1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son güncelleme: 2017-04-24
Facebook Twitter Youtube

Kerkük’ün Türkmenliği Tarihî Bir Gerçektir

Suphi Saatçi

suphisaatci@hotmail.com
Kerkük hakkında yaratılan tartışma ve bölgede tansiyonu yükselten çekişmeler, ortada bir yanlışlık olduğunu ve tartışmanın başka bir mecra içinde seyrettiğini gösteriyor. Eğer amaç kentin kimliğini tartışmaksa, bunun ölçütleri vardır. Kentlerin kimliği, hiç kuşkusuz tarihî geçmişi, kültürel ve sosyal yaşantısı, yüzyıllar boyu yaratılan uygarlık anıtları ele alınarak tartışılır. Konuşulan dil, yaratılan edebiyat, müzik, sanat ve kültür ürünleri, kentin aynası olan fiziksel görünüş ve mimarî çevre dünya standartlarında geçerli olan kanıtların başında yer alır.

Ancak günümüzde Kerkük’e musallat olan karanlık güçler ve tarihî olmayan kesimler, doğaldır ki tarihî kanıtlardan kaçmış olurlar; geçmişten ve uygarlıktan sıkılırlar. Kentlerin kimlikleri de, tıpkı toplulukların kimliği gibi, tarihe emanet edilen belgelerin ve geçmişte bırakılan izlerin zenginliği ile ölçülür. Uydurdukları yalanlar, yaptıkları tahrifat ve tezviratlar da tarihî vesikalar önünde eriyince, yeni yalanların da sonuç vermeyeceğini bildikleri için sıkıntıya düşerler ve ardından hırçınlaşırlar.

Tarihî olmayanların, hâliyle kültür birikimleri de olmaz ve sarılacak belgelerden yoksun kalırlar. Tarihî kanıtlara ve belgelere sarılamayanlar, yapacakları başka bir şey kalmayınca silaha sarılırlar ve fikirlerini bu yolla kabul ettirmeğe çalışırlar. Bu yüzden tartışmaları demokratik platformlardan, antidemokratik dayatmacı yollara kaydırırlar.

Günümüzde Kerkük üzerinde yoğunlaşan tartışmaların militarist bir üslupla ele alınması, uzlaşmacı, ön yargısız diyalog ve demokratik yaklaşımdan kaçınılması da, bu kentin Türkmenliğinin tarihî bir gerçek olduğunu kanıtlıyor.

Burada iki önemli belgeye dikkat çekerek, Kerkük’ün kimliğini okuyucularımızın daha net biçimde anlamalarını sağlamağa çalışacağım. Kerkük’ün Türkmen kenti olduğunu ortaya koyan bu iki belgenin birisi Saddam’ın sağ kolu olan ve yıllarca onun yaptıklarını sonuna kadar savunan, bu arada Kerkük’ün Araplaştırma politikası yürüten hükümetin kabinesinde yıllarca dışişleri bakanı olarak görev yapan Tarık Aziz’in Kerkük hakkında söylediğidir. İkinci belge ise, şimdiki Mesut Barzanî’nin babası olan Molla Mustafa Barzanî’nin Kerkük ve Türkmenler hakkında dile getirdiği sözlerdir.

Tarık Aziz, Suriyeli Arap gazeteci Hamide Nane’nin yaptığı röportajda şunları söylemektedir:

Gazeteci yazar Hamide Na’ne Tarik Aziz’e soruyor:

“- Kerkük’ü Kürt bölgesine ilhak etmek istiyorlar”

Tarık Aziz cevap veriyor:

“- Doğrudur, 1970’li yıllardan beri Bağdat yönetiminin bu konudaki tavrı belli idi: O da Kerkük’ün özerk Kürt bölgesinin içinde olmamasıdır. Çünkü Kerkük özerk bölgeye alındığı takdirde, petrol oyunları ve uluslar arası entrikalar devreye girerek, merkezî yönetimden ayrılmağa doğru büyük bir aşama kaydeder ki bu da, ülkenin ulusal birliğini zedeler. Bu bakımdan Kerkük’ün özerk bölge dışında kalması, ayrılıkçı hareket ve oyunlarını önlemiş ve bölge için güvence sağlamış olur.

Birinci nokta: Tarihî açıdan Kerkük Kürt vilayeti değildir. Kerkük’e gittiğiniz zaman, orada Arapları, Kürtleri ve Türkmenleri bulursunuz. Ancak baskın kimlik Türkmen’dir.” (Hamide Na’ne, Tarık Aziz.. Lider ve Dava, Beyrut, 2000, s. 163)

İkinci belge, İngiliz yazar David McDowell tarafından aktarılmaktadır. David McDowall eserinde şöyle demektedir:

“Molla Mustafa (Barzani) Bağdat hükümetini Kerkük, Hanekin ve Sincar gibi anlaşmazlık konusu olan bölgelere Arapları yerleştirmekle suçladı ve Arapları çoğunlukta gösteren nüfus sayımı sonuçlarını kabul etmeyeceğini hükümete bildirdi. Ayrıca üzerinde tezvirat yapıldığı için, 1965 yılı nüfus sayımının verilerini de kabul etmedi. Hükümet, Kerkük için 1957 sayım sonuçlarının nazar-ı itibara alınmasını önerdi; ancak Barzani, gerçi il sınırları içinde Kürtler sayıca fazla olmalarına rağmen, Kerkük kentinde çoğunluğu hâlâ Türkmenlerin oluşturduğu gerekçesiyle bu öneriyi de reddetti.” (David McDowall, A Modern History of The Kurds, London, 1996, s. 329)

Yukarıda ileri sürülen iki belgenin ortak özelliği vardır. Bir kere iki belgeyi bize nakleden kişiler Türkmen değildir. Hatta söz konusu olan belgelerde geçen sözlerin kaynağı olan kişilerin, Türkmenlere ve Türkmen davasına karşı cephede yer almış olmalarıdır.

Bu iki noktayı özellikle Türkiye’de her nedense Kerkük’e yabancı oldukları hâlde, Kürt liderlerine karşı şirin görünmek isteyen ve onların tezleri yanında yer alan gazeteci ve yazarların dikkatine sunmak istiyorum. Onun için biri Arapça, diğeri İngilizce olan bu belgelerin görüntüleri yanlarda yer almıştır.

Aslında her hangi bir kentin, etnik ve kültürel rengini tespit ederek, falanca topluma ait olduğunu iddia etmek, esasen ilkel bir davranış ve çağdışı bir yaklaşımdır. Ayrıca böyle bir tartışma açmak da doğru değildir.

Kerkük’ü kurulması hayal edilen Kürt devletinin sınırları içine almak için türlü yalan ve uydurma belgelere tevessül eden Kürt yazar ve çizerleri de, ne yazık ki tarafsız ve dürüst bir tutum içinde göremiyoruz. Yalan söyleyerek, aslı astarı olmayan belgelere dayanarak bir yere varmak mümkün değildir. Tarihin hiçbir döneminde her hangi bir Kürt devleti olmadığı gibi, böyle bir devleti kurmak için her hangi bir teşebbüs de olmamıştır. Devlet kurma geleneğine sahip olmayan, devlet adamı sıfatı bulunmayan aşiret reisleri isyanla, zorbalıkla bir yere varamaz. Devlet kurmak için zorbalık ve kabadayılık yeterli olmuyor. Unutulmamalıdır ki yırtıcı kuşun ömrü az olur.




Kardaşlık 33. sayı

Suphi Saatçi Yazarın diğer yazıları (30)...

Irak Türkmen Cephesi 22. yaşında

Hits: 10

TKÜUGD Irak Masası tarafından yapılan açıklamada, "24 Nisan 1995 yılında Türkmen şehri Erbil'de kuru…

Devamı...

Hamza Hamamcıoğlu'nun Ardından

Hits: 24

Dertli geldin dünyaya dünyadan dertli gittin Ömrünün bir gününden hayır görmedin Hamza Yine de ne …

Devamı...

Türkmenler haykırdı! Susmayacağız

Hits: 56

Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Rıyaz Sarıkahya, yapılan saldırının sorumlusunun Kerkük Valisi Necm…

Devamı...

krizine ilişkin konuştu: Hakları yoktu

Hits: 34

Irak Başbakanı İbadi: Kerkük'te kamu binaları üzerinde bayrak asmaya hakları yoktu. Bunlar, Irak hük…

Devamı...

Arap Hakimiyeti Bitti, Kürt Hakimiyeti mi Başlayacak?

Hits: 44

1921'de başlayan ırkçı Sünni-Arap hakimiyeti, ABD''nin Irak'ı 2003'te işgal etmesiyle sona ermiştir.…

Devamı...

Milli Türkmen Partisi nasıl bu hale geldi?

Hits: 123

Türkmen Siyasi Tarihinin güzide bir Partisi iken Türkmen Siyasi hayatına ilk defa Partileşmeyi getir…

Devamı...

Kerkük'te Türkmeneli Partisi'ne saldırı

Hits: 72

Türkmeneli Partisi Sözcüsü Teymur Beyatlı, Kerkük'te düzenlediği basın toplantısında, kentin güneyba…

Devamı...

Erbil gazetesi 24

Hits: 20

Devamı...

HABİB HÜRMÜZLܒNÜN HATIRALARINDAN BİR YAPRAK

Hits: 69

Bugünlerde okumakta olduğum, Habib Hürmüzlü’nün, Kerkük Vakfınca yayınlanan yeni kitabı “…

Devamı...

Şehit Polisler İçin Anlamlı Çalışma

Hits: 74

Kerkük'te kutsal görevlerini yaparken şehit olan iki Türkmen polis subayının şehit oldukları yerde…

Devamı...

Yazarın çok okunanı

Irak ve Suriye’de İstikrar Sağlanmadıkça…

Hits: 8678

Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşam…

Devamı...

Kerkük’te Bayrak Zorbalığı

Hits: 4676

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul eyaletle…

Devamı...

Erbilli Sanatçı Yunus Hattat Demirci

Hits: 3570

Türkmen kültürü ve sanatının Irak’taki önemli merkezlerinden biri olan Erbil, tarih boyunca birçok d…

Devamı...

Kardaşlık 18 Yaşında

Hits: 3231

Ocak 1999 da yayın hayatına başlayan Kardaşlık 69. sayısı ile siz değerli okuyucularına bir kez daha…

Devamı...

Türkiye ve Türkmenler

Hits: 3184

Irak Türkmenleri tarih boyunca Türkiye ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Birinci Dünya Savaşından s…

Devamı...