1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-24
Facebook Twitter Youtube

Büyük Kaybımız - İhsan Doğramacı

Hamza Hamamcıoğlu

Suphi Saatçi



Prof. Dr. İhsan Doğramacı
(Erbil, 3 Nisan 1915-Ankara, 25 Şubat 2010)


Dünyaca tanınmış eğitimci, bilim adamı ve hoca Prof. Dr. İhsan Doğramacı 25 Şubat 2010 Perşembe günü, Ankara’da tedavi gördüğü Hacettepe hastanesinde hakkın rahmetine kavuştu. Türkiye’de ve Türkiye dışında büyük yankı uyandıran bu kara haber, Türkmeneli’ni de yasa boğdu.

Doğramacı, 3 Nisan 1915'de tarihi Türkmen kenti Erbil’de doğmuştu. Irak’ta Türklüğün ilk kalesi olan Erbil, Atabeyler medeniyetinin dünyaya ışık saçan Türkmen yurdunun başkenti idi. Özellikle Beğtiğin hanedanının en önemli temsilcisi olan Muzaffereddin Gökbörü döneminde Erbil, ilmin, irfanın, sanatın, kültür ve edebiyatın harman olduğu bir kentti. O tarihten günümüze kadar bu kent unutulmayan şairler, yazarlar, sanatçılar, bilim, kültür, siyaset ve devlet adamları yetiştirmiştir.

Böylesine köklü tarihe sahip bir kentte doğan ve ailenin en büyük çocuğu olan İhsan Doğramacı, baba tarafından Erbil’in köklü bir ailesine mensuptu. Babası Doğramacızade Ali Paşa bir süre Erbil Belediye Başkanlığı yapmış, bir dönem de Irak Ayan Meclisi üyeliğinde bulunmuştur. Doğramacı ana tarafından Kerküklüdür. Annesi İsmet Hanım, Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Kerkük temsilcisi Mehmet Ali Kırdar’ın kızıdır.

Doğramacı ilköğrenimini Türkçe eğitim veren Erbil İptidai Mektebi’nde gördü. Orta öğrenimini Beyrut Amerikan Üniversitesi'ne bağlı International College'de (1932), yüksek öğrenimi ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gördü (1938). İhtisas çalışmalarını Ankara Numune Hastanesi'nde Prof. Eckstein'ın yanında tamamladı.

Bağdat'a gitti ve orada Amerikan Kız Koleji öğrencisi Ayser Hanım ile tanıştı. Mahmut Şevket Paşa’nın kardeşi ve 1936 yılında Irak’ta başbakan Hikmet Süleyman Bey’in kızı olan Ayser Hanım’la 1942 baharında evlendi.

Ondan sonra A.B.D.'de Harvard ve Washington (St. Louis) Üniversitelerine bağlı hastanelerde pediatri dalında asistan ve araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1947 yılında yurda döndü ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne, çocuk sağlığı ve hastalıkları dalında öğretim görevlisi olarak atandı; 1949'da doçent ve 1954'te de profesör oldu.

Doğramacı’nın asıl büyük hizmetini yüksek eğitim alanında gösterdi. Önce Hacettepe Üniversitesini kurdu. Burada en zor olan Tıp Fakültesini kurdu ve başkent Ankara’ya en büyük hastanelerden birini kazandırdı. Diğer eğitim dalları ile birlikte bu Hacettepe’yi geliştirdi.
Çalışmalarını sürdürerek, hayatını tamamen yüksek öğretime adadı. Yüksek bilim ve kültür kurumu yeni bir vakıf üniversitesi hayata geçirdi: Bilkent.

Çağdaş donatılarıyla Türkiye’nin en ileri üniversitelerinin biri durumuna yükselttiği Bilkent’i, gelişmiş eğitim programları ile dünyaca tanınmış bir kurum hâline getirdi. Doğramacı’nın ileri bakışı sayesinde Bilkent yerleşkesi, eğitim boyutlarını aşarak, değişik işlevlere de kucak açtı. Her türlü sosyal ve ticarî tesis, rekreasyon alanları gibi çağdaş yaşam standartlarına uygun tesislerle Bilkent, modern bir uydu kent kimliğine büründü. Çalışmaları ile dünya çapında ün kazanan Doğramacı, uluslararası alanda sayısız liyakat nişanı ve ödüller aldı.

Evli ve 3 çocuk babası olan Doğramacı, Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı, Uluslararası Çocuk Sağlığı Merkezi Başkanı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanı ve Uluslararası Pediatri Kurumu Onursal Başkanı bulunuyordu. Hayatı boyunca kendisine teklif edilen siyasî görevleri elinin tersi ile reddetti ve siyasetten uzak durdu. Cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı gibi bütün üst görevleri bile Doğramacı’yı bu düşüncesinden vazgeçirmedi.

Büyük bir performans gösteren Doğramacı, kafasına koyduğu her projeyi en ince ayrıntılarına kadar uyguladı. İdealinde yaşattığı ve ulaşmak istediği hedeflerinin tamamını gerçekleştirdi. Üniversiteler kurdu ve dünya çapında bir statü kazandı. Başkent Ankara’ya eğitim ve sağlık kurumları inşa etti ve binlerce profesör ve bilim adamı yetiştirdi. Dünya çapında inşaat ve mobilya şirketleri kurdu.
Ancak uzun yıllar ayrı düştüğü ata yurdu Erbil’in hasreti içini yakıyordu. Çünkü o savaşın içinde doğmuştu ve henüz 3 yaşında iken Erbil İngiliz işgaline uğramıştı. İlkokulu bitirince Erbil’de Türkçe tedrisata son verilmişti. Bu durumu içine sindirmeyen babası onu yurt dışına göndermiş ve en iyi okullarda okutmuştu. Bu bakımdan anasının ve babasının yattığı, kardeşlerinin yaşadığı Erbil toprağına olan borcunu ödeyememişti. Orada yaşananları biliyordu ve “sindirilmiş Erbil” kendisini kahrediyordu. Çocukluğunun cenneti Erbil’de hem de “Erbil dilinde” okullar açmak için fırsat kolluyordu. Çünkü Erbil’de eğitim ve sağlık kurumlarının açılması istikrar, huzur ve güven ortamına bağlıydı.
Ümidini kaybetmeyen Doğramacı, değerli edebiyat tarihçimiz Ata Terzibaşı’nın ifadesiyle “şairler yurdu Erbil’in hasretini parlak bir manzume ile dile getirdi. Bu manzumede geçmiş zamana yönelik aşırı yurt özlemi ve ruhî bir çözüm arayışı vardır.” Erbil Hasreti başlığı ile Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “uçun kuşlar uçun” şiirinden esinlenilerek yazılan bu şiirin son kıtasında, Doğramacı’nın bütün duygularını okumak mümkündür:
Ümidini kesme gerek yok yasa
Sindirilmiş Erbil tekrar uyansa
Erbil dilinde mektepler açılsa
Destek olacak bir gönül vardır
Ümidini kesmeyen Doğramacı, tam ortamını bulamamakla beraber 1992 yılından itibaren Erbil’de ilkokul ve ortaokullar açmakla işe başladı. Bu arada Türkmen okullarını engellemeye çalışanlara karşı mücadelesini sürdürdü. Erbil’de çevresinde toplanan hemşehrilerinin gayret ve destekleriyle eğitim ve sağlık kurumları açmaya gayret etti. Sağlık için hastane, poliklinik ve ocaklar, ilk eğitimden yüksek eğitime kadar uzanan her kademeden eğitim ve öğretim kurumları inşa eden Doğramacı, Erbil’i yine bir ilim ve irfan merkezi hâline dönüştürmek istiyordu.
Hocamızın açtığı yolda yürüyenler, hem Türkiye’de, hem de Türkmeneli bölgesinde onun ruhunu şad etmek için yatırımlarını sürdürmeli ve kurumlarını güçlendirmelidirler. Bizler de bu faaliyetleri sürdürenlere destek olmalıyız. Doğramacının ruhunun şad olması, ancak onun hedeflerinin gerçekleşmesi ile mümkündür. Bilkent’teki Doğramacı Ali Paşa Camii’nin haziresinde toprağa verilen Doğramacı’nın yattığı ebedî istirahatgâhında da bizden istediği ve beklediği de budur zaten.
Doğramacı sadece Türkmenlerin değil, Türkiye’nin ve topyekûn Türk dünyasının, hatta ve hatta bütün bir insanlığın da büyük bir evladı ve değeri idi. Yeri doldurulamayacak olan kıymetli hocamıza rahmet, ailesine, Türkmen toplumuna, Türkiye’ye, Türk dünyasına ve bütün insanlık âlemine baş sağlığı diliyorum.





Suphi Saatçi Yazarın diğer yazıları (30)...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 10

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 24

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 56

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 34

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 44

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Milli Türkmen Partisi nasıl bu hale geldi?

Hits: 123

Türkmen Siyasi Tarihinin güzide bir Partisi iken Türkmen Siyasi hayatına ilk defa Partileşmeyi getir…

Devamı...

Kerkük'te Türkmeneli Partisi'ne saldırı

Hits: 72

Türkmeneli Partisi Sözcüsü Teymur Beyatlı, Kerkük'te düzenlediği basın toplantısında, kentin güneyba…

Devamı...

Erbil gazetesi 24

Hits: 20

Devamı...

HABİB HÜRMÜZLܒNÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 69

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı “…

Devamı...

Şehit Polisler İçin Anlamlı Çalışma

Hits: 74

Kerkük'te kutsal görevlerini yaparken şehit olan iki Türkmen polis subayının şehit oldukları yerde…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 8678

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşam…

Devamı...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 4676

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul eyaletle…

Devamı...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3570

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca birçok d…

Devamı...

Kardaşlık 18 Yaşında

Hits: 3231

Ocak 1999 da yayın hayatına başlayan Kardaşlık 69. sayısı ile siz değerli okuyucularına bir kez daha…

Devamı...

Türkiye ve Türkmenler

Hits: 3184

Irak Türkmenleri tarih boyunca Türkiye ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Birinci Dünya Savaşından s…

Devamı...