1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-09-21
Facebook Twitter Youtube

BـYـKLERE MASAL (III)

Ziyat Köprülü

Saltanatının sınırları geniş diyarlara uzanan bir hükümdardı. Kibrinin ve gururunun ise sınırı yoktu. Mümkün olsa.. bütün dünyayı eline geçirmek ve mülküne dahil etmek istiyordu. Sürekli “daha, daha” diyordu. Hiç kimse ondan bir gün olsun “yeterli” veya “buna da şükür” sِzünü duymamıştı. Yeme-içmede, eğlenmede, hakarette, haksızlıkta hep dünden bir adım ileriye gidiyordu. Öyle bencildi ki, iyilik yaparken bile başkalarına ne kadar cِmert olduğunu sergilemek isterdi.

İşte bu Kral, bir gün sarayının ِnündeki bahçede yürüyüşe çıkmış gezinirken, yanına başı ِnünde eğik, elinde dilenci kabı taşıyan bir adam yaklaştı. Muhafızlar, dilencinin hükümdarın yanına sokulmasını engellediler. Hükümdar, adamlarına o ana dek hiç konuşmayan dilenciyi bırakmalarını emretti. Ve “Ne istiyorsun?” diye büyüklenerek sordu Kral. Adamın onun yanına dilenmek için geldiği besbelliydi, ama O, bu soruyu yine de sordu. Çünkü, karşısındakinin kendisine yalvarmasını istiyordu. Bu, hep bِyle olurdu.

Fakirler, dilenciler bir şeyler ister O, onlara fazlasıyla ihsanda bulunurdu. Adamlar bin bir teşekkürle ve minnetle yanından ayrılırken Kral, “Var mı benim gibi cِmert?” dercesine sağına soluna bakınır ve etraftaki yağcıların ِvgü dolu sِzlerini kendinden geçerek dinlerdi.

Ama bu defa ِyle olmadı!

Dilenci güldü ve başını kaldırıp hükümdarın gِzlerinin içine bakarak şِyle dedi: “Kral hazretleri yoksa benim arzumu yerine getirebileceklerini mi sanıyorlar?”

Bِylesine küstahça bir sِz karşısında ِnce ne yapacağını bilemedi Kral. İstese oracıkta dilencinin kafasını vurdurabilir ya da onu zindanlarda çürütebilirdi. Ama, bu dilenci kendisine meydan okumaya kalkmıştı ve bu sِz ne kadar ağırına giderse gitsin, ona dersini başka bir şekilde vermeliydi. Evet, kararını vermişti: Onu cِmertliğiyle ezecekti.

“Elbette ki senin arzunu yerine getirebilirim ey dilenci! Ne olduğunu sِyle yeter.”

“Çok basit,” dedi dilenci ve dilenirken kullandığı kabı uzattı: “Bu kabı bir şeyle doldurmanı istiyorum.”

Bu kadar basit bir isteği duyunca rahatlayan hükümdar kahkahalarla güldü:
“Bundan kolay ne var?” Yanındaki vezirlerden birisine dِnüp emretti: “Bu adamın kabını parayla doldurun.”

Vezir saraya gitti, dِnüşte getirdiği büyükçe bir kese altını dilencinin kabına boşalttı. Normalde kabı doldurup, taşması gereken altınlar kaba dِkülür dِkülmez yok oldu ve dilencinin kabı biraz ِnceki gibi bomboş kaldı.

Kral ve etrafındakiler gِrdüklerine inanamadılar. Dilencinin hiç de ِyle büyücü gibi bir gِrünümü yoktu. Ama yine de ondan ürkmeye başladılar. Kral, adamlarını daha fazla altın getirmeleri için saraya yolladı. Ancak, her gelen kesedeki altınlar aynı akıbete uğradı. Dilencinin kabına boşanır boşanmaz, uçup gittiler. Bu kap, sanki kara delik gibi altınları yutuyordu. Önce saraydakiler, sonra da olup biteni duyan şehir ahalisi toplandı etraflarına.

Ne kadar altın ve gümüş boşaltırsa boşaltsın Kral, dilencinin küçük kabını dolduramıyordu. Şanı, şِhreti, itibarı elden gitmek üzereydi. Ama o “Bütün hazinemi gِzden çıkarırım da bu dilenci parçasına mağlup olmam” diye homurdanıyordu.

Gerçekten de, altınlar, gümüşler, elmaslar, yakutlar... ülkenin hazinesinde ne varsa dilencinin kabına boşaltıldı. Ama sonuç değişmiyordu: Dilencinin uzattığı kap bomboştu. Saatler geçiyor, insanlar hayret ve şaşkınlıkla hükümdarın hazinesinin avuç avuç kabın içinde eriyişini seyrediyordu.

En sonunda Kral, dilencinin ayakları dibine kapandı ve mağlubiyetini ilan etti: “Sen kazandın, ama gitmeden ِnce bana tek bir şey sِyle. Bu kabın sırrı nedir?” Hırsıyla, kibriyle ün salan koca hükümdar, sıradan bir dilencinin ِnünde bِyle yalvarıyordu.

Oysa ki gerçekte, bir dilenci değildi karşısındaki. Ona ders vermek için gِnderilen dilenci gِrünüşündeki bir melekti. Melek; “Bu kap” dedi… “insan hırsından yapılmıştır. Ve hiçbir şey onu dolduramaz. Hırsına mağlup olan insan, ister senin gibi Kral olsun isterse de bir kِylü… Kabı hiç dolmayan dilenciye benzer. Dünyanın en güzel sarayları, dünyanın en güzel atları, dünyanın en büyük hazineleri onu doyurmaz. Hatta dünyayı da yutsa tok olmaz. Elinde kabı, dilenir durur.”
Masal bِyle… Şimdi, halk arasında ağızdan ağza dolaşan bu anonim masalı “Günümüzün Irakı’na” uyarlayalım… Bakalım ne gِreceğiz? Irak'taki diktatِr rejimin çِküşü ve bu ülkede kitle imha silahlarının bulunmayışı, işgalci güçleri işgali sürdürme nedenlerinden yoksun bırakmaktadır. ـstelik dünya üzerinde yaşayan herkes, 4 yıldır süren işgalin Irak halkına ِlüm, yok olma ve güvensizlikten başka bir şey getirmediğini gِrmektedir. “Halkı ِzgürleştirme vaadi” ile işgal edilen bu ülkede, işgalcilerin ceplerini doldurmak ve silah pazarlarını genişletmek için sürdürülen bu savaş nedeniyle 150 bin kişi ِlmüş, 600 bin kişi yaralanmış ve milyonlarca kişi evsiz kalmıştır. Yani… Saltanatının sınırları geniş diyarlara uzanmasına rağmen bütün dünyayı eline geçirmek ve mülküne dahil etmek isteyen Kral, uyguladığı başarısız siyaset nedeniyle gittiği her yerde dostluk yerine kavga ve düşmanlığı desteklemiştir.
Ayrıca, Kralın etrafındaki “açgِzlü dilenciler”, elde ettikleri sadaka ile hiçbir şekilde yetinmemekte… ـlke hazinesinin tamamını ele geçirmeyi istemektedirler…
Tekrar hatırlatmakta yarar var: “Hırsına mağlup olan insan, ister Kral olsun isterse de bir kِylü… Kabı hiç dolmayan dilenciye benzer. Dünyanın en güzel sarayları, dünyanın en güzel atları, dünyanın en büyük hazineleri onu doyurmaz. Hatta dünyayı da yutsa tok olmaz. Elinde kabı, dilenir durur.”

Şimdi… tüm Irak halkının yapacağı tek bir hamle bulunmaktadır. Başta Türkmenler olmak üzere, bu coğrafyada yaşayan bütün unsurlar bir araya gelmeli ve ülkenin hür olması yِnünde bir irade ِrneği sergileyerek, “işgal güçlerinin ülkemizde kalış sürelerini uzatmalarına karşı olduklarını” dile getirmelidir…

Ziyat Köprülü Yazarn dier yazlar (35)...

Bize Göre: Bu da bizim Manifestomuz!

Hits: 87

Her toplumsal hareket veya inancın yol haritası ve olmazsa olmazlarını gösteren manifestolar ol…

Devam...

Barzani ve Talabani'den Kerkük planı

Hits: 80

Türkmen Cephesi Kerkük Teşkilat Sorumlusu Mehmet Seman Ağaoğlu, ABD-Peşmerge ortaklığıyla y…

Devam...

Kardaslik 79

Hits: 3

Devam...

TÜRKMENLERİN ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI

Hits: 79

Türkiye’de yaşayan Türkmenler arasında birliği, sosyal ve siyasal dayanışmayı pekiştirmek…

Devam...

"Kerkük konusunda hiç kimse ile pazarlığa oturmayacağız"

Hits: 91

Birleşmiş Milletler Bağdat Temsilcisi Yan Kobiş ile bir araya gelen Irak Türkmen Cephesi Genel …

Devam...

Türkmenlerden Basra'ya 108 ton içme suyu yardımı

Hits: 57

Kerkük'te Irak Türkmen Cephesi tarafından başlatılan yardım kampanyası kapsamında, içme suy…

Devam...

Kurtulus dergisi 143

Hits: 27

Devam...

Türkmen İstişare Toplantısı Yapıldı.

Hits: 164

Ankara’da faaliyet gösteren Türkmen Sivil Toplum Kuruluşları 2 Eylül 2018 tarihinde bölgedek…

Devam...

Türkmenler küçük ordu kurdu

Hits: 116

Kerkük’ün Haşdi Şabi destekli Irak ordusu tarafından Kürtlerden alınması sonrasında, kent…

Devam...

Irak Meclis'inde "Türkmen Grubu" kuruldu

Hits: 140

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Erşat Salihi'nin Meclis binasında yaptığı basın to…

Devam...

Yazarn ok okunan

BـYـKLERE MASAL-10

Hits: 36530

Kِylerden bir kِyde çobanın biri her gün koyun sürüsünü alıp yaylamaya gidermiş ve orada …

Devam...

Anayasal Açıdan Kerkük Sorunu

Hits: 25701

Irak Bِlgesel Kürt Yِnetimi bayrağının resmi kurum ve kuruluşlarda çekilmesi hususunda İl M…

Devam...

Sayın Cumhurbaşkanıma Açık Mektup

Hits: 5730

Zatı-âlilerinizin malumları olduğu üzere Irak Türkleri, uzun yıllardan beri çeşitli haksız…

Devam...

Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ve düşündürdükleri...

Hits: 3457

Irak Devleti’nin Bağımsızlığını kazandığı 1932 yılından beri Kerkük’e muhtelif ü…

Devam...

SADDAM… TـRKMENLER… VE DـNYA BARIŞ ELÇİSİ'NİN İNSAFI

Hits: 1898

Yeni yıl 2007'nin ilk günlerinde, Saddam Hüseyin'in idamının haklı olup olmadığı hakkında …

Devam...