edilen Türkmen şehri Kerkük´te defalarca söz verilmesine rağmen ortak yönetim gerçekleşti mi, Kerkük´e ithal edilen 700 bin Kürt geri gitti mi, işgal edilen Türkmen arazileri sahiplerine iade edildi mi, baskı ve tehdit unsuru silahlı Peşmerge ve Asayiş (Kürt istihbaratı) Kerkük´ten çekildi mi, Türkmenlere ve işsiz gençlerine iş ve eşit haklar verildi mi? Doğduğumuz ve yaşadığımız kendi topraklarımızda yabancı muamelesi görmekteyiz, hak alınır verilmez. İsterseniz iki sene önce Celal Talabani hakkında yayımlanan araştırmamızı tekrar ibretle okuyalım ve tarihten ders çıkaralım :

SURİYE İSTİHBARATI YARDIMIYLA CELAL TALABANİ KYB´Yİ KURUYOR

1975´te KDP´den ay0rılan Celal Talabani, Şam´da Suriye istihbaratı yardımıyla KYB´yi kurdu. Celal Talabani´nin Başkanlık yaptığı KYB´nin, İran ile ilişkisi 1985 1986 yıllarında oldukça gelişti. 1986´da İran ve KYB arasında imzalanan ekonomik ve askeri anlaşmada iki tarafın da Saddam Hüseyin´in iktidardan düşeceği güne kadar savaşmaya ve Irak Hükümeti ile tek taraflı bir anlaşma yapmamaya kararlı olduklarını belirtmekteydi. 4 Mart 1987´de İran´ın başlattığı ve Revanduz´a kadar ilerlediği saldırıyı KDP ve KYB ( Barzani ve Talabani ) peşmergelerinin desteklemesi üzerine Bağdat, Kürtlere karşı daha sert tedbirler alınması ge-rektiğine karar vermiştir. Ülkeleri savaş halindeyken, Kürtlerin İran´la birlikte aynı saflarda savaşmalarını nasıl adlandırmak gerekir acaba?
Barzani ve Talabani gruplarının, savaşta ülkeleri aleyhine İran ile işbirliği yapmaları, Kürtler arasında bile tepkiyle karşılanmış ve bunlar için “Kewa süri peş leşkiri dijimin / düşman önünde ilerleyerek, kendi vatanına saldıran hainler´´ denilmeye başlanmıştır.

CELAL TALABANİ´NİN SURİYE İLİŞKİSİ

Celal Talabani, partisinin (KYB) kuruluşu, Suriye´nin kendilerine olan desteği ve ilişkilerini şöyle anlatıyor;
´´Suriye ´nin hem siyasi hem de manevi yönden parti¬mizin kuruluşuna katkısı oldu. Örneğin Suriye bize bir temsilcilik açma izni verdi. Ayrıca tüm açıklama ve çağ¬rılarımızı Suriye medyası aracılığıyla yapabiliyorduk.´´
´´Başkan Hafız Esad´la özel ilişkilerimiz de vardı. Bu ilişkiler bilhassa beni başka yönlere de götürdü. İlişkileri¬miz, Suriye´yle diyalogu olan Irak BAAS Partisi´nin merkez önderliği ve BAAS´ın Suriye kanadıyla da vardı. Tümü de, başta ekonomik, askeri eğitim olmak üzere her alanda bize yardım ediyorlardı (Bu yardımların karşılığınde ne isteniyordu?,herhalde bu yardımlar Celal Talabani´nin kara kaşı,kara gözü için yapılmıyordu).

Celal Talabani ve Barzani arasında¬ki çekişmelerin, hem ideolojik, hem taktiksel yönleri vardı. Talabani, Marksist ilkeleri savunurken, Barzani´leri ´´gericilikle´´ ve Milliyetçilikle suçluyordu. Talabani, geçmişi itibari ile Maocu bir gelenekten gelmekteydi.


İstihbaratçı Subay Cem Ersever Talabani´nin Suriye İstihbaratının Bir İşbirlikçisi Olduğunu Belirterek Şu Analizi Yapıyor:
Celal Talabani´nin yeterli adamı yoktu. Bunu Suriye yönetimine bildirir, Suriye istihbaratı hemen harekete geçer ve bir Sosyalist Partisi kurulur.
Suriye İstihbaratının kurmuş olduğu ´´ Sosyalist Partisi´´ yüzlerce gencini toplayarak Talabani´nin emrine verir. Fakat senaryo planlanan şekilde so¬nuçlanmaz. Irak ve Türk topraklarında çok sayıda insan ölür. Kürtler bir kez daha Talabani tara¬fından iğfal edilir.

14 Ağustos 1993 tarihinde tercüman gazetesinde Cem Ersever ile yapılan röportajda:
-Sanırım Talabani ile ilgili anlattıkların, Irak´ın Kuzeyinde Türk ordusunun uğradığı ihaneti daha iyi açıklayacak. Siz Irak´ın kuzeyinde Harekata da katıldınız. Sayın istihbaratçı, Irak´ın kuzeyinde ne¬ler oldu? Perde arkasında halkımızın bilmesi ge¬reken bazı gizler var mı?

Talabani denen siyasi iş¬portacı Türkiye´ye geldi. Eşref Bitlis (Jandarma Genel Komutanı) paşamızla bir iki defa görüştü. Ve inanın burada da işportacılığını göstererek, çok ilginç şeyler söylerdi. Mesela bunla¬rın bazıları şöyledir: ´Paşam ben Avrupa´da ki bir toplantıda da söyledim. Bizim başkentimiz Bağdat olacağına keşke Ankara olsaydı. Biz size Özbek ve Kırgızlar´dan daha yakınız. Birinci dünya savaşında bütün azınlıklar Osmanlı´ya ihanet ederken, Kürtler etmedi. Sizinle beraber dövüştü. Biz sizin küçük kardeşiniziz. Kıbrıs Türk Federe Devleti ne ise, biz de oyuz.
Adam korkunç işportacı. Malını satmasını çok iyi biliyor. Yaptığı, duygu sömürüsü ile çok kısa za¬manda bizim büyüklerimizi etkiledi. Hayatımda onun kadar yüzü kızarmadan yalan söyleyen adam görmedim. Bu görüşmeler sonucunda ben bazı ko¬nularda (özellikle Talabani´nin kişiliği konusunda) rahmetli paşamızı(Eşref Bitlis) uyarmama rağmen pek kulak asan olmadı. Talabani, etkileme faslını bitirdikten sonra, esas konuya girdi. Eşref Bitlis´e hitaben şu ko¬nuşmayı yaptı: “Paşam biz, PKK´dan, sizden daha çok rahatsız oluyoruz. Örgüt köylerimizi işgal etti. Köylülerimiz yurtlarına gidemiyor. Siz de bu alan¬ları devamlı PKK var diye bombalıyorsunuz. Mili¬tanlar sığınaklarına çekilip kendini korurken, bom¬bardımandan köylülerimiz zarar görüyor. Bunu or¬tadan kaldırmak için müşterek bir harekat yapalım. Siz kuzeyden gelin, biz de güneyden. Örgütü orta¬dan kuşatıp, ya imha edelim ya da bölgeden atalım.´´
Adamın söyledikleri o kadar mantıklıydı ki top¬lantıda olan tüm komutanları etkiledi.

Ben Eşref Bitlis Paşa´ya Talabani´nin kişiliğini bir daha an¬lattıktan sonra, olayı, bölgeye giderek incelemeyi ve harekat kararının bölgede yapılacak incelemeden sonra planlanması gerektiğini söyledim

Ben paşamızdan emri aldıktan sonra, Talabani´nin KYB Ankara temsilcisi Serçil Kazaz´ı aradım. Ertesi gün, Irak yolundaydık. Yalnız burada Talabani´yi bu kadar övdükten sonra, onun Ankara Temsilcisi Serçil Kazaz´ın alavere ve daleverelerinden bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz.
- Serçil Kazaz´da Talabani yapısında mı?
- Evet, derler ya at sahibine göre kişner. Serçil de Talabani´nin dümen suyunda. Her türlü karanlık yolu biliyor. Adam, Ankara´nın göbeğine her türlü elektronik konuşma bağlantısı olan karargahını kurmuş. Adam, yıllardır Talabani´nin ticaretini yönetiyordu. Yani kara paralarını aklıyor. Kendisine geleceğin maliye bakanı gözüyle bakılıyor. Kendisi temsilci kisvesi altında Türkiye´de resmen kaçakçılık yapıyor. Türkiye´den aldığı bazı malları kaçak olarak Irak´ın kuzeyine gönderiyor ve fahiş fiyatlarla sattırarak hem kendi halkını (Kürtleri) kazıklıyor hem de müthiş para kazanıyor.




-Bunların içinde devlet yardımları da var mı?
- İşin kötü tarafı da bu. Türkiye harekattan önce Barzani ve Talabani´nin peşmergeleri kullanması kaydıyla silah, cephane, matara, kasatura, tabanca, çadır, battaniye, uyku tulumu, kalaşnikof, roketa¬tarlar ve havan topları yardımında bulundu. Bunla¬rın ne olduğunu bilseniz oturur ağlarsınız.

- Ne oldu?
- Hepsi parayla, KYB (Celal Talabani´nin Partisi) ve KDP (Mesud Barzani´nin Partisi) tarafından Kürtlere satıldı. Bunun organizasyonunu da Serçil Kazaz yaptı.

- Ne ise şu harekat hazırlığına tekrar dönelim.
- Seçil Kazaz´la birlikte Habur sınır kapısından geçerek Irak´ın kuzeyine girdik.Talabani ile burada durum değerlendirmesi yaparken, beni etkile¬mek için yine aynı şeyi yaptı. Duygu sömürüsü, sohbet arasında bana dönerek, aslında biliyor musunuz, biz Kürtler de Türküz dedi. Ben Talabani´nin kişiliğini tanıdığım için akıntıya kürek çekecek adam değildim. Kendisinden bunu bana değil de Kürt halkına söylemesini veya bir kitabında yazmasını tavsiye ettim.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı koridorların da Celal Talabani
Tarih 26 Haziran 1992. Yer Ankara, Balgat. Dışişleri Ba¬kanlığı ana binası. KYB´nin Başkanı (Şimdiki Irak´ın Kürt Cumhur¬başkanı) Celal Talabani binadadır. 25 Haziran 1992 tarihinde Ankara´ya gelmiştir ve 26 Haziran 1992 tarihinde bakan¬lık koridorlarını aşarak girdiği toplantı salonunda İstih¬barat Araştırma Dairesi Başkanı Büyükelçi Cenk Duatepe ve diğer üst düzey dışişleri mensupları Burhan Ant, Türkekul Kurttekin ile bir toplantı halindedir. Talabani ye Ankara´daki irtibat Görevlisi Serçil Kazaz da eşlik etmektedir. Görüşme tutanaklara şöyle yansımıştır:
´´Talabani: Ziyaretimin birinci nedeni PKK ile ilgili bazı yeni gelişmeler konusundaki fikirlerimi sunmak olacak. PKK şu anda İran ve Ermenistan´ı üs olarak kullanıyor. Öte yan¬dan bu örgütün Suriye tarafından dışlanmış olduğu konu¬sunda tereddütlerim var. Suriyeliler oyunlarının bir parçası olarak belki şimdilik bu rolü oynuyorlar, ancak PKK nın bu ülkeden çıktığına inanmak güç. Bir diğer izlenimleri de PKK´nın Türkiye´deki etkisinin giderek kaybolmasıdır.
Buna Abdullah Öcalan´ın deliliklerinin de büyük katkıda bulunduğunu söylemeliyim.
Ben siyasetçiyim, bir devleti de temsil etmiyorum. Ben PKK´yı Kürt milletinin gözünde afişe etmek için caniliğini, barbarlığını, Kürt milletine verdiği zararı, Saddam´la yaptığı işbirliğini herkese açıklayan siyasi bir kampanya sürdürürüm, ama onunla savaşamam.
PKK´yı tecrit etmek istiyorsak daha siyasi davranmak ge¬rektiğini ve onların silahını ellerinden almak gerektiğini dü¬şünüyorum.
Diğer taraftan PKK´nın işlediği cinayetlere ilişkin olarak hazırlanan kasetler de çok faydalı, bunların televizyonlardan yayınlanması halkı etkiliyor. Biz Irak´ın kuzeyinde bunu yapıyo¬ruz ve netice alıyoruz.
Yarın birgün Araplar birleşirse, Kürtler Arapların bir ko¬lonisi olmayacaktır. Belki Türkiye´yle birleşmeye karar ve¬rir, belki bağımsız bir devlet kurarız, ama artık hiçbir za¬man Arap sultasında yaşamak istemiyoruz.
Duatepe: Musul Vilayet Konseyi ile ilgili girişimin arka¬sında kimin olduğunu biliyor musunuz?
Talabani: Biz bunun Türk askeri çevreleri tarafından des¬teklendiği izlenimini edindik. Musul Vilayeti Projesinin hu¬kuki temelini hazırlamış olan Bay Keller (Cenevre´deki ´´ Good Offices Group Of European Lawmakers´´ isimli kurulun genel sekreteri) bana, projenin üst düzeyde bazı askeri ma¬kamlarınızla görüşüldüğünü söyledi. Türkiye tarafından desteklendiğini düşündüğümüz için de karşı çıkmadık. Doğru söylemek gerekirse bunu Türkiye´nin kara kaşı, kara gözü için değil, bizim işimize de geldiği için destekledik. Musul, Türkiye ile birleşirse bu bizim de Türkiye ile birleş¬memiz için bir ön adım teşkil eder. Bakın size samimi olarak fikirlerimizi söylemek istiyorum. Eğer bir ülke ile beraber yaşamamız gere¬kiyorsa bunun Türkiye olmasını istiyoruz Musul Türkiye´ye geçerse Türkiye´nin petrol sorunu kalmaz Biz de Türkiye ile birleşirsek, PKK sorunu da ortadan kalkar. Biz de sizinle ay¬nı parlamentonun çatısı altında konuşuruz.
Ben bunu Sayın Başbakan´a dahi söyledim ve Sayın Başba¬kan bu fikrime güldü. Bizim içten dileğimiz bu, demokratik bir ülke olan Türkiye sadece bizim için değil, başkaları için de çe¬kici bir ülke olmaya başladı.
Duatepe: Musul Vilayet Konseyi girişiminin arkasında Türkiye yok. Bunun Türk askeri çevrelerince desteklendiği yolundaki görüşü ilk defa duyuyorum. Bu kişiler filhakika önce askeri yetkililerimizle temas etmişler, onlar da bize gön¬derdiler. Mesele bundan ibaret.
Kurttekin: Bizim 70 yılda gerçekleştirdiklerimizi, üste¬lik bunları petrolsüz gerçekleştirdiğimizi dikkate aldığı¬mızda bu tür projelerin bizim için önemli olmadığını tak¬dir edersiniz.
Talabani: Çok diplomatça davranıyorsunuz Artık eski politikalarınızı bırakın. Musul´u alın ve biz de sizinle bir¬leşelim. Beni üst düzey askeri yetkililerinizle de görüştür¬menizi istiyorum.


Bir CIA Ajanının Anılarından
Irak´ın Kuzeyinde CIA´ın İstasyon Bölge Şefi Robert Baer´in See No Evil: The True Story Of a Ground Soldier in the CIA´s War on Terrorism adlı, anılarını anlattığı kitabından okuyalım:
“Kürt çatışmasının temeli, zaman, tarih ve özellik açısından çok de¬rindi. Ama 1995 Şubatının sonunda, eski çatlaklar iki ana grubun oluşmasına neden oldu: KDP ve KYB beraberlik durumunda birbirleriyle savaşmışlardı. Ama grupların yaptığı gibi ateşkese gitmektense savaşmaya devam ettiler. Daha da kötüsü, çaresizlikleri arttıkça her iki taraf da ayrı ayrı Saddam´ı davet edip küçümsenen ordusunun müdahale etme¬sini sağlamayı düşünüyordu. Yardım istedikleri Saddam, 1988´de kim¬yasal silahla binlerce Kürt sivilin ölümüne neden olanla aynı kişiydi.
Amerikan uçaklarıyla sağlanan hava koruması, ücretsiz sunuldu. ABD neredeyse hiçbir zaman işlerine müdahale etmedi. 1994´ün sonla¬rında Barzani´nin petrol kaçakçılığından bir serveti vardı
Buraya varmak için, KDP ta¬rafından kontrol edilen ve Barzani´nin her kamyondan hisse aldığı Kürt Bölgesi´nin büyük bir bölümünden geçmesi gerekiyordu. Kaçırılan pet¬rol aynı zamanda Saddam için de bir cankurtarandı. Buradan aldığı pa¬rayı, onu canlı tutan kuvvetlere yani Özel Cumhuriyet Muhafızları ve istihbarat servisine fon sağlamak için kullanıyordu.

Barzani´nin Kürt düşmanı Celal Talabani,. Ayrıca birinci sınıf bir aktör ve gerçek bir politikacıydı. Fı¬rat kadar geniş gülümsemesiyle, Talabani sempatik bir serseri gibi gö-rünmekten hoşlanıyordu. Barzani´nin konumuna teşvik edilmemiş bazı saldırılar yaptıktan sonra güler, bana bir sigara uzatır ve bir daha yap¬mayacağına dair söz verirdi. Ertesi gün tabii ki, saldırıya tekrar başlar¬dı. İki adam da çok yalan söylerdi.

´´Bir yol ayrımındaydım´´ dedi Talabani akıcı ama aksanlı İngilizcesiyle.
Yüzüne bakan iki yüzü olduğunu ve bunların ikisinin de güvenli ol¬madığını söylerdi. Son yıl olduğu gibi Barzani´yle savaşmaya devam edebilirdi, ama yıpranma savaşı haline gelmişti ve kesin bir yenilgiye uğratması olası görünmüyordu. Bu arada, kirli petrol parası Barzani´ye aşılamaz bir nakit para akışı sağlıyordu. Çatışmanın şu anki seviyesin¬de Talabani´nin bir ya da iki hafta içinde savaşacak hiçbir şeyi kalma¬yacaktı. Ya da Barzani ve KDP´ye karşı, KYB´nin tüm silah ve cephane stokları tamamen bitene kadar bütünüyle saldırı başlatıp ölüm kalım savaşı verebilirdi. Kesinliği dışında, ikinci plan, İran ya da Türkiye gibi bir dış güce dayanma ya da Saddam´ı kuzeye girmeye teşvik etme risk¬lerini taşıyordu.“


İngiltere´de yayımlanan The Guardian gazetesi, Irak´ın Kürt kökenli Devlet Başkanı Celal Talabani´nin kimliğini sorgularken, ´´onu tanımanın imkânsız olduğunu´´
Talabani ile Bağdat´taki ikametgahında röportaj yapan gazetenin yazarı Jon Lee Anderson, ´´Onu tanımak imkânsız. Hem ABD´nin dostu, hem İran´ın... Kendisini Maocu diye tanımlıyor, büyük bir servetin sahibi. Kim bu Talabani?´´ sorusunu yöneltti.
Celal Talabani´nin güzel yemekler ve pahalı purolara düşkün(Saddam Hüseyin gibi) bir siyasetçi olduğunu kaydeden Anderson, ´´Celal Amca´´ anlamına gelen ´´Mam Celal´´ diye tanınan Irak devlet Başkanının ruh hali sık sık değişen, ´´değişken bir kişiliği´´ olduğunu , rakiplerini ve hatta bazen müttefiklerini; kurnazlığı sayesinde yok ederek Irak siyasetinde var olmayı başardığını, yıllar içinde dostluk kurduğu isimler arasında Saddam Hüseyin´den Ayetullah Humeyni´ye, baba-oğul Bush´lara kadar pek çok ismin bulunduğunu , Mao Zedung´u ise ´´siyasi rol modeli´´ olarak gördüğünü belirtti.
Anderson, Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Şii politikacı Muvaffak El Rubayi´nin Talabani hakkında, ´´Onu alt etmek çok zor. Siz eğer İslami bir kişilikseniz size Kur´an´dan ayetler okur, Marksistseniz Marksist-Leninist teoriden söz eder.´´(yani bukalemun gibi renk değiştirir)
Talabani´nin bu gücünün bir kaynağının zenginliği olduğunu, Mesud Barzani ile birlikte 1991 ile 2003 yılları arasında Irak´ın Kuzeyinden yapılan kaçak petrol satışından(Irak Halkının ekmeğinden çalınan)milyonlarca dolar tutarında parayı ´´vergi´´ adı altında elde ettiklerini yazdı.

Hala Celal Talabani´nin kuyruğuna takılıp, politika geliştireceğim diyenlere sesleniyoruz. Bu adamın ipiyle kuyuya inilmez aksini savunanların aklından şaşmak gerek.






Kaynaklar :


Serbesti, Sayı: 3, Şubat 1999. S.57,58
Hakkı Öznur, Cahşların savaşı, Altın Küre Yayınları Ankara, 2003
A.Cem Ersever, “Kürtler, PKK ve A.Öcalan“ S.78,79
Robert Baer, Görmedim Duymadım Bilmiyorum, Bir CIA Ajanının Anıları, Doğan kitapçılık,
İstanbul, 2006
Vedat Yenerer, Düşman Kardeşler,s.19,
The Guardian Gazetesi
http://.youtube.com/kurdarchives
Ali Kerküklü, İstihbarat Oyunları petrol ve Kerkük, IQ Kültür sanat yayıncılık, İstanbul, 2008


Ali Kerküklü Yazarn dier yazlar (64)...

Kerkük'te Irak Türkmen Cephesi bürolarına silahlı saldırı

Hits: 28

Kerkük Polis Müdürü Hattap Ömer, "Kerkük kent merkezinde Irak Türkmen Cephesi'nin iki bürosu…

Devam...

Gün Milli Birlik Günüdür

Hits: 23

Irak Türkmenleri tarih boyunca varlığını korumak için mücadele edip birçok zorlukları a…

Devam...

Irak Cumhurbaşkanı, Türkmen liderle görüştü

Hits: 24

Irak Cumhurbaşkanı Fuat Masum, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşe…

Devam...

Türkmeneli dergi 118

Hits: 11

Devam...

Irak Türkmen Cephesi havan saldırısının sebebini açıkladı

Hits: 104

​ Irak Türkmen Cephesi, Salahattin iline bağlı Tuzhurmatu ilçesine dün düzenlenen havan sald…

Devam...

Türkmenlere Havan Saldırısı! Şehit ve Yaralılar Var

Hits: 62

Irak’ın Selahattin iline bağlı Türkmen Tuzhurmatu ilçesinde düzenlenen havan saldırısınd…

Devam...

Ah Bağdat ah...

Hits: 48

Anadolu Yayıncılar Derneği olarak Irak Gazeteciler Cemiyetinin davetlisi sıfatı ile Bağdat’a…

Devam...

Peşmerge ve Kürt Güvenlik Güçleri Bölgede İnsanlık ve Savaş Suçu İşliyor

Hits: 83

Irak Başbakanı Haydar İbadi, Irak'ın kuzeyindeki yönetime bağlı Asayiş güçleri tarafında…

Devam...

Barış ve Anda'dan Türkmen okullarına yardım

Hits: 49

ANDA Kardeşe Vefa Derneği ve Barış İnsani Yardım Vakfı Türkmen okullarına eğitim malzemele…

Devam...

Türkmenler Kerkük'teki ABD varlığından endişeli

Hits: 53

Irak Türkmen Cephesi Kerkük Milletvekili Turan, "ABD güçlerinin, geçmişte olduğu gibi tarafs…

Devam...

Yazarn ok okunan

Türk Diyarı Kerkük Elden Gidiyor!

Hits: 29956

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014…

Devam...

Irak Türkmenleri petrol kurbanıdır!

Hits: 23207

18 Ekim 2016 tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musul'a yönelik yaptığı a…

Devam...

Türkmen Diyarı Kerkük’te Kürtlerin Oynadığı Oyun Herkesi Yakacak!

Hits: 21576

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bulunuyor. Ancak peşmerge, 2014 y…

Devam...

Türkmen Şehri Kerkük’ün Güvenlik Dosyası Kimin Elinde?

Hits: 21259

Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğinde KYB Genel Sekreter Yardımcısı ve Irak K…

Devam...

Erbil’in Türk Kimliği ve Tarihi Gerçekler

Hits: 20677

Er­bil, Kerkük gibi bir Türk şeh­ridir. Türk­men­le­rin yoğun yer­le­şim mer­kez­le…

Devam...