1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2018-06-18
Facebook Twitter Youtube

Bize Göre: Referandum ve Vizyon Eksikliği

IRAK SEÇİMLERİ VE MAVİ BAYRAK DİRENİŞİ

Erşat Hürmüzlü


Takvimler 25 Temmuz 1990 tarihini gösteriyordu. Amerika Birleşik Devletleri Bağdat Büyükelçisi April Glaspy’nin özel kaleminde telefon çalıyor. Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in öğleden sonra Büyükelçiyi makamında beklediği iletiliyordu.
Senelerdir bu bir ilkti. Hiçbir zaman Büyükelçiler Cumhurbaşkanlığına çağırılmıyor, görüşmeleri Dışişleri Bakanlığı yürütüyordu.
Belirlenen saatte Büyükelçi Saddam Hüseyin’in karşısında idi. Irak’ın ABD ile dostluk ilişkileri içinde olmak istediğini ve komşu ülkelerin Irak’a dostça davranmadıklarını, malî durumunun kötü olduğu bu dönemde ülkesine eziyet ettiklerini, hatta İran ile bitmiş olan savaş mağdurlarının ailelerine maaş veremeyecek duruma yaklaşıldığı konusunda serzenişte bulunuyordu.
Görüşme sürerken Saddam Hüseyin’in kulağına eğilen özel sekreteri Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in telefonla aradığını söylüyor; yan odaya geçen Saddam az sonra gelip Büyükelçiye Mübarek’in Kuveytlilerin görüşmeyi kabul ettiklerini ve Suudi Arabistan’da üçlü bir görüşmenin yapılacağını, ancak kendisinin bundan ümit edilen bir sonuç çıkmayacağını zannettiğini söylüyordu.
Görüşme sonuna doğru yaklaşıyor ve Büyükelçi tam izin isteyecek sırada Saddam eliyle beklemesini işaret ediyor ve esas çağırıldığı konuyu açıyor. Soru, ABD’nin Araplar arası anlaşmazlıklar konusunda tutumunun ne olacağı ve taraf tutup tutmayacağı soruluyordu.
Büyükelçi bu soruyu bekliyordu. Orada hükümetinin talimatı ile mi hareket ettiği, yoksa ömrünün hatasını mı yaptığını hiç bilmediğimiz bir şekilde ABD’nin bu konuya hiç karışmayacağı ve taraf olmayacağını söylüyordu.
Yukarıdaki bilgiler sonra da ABD’nin Yemen Büyükelçisi olan ve bir müddet sonra Kongre’de özel bir oturumda tanıklık yapan Glaspy’nin söylemlerinden alınmışsa da bu Hanımefendinin sonradan kayıplara karıştığı, hiçbir medya kuruluşu ile görüşme yapmadığı da malumumuzdur.
April Glaspy ömrünün hatasını mı yaptı acaba? Bilmiyoruz, ama Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in zekice hareket ettiğini zannederek ömrünün hatasını bir çırpıda yaptığı artık belli olmuştur. Cidde’de yapılan toplantıyı yardımcısı yarıda keserek baş ağrısı dolayısıyla devam edemeyeceğini söyleyip toplantı mahallinden ayrılıyor ve Glaspy ile o meşhur görüşme üzerinden bir hafta geçmesine rağmen bir düzeltme gelmeyince 9 gün sonra Irak güçleri Kuveyt’e giriyor ve Arap Birliğine de Birleşmiş Milletlere de üye olan bir ülkeyi yutuyordu.
Hikâyenin geriye kalan bölümünü biliyorsunuz. Ne Saddam kaldı bir müddet sonra ne de Baasçıların hükmü. Saddam vizyon eksikliğinin kurbanı oldu ve gerçekten ABD’nin Ortadoğu’nun bu çetrefilli sorununda tarafsız kalacağını ve tüm çıkarlarını feda edebileceğini sanmıştı.
2003 yılında ABD’nin işgalinden sonra siyasî Kürt partilerine gün doğdu. Yılların, ülke ve halkların tarihinde uzun süre sayılmayacağını göz ardı eden bu mihraklar konumlarını nihaî zafer addedip aynı vizyon eksikliğinin kurbanı oldular.
2005 yılında Irak’ta bir Anayasa Kabul edildi. Yurt dışı siparişle bu Anayasadan azami derecede faydalanmak için çalışan bu gruplar, uluslararası kurallarda kabul edilen bazı prensiplerle karşılaşınca onları göz ardı etmek ve anayasayı delmekte hiçbir sakınca görmediler.
Silahlı kuvvetler dışında milis güçlerin olmaması kabul edilmişse de Peşmerge güçleri yasal güç olduklarını ve ülkenin askerî gücünün bir parçası olduğunu iddia ederek silahsızlanmadılar. Bu sav doğru ise o zaman takındıkları tutum Anayasanın 9/1 maddesinin A fıkrasında belirtilen ve “Irak’ın askerî güçleri ve güvenlik birimleri, Irak halkının farklı kesimlerinden oluşur, sivil otoriteye bağlı olur ve Irak’ı savunur, Irak halkının kıyımına alet olmaz, siyasî işlere müdahele etmez.” hükmüyle ne kadar örtüşüyordu.
Araplaştırma yerine kesif bir Kürtleştirme politikası izleyen bu gruplar Anayasanın 23/3 maddesinde “Iraklıların Irak’ın herhangi bir yerinde gayrimenkul edinme hakkı vardır”, hükmünü kuzey Irak’ta uygulatmadıkları gibi “Demografik yapının değiştirilmesi amacıyla gayrimenkul edinmek yasaktır” hükmü sadece satın almak değil, devlet arazisine de el koyarak bu maddeleri hiçe saydılar.
Anayasanın 35/1 maddesinde belirtilen ve yargı kararı olmadan hiç kimsenin gözaltına alınması ve sorgulanması yasaklanırken bu talimat, sadece bu siyasî partiler için geçerli olmadı ve çeşitli isimlerde kurulan izinsiz güçler tarafından tutuklanıp akıbeti belirlenmeyen binlerce insanın kaybolması herkesçe malum hale geldi.
İlk yasalarda tartışmalı bölgeler için o arazinin sakinlerini memnun edecek adil çözümlerin getirilmesi karara bağlanmışsa da Anayasa’da 140. Madde hükmüyle zoraki bir çözüm Kabul edildi, adil çözüm prensibinden vazgeçilip yığın yığın demografik yapıyı değiştirmek için getirilen ve o bölgelerin sakini olmayanların oy kullanılması sağlanacak bir referandum olgusu yerleştirildi. Onun anayasal termini bittiyse de bizim için hâlâ geçerlidir demekle başlayıp sonradan buna lüzum kalmadı ve biz bunu tek başımıza uyguladık diyerek bu topraklara el koydular.
Şımarık siyasî otorite artık istediğini yapabileceğinden emin olmuş ve cılız itirazlar çıksa da kimsenin artık ABD’nin sağlam müttefiki olan kendilerine diş geçiremeyeceğine tamamen inanmıştı.
7 Haziran 2017 tarihinde KDP partisi başkanı ve bölge yönetimi başkanlığını süresi dolmasına rağmen teslim etmeyen Barzani artık bağımsızlık zamanının geldiğini ve başkanlığı bu şekilde devam ettireceğini varsayarak 25 Eylül’de sadece bölgede değil, el koymuş oldukları diğer işgal altındaki Türkmen bölgelerinde de bir referandumun yapılacağını duyurdu.
Vizyon eksikliği burada da baş gösterdi, tüm dünya ülkelerinin, hatta Birleşmiş Milletlere bağlı Güvenlik Konseyinin de karşı çıktığı bu kararda ısrarlı olarak uygulamayı devam ettirdi.
Yaptığı hesap, bir müddet sonra konunun gündemden düşeceği ve ucuz petrol ticareti dürtüsüyle ülkelerin peş peşe bu devleti tanıyacakları istikametinde idi.
25 Eylül günü referandum yapıldı. Irak Parlamentosu bunu hükümsüz saydığı gibi komşu ülkeler ve uluslararası kuruluşlar da bunun geçersiz olduğunu açıkladı. Bazı Kürt partileri ve kuruluşları bunun vahim bir hata olduğunu söylese de bir keçi inadı devam etti, Barzani ve yandaşları ısrarcı oldular ve Irak güçleri müdahale ederse var güçleriyle karşı koyacaklarını avaz avaz bağırarak gürlediler.
Kuveyt konusunda April Glaspy 9 gün önce, bu konuya karışmayacaklarını söylemiş ve Saddam Hüseyin’i yüreklendirmişti.
ABD 16 Ekim 2017 harekâtından yine 9 gün önce bir açıklama yaparak Irak’ta iç bir mesele olan bu konuda şiddete başvurulmasına karşı olduklarını, hatta ilk hücuma kalkışanın karşısında duracaklarını ilan etti.
Barzani ve yandaşları derin ve rahat bir nefes aldılar. Irak güçleri, bölge yönetiminin dışında işgal edilmiş topraklara karşı bir saldırıda bulunamayacaklardı, buna ABD’nin rızası dışında cesaret edemeyeceklerine karar verdiler.
Vizyon eksikliği ve hadiseleri doğru okumamak yine akl-ı selime galip geldi ve olanlar oldu. Barzani iştahını kabartan işgal altındaki Türkmen toprakları ve öteki toprakları olduğu gibi Kürdistan yerine “Barzanistan” rüyası ve tahtını da kaybetti. Olacağı buydu.
Bu derslerden ibret alınarak sağlam mantık çerçevesinde haksızlıklara son verilip tüm vatandaşların rahat ve özgür bir şekilde yaşayacakları bir zemin üzerinde mutabakat sağlanacak mı? Bunu vizyon sahiplerine sormak lazım.

Erşat Hürmüzlü Yazarn dier yazlar (16)...

Türkmeneli dergi 124

Hits: 5

Devam...

BİZE GÖRE: 1960 Ruhu

Hits: 64

Aslında her şey bir kıvılcımla başladı. Yıl 1957, yani yeni bir Irak’ta yaşamaya başlaya…

Devam...

IRAK TÜRKMEN SOSYOLOJİSİNE DOĞRU

Hits: 30

Toplumları tanımak, onlar hakkında toplu, genelleyici bilgiler edinmek ve toplumların geleceğin…

Devam...

IRAK SEÇİMLERİ VE MAVİ BAYRAK DİRENİŞİ

Hits: 28

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan seçimlere şaibeler karıştırıldığı gerekçesiyle tartışm…

Devam...

Kardaşlık 78

Hits: 7

Devam...

Tuzhurmatu’da Türkmenlere saldırı

Hits: 52

Selahaddin iline bağlı Türkmen Tuzhurmatu ilçesinde acil müdahale ekiplerinin şehir pazarında…

Devam...

Kerkük'te Kadir Gecesi

Hits: 39

Kent merkezindeki Aden Caddesi'nde bulunan Tahsin Sorani Camisi'ni dolduran Müslümanlar, kılınan…

Devam...

Türkiye Kerkük'teki bombalı saldırıları şiddetle kınadı

Hits: 111

Dışişleri Bakanlığı, Irak'ın Kerkük kenti merkezinde iki ayrı kafeteryaya düzenlenen bomba…

Devam...

Kerkük'te Türkmenlerin başlattıkları 28 günlük gösteri sona erdi

Hits: 57

Kerkük'te Türkmenlerin genel seçimlere şaibe karıştırıldığı iddiasıyla başlattığı g…

Devam...

Tekrar sayım kararı verilmişti: Oyların tutulduğu depo yanıyor!

Hits: 27

Irak'ta tartışmalı seçimlerin ardından oy sayma işleminin tekrar edilmesi kararı alınmışt…

Devam...

Yazarn ok okunan

Irak’ta 1925 Anayasasına dِnüş gerekebilir mi?

Hits: 25664

ـlkedaşlarımdan ِzür dilemem lazım. Çünkü Irak halkının iradesiyle onaylanan bir Anay…

Devam...

Bize Gِre: OSMOSİS, Damıtma Demektir-Irak Türkmenleri için bu mu Planlandı?

Hits: 20524

2006 yılı idi. Birkaç arkadaşımızla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Wash…

Devam...

Bize Gِre: Irak Türkmenlerinin Millî Bayramı 25 Ocak

Hits: 20375

Irak Türkmenlerinin Millî Bayramı 25 Ocak’tır. Bu Bayram tüm Türkmenleri birleştirerek ku…

Devam...

Çankaya Kِşkü Arşivinden- 4 - Ali İhsan Paşa’nın Musul İle İlgili Yayımlanmamış Mektubu

Hits: 4882

Bilindiği üzere Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Musul hâlâ Osmanlı kuvvetlerinden 6. Or…

Devam...

Irak Anayasasında Kerkük Çıkmazı

Hits: 3367

Irak 2003 işgalinden sonra 2005 yılında kaleme alınan Anayasa demokratik normları esas alacak y…

Devam...