1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son gncelleme: 2017-11-22
Facebook Twitter Youtube

“Kürt devleti” Tam Bir İsrail Projesidir!

İsmail Serttürkmen ve “Ant olsun mavi asmanım sana”

Ali Kerküklü

- Irak'taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı

Kerkük'ü terk etmeyeceğiz, Kerkük'ü vermeyeceğiz, Kerkük için savaşacağız, Kerkük kanımız, Kerkük namusumuz, Kerkük kalbimiz, Kerkük Kudüs’ümüz ve kutsalımız diyenler işgal ettikleri Türk yurdu Kerkük’ten kaçtılar. Irak 1921'de kurulduğundan beri Irak Türkleri yaşadığı tüm baskı, zulüm, asimilasyon, göçe zorlama, etnik temizlik, sindirme, yıldırma, adam kaçırma, fidye, soygun, bombalı saldırı, katliam ve idamlara rağmen ata topraklarını terk etmeyerek gerçek bir kahramanlık örneği sergilediler, dolayısıyla bu toprakların gerçek sahibi olduklarını ispatladılar. Tarih, Irak Türklerinin bu duruşunu altın harflerle yazacaktır. Şu soruyu sormak lazım Kerkük için savaşacağız, Kerkük kalbimiz, Kerkük kanımız, Kerkük namusumuz, Kerkük Kudüs’ümüz ve kutsalımız diyenler tek bir kurşun atmadan, hiç direnmeden, bir kaç saat içinde Kerkük’ü neden bırakıp kaçtılar? Bu olup bitenler Kerkük'ün aidiyeti ve kimliği kimlere ait olduğunu göstermiyor mu?

Kürt grupları, “bağımsızlık referandumu” sonrasında, Türkiye, İran ve Irak hükümetlerinin “Referandumun iptal edilmesi ve 2014 sınırlarına geri çekilmesi” isteğine “hayır” demesi karşısında harekete geçen Irak ordusu federal polis ve Haşdi Şabi milisleri, Kerkük başta olmak üzere Dakuk, Tuzhurmatu, Altunköprü, Sincar, Mahmur, Başika, Zummar, Celavla, Kifri, Karatepe, Hanekin’i de ele geçirdi. Peşmergelerin, Irak ordu güçleri, federal polis ve Haşdi Şabi karşısında hiçbir direniş göstermeden, yani hiç direnmeden işgal ettikleri Kerkük’ü ve Türkmen bölgelerini bırakıp kaçtılar.

Türkmen şehri Kerkük olayı, Iraklı Kürtler için tarihinin en büyük hezimeti, travması olarak kayıtlara geçecektir.

1947,1975, 1988, 1991 ve 16 Ekim 2017 tarihinde dış güçler tarafından terk edilen(satılan) Irak Kürtleri, doğal olarak Irak’la ilgili her politika değişikliğinde hemen paniğe kapılır ve “tarihin tekerrür edeceği” korkusunu yaşarlar. Geçmişte olduğu gibi Kürtler silah sesini duyduklarında yanlış tarafta olduklarını gördüler, ama Kürtler tarihin tekerrür edeceğini hesaba katmazlar ve derste almazlar.

Bölgesinde bulunan ülke ve toplumlarla uyum içerisinde, birlikte yaşama niyet ve iradesine sahip olmayan Kürt grupların dolduruşa gelerek büyük devletlerden medet umarlar. Büyük devletler, çıkarları doğrultusunda kullandığı bu grupları, işleri bitince kaderlerine terk ederler. Nitekim tarih boyunca da hep öyle olmuştur.

Ne diyelim; kendi düşen ağlamaz…

Bayram Bitti!!!

Iraklı Kürtler, Irak’ın bütçesinden %17 pay alıyor, Türkiye ve İran’a açılan gümrük kapıları, havaalanları ve Irak petrollerini yıllardır kamyonlarla kaçak olarak komşu ülkelere taşınması ve satışından elde edilen gelir. Kendi ordularını kurmuşlar, petrol üretimine başlamışlar ve devletlerini her an ilan edebilme noktasına gelebilmişlerdir. Bu kadar sınırsız müktesebat Kürt gruplarını tatmin etmemiştir.

Irak kürtleri dış güçlerin sayesinde Irak’ı yönetiyordu ve Irak’ta hayal edemeyecekleri konum ve imkanları elde etmişlerdi. Aç gözlü Kürt grupları bölgelerini genişletmek için Türkmen şehri Kerkük, Musul, selahattin ve Diyala illerinden toprak talep ediyordu. Erbil (Türkmen kenti), Süleymaniye, Halepçe ve Duhok illerinden oluşan 41 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip olan Kürt grupları, IŞİD’ı bahane ederek topraklarını 30 bin kilometrekare daha genişletti. Aç gözlü Kürt grupların iddia ettiği 78 bin kilometre karelik sahanın 71 bin kilometrekaresini kontrolü altına aldı. Hedefleri Sözde “Kürt devletini” kurmak, Irak’ı parçalamak, bölmek ve bölgeyi kargaşaya sürüklemekti. Bayram bitti!


İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu: “Irak'taki Kürtler Bağımsız Devlete Sahip Olmalı”

Bağımsız “Kürt devleti”ne destek veren yegane devlet şimdilik İsrail’dir. İsrail tarihi boyunca stratejik ilişki kurmaya çalıştığı Kürtlerin Irak'ta bir “Kürt devleti” istediğini gizlemiyor. Bölgede böyle bir devletin "ikinci İsrail’in" kurulması ile, İsrail üzerindeki baskıyı ve yoğunluğu azaltmış olacak. Bu Kürt devleti Akdeniz’e de ulaştığı takdirde İsrail’in Arap olmayan komşusu olacak bir kere. Irak’ın bölünmesi, Suriye’nin bölünmesini daha da kolaylaştıracak. Bu, Türkiye ve İran’ın iç dengelerini bozabilecek bir süreci de beraberinde getirecek. Artan gerilimle birlikte bölge etnik çatışma arenasına dönüşecek. Sonuçta Ortadoğu’nun parçalı yapısı daha parçalı hale gelecek. Bu da İsrail’in bölge siyasetine muarız cepheyi daha da zayıflatacak. Yani, İsrail, kara kaşı kara gözleri için Kürtlere bir devlet kazandırmaya oynamıyor. Bir Kürt devleti kurulması süreci ve sonrasının ortaya çıkartacağı sonuçlara oynuyor.

Kürtler, Irak ve Suriye’nin başlıca düşmanıyla –İsrail- ittifak halindedirler ve bunun sonucunda, Büyük İsrail özlemi Kürtlerin ”Sözde Kürdistan” projeleriyle hemen hemen mükemmel bir şekilde uyuşmaktadır. Oded Yinon’un “Büyük İsrail” tasarısına göre, komşu ülkelerin daha iyi bölünebilmesi ve böylece genişletilmiş bir tahakküm planına hizmet edebilmesi için Kürtlerin kullanılması zorunludur.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Irak'taki Kürtler bağımsız devlete sahip olmalı. Kürtler, Batı’nın dostu ve bizimle aynı değerleri paylaşan bir halk. İsrail, Kürtlerin bağımsızlık umutlarını desteklemeli” ifadelerini kullandı.

İsrail'in toprak anlamında stratejik bir derinliği yok. Bunun için Arap kuşağında, Arapların Araplarla ya da Arap olmayanlarla bir çatışmaya sürüklenmesini istiyor. Kürt isyanına ta başından beri stratejik hesap yapan ve bu kartı Irak, Türkiye, İran ve Suriye'ye karşı kullanan ülke İsrail'dir. İsrail'in bölgedeki projesi, Irak, Türkiye, Suriye ve İran topraklarında bağımsız bir “Kürt devleti” kurdurmaktır.
‘Nil'den Fırat'a İsrail Devleti'
1897′de toplanan Dünya I. Siyonist Kongresi'nde Yahudilere ‘Nil'den Fırat'a İsrail Devleti' hedefini işaret eden modern siyonizmin babası Theodor Herzl, siyasi Kürtçülerle de ilk temas kuran Yahudi liderdi. Herzl bu durumu hatıralarında açıkça dile getiriyor. Türkiye Kürtlerinden Abdullah Cevdet ile bağlantıya geçen Herzl'in bu girişiminden sonra Irak'ın Kuzeyinde Yahudilerin ilgisi artmıştı. Bu bağlamda en önemli temasları İsrail Devleti kurulunca MOSSAD'ın ilk başkanı olacak olan Reuven Zoslanski (1949-1952) yapacaktı. Zoslanski Filistin'de kurulacak Yahudi Devleti için ‘Shiloah' (vazifeli) kod adıyla Orta doğuda çeşitli milletler nezdinde zemin hazırlıyordu. İsrailli yazar Hagai Eshed'in One-Man Mossad: Reuven Shiloah, Father of Israeli Intelligence (Tek Adamlık Mossad: İsrail İstihbaratının Babası) adlı uzun makalesinde belirttiği gibi, Shiloah, İsrail'in ilk 10 yılı boyunca istihbarat servisinin yapılanmasında olduğu kadar, dış politikanın oluşumunda da büyük pay sahibiydi.

Reuven Shiloah, 1930′lu ve 40′lı yıllarda yaptığı Ortadoğu gezileri sırasında (1931-1934 yılları arasında Irak'ta yaşar ve Kürtlerle ilişki kurar) edindiği istihbarat birikimini Mossad'ın liderliğini üstlendiğinde yoğun biçimde kullanmaya başladı. Arap dünyasını iyi tanıyordu ve Yahudi Devleti'nin hayatta kalmak için bu dünyayı nasıl düzenlemesi gerektiğini de biliyordu. İyi bildiği işleri başında da, düşman gibi gözüken komşu ülkelerle gizli ilişkiler kurmak geliyordu. Shiloah tarafından geliştirilen bu "çevreleme stratejisi” Başbakan David Ben Gurion tarafından İsrail'in kuruluşundan bugüne kadar politikasının temel ekseni haline getirilecektir
Hayfa Üniversitesi Modern Ortadoğu Tarih Bölümü`nden İsrailli Prof. Dr. Amatzia Baram ‘İsrail ve Irak'taki Kürt Sorunu' isimli kitabında, 1963 yılında İsrail İstihbarat Örgütü (MOSSAD) Başkanı General Meir Amit, İran istihbarat örgütü SAVAK'ın başkanı ile görüşerek, SAVAK yolu ile Kürtlere silah gönderme konusunda anlaşıyor. Kürt İsrail işbirliğine İran da dahil olur ve İran üzerinden Irak'ın Kuzeyine geçen İsrailli subaylar burada Kürt peşmergeleri eğitmeye başlar. 8 Şubat 1963′te Baasçılar'ın Irak'ta bir ay sonra da Suriye'de başa geçmesi ve 17 Nisan 1963′de Irak, Mısır, Suriye arasında yapılan üçlü Birlik Antlaşması ile Nasır'ın öncülük ettiği Pan Arabizm fikrinin birliğe hakim olmasını tehdit olarak algıladığı için İsrail Kürt meselesine karışır ve Kürt isyancıları desteklemeye başlar.
Şah-Vezir-Piyon

1963’te İran ve İsrail’in iki üst düzey yetkilisi Paris’te bir araya geldiler. İsrail, Kürtlerin kendilerinden yardım istediğini ve İsrail çıkarlarının Kürtlere yardım etmeyi gerektirdiğini, ancak bu yardımı İran’ın onayı olmaksızın yapmak istemediklerini açıkladı. MOSSAD Başkanının bir röportajında ifade ettiği gibi İran Şahını düşündüren bir durum vardı. Kürtlerin girişimini Irak’ı tedirgin etmesinden dolayı onaylasa da, Kürtlerin Irak’ta özerk bir yönetime kavuşması halinde bu durumun kendi ülkesinde yaşayan Kürtleri etkilemesinden korkuyordu.

Kürt isyanı kısa vadede her iki ülkeye de yararlıydı. İsrail’e karşı Irak’ın Suriye ve Ürdün’e takviye güç göndermesine engel olurken, bir yandan da İran için çok önemli olan Huzistan’dan ve Arap kıyılarından Irak’ın güçlerini geri çekmeye zorluyacaktı.
1963 Ha­zi­ran'ın­da KDP Po­lit­bü­ro­su ara­cı­lı­ğıy­la İs­ra­il ile iliş­ki ku­rul­ur. O tarih­te Kamu­ran Ali Be­dir­han va­sı­ta­sıy­la Pa­ris'te Ce­lal Ta­la­ba­ni ile Şi­mon Pe­res ara­sın­da giz­li bir gö­rüş­me gerçekleş­ir. Bu gö­rüş­me­de Celal Ta­la­ba­ni, Kürt peş­mer­ge­le­re ağır si­lah yar­dı­mı ya­pıl­ma­sı için çağ­rı­da bu­lun­ur. Bu gö­rüş­me­nin ar­dın­dan Celal Talabani'nin eşi Hero'nun babası İb­ra­him Ahmed baş­kan­lı­ğın­da Ömer Mus­ta­fa De­ba­be ve Se­yid Aziz Şem­zi­ni'den olu­şan bir heyetİİran üze­rin­den İs­ra­il'e gider.

Celal Ta­la­ba­ni'nin ka­yın­pe­de­ri İb­ra­him Ah­med, MOS­SAD baş­ka­nı Me­ir Amit (1963 – 1968) ile de gö­rüş­ür. Kendisin­den ba­zu­ka, mü­him­mat, tü­fek, pa­ra ve ben­ze­ri yar­dım­lar is­te­ri. İran, İsra­il'den gön­de­ri­len yar­dım­la­rın toprak­la­rı üze­rin­den ak­ta­rıl­ma­sı­na izin ver­ir, ka­pı­la­rı­nı aç­ar. Her­hal­de İs­ra­il ve İran bu yar­dım­la­rı Al­lah rı­za­sı için yap­mıyordu. Bu yar­dım­la­rın mut­la­ka bir be­de­li olacaktı.

İsrail açısından Iraklı Kürtlere verilen desteğin iki önemli nedeni olduğu açıktır. Birincisi isyanın sürmesi Irak'ta istikrarsızlık yaratmakta ve Bağdat hükümetini askeri, siyasi ve ekonomik anlamda yıpratmaktır. İkincisi Kürtler, Arap topraklarına sızmakta ve bilgi edinmekte zorluk çeken İsrail'in bölgedeki gözü kulağı olmaktı. İs­ra­il, kurulan iliş­ki­ler kapsamın­da Kürt is­tih­ba­rat ör­gü­tü­nün (PARASTİN) şe­kil­len­me­si­ne de yardım­cı ol­ur. Amaç Irak hakkında İsrail için istihbarat toplamaktı. MOS­SAD, Kürt is­tih­ba­rat­çı­la­rı ye­tiş­tir­ir. PARASTİN'nin ba­şı­na da Mesud Bar­za­ni ge­ti­ril­ir.

Mesud Bar­za­ni, "Bar­za­ni II” ad­lı ki­ta­bın­da: "O za­man bir gü­ven­lik ve is­tih­ba­rat var­lı­ğı­na ihtiyaç du­yul­du. Bu örgütün (PARASTİN) ku­rul­ma­sı gö­re­vi ba­na tev­di edil­di. İlk baş­ta Şe­kib Ak­ra­vi, Muham­med Aziz Ka­dir, Fran­so Ha­ri­ri (18 Şubat 2001'de Erbil'de öldürüldü), Fa­hir Mer­ge­so­ri ve di­ğer­le­rin­den yar­dım alı­yor­dum” diye ifade ediyor.

İsrail’in yardımlarını öncelikle İran topraklarından geçirip, oradan SAVAK’ın (Devlet İstihbarat ve Güvenlik Örgütü) Kürtlere teslim ettiğini söylemekte yarar var.

Araştırmacı Edmond Gharib “Irak’taki Kürt Meselesi” adlı kitabında MOSSAD ve SAVAK’ın ortaklaşa kurdukları Kürt istihbarat biriminin (PARASTİN), elde ettiği tüm bilgileri İran ve İsrail istihbarat teşkilatlarına aktardığını yazıyor.

İranlı ve İsrailli müsteşarlar, teknik personel ve subaylardan oluşan dinamik bir teşkilat kurdular. Bu teşkilat, Barzani’ye çalışacaktı. Müsteşarlar yönetimde üç ay kalacak ve Tahran’daki MOSSAD yetkilileri periyodik olarak onları ziyaret edeceklerdi. Bunun yanında başkan yardımcıları, İsrail ordusundan tümgeneral rütbesindeki subayların da ziyaretleri olacaktı.

İsrailli yazar Benjamin Beit Hallahmi ise “The İsrael Connection: Who İsrael arms and why / İsrail bağlantısı: İsrail Kimi Neden Silahlandırıyor” adlı kitabında Barzani ile İsrail arasında ki bu gizli ilişkiyi şöyle anlatıyor: “Irak’taki Kürtler her zaman İsrail’in ilgi alanı dahilindeydi… MOSSAD’ın Kürtlere desteği 1958’de başladı. Askeri danışman, silah ve cephaneyi kapsayan daha geniş çaptaki yardım ise 1963’de uygulamaya kondu. Ağustos 1965’de İsrailli askeri uzmanlar Kürt peşmergeler için Irak’ın kuzeyinde dağlık bir bölgede eğitim kampları oluşturdu. Haziran 1966’da Başbakan Levi Eschol, Kürt yetkililer ile görüşmeler yaptı. 1967 Arap – İsrail savaşı sırasında Kürtler İsrail’in de teşviki ile Irak Hükümeti’ne saldırılar düzenlediler ve Irak ordusunun diğer Arap ülkelerine yardım etmesini engellediler. Savaş sırasında Mısır ve Suriye birliklerinden ele geçirilen Sovyet yapımı silahlar Kürtlere verildi. Her ay İsrail tarafından yaklaşık 500.000 dolarlık bir para yardımı da Kürt peşmergelere ulaştırılıyordu. Molla Mustafa Barzani önce 1968 ve 1973 yıllarında İsrail’i iki kez ziyaret etti.”

İsrail Eski Başbakan'ı Menahem Begin'in, İsrail'in Kürtlere Para, Silah ve eğitim Sağladı!
İsrail'in Kürt isyancılara giderek artan desteğinin en sembolik göstergelerinden biri Eylül 1968′de Mesud Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani'in İsrail'e yaptığı ziyaret olarak gösteriliyor. Barzani kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a hediye olarak bir ‘Kürt Hançeri' ile birlikte Türkmen şehri Kerkük'ün petrol rafinerilerinin nasıl vurulabileceğinin planlarını da veriyor. Barzani, İsrail ile ilişkilerinin devamında 1973′te İsrail'e ikinci kez ziyarette bulunuyor. Kürtçe konuşan çocukluk arkadaşı Irak Yahudilerden 1950′den beri İsrail'de yaşayan David Gabayi'nin evinde kalıyor. Saklanan bu ziyaretler, 28 Eylül 1980 de İsrail Başbakan'ı Menahem Begin'in, İsrail'in Kürtlere para, silah ve eğitim sağladığını ilk kez açıklaması ve 29 ve 30 Eylül tarihli İsrail gazetelerinin Barzani'nin 1960larda ve 1970li yılların başlarında İsrail'e birkaç gizli ziyaret gerçekleştirdiğini yazmaları üzerine su yüzüne çıkar. Şubat 2004'te Radikal Gazetesinden Murat Yetkin'in sorularını yanıtlayan İsrail Dışişleri Eski Müsteşarı Alon Liel de 1960′larda, 70′lerde Mesud Barzani’nin Molla Mustafa Barzani'ye İsrail'in destek verdiğini gizlemiyordu.
MOSSAD Generali Sagi Chori: Barzani’yi Biz Eğittik

1960’lı yallardan itibaren İsrail istihbarat Servisi MOSSAD’a bağlı olarak Irak’ın Kuzeyinde görev yapan General Sagi Chori, Kürt devletinin kendi projeleri olduğunu söyledi. Irak’ın Kuzeyinde Kürt isyanlarına komutanlık eden, savaş planlarını bizzat kendi eliyle yapan Chori İsrail-Kürt dergisinin 2010 Nisan sayısındaki röportajında, “Peşmergeleri eğitmek için uçakla İsrail’e bizzat ben götürdüm. Kürtlere savaşmayı ben öğrettim” diye belirtti.



Irak Hükümetine Sığınan Mesud Bar­za­ni’nin Ağabeyi Ubeydullah

Irak hü­kü­me­ti, 1973 yı­lı so­nun­da üç KDP’li Kür­dü ya­nı­na çek­me­yi ba­şar­mış­tı. Bunlardan iki­si, KDP po­lit­bü­ro üye­le­ri olan Aziz Re­şit Ak­ra­vi ve Ha­şim Ha­san Ak­ra­vi idi. Bu iki­li İs­ra­il­li­le­ri çok iyi ta­nı­yor­lar­dı. Aziz Ak­ra­vi, 1962 yı­lın­da Irak or­du­sun­dan ka­ça­rak Kürt is­yan­cı­la­rı­na ka­tıl­mış­tı. İs­ra­il’i de zi­ya­ret eden Ak­ra­vi, Kürt – İs­ra­il iliş­kile­ri­nin bo­yut­la­rı­nı çok iyi bi­li­yor­du. Da­ha ön­ce Kürt­le­rin Irak or­du­su­na kar­şı yap­tık­la­rı sal­dı­rı­la­rın plan­la­ma­sın­da gö­rev al­mış­tı. Şüp­he­siz Iraklı­la­rın sa­fı­na ge­çin­ce, Kürt is­ya­nı­na ya­pı­lan İs­ra­il mü­da­ha­le­le­ri­nin ço­ğu­nu Irak’a anlatmıştır.

Bar­za­ni’yi “dik­ta­tör” ol­mak­la suç­la­yan KDP’nin po­lit­bü­ro üye­si Aziz Ak­ra­vi’nin, hü­kü­met safına geç­me­si, Irak hü­kü­me­ti için özel­lik­le yurt­dı­şın­da önem­li bir pro­pa­gan­da ko­zu ol­muş­tu.

Ha­şim Ak­ra­vi’ye ge­lin­ce, ona da Irak hü­kü­me­tin­ce be­le­di­ye iş­le­rin­den so­rum­lu bir dev­let bakan­lı­ğı gö­re­vi ve­ri­lir.

Son­ra­ki dö­nem­ler­de Ha­şim, Irak hü­kü­met tem­sil­ci­si sı­fa­tıy­la Pa­ris’e bir zi­ya­ret dü­zen­ler. Bu zi­ya­re­tin ama­cı, Irak hü­kü­me­ti­nin Kürt­le­re iyi ni­yet­li yak­laş­tı­ğı­nı gös­ter­mek­dir. Ha­şim Ak­ra­vi bu zi­ya­re­tin­de As­so­ci­ated Pres Ha­ber Ajan­sı mu­ha­bi­ri­ne, Bar­za­ni’nin ka­rar­ga­hı­na İs­ra­il­li danış­man­la­rın gel­di­ği­ne göz­le­riy­le ta­nık ol­du­ğu­nu ve Bar­za­ni’nin de İs­ra­il’i iki kez zi­ya­ret ettiği­ni söy­le­mek­ten çe­kin­mez. Ay­rı­ca Mesud Bar­za­ni’nin ağabeyi, Molla Mustafa’nın bü­yük oğ­lu Ubey­dul­lah, Al-Rı­sa­lah isim­li Ku­veyt ga­ze­te­si­ne ver­di­ği de­me­cin­de ba­ba­sı­nın ay­rı­lık­çı olduğun­dan dem vur­muş ve kar­de­şi Mesud ve İd­ris­le bir­lik­te İs­ra­il’i (Tel Aviv) zi­ya­ret ettiklerini söy­le­miş­tir. Ubey­dul­lah, Bar­za­ni’nin sü­rek­li İs­ra­il­li­ler­le iş­bir­li­ği yap­tı­ğı­nı, Irak­lı­la­ra dü­zen­le­dik­le­ri bü­tün sal­dı­rı­la­rın İs­ra­il­li­ler ta­ra­fın­dan plan­lan­dı­ğı­nı açık­la­mak­tan çekinmemiştir. Ve şun­la­rı ek­le­miş­tir:



“Ba­bam mut­lak su­ret­le İs­ra­il gü­düm­lü­dür. Ka­rar­ga­hın­da sü­rek­li ola­rak ha­in ba­ba­ma danışman­lık ya­pan İs­ra­il su­bay­la­rı var­dır. Ba­bam on­lar­dan al­dı­ğı ta­li­ma­tı kar­deş­le­rim Mesud ve Bar­zan’a ile­tir. On­lar da dü­şün­mek­si­zin bu emir­le­ri ye­ri­ne ge­ti­rir­ler.”

20 Ni­san 1974’de Mil­li­yet ga­ze­te­sin­de ya­yın­la­nan de­me­cin­de de Ubey­dul­lah Bar­za­ni, babasını “iş­bir­lik­çi ol­mak ve Kürt­le­ri em­per­ya­list oyu­nu­na alet et­mek­le” suçluyordu. Barzani’nin oğ­lu suç­la­ma­la­rı da­ha da ile­ri ta­şı­ya­rak: “Irak hü­kü­me­ti Bağ­dat’ı da Kürt­le­re ver­se, ba­bam yi­ne Irak hü­kü­me­ti­nin tek­lif et­ti­ği özerk­li­ği ka­bul et­me­ye­cek­tir.” diyordu. Ubey­dul­lah, Mı­sır­lı ga­ze­te­ci Mu­ham­med Ha­sa­neyn Hey­kel’e ba­ba­sı Bar­za­ni’nin yanın­da her za­man İs­ra­il­li­le­rin bu­lun­du­ğu­nu ve bun­la­rın Irak’ta ca­sus­luk yap­tı­ğı­nı söy­le­di. Akra­vi ise, 12 Ara­lık 1974’te Chris­ti­an Sci­en­ce Mo­ni­tor ga­ze­te­si­ne ver­di­ği de­meç­te; İsraillilerin Irak’ın Kuzeyinde gö­rev­le­ri­nin İs­ra­il’i il­gi­len­di­ren ko­nu­lar­da bil­gi top­la­mak­tan ibaret ol­du­ğu­nu açık­la­dı.

Ye­ni­den Öz­gür Gün­dem ga­ze­te­sin­de 1 Ara­lık 2002 ta­rih­li sa­yı­sın­da KDP-MOS­SAD iliş­ki­siy­le ilgi­li şu sa­tır­lar yer alı­yor­du: “KDP’nin en çe­kir­dek istihbarat ör­gü­tü PARASTİN’de­ki profesyonel­le­rin he­men he­men hep­si­nin is­tih­ba­rat eği­ti­mi­ni İs­ra­il’de gör­me­si, id­di­amı­zı yeter­li dü­zey­de is­pat­la­ma gü­cü­ne sa­hip­tir. Bu o ka­dar güç­lü bir iliş­ki ki, Irak’ın Kuzeyinde iki par­ti ara­sın­da ge­çen bir olay şöy­le bir kıs­kanç­lı­ğa da yol aç­mış­tır:

Irak’ın Kuzeyinde bu­lu­nan Öz­gür Ça­lış­ma Par­ti­si/Par­ti Ka­ri Serbx­we (PKS), KDP ta­ra­fın­dan kapa­tıl­dı. Bu ola­ya Av­ru­pa’dan tep­ki gös­te­ren PKS Baş­ka­nı Ab­dul­ha­lik Zen­ge­ne şöy­le bir ente­re­san açık­la­ma ya­pı­yor­du: “Par­ti­mi­zin ka­pa­tıl­ma­sın­da­ki ge­rek­çe doğ­ru­dur, biz İs­ra­il dev­le­ti ile iliş­ki içe­ri­sin­de­yiz. Fa­kat böy­le­si bir ka­pat­ma ge­rek­çe­si ile yal­nız PKS de­ğil, tüm Bar­za­ni ai­le­si ka­pa­tıl­ma­lı­dır. Çün­kü bu ai­le İs­ra­il’e gö­bek­ten bağ­lı­dır.” ifadesini kullandı.

Kürtler İle İsrail Arasındaki İlişkiler Sürürüyormü?

Amerika dış politika uzmanı Jack Anderson'un 18 Eylül 1972′de Washington Post gazetesinde yazdığı bir yazısında her ay İsrailli bir yetkili Mesud Barzani'nin babası Molla Mustafa'ya 500 bin dolar vermekteydi, dönemin CIA raporlarına göre MOSSAD şefi Zvi Zamir, Barzani'yi Irak'ın Kuzeyindeki kampında ziyaret ederek, Bağdat'a karşı yapılan saldırı ve sabotajların dozunun artırılmasını istemişti.

Bölgede kendisine bağlı bir Kürt devleti isteyen İsrail'in ilişkileri baba Barzani'den sonra da devam etti. İsrail ile oğul Mesud Barzani arasındaki ilişkiler babası dönemindeki gibi aleni olmaktan çok, farklı konseptler de sürüyor. Bölgede bulunan 24 değişik grubun içinde Barzanilerin etkin konuma gelmesinin en önemli sebebi İsrail'in verdiği destek olarak gösteriliyor. Araştırmacı Aytunç Altundal'a göre İsrail'in Irak'ın Kuzeyi ile olan ilişkilerini Kürt Yahudiler sağlıyor (İsrail'de 150-200 bin arasında Kürt Yahudisi yaşamaktadır). Altundal; "İsrail ile ilişkiyi Barzani'nin yanında bulunan Sami Abdurrahman sağlıyordu (1 Şubat 2004 tarihinde Türkmen şehri Erbilde bir intihar saldırısında öldürüldü. Sami Abdurrahman İsrail tarafından özel eğitilip yetiştirilmiş, Irak Hükümetinde bakanlık yaptığı sırada Irak hakkında tüm bilgileri İsrail'e aktarıyordu). Barzanilerin Amerika ile CIA bağlantısı yine İsrail aracılığı ile sağlanıyor” diyor.

MOSSAD'ın Barzani ile ilişkileri, Londra ve Sidney'de yayınlanan "Israel's Secret Wars – A History of Israel's Intelligence Services” (İsrail'in Gizli Savaşı – İsrail İstihbarat Servislerinin Tarihi) adlı kitapta da sergilenmektedir. Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmıştır. Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanmaktadır. Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği belirtilmektedir.

Bu bilgilerin dışında, 1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanmaktadır. MOSSAD-Barzani ilişkilerinin İsrail'in Tahran'daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD ajanı) aracılığı ile gerçekleştirildiği de bir başka önemli bilgidir. Nimrodi'nin üstlendiği görev de son derece ilginçtir; Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani'nin eline geçmesinde rol oynamıştır. Kitapta MOSSAD'dan Kürtlere 500 bin dolar para verildiği, sağlam bilgi kaynaklarına dayanılarak açıklanmaktadır. Bu durumda önemli bir soru gündeme gelmektedir: 70′li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürmekte midir? Kitapta ele alınan bilgilere göre bu sorunun cevabı, "evet”dir.



Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek…
Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek…
İlgi belli…
İlişki de belli…



Ian Black ve Benny Morris'in deyimiyle, Kürtler ile İsrail arasındaki ilişkiler "Ortadoğu'nun en kötü saklanan sırrı”dır. Bütün bunların mâkul açıklaması Amerika ve İsrail'in Ortadoğu'da, başlangıçtan günümüze değin ortaklaşa sürdürdükleri kirli oyunları deşifre eden kilometre taşlarında saklıdır.

Pu­lit­zer ödül­lü Ame­ri­ka­lı ga­ze­te­ci ve ya­zar Sey­mo­ur M. Hersh'in "Emir Ko­mu­ta Zin­ci­ri” ad­lı kita­bın­da ilginç bil­gi­ler yer al­mak­ta­dır: "Üst dü­zey bir CIA yet­ki­li­si, ken­di­siy­le bir görüşmemizde, ‘İs­ra­il­li­le­rin Irak'ın Kuzeyinde fa­ali­yet gös­ter­dik­le­ri­ni ka­bul et­miş­ti. İs­ra­il­li­ler ora­da da ol­ma­la­rı ge­rek­ti­ği­ni düşünüyor­lar' de­di. İs­ra­il­li­le­rin Was­hing­ton'un ona­yı­nı is­te­yip is­te­me­dik­le­ri­ni sor­du­ğum­da ise ay­nı yet­ki­li gü­le­rek "İs­ra­il­li­le­re ne yap­ma­la­rı ge­rek­ti­ği­ni söyleye­bi­le­cek bi­ri­ni ta­nı­yor mu­sun? On­lar hep ken­di çı­kar­la­rı­na en uy­gun dü­şen şe­yi yaparlar” kar­şı­lı­ğı­nı ver­di. CIA yet­ki­li­si İs­ra­il'in böl­ge­de­ki var­lı­ğı­nın Ame­ri­kan is­tih­ba­rat çevrele­rin­de bi­lin­di­ği­ni de ila­ve et­ti.”

Es­ki bir İs­ra­il is­tih­ba­rat su­ba­yı, 2003 yı­lı son­la­rın­dan be­ri Kürt ko­man­do bir­lik­le­ri­ni (peşmergeleri), İs­ra­il'in en giz­li ko­man­do bi­ri­mi olan Mis­ta­ra­vim ka­dar et­kin bir güç­te eğittikle­ri­ni açık­lamış (http://www.youtube.com/watch?v=XTt84I3bxF4,Israel Training Iraqi Kurds-israil Irak Kürtlerini eğitiyor, youtube sitesinde video görüntüsü ) ve son­ra da şu­nu ekle­miş­ti: "Ba­kın, İs­ra­il Sad­dam'a kar­şı bir den­ge un­su­ru ola­rak Kürt­le­ri hep des­tek­le­miş­ti. İsra­il'in Kürt­ler­le it­ti­fa­ka gir­me­si, Bush Yö­ne­ti­mi'nce o ka­dar da ka­bul edil­me­ye­cek bir şey değil­di.” İs­ra­il'in Irak'ın Kuzeyinde­ki var­lı­ğı, İran’nı iz­le­me im­ka­nı ve­re­cek­ti. Irak ve Su­ri­ye'de göz­le­re ve ku­lak­la­ra sa­hip ola­cak­tı.İs­ra­il'in ön­de ge­len ga­ze­te­le­rin­den Ye­di­ot Ah­ro­not, İsrailin Irakın kuzeyindeki gizli varlığını 2005 yı­lı son­la­rın­da tek­rar gün­de­me ge­ti­ri­yor­du. Ga­ze­te­ye gö­re ba­zı İs­ra­il şir­ket­le­ri­nin Kürt yetkilileri ile anlaşma­lı ola­rak, giz­li­ce peşmergeleri eğitmişler, on­la­rı mil­yon­lar­ca do­lar­lık malze­me ile do­nat­mış­lar, ayrı­ca Er­bil'de­ki bir ha­va­ala­nı (Erbil Havaalanı) in­şa­atı­na da giz­li kat­kı sağ­la­mış­lar­dı. Kürt yet­ki­li­le­ri, İsra­il fir­ma­la­rıy­la yürütü­len pro­je­le­rin ni­çin giz­li tu­tul­du­ğu so­rul­du­ğun­da, "gü­ven­lik ne­de­niy­le” diyorlar­dı. İs­ra­il ga­ze­te­si­ne gö­re, İs­ra­il­li gü­ven­lik şir­ke­ti ta­ra­fın­dan Irak'ın kuzeyine gön­de­ri­len es­ki komandolar(israilli askerler), bu­ra­da Bölgesel Kürt Yönetimi ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen özel bir prog­ram çer­çe­ve­sin­de, peş­mer­geleri eği­ti­yor­lar­dı.

Bölgede yer alan belli başlı tüm Kürt gruplarının İsrail ile uzun zamandan beri bağları vardır. Bütün bunlar Türkmenlere, Araplara ve Süryanilere karşı yürütülen ciddi etnik şiddetle bağlantılıdır.

Ocak 2012’de Fransız gazetesi Le Figaro İsrailli gizli ajanların Irak’ın Kürt bölgesindeki gizli kamplarda İranlı muhalifleri devşirdiğini ve eğittiğini belirtti. İsrail Kürtlerin safında yer alarak İran, Irak ve Suriye’de göz ve kulaklar kazanmış oluyor.
Wikileaks tarafından 2010 yılında ortaya çıkarılan belgeler İsrail MOSSAD’ının Başkanı Meir Dagan’ın İran Hükümetini devirmek için Kürtleri ve etnik azınlıkları kullanma isteğini gösteriyor. İsrail İstihbarat örgütü Başkanı bir ABD’li yetkiliye, İsrail casusluk servisinin, bugünkü Irak’a benzer, Kürtlerin kendi özerk hükümetlerine sahip olduğu zayıf ve parçalanmış bir İran yaratma niyeti olduğunu söylüyordu.

2005'in Aralık ayında ise konuyu bu kez İtalyan La Stampa gazetesi gündeme taşıdı. La Stampa'ya göre İsrailli onlarca asker ‘tarım uzmanı' ve ‘mühendis' kimliği altında Iraklı Kürtleri eğitiyordu. Gazeteye göre İsrailliler bölgeye Türkiye üzerinden geçiş yaptılar. Geçişin ardından ‘Z Bölgesi' olarak kodlanmış gizli bir yere konuşlanan İsrailliler burada Kürtlere ağır askeri eğitim vermeye başladılar. Analizini İsrail'in Yediot Ahronot gazetesine dayandıran La Stampa'ya göre Kürtler ile ilk temasları sağlayan da Mossad'ın eski başkanı Dany Yaton'du (1996-1998). İlk temasların ardından bağlantı İsrailli işadamı Şlomi Michaels tarafından sürdürüldü. Yatom'un kurduğu Magalcom şirketi yakın bir zamana kadar Kürtlere ‘stratejik danışmanlık' yaptı. Yatom tüm bu iddiaları reddetti. Ancak eldeki belgeler bu yalanları boşa çıkarıyor. Bu arada İsrailli askerlerin bölgedeki varlığını İsrail gazetesi Yediot Ahronot da görüntüledi. Erbil yakınlarındaki Erbil Havaalanı'ndaki görüntüler İsraillilerin bu bölgedeki varlığını kanıtlayan önemli bir kanıt oldu.

MOSSAD başkan ve yardımcıları Irak'ın Kuzeyinde Görev Yapıyor

Hemen hemen tüm MOSSAD başkan ve yardımcıları Irak'ın Kuzeyinde görev yapmış ve Kürtlerle yakın ilişkide bulunmuştur.Irak'ın Kuzeyinde görev yapan MOSSAD başkan ve yardımcıları: Reuven Shiloah (1949-1962) ,Meir Amit (1963-1968) ,Zvi Zamir (1968-1974).


Zvi Za­mir'den bo­şa­lan MOS­SAD Baş­kan­lı­ğı'na Yitz­hak Ho­fi (1974-1982) atan­mış­tır. Yitz­hak Ho­fi'nin yar­dım­cı­lı­ğı­na ise Da­vid Kimc­he ata­nır (1976-1980). İki­si de da­ha ön­ce Irak'ın Kuzeyinde gö­rev yap­mış­lar­dı. Bir sü­re son­ra MOS­SAD'ın Baş­kan Yar­dım­cı­lı­ğı­na Da­vid Kimche'nin ye­ri­ne, Na­hum Ad­mo­ni ge­ti­ri­lir (1980-1982).Na­hum Ad­mo­ni (1982 – 1989) senele­ri ara­sın­da MOS­SAD Baş­kan­lı­ğı koltuğuna oturacaktır. Na­hum Ad­mo­ni da Irak'ın Kuzeyinde görevli olarak bu­lun­muş­tur.Nahum Admoni'nin yardımcılığına getirilen Menahem ‘Nahik'Navot (1984-1986 )Irak'ın Kuzeyinde görev yapanlar arasındadır. Na­hum Ad­mo­ni'nin ye­ri­ne MOS­SAD kol­tu­ğu­na 1989 – 1996 yıl­la­rı ara­sı Shab­tai Sha­vit otu­ra­cak­tır. O da Irak'ın Kuzeyinde gö­rev yap­mış­tır. 1998–2002 yıl­la­rı ara­sın­da MOS­SAD Baş­kan­lı­ğı­nı ya­pan Ef­ra­im Ha­levy de Irak'ın Kuzeyinde gö­rev­len­di­ri­len­ler­den bi­ri­dir. Her hal­de Irak Kürt­le­ri­ne in­sa­ni yardım gö­tür­mek için git­miş­ler­dir!!!! Bu ün­lü isim­le­rin Irak'ın Kuzeyinde peş pe­şe görevlendiril­me­le­ri, böl­ge­nin İs­ra­il için ne ka­dar bü­yük bir öne­me sa­hip ol­du­ğu­nu göstermiyor mu? Böl­ge­nin öne­mi İs­ra­il­li­ler için her ge­çen gün da­ha da art­tı. Kut­sal top­rak­la­ra du­yu­lan sev­gi ve ener­ji kay­nak­la­rı­na gös­te­ri­len il­gi, İs­ra­il'i Irak'ın kuzeyi ve Kürt­le­rin sev­da­lı­sı ha­li­ne ge­tir­di.



Dış Güçler Tarafından Satılan Kürtler

Mesud Barzani’nin Barzani II kitabında şöyle diyor: “Amerikan politikalarının bu mazlum ve mücadeleci halkın kaderi aleyhine komplolar kurmayı gerektireceğini ya da başkalarına bu mazlum halka kalleşlik etmelerinin yolunu açacağını aklımızın köşesinden bile geçiremezdik. Ama aklımızdan geçirmediğimiz bu ihanet gerçekleşti. İran Şahı’nın 6 Mart 1975 günü Kürt halkını arkadan bıçaklarken, Amerikan yönetimi Kürt halkına arkasını döndü. Bu halkın çağrılarına kulaklarını tıkadı. Bu trajedide en büyük günah (ABD’nin Yahudi asıllı Dışişler Bakanı) Henry Kissinger’in omuzlarındadır. Sebep odur.”
Halkını Felakete Sürükleyen Adam

Amerikalı Araştırmacı Thomas Goltz Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’yi şöyle anlatıyor: “Halkını sürüklediği bütün o felaketlerin ardından Molla Mustafa Barzani’nin ayakta kalmasını sağlıyordu. Bu felaketler o kadar çoktu ki. En ünlülerinden biri, Ksenephon gibi bir paralı asker komutanı olarak Stalin’in 1946 da İran’da kurdurduğu, kısa ömürlü ‘Kızıl’, Mahabad Özerk Cumhuriyeti’nin Genel Kurmay Başkanıydı. Britanya ve ABD’nin baskısıyla yıkıldı bu Cumhuriyet. Molla Mustafa ve adamları, kadınları, yaşlıları ve savaşamayacak durumda olan diğerlerini kaderlerine terk ederek Sovyetler Birliği’nin derinliklerine doğru 12 yıl sürecek yolculuklarına başladı.

Bağdat’la, Kürtlere petrol gelirlerinden pay veren ve kültürel özerklik tanıyan bir iktidar paylaşım anlaşması önerilmişti Molla Mustafa’ya. Muhtemelen dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Kürt gruba yaşadıkları ülkenin hükümet tarafından bu kadar iyi bir anlaşma önerilmemişti. “Nankör insan, herşeyin fiyatını bilen, fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir.”

Ama bununla yetinmeyen Molla Mustafa 1970′lerin başında bir kere daha isyan bayrağını açtı. Bu kez Bağdat’a ve Hüseyin Ağa Surçi gibi hükümete sadık Kürt aşiretlerine karşı İran Şahı’yla (ve İsrail gizli servisi MOSSAD’la) ittifak içindeydi. Kürtler arasında Barzani’ye karşı çıkanların (ya da belirsiz amaçlarını sorgulayanların hepsi) ‘caşh’ ya da hain olarak nitelendi ve buna göre muamele gördü. Barzani’nin Şah’la (ve MOSSAD’la dansı) 1975′te İran ve Irak arasında imzalanan (Henry Kissinger sayesinde), Şattülarap’ı İran’a veren ve Kürtlerin bir kez daha çöküşüne yol açan Cezayir Anlaşması’yla son buldu. Molla Mustafa ve adamları bu kez ABD’nin yolunu tuttu. Çok seyahat etti, çok harcadı ve sonunda kanserden Washington’da öldü.”


Bütün sorun da burada yatıyor. Hafızamız, Iraklı Kürtlerin en az üç kez, silah sesleri kesildiğinde kendini yanlış tarafta bulduğunu gösteriyor. En son örnek 1991 baharında, Körfez Savaşı’nın hemen sonrasında Başkan Bush Kürtleri kendi kaderlerine terk ettiğinde yaşandı. ABD’yi ikiyüzlülüğünden, kendi yöneticilerinin de hatalı yargılardan dolayı suçlayan Kürt mülteciler dalgalar halinde Türkiye sınırlarına aktı. Mezopotamya’da hatıralar uzar gider, özellikle de kimin iktidara karşı kiminle, neden ve ne zaman işbirliği yaptığına dair yerel hatıralar.


Kürtlere İftira ve Haksızlık Yapılıyor!

Mesud Barzani Bar­za­ni II”ad­lı ki­ta­bın­da: “Son zamanlarda Irak’ta bazı kitaplar yayınlandı. Bu kitaplarda, güvenlik birimlerinin ve istihbarat yetkililerinin bazı konuları yazar­lara dikte ettirdikleri açıkça görülmektedir. Hatta bazı üst düzey subaylar ve istihbarat yetkilileri de kirli kalemleriyle, Irak tarihini çarpıtmak ve ulusal güçleri karalamak için kitaplar yazdılar.

Öyle anlaşılıyor ki, bu kindarların ana gayelerinin bir parçası, Kürt kurtuluş hareketinin tarihini ve büyük başkanını karalamak oluş­turmaktadır. Amaçları, Kürt halkını bu hareketin ve başkanının yabancı güçlerle işbirliği içinde olduğuna ve isyanlarının sömürgecilerin direktifleriyle başladığına inandırmaktır(Kürt grupları dış güçlerle işbirliği içinde değilmidir?). Ama şunu unutuyorlar veya unutmuş gibi görünüyorlar. Bağımsız devletini kurma hususunda Kürt halkını meşru haklarından yoksun bırakanlar sömürgecilerdir (Sakın bu sömürgeciler ABD, İngiltere ve Fransa olmasın?). Şu şövenistlerin halklarının ensesine binip onlara kan kusturmalarına imkân sağlayan devletleri kuranlar da sömürgeci emperyalistlerdir.

Barzani’nin İngiliz (ABD,İsrail….) yetkilileriyle mektuplaşmasını işbirlikçilik ve karanlık ilişki olarak nitelendiriyorlar. Ben, taassupçu ve ırkçı kimselerin yazdıklarını ve bundan sonra yazacaklarını tartışmak niyetinde değilim. Çünkü Kürt halkının verdiği mücadelenin ve başkanlarının sergiledikleri fe­dakârlığın bu pis kalemlerin kirletemeyecekleri kadar yüce olduğuna ilişkin inancım sonsuzdur”.

Türk Gazeteci, araştırmacı ve yazar Uğur Mumcu: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD 'ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?

Tarih boyunca İngiltere, ABD, İran, SSCB, Suriye ve İsrail Kürtleri kullanmış ve işleri bittikten sonra kendi kaderleriyle baş başa bırakmışlardır, ama Kürtler tarihten ders alamamışlardır.
Tarih, büyük devletler tarafından kullanıldıktan sonra çöplüğe atılan toplumlarla ve “tarih yazacağım, devlet kuracağım” diye kendi toplumlarını mahveden hayalperestlerle doludur.

Irak Kürtleri’nin, kendi yakın tarihlerinden hiç de ders almamışa benziyorlar…
Ali Kerküklü

Ali Kerküklü Yazarn dier yazlar (63)...

Türkmen Milletvekili Niyazi Mimaroğlu Meclisi Göreve Çağırdı

Hits: 19

Bağımsız Türkmen Milletvekili Niyazi Mimaroğlu, Tuzhurmatu’da meydana gelen bombalı saldır…

Devam...

Tuzhurmatuda Patlama: 20 Ölü, 100 Yaralı

Hits: 57

Irak’ın Kerkük şehrinde bir pazar yerinde meydana gelen patlamada en az 20 kişinin hayatını …

Devam...

İsmail Serttürkmen ve “Ant olsun mavi asmanım sana”

Hits: 47

Irak’ta Türkmen Milli Marşının tarihine adını altın harflarla yazan usta Türkmen Şairi İ…

Devam...

Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Yıldız Türkmenlerle buluştu

Hits: 58

Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız, Irak'ın başkenti Bağdat'ta Türkmen aileler…

Devam...

'Musul-Kerkük belgelerine gözümüz gibi bakıyoruz'

Hits: 60

Osmanlı coğrafyası arşivleriyle ilgili tarihe ışık tutacak bir kongre yapacaklarını ifade e…

Devam...

Erbil'deki Türkmenler, siyasi geleceklerini görüştü

Hits: 69

-ITC Erbil Milletvekili Maruf:-'Gayrimeşru referandum sonrası yaşanan siyasi değişim sürecinde…

Devam...

Kerkük'te DAEŞ ile çatışma: 4 Türkmen asker şehit

Hits: 42

Kerkük'ün güney batısındaki Beşir Kasabası'nda dağlık araziye sığınan DAEŞ teröris…

Devam...

Türkmeneli dergi 117

Hits: 16

Devam...

Türkmeneli Güncesi ekim 2017

Hits: 12

Devam...

Irak'ta 7,3 büyüklüğünde deprem! Ölü sayısı artıyor...

Hits: 42

Kerkük, Erbil ve Bağdat'ta da çok şiddetli hissedilen deprem Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu i…

Devam...

Yazarn ok okunan

Türk Diyarı Kerkük Elden Gidiyor!

Hits: 25908

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014…

Devam...

Irak Türkmenleri petrol kurbanıdır!

Hits: 22724

18 Ekim 2016 tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musul'a yönelik yaptığı a…

Devam...

Türkmen Diyarı Kerkük’te Kürtlerin Oynadığı Oyun Herkesi Yakacak!

Hits: 20045

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bulunuyor. Ancak peşmerge, 2014 y…

Devam...

Türkmen Şehri Kerkük’ün Güvenlik Dosyası Kimin Elinde?

Hits: 19960

Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğinde KYB Genel Sekreter Yardımcısı ve Irak K…

Devam...

Erbil’in Türk Kimliği ve Tarihi Gerçekler

Hits: 19539

Er­bil, Kerkük gibi bir Türk şeh­ridir. Türk­men­le­rin yoğun yer­le­şim mer­kez­le…

Devam...